Madem aldatılıyordu, neden yıllarca izin verildi?
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, et ürünlerinde yeni standartlar getirildiğini açıklayarak, etin ağırlığını artırmak amacıyla soya ve nişasta kullanılmasına son verileceğini söyledi
Haber Merkezi





Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Ürün ağırlığını artırmak için etin içine soya ve nişasta katılması gibi uygulamalara son veriyoruz. Sucuk ve pastırma gibi geleneksel lezzetlerimizin içine farklı katkılar katarak özünü bozanları engelliyoruz" dedi.
Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği doğrultusunda et ürünlerinde yeni standartlar belirlendiğini ve Türk Gıda Kodeksi ile güvenilir gıda için kararlı adımlar atıldığını belirtti. Bakan Yumaklı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Ürün ağırlığını artırmak için etin içine soya ve nişasta katılması gibi uygulamalara son veriyoruz. Sucuk ve pastırma gibi geleneksel lezzetlerimizin içine farklı katkılar katarak özünü bozanları engelliyor; dönerimizi 'yaprak' ve 'kıyma' olarak şeffafça etiketliyoruz. Tavuk dönerdeki yağ oranını da yüzde 15'e çekerek hem sağlığı koruyor hem de standartları netleştiriyoruz. Sofralarımıza gelen her lokmanın güvenilir ve hak ettiği kalitede olması için denetimlerimizi ve düzenlemelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
Açıklama kamuoyunda önemli bir soruları da beraberinde getirdi:

Madem tüketici yıllardır yanıltılabiliyordu, bu uygulamalar neden daha önce yeterince engellenmedi?
"Tüketicinin yanıltılması" Bakanlığın kendi belgelerinde de var. Asıl dikkat çekici nokta ise düzenlemenin gerekçesinde saklı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, daha 2024 yılında hazırladığı Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği taslağında, mevcut düzenlemenin güncellenme nedenleri arasında açıkça "tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi", "tüketici menfaatlerinin korunması" ve "haksız rekabetin önlenmesini" saymıştı.
Yani bugün "güvenilir gıda" ve tüketicinin korunması adına atıldığı açıklanan adımların önemli bir bölümü yeni bir sorunla değil, daha önce de Bakanlığın gündeminde olan bir sorunla ilgili.
Halk yıllarca ne ödedi, ne tüketti?
Etin içine ağırlık artırmak amacıyla soya veya nişasta katıldığı tespit edilen ürünler varsa, burada yalnızca gıda mevzuatı değil, tüketicinin parasının karşılığını alıp almadığı da tartışma konusu.
Vatandaş "sucuk" diye aldığı ürünün gerçekten hangi oranda et içerdiğini, "döner" diye tükettiği ürünün yaprak mı kıyma mı olduğunu bilmek zorunda kalıyorsa, denetimin temel amacı da tartışmaya açılıyor.
Çünkü tüketici yalnızca "sağlığıma zarar verir mi?" diye sormuyor.
Bir başka sorularda soruyor:
"Parasını verdiğim ürün gerçekten bana satıldığı ürün mü?"
Bu sorunlar biliniyorsa neden daha önce yeterince önlenemedi?
Kaç işletme denetlendi, kaç ihlal tespit edildi?
Tüketici kaç yıl boyunca ne olduğunu bilmeden bu ürünleri satın aldı?
Mevzuata aykırı üretim yapanlara bugüne kadar hangi yaptırımlar uygulandı?
Yeni düzenlemeyle birlikte geçmişteki denetimlerin sonuçları da kamuoyuna açıklanacak mı?
Gıda güvenliği yalnızca yeni kurallar koymakla değil, kuralların zamanında uygulanması ve etkili biçimde denetlenmesiyle sağlanabilir.
Bakanlığın açıklaması önemli bir düzenlemeyi gündeme getiriyor. Ancak halk sağlığı ve tüketicinin korunması açısından tartışmanın bir ayağı daha var:
Bugünden sonrası için ne yapılacağı kadar, bugüne kadar neden yeterince yapılmadığının da açıklanması gerekiyor.









































































