logo
12 TEMMUZ 2026

LYS adaylarının tercihi iki sınav

27.05.2010 00:00:00
 
Üniversiteye girişte ikinci aşama sınavları olan ve toplam beş ayrı alanda düzenlenecek Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) başvuran adayların çoğunluğunun tercihi "iki sınava" katılmak oldu.

 

Sınavları gerçekleştirecek olan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan yaptığı açıklamada, 2010-LYS'ye toplam 872 bin 800 adayın başvurduğunu bildirdi. Üniversiteye girişin birinci aşaması olan Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) sonucunda 1 milyon 233 bin 580 aday LYS'ye katılma hakkı elde etmişti. Yarımağan, Matematik ağırlıklı LYS-1'e 605 bin 520, Fen Bilimleri ağırlıklı LYS-2'ye 276 bin 800, Edebiyat-Coğrafya ağırlıklı LYS-3'e 635 bin 300, Sosyal Bilimler ağırlıklı LYS-4'e 349 bin 100, yabancı dil ağırlıklı LYS-5'e de 31 bin 300 adayın gireceğini bildirdi. Yarımağan, "Bu rakamlar çok normal rakamlar. Bir anormallik yok. Bazıları yorum yapıyorlar, 'bu sayılar çok az' diye, katılmıyorum. " dedi.

‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı

İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı

11.07.2026 18:14:00
Haber Merkezi
 
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama" suçundan ayrı ayrı en az 10 yıl hapis cezası talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Şaka diye savundular, savcılık inanmadı



Soruşturma dosyasına giren teknik incelemelerde, iki isim arasındaki WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları en güçlü delil olarak öne çıktı. İddianamede yer alan kayıtlara göre, Sadettin Saran'ın "Sende var mı ondan? Pazar sabahtan teyitleşelim..." mesajına, Ela Rümeysa Cebeci'nin "Ben Escobar mıyım nereden bulayım, sen yetiştiriyordun ya başkanım yol birkaç dal takılalım" şeklinde yanıt verdiği görüldü.

Şüphelilerin bu diyalogları "film repliği ve şaka" olarak nitelendiren savunmaları, savcılık tarafından uyuşturucu teminine yönelik iradeyi ortaya koyduğu gerekçesiyle ikna edici bulunmadı.

"Organik sakinleştirici" savunması

Saç örneklerinde kokain tespit edilen Sadettin Saran, ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti. Cebeci ile yalnızca mesajlaştıklarını ve birlikte madde kullanmadıklarını belirten Saran, test sonucunu Fenerbahçe başkanlık seçimi döneminde kendisine verilen "organik sakinleştiricilere" bağladı. Geçtiğimiz Aralık ayında gözaltına alınan Saran, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Spiker etkin pişmanlıktan yararlandı

17 Aralık 2025'te tutuklanan ve adli tıp raporu pozitif çıkan spiker Ela Rümeysa Cebeci ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı. Kullanıcı olduğunu kabul eden ancak ticaret suçlamasını reddeden Cebeci, yaklaşık 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 24 Nisan 2026'da ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, kamuoyunun yakından takip ettiği bu skandal davanın yargılama süreci önümüzdeki günlerde başlayacak.

CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da


 
 
CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar devam ediyor. Çankaya Belediye Başkanı Güner'in de aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

11.07.2026 09:35:00
HABER MERKEZİ/AA
 
CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da
CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de yer aldığı 36 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışma kapsamında, hakkında "suç örgütü kurma", "suç örgütüne üye olma", "rüşvet alma", "rüşvet verme" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından gözaltı kararı verilen şüphelilerin adreslerinde arama, el koyma işlemi yapıldı.

27 kişi gözaltına alındı

Şüphelilerden 27'si gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Bu arada sabah erken saatlerde Çankaya Belediyesi'nde polis ekiplerince arama yapıldı.

Akıllı ev cihazlarında risk büyük


 
 
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, "Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir" dedi.

11.07.2026 09:27:00
AA
 
Akıllı ev cihazlarında risk büyük
Akıllı ev cihazlarında risk büyük

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, akıllı süpürgelerin hacklenmesiyle evdeki tüm cihazlara erişilebileceğini ve banka hesaplarının boşaltılabileceğini söyledi. Kırklareli Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen Siber Güvenlik ve Sosyal Mühendislik Atakları Konferansı'nda konuşan Aydın, teknolojinin hayatı kolaylaştırırken beraberinde çeşitli siber riskleri de getirdiğini belirtti.

Robot süpürgeler de akıllı cihaz!

İnternete bağlı her akıllı cihazın bir siber güvenlik riski oluşturduğunu ifade eden Aydın, evlerde kullanılan akıllı süpürgelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Akıllı süpürgelerin bir bilgisayar ağına bağlı çalıştığını anlatan Aydın, şöyle konuştu: "Bu bir bilgisayar ağına bağlı ve o ağa bilgisayar, telefon gibi cihazlar da bağlı. Burada kişisel haberleşme programlarını kullandığımız gibi artık bireysel anlamda bankacılık işlemleri de yapıyoruz. Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir. Hatta sizin üzerinizden bir botun parçası haline getirip saldırı alanına geçirilebildiği bir ortamdan bahsediyoruz."

Veri en kıymetli varlık

Siber güvenlikte en kıymetli varlığın veri olduğunu vurgulayan Aydın, herkesin bilgiye ve veriye erişmeye çalıştığını söyledi. Güçlü şifreleme algoritmalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Aydın, verinin gizliliğinin yanı sıra bütünlüğünün ve erişilebilirliğinin de korunması gerektiğini ifade etti. Aydın, 2016 yılında ABD'de internete bağlı kameralar üzerinden gerçekleştirilen Mirai saldırısını örnek göstererek, varsayılan kullanıcı adı ve şifrelerle kullanılan cihazların ciddi güvenlik açıkları oluşturduğunu kaydetti.

Sıcak havalarda kalp nasıl korunur?


Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

11.07.2026 09:09:00
MURAT ÇORBACI
 
Sıcak havalarda kalp nasıl korunur?
Sıcak havalarda kalp nasıl korunur?

Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

Sıcak havalarda birçok kişinin daha çabuk yorulduğunu, merdiven çıkarken zorlandığını veya kısa yürüyüşlerde nefes nefese kaldığını belirten Prof. Dr. Karabay, bunun yalnızca sıcaklık hissiyle açıklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Can Karabay, "Vücut normal ısısını koruyabilmek için sıcak havalarda daha fazla çalışır. Damarlar genişler, ciltteki kan akımı artar ve kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak kalp hastalığı bulunanlarda sıcak hava önemli bir stres faktörüne dönüşebilir" dedi.

Sıcak havaların herkesi etkilediğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, kalp yetersizliği bulunan hastalar, koroner arter hastalığı olanlar, yüksek tansiyon nedeniyle tedavi görenler ve ileri yaş grubundakilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda sıvı kaybının fark edilmeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Karabay, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin kalp sağlığının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Susamayı beklemek geç kalmak anlamına gelebilir

Sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının kalp üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, "Susuzluk hissi ortaya çıktığında bazen vücut önemli miktarda sıvı kaybetmiş olabilir. Özellikle yaşlı hastaların düzenli sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Susamayı beklemek çoğu zaman geç kalmak anlamına gelir" diye konuştu.

Kalbi koruyacak 5 öneri

Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:
• Gün boyunca düzenli su tüketin.
• Öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmayın.
• Egzersizleri sabah veya akşam saatlerinde yapın.
• İlaçlarınızı doktor önerisi dışında değiştirmeyin.
• Aşırı sıcak günlerde vücudunuzu zorlayacak aktivitelerden kaçının.

Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı


 
Niğde'de düğünde başına kurşun isabet eden kişi öldü.

11.07.2026 01:10:00
AA
 
Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı
Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı

Niğde'de düğünde başına kurşun isabet eden kişi hastanede hayatını kaybetti.
Merkeze bağlı Hacıbeyli köyünde yapılan düğünde İ.O. (43) tabancayla rastgele havaya ateş açtı.
Kurşunun isabet ettiği Nuh Öztürk (44), başından yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.

Kaçan zanlı enselendi

Sağlık ekibince Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Öztürk, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Jandarma, olay yerinden kaçan İ.O'yu kısa sürede evinde gözaltına aldı.

Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’

İBB Davası’nın 64. duruşmasında savunma süresinin kısıtlanmasına itiraz ettiği için salondan çıkarılan Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından yaptığı açıklamada, "Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor" diyerek tepki gösterdi

10.07.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı İBB Davası'nın 64. gününde mahkeme salonunda tansiyon yükseldi. Savunma yapması beklenen İmamoğlu, kendisine tanınan sürenin yetersiz olduğunu belirterek mahkeme heyetine itiraz etti.

Yaşanan sert diyalogların ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılması, siyaset gündemine bomba gibi düştü. Olayın ardından İmamoğlu adına açılan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından çok sert bir açıklama yayımlandı.

Mahkeme salonunda süre gerginliği

Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının alınacağını kararlaştırdı. Ancak İmamoğlu'na savunmasını tamamlaması için kısıtlı bir süre tanındı. Bu duruma sert tepki gösteren İmamoğlu, davanın büyüklüğüne ve suçlamaların ağırlığına dikkat çekerek sürenin yetersiz olduğunu vurguladı.

İmamoğlu, mahkeme heyetine yönelik itirazında, "Asrın iftirasının yüklü olduğu iddianameye karşı 6-7 saat savunma yapmam yetersizdir" ifadelerini kullandı. Savunma hakkının kısıtlandığını belirten İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında sözlü tartışma yaşandı. Diyalogların ardından Mahkeme Başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

"Benimle yarışmaktan korkuyor"

Mahkeme salonunda yaşanan bu krizin ardından Ekrem İmamoğlu adına faaliyet gösteren Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama paylaşıldı. Karara ve engellemelere çok sert tepki gösterilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor. O yüzden sesim yasak, görüntüm yasak, fotoğrafım yasak, X hesabım yasak, mahkemeye gelmem yasak, savunma yapmam yasak."

Siyasi kulisleri hareketlendiren bu gelişme sonrası, İmamoğlu'nun avukatlarının ve parti kurmaylarının davadaki adil yargılanma ihlallerine karşı nasıl bir yol haritası izleyeceği merak konusu oldu. Davanın bir sonraki duruşmasının tarihi ve savunma hakkına ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde de gündemi meşgul etmesi bekleniyor.

Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı

"Suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması" suçunun önlenmesine yönelik "Kapalıçarşı soruşturması"nda 504 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, yasa dışı yollardan sağlanan gelirlerin, kaynağından uzaklaştırılarak finansal sisteme kabul ettirilmesi amacıyla paravan şirketlerin kullanıldığı belirtildi

10.07.2026 17:20:00
Anadolu Ajansı
 
Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı
Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Türker Ak ve Murat Dönmezoğlu'nun elebaşılığını yaptığı suç örgütü tarafından, Venüs Döviz Altın Yetkili Müessese AŞ'nin de arasında olduğu 369 paravan şirketin kullanıldığı, bunların çoğunun Kapalıçarşı'da dönüşümü sağlayan şirketler olduğu kaydedildi.

Örgüt bünyesinde kullanılan paravan şirketlere ilişkin finansal tespitlere yer verilen iddianamede, "Dosya kapsamında temin edilen MASAK raporları, banka hesap hareketleri, şirket kayıtları ve finansal veriler birlikte değerlendirildiğinde, örgüt tarafından kullanılan şirketlerin olağan ticari faaliyet yürütmek amacıyla kurulmuş bağımsız işletmeler şeklinde değil, suç gelirlerinin kabul edilmesi, farklı hesaplar arasında dolaştırılması, katmanlaştırılması ve sonraki finansal aşamalara aktarılması amacıyla oluşturulmuş örgütsel bir finansal ağın parçaları şeklinde faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Soruşturma konusu şirketlere ilişkin finansal veriler incelendiğinde, örgüt bünyesinde kullanılan şirket hesaplarına yüzlerce farklı gerçek ve tüzel kişiden yüksek hacimli para girişlerinin gerçekleştiği vurgulanan iddianamede, şu tespitler yer aldı:

"Yalçın Aktariye hesaplarına 1075 farklı gerçek kişi ve 462 farklı tüzel kişiden yaklaşık 257 milyon lira, Bilhan Group hesaplarına 135 farklı gerçek kişi ve 107 farklı tüzel kişiden yaklaşık 593 milyon lira, Atahan Gıda hesaplarına yaklaşık 708 milyon lira, Biyal Tarım hesaplarına yaklaşık 406 milyon lira, Fast Gayrimenkul hesaplarına yaklaşık 233 milyon lira, İMA Bilişim hesaplarına yaklaşık 213 milyon lira, Öznacar İnşaat hesaplarına yaklaşık 149 milyon lira, Maysan Gıda hesaplarına yaklaşık 136 milyon lira, Arbe Bilişim hesaplarına yaklaşık 101 milyon lira ve Metro Sanayi hesaplarına yaklaşık 85 milyon lira seviyesinde para girişleri gerçekleştiği tespit edilmiştir."

İddianamede, şirket hesaplarında tespit edilen işlem hacmi, para transfer yoğunluğu, işlem yapan gerçek ve tüzel kişi sayısı ile şirketlerin faaliyet alanları, ticari organizasyonları ve mali yapıları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu finansal büyüklüklerin olağan ticari faaliyetlerle açıklanamayacak seviyede olduğu, bu durumun şirketlerin gerçek ticari faaliyet yürütmekten ziyade örgüt tarafından oluşturulan finansal sistem içerisinde fon kabulü ve transferi amacıyla kullanıldıklarını gösterdiği belirtildi.

Soruşturmaya konu şirketlerin birbirinden bağımsız ticari işletmeler olmadığının altı çizilen iddianamede, bu paravan şirketlerin örgütün suçtan elde edilen gelirleri finansal sisteme kabul etmek, katmanlaştırmak ve kaynağından uzaklaştırmak amacıyla oluşturduğu örgütsel finans sisteminin birbirini tamamlayan unsurları olarak faaliyet gösterdikleri öne sürüldü.

Paravan şirketlerin, suçtan elde edilen gelirlerin farklı hesaplar arasında dolaştırılması, döviz bürolarına aktarılması, kripto varlıklara dönüştürülmesi, ödeme kuruluşları vasıtasıyla kaynağından uzaklaştırılması ve yurt dışına çıkarılması amacıyla oluşturuldukları ifade edildi.

Sahte arayüzlü internet siteleri üzerinden forex ve e-pin dolandırıcılığı

Paravan şirketler ile örgüt yöneticisi ve üyeleri tarafından oluşturulan finansal yapı içerisine dahil edilen fonların suçtan kaynaklanan gelirlerden oluştuğu belirtilen iddianamede, örgüt yapılanmasının özellikle lisanssız forex yatırım sistemleri, yasa dışı bahis faaliyetleri, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık eylemleri, sahte internet siteleri oluşturulması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetleri, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması ile çeşitli dijital dolandırıcılık yöntemleri üzerinden sistematik şekilde suç geliri elde ettiği, elde edilen bu gelirlerin daha sonra örgüt kontrolündeki finansal ağ içerisine dahil edildiği vurgulandı.

İddianamede suç gelirlerinin "sahte arayüz-internet sitesi oluşturularak, forex yatırım dolandırıcılığı ve e-pin sistemleri" kullanılarak elde edildiği, Türkiye genelinde başsavcılıklar tarafından bu dolandırıcılık yöntemine ilişkin 1112 soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütüldüğü kaydedildi.

Söz konusu finansal akışlar bütün halinde değerlendirildiğinde, dolandırıcılık eylemlerinden elde edilen suç gelirlerinin önce sanal POS altyapısı kullanan paravan şirket hesaplarında toplandığı, devamında farklı şirketler arasında transfer edilerek dağıtıldığı ve son aşamada Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz büroları aracılığıyla döviz veya altın alımı yapılması yöntemiyle kaynağından uzaklaştırılmaya çalışıldığı tespitine iddianamede yer verildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, iddianame üzerindeki incelemesi sürüyor.

Kuantum ve yapay zekada devrim

Yapay zeka modellerini süper bilgisayarlarla birleştiren hibrit kuantum çağının ilk somut adımı atıldı. Kararsız kübitler artık kendi hatalarını gerçek zamanlı olarak düzeltebiliyor

10.07.2026 17:00:00
Eyüp Kabil
 
Kuantum ve yapay zekada devrim
Kuantum ve yapay zekada devrim
Teknoloji dünyasının iki dev gücü yapay zeka ve kuantum bilgisayarlar, Microsoft'un geliştirdiği "Majorana 1" çipiyle resmi olarak birleşti. Klasik bilgisayarların milyarlarca yılda çözemeyeceği karmaşık moleküler yapıları saniyeler içinde simüle edebilen bu yeni mimari, özellikle ilaç keşfi ve malzeme biliminde devrim yaratmaya hazırlanıyor. Yapay zekanın veri örüntülerini yakalama yeteneği, kuantum çiplerinin atom altı seviyedeki hesaplama gücüyle buluştuğunda kanser tedavilerinden batarya teknolojilerine kadar pek çok alanda süreçler bin kat hızlanacak.

Kırılgan kübit sorunu "topolojik" mimariyle çözüldü

Kuantum bilgisayarların önündeki en büyük engel olan "kübitlerin çevresel gürültüden etkilenerek hata yapması" problemi, ilk kez donanımsal düzeyde aşıldı. Dünya Ekonomik Forumu ve MIT Technology Review tarafından 2026'nın en kritik gelişmeleri arasında gösterilen bu yöntem, topolojik kübit tasarımına dayanıyor. Fiziksel kübitlerin mantıksal gruplar halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu yapı, sistemin kendi içindeki hataları anında tespit edip düzeltmesini sağlıyor.

Tek çipte milyonlarca kübit hedefi

Uzmanlar, hata payı sıfıra indirgenen bu yeni mimarinin ticari veri merkezlerine entegre edilmeye başlandığını belirtiyor. Microsoft Source platformunda paylaşılan teknik detaylara göre, Majorana 1 çip tasarımı sayesinde gelecekte tek bir yarı iletken plaka üzerine milyonlarca kararlı kübit yerleştirmek mümkün olacak. Bu durum, siber güvenlikten küresel lojistik ağlarının optimizasyonuna kadar dijital dünyanın çalışma mantığını kökten değiştirecek güçte bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor.

LGS'de tam puan aldı, hangi liseyi istiyor?

LGS kapsamındaki merkezi sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan Türkiye Petrolleri Ortaokulu öğrencisi Kerem Polat, "Teknolojik aletlerden uzak durmak gerekiyor. Sınava girecek arkadaşlara bunu tavsiye edebilirim" dedi

10.07.2026 16:20:00
Anadolu Ajansı
 
LGS'de tam puan aldı, hangi liseyi istiyor?
LGS'de tam puan aldı, hangi liseyi istiyor?
Adıyaman'da Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan Türkiye Petrolleri Ortaokulu öğrencisi Kerem Polat, 2023 yılında aynı sınavda 500 tam puan alan ağabeyi Ahmet Yiğit Polat'la aynı başarıya imza attı.

Anne ve babası eğitimci olan Polat, eğitim hayatına İstanbul Erkek Lisesi'nde devam etmek istiyor.

Başarısını düzenli çalışmaya borçlu olduğunu belirten Kerem Polat, sınav sürecinde teknolojik cihazlardan uzak durduğunu söyledi.

Ağabeyi gibi İstanbul Erkek Lisesi'nde eğitim görmek istediğini ifade eden Polat, "Düzenli ders çalışmanın çok ders çalışmaktan daha önemli olduğunu söylemek istiyorum. Girdiğim MEB'in deneme sınavlarında bunu fark ettim. Özellikle düzenli ders çalışmanın daha çok faydasını gördüm. Teknolojik aletlerden uzak durmak gerekiyor. Sınava girecek arkadaşlara da bunu tavsiye edebilirim. Hedefim, ağabeyim gibi İstanbul Erkek Lisesi'ne gitmek. Galatasaray Lisesi'ni de düşünebilirim" dedi.

Baba Coşkun Polat da büyük oğlunun elde ettiği başarının ardından bu yıl da aynı gururu yaşadıklarını belirterek, "2023 yılında Ahmet oğlumuz 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olmuştu. Bu yıl da Kerem aynı başarıyı gösterdi. Çok mutluyuz ve gururluyuz" diye konuştu.

Türkiye Petrolleri Ortaokulu Müdürü Mehmet Ateş ise öğrenciyi bilgisayarla ödüllendirdiklerini belirterek, "Okulumuza bu gururu yaşatan Kerem'i tebrik ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı deneme sınavlarını çözerek, kitapları baştan sona okuyarak ve disiplinli çalışarak bu başarıyı elde etti" ifadelerini kullandı.

Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'

İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları öne sürülen 62 sanığın yargılandığı davada, bebeklerin ölüm nedenlerine ilişkin Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporlar dava dosyasında yer aldı

10.07.2026 15:20:00
Anadolu Ajansı
 
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin talebinin ardından Adli Tıp Kurumu (ATK) Üçüncü Üst Kurulu tarafından 10 maktul bebek için ölüm sebepleri, tanı ve teşhisler ile uygulanan işlemlerin doğruluğu, tıbbi uygulama hataları ve dosyadaki sanıkların ölümlerde kusurlarının olup olmadığına ilişkin rapor hazırlandı.

"Roua Kadan", "Ayaz Karaduman", "Melek Süleymanoğlu", "Michelle Nwando Opara", "Halime Alkari", "Kerem Muhammet  Tokluoğlu", "Havvanur Karakoç", "Öykü Helvacı" ve "Serdarova" ile henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için hazırlanan raporlar Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Raporlarda bebekler Roua Kadan, Ayaz Karaduman, Melek Süleymanoğlu, Michelle Nwando Opara, Halime Alkari, Kerem Muhammet  Tokluoğlu ve henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için, yapılan ihmallerle bebeklerin ölümleri arasında illiyet bağı bulunduğu, bebeklere zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda da kurtulmalarının kesin olmadığı kaydedildi.

Havvanur Karakoç bebeğe ilişkin raporda, bebeğin uygun bakım, takip ve tedavisinin sağlanmamış olması nedeniyle primer bakımından sorumlu olan Dr. Dursun Eryılmaz ile yapılan sözleşmeyle yenidoğan yoğun bakım sorumluluğunu üstlenen ancak bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vererek takip ve tedavi sürecini yöneten Dr. İlker Gönen'in, bebeğin yakın takibini yapmaması ve arrest durumunu zamanında tespit edememesi nedeniyle sorumlu hemşire Çağla Durmuş'un eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı ifade edildi.

Söz konusu eylemlerle ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu belirtilen raporda, ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.

Öykü Helvacı bebeğe ilişkin raporda, bebeğin yeniden canlandırma işlemine katılmayan primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz'ın, bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vermesi nedeniyle Dr. İlker Gönen'in ve doktorları yeniden canlandırma işlemine çağırmaması nedeniyle hemşire Çağla Durmuş'un yaklaşımlarının tıbben uygun olmadığı kaydedilen raporda, tıp kurallarına uygun olmayan eylemler ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda bebeğin kurtulma ihtimalinin olduğu aktarıldı.

Bebek Serdarova'ya ilişkin raporda, bebeğin ölümünün tıp kurallarına uygun yürütülmeyen tanı, takip, tedavi süreci ve resüsitasyon ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun olarak yürütülmesi halinde doğum sonrasında kalp anomalisi tespit edilen bebeğin kurtulma ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtildi.

Ayrıca raporda, tape kayıtları, iddianame ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Raporu dikkate alındığında, bebeklerin 112 sevk sistemini baypas ederek uygun olmayan koşullarda takip ve tedavi süreci yürütülen hastanelere sevkini organize eden kişi/kişiler ile hastane yenidoğan yoğun bakım servislerinin işletilmesi amacıyla devredilmesinin, doktorların bilgisi olmadan yenidoğan bebeklerin orderlarının hemşireler tarafından düzenlenmesinin, doktorların günlük hastanelere gelerek vizit yapmamasının, epikrizlerin hastane dışında doktor olmayan kişiler tarafından yazılmasının, bebekler adına çekilmiş grafilerin başka bebeklere çekilen grafilerle yer değiştirilmesinin, kan gazlarının şablonlara göre epikrize uygun olacak şekilde çıkarılmasının, laboratuvar değerleriyle oynanmasının, yoğun bakımda çalışma yetkisi olmayan kişilerin yoğun bakımlarda çalıştırılmasının, yoğun bakım şartlarının 3. düzey yoğun bakım şartlarını taşımadığı halde 3. düzey yoğun bakım gibi gösterilerek yenidoğan bebeklerin yatırılmasını sağlayıp uygun olmayan koşullarda yürütülen takip ve tedavi sürecini organize eden Uzm. Dr. Fırat Sarı'nın da tıbben sorumlu olduğu belirtildi.

Davanın geçmişi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.

İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl altışar aydan 582 yıl dokuzar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Davanın sanıklarından İlker Gönen, Antalya'da tutuklu bulunduğu cezaevinde 1 Şubat'ta intihar etmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.