logo
07 KASIM 2026

A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’

Abdullah Öcalan’ın İmralı görüşmelerinde sürecin hızlandırılması gerektiğine ilişkin sözleri yeniden gündemde

15.09.2026 22:20:00
Haber Merkezi
 
A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’
A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’
Abdullah Öcalan'ın İmralı görüşmelerinde sürecin hızlandırılması gerektiğine ilişkin sözleri yeniden gündemde. Öcalan, beklemenin risk ürettiğini belirterek "Kaybedecek zamanımız yoktur" ifadelerini kullandı.

'Süreçte ısrar ve acele ediyoruz'

Abdullah Öcalan'ın daha önceki görüşmelerinde yaptığı değerlendirmelerde, yürütülen sürecin ilerletilmesi konusunda dikkat çeken ifadeler kullandığı aktarıldı.

Öcalan'ın mesajında, 'bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz' dediği belirtildi.

Öcalan, sürecin belirsizlik içinde bırakılmasının yeni riskler doğurabileceğini savunarak şu ifadeyi kullandı: 'Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur'.

'Çerçeve bir yasa' çağrısı

Öcalan'ın açıklamalarında TBMM'nin rolüne de dikkat çekildi. Meclisin süreci hassasiyetle yürütmesi gerektiğini belirten Öcalan, "Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Bu sözler, sürecin yalnızca siyasi görüşmelerle değil, yasal düzenlemeler üzerinden kurumsal bir zemine taşınması gerektiği yönündeki mesaj olarak değerlendirildi.

Tartışma yeniden alevlendi

Öcalan'ın "ısrar ve acele" vurgusu, Türkiye'de devam eden tartışmaların da yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Bir tarafta sürecin ilerletilmesi ve Meclis zemininde yasal adımlar atılması gerektiğini savunanlar bulunurken, diğer tarafta "Neden acele ediliyor, hangi adımlar hazırlanıyor ve kamuoyundan ne saklanıyor?" soruları soruluyor.

Özellikle Öcalan'ın "Kaybedecek zamanımız yoktur" sözleri, sürecin bundan sonraki aşamasında atılacak adımların zamanlamasına ilişkin tartışmaları daha da büyütüyor.

Kritik soru: Acele edilen nedir?

Öcalan'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici ifadelerden biri "acele ediyoruz" vurgusu oldu. Şimdi gözler Meclis'e ve siyasi aktörlere çevrilmiş durumda.

Acele edilen süreç nedir?

Hangi yasal düzenlemeler gündeme gelecek?

Kamuoyunun bilmediği hangi takvim işletiliyor?

Bu soruların yanıtı, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli siyasi gündem maddelerinden biri olmaya aday.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde pompalı tüfekle dehşet saçarak 8 kişiyi öldüren ve 1 kişiyi ağır yaralayan şüpheli Arif Sefa Özdemir, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının jandarmadaki ifadesinde, katliamın biçerdöver alım-satımından kaynaklanan borç tartışmasıyla başladığını itiraf ettiği öğrenildi

06.11.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
Afyonkarahisar ve Eskişehir hattında art arda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarla Türkiye'yi sarsan şüpheli Arif Sefa Özdemir'in adli işlemleri tamamlandı. Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi kırsalında jandarma ve polis ekiplerinin ortak operasyonuyla yakalanarak Afyonkarahisar'a getirilen zanlı, yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

"Birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklandı

Afyonkarahisar Adliyesi'nde savcılık sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan Arif Sefa Özdemir, "birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen zanlının babası ise hakimlikçe serbest bırakıldı.

Katliamın nedeni ortaya çıktı: Biçerdöver borcu

Soruşturma dosyasına giren jandarma ifade tutanağı, saldırının perde arkasını da aydınlattı. İfadesinde biçerdöver operatörlüğü yaptığını belirten Özdemir, geçen yıl Kırşehirli Ahmet Uzel'den vadeli olarak satın aldığı biçerdöverin tarlada çalışırken yanması üzerine kalan borç miktarı nedeniyle aralarında husumet oluştuğunu anlattı.

Olay günü ödeme yapma vaadiyle Ahmet Uzel (57), Bekir Toprak (50) ve Numan Toprak'ı (56) İhsaniye ilçesindeki Ayazini köyü kırsalına çektiğini itiraf eden zanlı, çıkan tartışmanın ardından pompalı tüfekle üç kişiyi vurarak öldürdüğünü beyan etti.

Kaçabilmek için araç gasbedip önüne çıkanlara ateş açmış

İlk cinayetlerin ardından yakalanmamak ve araç değiştirmek için kaçış güzergahında terör estirdiğini itiraf eden Özdemir'in ifadesinde şu kan donduran detaylar yer aldı.

Önünü kestiği araçtaki Seydi Ahmet Aydoğmuş (73) ve Satı Aydoğmuş'u (68), araçlarını vermedikleri ve tüfeğini almaya çalıştıkları gerekçesiyle vurarak öldürdü ve araçlarını gasbetti.

Gasbettiği araçla ilerlerken hafif sürtüştüğü başka bir aracın sürücüsü İsmail Şen'i (61), tüfeği görüp polisi arayacağını söylemesi üzerine başından vurarak katletti.

Yukarıtandır köyü mevkiinde durdurduğu araçtaki üç kadından ön koltuktakinin indiğini, araçtan inmeyen iki öğretmene ise geriye saydıktan sonra ateş açtığını söyledi. Saldırıda öğretmenler Hilal Mete (31) ve Ayşe Sena Demir (46) hayatını kaybetti.

Kent merkezinde aracını almak istediği S.P.'yi başından vurarak ağır yaralayan zanlı, Eskişehir sınırına geçtikten sonra tabanca bulabilmek amacıyla köy muhtarlarına kendisini "MİT görevlisi" olarak tanıttığını ancak silah alamadığını itiraf etti.

İfadesinin sonunda pişman olduğunu ve alkolün etkisiyle hareket ettiğini öne süren zanlının, saldırıda ağır yaraladığı S.P.'nin hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi. Kılıçdaroğlu "Hükümete destek veriyor" eleştirilerini de yanıtladı

06.11.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı, özetle şunları söyledi: "Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT)kurulmasını dört-beş yıl önce seslendirdik. Eğer Türkiye kendi dar sınırlarına hapsolursa bir bölgesel güç olamaz. Türkiye bölgesel güç olmak zorundadır. Siz, eğer her ülkenin de çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, 'hayır, ben kendi sınırlarıma çekileceğim ve burada kalacağım' derseniz oyun kurucu olamazsınız. Yeni dünya düzenini anlamıyorsunuz demektir. Yeni dünya düzeninden Türkiye'yi kaçırıyorsunuz demektir."

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

06.11.2026 11:50:00
AA
 
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarının ekim aylarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırdığı bir çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu incelendi.

Kentte ekimdeki PM10 konsantrasyonu, 26 istasyonda metreküp başına ortalama 35,2 mikrogram olarak belirlendi. Bu değer, geçen yılın aynı ayında ortalama 31,9 mikrogram olarak ölçüldü. Böylece PM10 kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 10 arttığı tespit edildi.

PM10 konsantrasyonu​​​​​​​nun kentteki 6 istasyonda azaldığı, 20 istasyonda arttığı görüldü. Ekimde kentte PM10 konsantrasyonunun en yüksek olduğu istasyon metreküp başına 71,3 mikrogramla "Sultangazi 3", en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 18,1 mikrogramla "Üsküdar 1" oldu.

Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, hava kirliliğiyle mücadelenin insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, toplumun ortak çözümler geliştirmesi ve harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'daki 26 ölçüm istasyonunun verilerini değerlendiren Toros, hava kirliliğinin bu yılın ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığını belirtti.

Bu artıştaki ana faktörün meteorolojik değişkenler olduğunu aktaran Toros, "Geçen yılın eylül ayı ile bu yılın aynı dönemindeki yağışları karşılaştırdığımızda, bu yıl eylülde geçen yıla göre yüzde 50 daha fazla yağış meydana geldi. Çok yağış almamıza rağmen geçen yıl yağışlar daha uzun süre etkili olduğu ve arka planda alçak basınç alanları daha etkili olduğu için geçen yıl bu yıla göre daha temiz bir hava ile karşı karşıyaydık. Bu sene ise maalesef havamız daha kirli çıkmış oldu." dedi.

Toros, rüzgarın hava kirliliği üzerindeki etkisine dikkati çekerek, yüksek basıncın hakim olduğu dönemlerde hava hareketlerinin azalmasının kentlerde kirliliğin artmasına neden olduğunu kaydetti.

İstanbul'da hava kirliliğinin büyük çoğunluğunun araçlardan kaynaklandığını belirten Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonun üzerinde olduğunu ifade etti.

Trafik yoğunluğu nedeniyle kısa sürede katedilebilecek mesafelerde yolculuk süresinin 20-30 dakikaya uzayabildiğini belirten Toros, araçların trafikte daha uzun süre kalmasının egzoz gazı salımını artırdığına dikkati çekti.

Toros, havaların soğumaya başlamasıyla ısınma kaynaklarının da devreye girdiğini aktararak, çoğu binada doğal gaz kullanılmasına rağmen bazı küçük mahallelerde veya sanayi sitelerinde doğal gaz dışındaki yakıtlarla ısınmanın sürdüğünü, bunun da hava kirliliğini artırdığını dile getirdi.

Şehirlerin, caddelerin ve sokakların temiz olmasının önemine değinen Toros, hava kirliliğine yol açan kaynakların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Günlük sınır değer 5 istasyonda aşıldı
Toros, ekim ayındaki ortalama PM10 konsantrasyonunun geçen yıl 3 istasyonda, bu yıl ise 5 istasyonda metreküp başına 50 mikrogramın üzerinde olduğunu anlattı.

Sağlık açısından havadaki günlük PM10 değerinin metreküp başına 50 mikrogramın altında olması gerektiğini belirten Toros, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yıllık ortalama PM10 değerinin ise metreküp başına 15 mikrogramın altında olmasını önerdiğini aktararak, "Bu değerin iki katından fazla kirli olduğumuzu görüyoruz." dedi.

Toros, hava kirliliğinin bugünden yarına temizlenecek bir olay olmadığını, uzun vadeli çalışmalar yapılması gerektiğini, Türkiye'nin 2053 karbon sıfır hedefinin bu açıdan son derece değerli olduğunu söyledi.

Atmosfere karbon salınımına neden olan maddelerin genellikle diğer kirleticilerin de kaynağı olduğunu belirten Toros, bunların tamamının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Toros, sanayi öncesi dönemde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 300 ppm'in altında olduğunu, günümüzde ise 430 ppm seviyesine yükseldiğini belirterek, bu artışın insan sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini kaydetti.

"COP31 hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet"
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'in hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet olduğunu dile getiren Toros, dünyanın farklı yerlerinden yöneticilerin, bilim insanlarının, öğrencilerin ve farklı kuruluşların Antalya'da bir araya geleceğini vurguladı.

Toros, hava kirliliğinin iklimi olumsuz etkilediğini, iklim değişikliğinin de taşkınlar, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi ve susuzluk gibi sonuçlara yol açtığını, atmosferin kirlenmesinin bu sorunların arka planındaki ana nedenlerden biri olduğunu ifade etti.

Toros, hava kirliliğinin okullarda, iş yerlerinde ve evlerde gündem maddelerinden biri olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Her birimiz evimizin önünü temiz tutarsak, iş yerimizin önünü temiz tutarsak, evimizde veya iş yerimizde veya ulaşımda herhangi alanda atmosfere zarar vermeyecek kirleticiler, yani atmosferin kirlenmesine katkı sağlamayacak yakıtlar kullanırsak, kaynakları verimli kullanırsak, atmosferimiz temizlenmiş olur, doğrudan sağlığımızı korumuş oluruz. Dolaylı olarak da şu anda tüm insanları tehdit eden küresel iklim değişikliğiyle ciddi anlamda mücadele etmiş oluruz. Hem de 2053 karbon sıfır hedefimize bir adım daha yaklaşmış oluruz."

Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında tutuklanması talep edilen Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki savcılığın sevk yazısında, Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanının 2026 yılının nisan ayı, satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı belirtildi

06.11.2026 00:30:00
AA
 
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, Özata Denizcilik San. ve Tic. AŞ isimli şirket hissesindeki işlem verileri ve bulgular neticesinde, şüpheli Kaya'nın kamuya açıklanmamış ve sermaye piyasası aracının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilere sahip olduğu yönünde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından rapor düzenlendiği belirtildi.

Bu kapsamda savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu kaydedilen yazıda, "İlgili hissede yapılan işlemler ve Kamu Aydınlatma Platformu'ndaki (KAP) sermaye ve ortaklık yapısı incelendiğinde, Tera Grubunun şirket ve fon bazında OZATD hissesinde yoğun miktarda hisse alım işlemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir." denildi.

Kaya'nın ifadesine yer verilen sevk yazısında, Tera Grubu yöneticilerinden Erdin Özel'le geçmişten de tanışıklığının bulunduğu, yine hisse yatırım sürecinde de bu görüşmenin yoğun bir şekilde devam ettiği, ayrıca Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'le görüştüğünü belirttiği kaydedildi.

Sevk yazısında, ayrıca şüpheli Kaya'nın Tera Grubu'na yatırım hesabı açtığının da işlem ve beyanlarla doğrulandığı ifade edildi.

İlgili hissenin hisse değerinin yükselişinin 2026 yılının nisan ayında başladığı, düşüş eğiliminin ise fonlarla ilgili olarak alınan tasfiye kararı tarihi olan 17 Eylül'den bir gün öncesi olan 16 Eylül'e kadar devam ettiği belirtilen yazıda, "Şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanı 2026 yılının nisan ayı olup, almış olduğu hissenin satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, ayrıca bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı" değerlendirmesi yapıldı.

Sevk yazısında, öncelikle OZATD hissesinin T+2 pozisyonunda olduğu, yani hisse satış işleminin gerçekleşmesinden sonraki 2 iş günü süren takas süresinde satış sonucu elde edilen miktarın hesaba geçtiği bir durum söz konusu olmasına rağmen, şüpheli Kaya'ya ait hisselerin satışının T+0 pozisyonunda yani virman şeklinde yapılarak bakiyenin aynı gün içerisinde hesaba geçtiği belirtildi.

"Tasfiyeden 1 gün önce bu işlem gerçekleşti"

Yazıda, bu virmanın Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ'ye yapıldığı, aynı gün içerisinde de bu şirket tarafından şüphelinin hesabına hisse satış bedelinin yatırıldığının tespit edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Burada yapılan satış işleminin 16 Eylül tarihi olduğu, yani tasfiyeden 1 gün önce bu işlemin gerçekleştiği, belirtildiği üzere şüphelinin Tera Grubu yöneticileriyle diyalog halinde oluşu, ilk defa borsa yatırımcısı olmasına rağmen yatırım miktarının yüksek değerde oluşu dikkate alındığında şüphelinin hissenin fiyat hareket aralığını bildiği ve yine tasfiye kararının verileceğini de bilerek işlemler yaptığı görülmektedir."

Bu kapsamda kaçma ve delil karartma şüphesi dikkate alındığında şüpheli hakkında uygulanacak adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz olacağı aktarılan yazıda, açıklanan gerekçeler doğrultusunda da üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi. 

8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı

Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde üç farklı köyde 8 kişiyi pompalı tüfekle öldürüp 1 kişiyi ağır yaraladıktan sonra gasbettiği araçla kaçan zanlı, Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde güvenlik güçlerinin düzenlediği dron destekli operasyonla yakalandı

05.11.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı
8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı
Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde meydana gelen ve Türkiye'yi yasa boğan silahlı saldırıların faili, güvenlik güçlerinin nefes kesen takibi sonucunda Eskişehir kırsalında kıskıvrak yakalandı.

Köyler arasında dehşet saçtı

Edinilen bilgilere göre kanlı olaylar zinciri, İhsaniye ilçesine bağlı Yukarıtandır köyünde başladı. Şüpheli Arif Sefa Ö. burada silahla ateş açarak 1 kişinin olay yerinde ölümüne, 1 kişinin ise kaldırıldığı Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetmesine neden oldu. Saldırılarda İhsaniye Yukarıtandır Ortaokulunda görev yapan öğretmenler Ayşe Sena Demir ve Hilal Mete'nin de yaşamını yitirdiği açıklandı.

İlk saldırının ardından 35 AG 5198 plakalı aracı gasbederek kaçan zanlı, Ayazini köyüne geçerek 40 ND 574 plakalı araç içerisindeki 3 kişiyi daha pompalı tüfekle katletti. Saldırılarına Kıyır köyünde devam eden şüpheli, 03 AGV 654 plakalı araçtaki 2 kişiyi ve araca yaklaşık 1 kilometre mesafedeki 1 kişiyi daha vurarak öldürdü. Toplam 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin ise ağır yaralandığı olayların ardından saldırgan, 54 ACC 723 plakalı kırmızı renkli hafif ticari aracı gasbederek Eskişehir istikametine kaçtı.

Gasbettiği araç çamura saplandı, dronlarla izi bulundu

Olayın hemen ardından Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Kimliği ve fotoğrafı güvenlik birimlerine dağıtılan şüphelinin, Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi sınırlarına girdiği tespit edildi.

Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin koordineli saha taramaları sonucunda, zanlının kaçtığı kırmızı renkli araç Seyitgazi ilçesine bağlı Taşlık Mahallesi kırsalında çamura saplanmış ve terk edilmiş halde bulundu. Araçta yapılan aramalarda çok sayıda mühimmat ele geçirildi.

Kuyucak Mahallesi yakınlarında ablukaya alındı

Aracını bırakıp yaya olarak kaçmaya devam eden zanlıyı yakalamak için bölgeye özel harekât timleri sevk edildi. Termal kameralar ve dronların destek verdiği arama-tarama faaliyetlerinde zanlının Seyitgazi'ye bağlı Kuyucak Mahallesi'ndeki bir maden ocağı yakınlarında gizlendiği belirlendi.

Güvenlik güçlerinin bölgeyi ablukaya alarak yaptığı "teslim ol" çağrısına tüfeğiyle ateş açarak karşılık veren şüpheli, ekiplerin operasyonuyla sağ olarak etkisiz hale getirilip gözaltına alındı. Çıkan kısa süreli arbedede 2 jandarma personelinin hafif yaralandığı bildirildi.

Gözaltına alınan zanlının emniyet ve jandarmadaki sorgusu sürerken, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 başsavcıvekili ve 3 cumhuriyet savcısının yürüttüğü geniş çaplı soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var

Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı kırsal mahallelerde farklı noktalarda pompalı tüfekle düzenlenen saldırılarda 8 kişi yaşamını yitirdi, ağır yaralılar hastaneye kaldırıldı. Kırmızı renkli hafif ticari araçla kaçtığı belirlenen şüphelinin yakalanması için güvenlik güçleri bölgede geniş çaplı operasyon başlattı

05.11.2026 19:20:00 / Güncelleme: 05.11.2026 20:16:35
Haber Merkezi
 
Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var
Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var
Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde meydana gelen peş peşe silahlı saldırılar bölgeyi yasa boğdu. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan silahlı yaralama ihbarları üzerine bölgeye çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi.

Ekiplerin yaptığı ilk incelemelerde; Ayazini Köyü mevkisinde 3 kişinin, Kıyır Köyü mevkisinde 2 kişinin araçlar içerisinde pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybettiği belirlendi. Yukarıtandır Köyü mevkisinde ise 3 kadının yaralı halde bulunduğu, hastaneye kaldırılan yaralılardan 2'sinin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bildirildi.

Can kaybı sayısına ilişkin son bilgiler

Olayın ardından bölgedeki arama ve inceleme çalışmaları genişletilirken, bazı kaynaklara göre hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiği aktarıldı. Hayatını kaybeden kişilerin kimlik tespit çalışmaları sürüyor.



Kaçan şüpheli için geniş çaplı operasyon

Soruşturma kapsamında elde edilen ilk bulgulara göre, saldırıların şehir dışından geldiği değerlendirilen bir şüpheli tarafından gerçekleştirildiği ve zanlının olay yerinden kırmızı renkli hafif ticari bir araçla kaçtığı tespit edildi.

Güvenlik güçleri, cinayetlerin işlendiği köylere ulaşımı sağlayan yolları tedbir amaçlı kapattı.

Şüphelinin Kütahya istikametine yönelmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Eskişehir'in Seyitgazi ile Çifteler ilçeleri arasındaki yolda bir otomobili gasp ederek kaçışını sürdürdüğü iddiaları da araştırılıyor.

Öte yandan Afyonkarahisar merkez Osman Gazi Mahallesi'nde park halindeki bir otomobilde başından tüfekle vurularak ağır yaralanan bir kadına yönelik saldırının, İhsaniye'deki olaylarla bağlantılı olup olmadığı da emniyet birimlerince inceleniyor.

Polis ve jandarma ekiplerinin zanlıyı yakalamak için başlattığı çok yönlü soruşturma ve operasyon devam ediyor.

Valilikten açıklama

Afyonkarahisar Valiliğinin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, kentte meydana gelen silahlı saldırılarda 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin de ağır yaralandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi amacıyla devletimizin ilgili tüm kurumları, olayın ilk anından itibaren koordinasyon içerisinde hareket ederek gerekli çalışmaları titizlikle sürdürmektedirler. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinasyonunda adli süreç hassasiyetle yürütülmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Başımız sağ olsun." 

Bahçelievler'de toprak altında kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı

Bahçelievler'de inşaat alanında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı

05.11.2026 17:19:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bahçelievler'de toprak altında kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı
Bahçelievler'de toprak altında kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı
Bahçelievler'de inşaat alanında yaşanan toprak kaymasında göçük altında işçinin cansız bedenine ulaşıldı. Ekiplerin uzun uğraşları sonucunda toprak altından çıkartılan Hasan Uzunoğlu'nun cenazesi, Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.

Bahçelievler İbrahim Çallı Sokak'ta inşaatının temel kazısı sırasında yaşanan toprak kaymasında abi kardeş olduğu öğrenilen iki işçi göçük altında kalmış, işçilerden Muhittin Uzunoğlu sağ olarak kurtarılmıştı. AFAD ekiplerinin uzun süren çalışması sonucunda toprak altındaki ikinci işçiye ulaşıldı. Hayatını kaybettiği belirlenen Hasan Uzunoğlu'nun cenazesi, ekiplerin uzun süren uğraşları sonucu çıkartılarak Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti

05.11.2026 16:25:00
Haber Merkezi
 
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz'ın şikayeti üzerine yargılandığı tehdit davasında karar çıktı.

2024 yılında sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında dava açılan Özdağ, Kocaeli 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 5'inci duruşmasında beraat etti.

Eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz, 2024 yılında Berna Sultan Osmanoğlu'nun İstanbul'da düzenlenen düğününde yaptığı konuşmada, "Osmanlı'yı süren soysuzları lanetliyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Yılmaz'ın sözlerine sanal medya hesabından tepki gösteren Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise Yılmaz'a yönelik, "Şevki, umarım bir yerde karşılaşırız. Sana soylunun, soysuzun kim olduğunu gösteririm" paylaşımında bulunmuştu. Özdağ'ın paylaşımının ardından Yılmaz'ın şikayeti üzerine hakkında 'tehdit' suçlamasıyla dava açılmıştı.

Kocaeli 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 5'inci duruşmasında Özdağ'ın savunması dosya kapsamında değerlendirildi. Duruşmada sözlerinin tehdit içermediğini savunan Özdağ hakkında mahkeme beraat kararı verdi.

Sosyal medyada ‘e-Devlet’ dönemi başladı. Hesap doğrulaması nasıl yapılacak?

Türkiye’de dijital dünyanın kurallarını yeniden yazan sosyal medya yaş doğrulama düzenlemesi 1 Kasım 2026 itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Yeni döneme göre Instagram, TikTok, YouTube ve X gibi platformlarda hesabı bulunan milyonlarca kullanıcı e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması yapmak zorunda kalacak. 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı yasaklanırken, yetişkinler ve 15-17 yaş arası kullanıcılar için geri sayım başladı

05.11.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
 
Sosyal medyada ‘e-Devlet’ dönemi başladı. Hesap doğrulaması nasıl yapılacak?
Sosyal medyada ‘e-Devlet’ dönemi başladı. Hesap doğrulaması nasıl yapılacak?
Çocukların dijital dünyadaki güvenliğini artırmak ve sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korumak amacıyla hazırlanan yeni yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlanarak uygulamaya konuldu.

Türkiye'deki yaklaşık 67 milyon kullanıcıyı ve 330 milyon aktif hesabı doğrudan etkileyen düzenleme, platformlara giriş yaparken e-Devlet üzerinden dijital yaş doğrulama belirteci alınmasını zorunlu kılıyor.

Peki, sosyal medyada kartları yeniden dağıtan bu sistem nasıl işleyecek, ne zamana kadar yapılması gerekecek ve kişisel verilerimiz güvende mi? İşte yeni düzenlemenin tüm detayları:

15 yaş altına tam yasak, gençlere sıkı kısıtlama

Yeni yönetmelikle birlikte 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarında yeni hesap açması tamamen engellendi. 15-17 yaş grubundaki gençler ise sosyal medyayı "çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet" kuralları çerçevesinde kullanabilecek.

Bu yaş grubundaki hesaplar varsayılan olarak gizli olacak, canlı yayın açamayacak, kişiselleştirilmiş reklamlara kapatılacak ve yabancılardan mesaj alamayacak. Ayrıca gençlerin bağımlılık riskini azaltmak amacıyla 'sonsuz kaydırma' gibi bazı tasarım özellikleri de sınırlandırılacak.

Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden nasıl yapılacak?

Kullanıcıların yaş doğrulama işlemleri için sosyal medya şirketlerine kimlik belgesi göndermesi gerekmeyecek. Süreç tamamen devlet güvencesiyle e-Devlet Kapısı üzerinden yürütülecek. Doğrulama adımları ise şu şekilde gerçekleşecek:

1. e-Devlet'e Giriş: Kullanıcılar, resmi e-Devlet Kapısı internet sitesine (turkiye.gov.tr) veya e-Devlet mobil uygulamasına güvenli giriş yapacak.

2. Belirteç Oluşturma: Sistem üzerinde yer alan Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı hizmeti aracılığıyla dijital bir "yaş doğrulama belirteci" (kod) oluşturulacak.

3. Platforma Yükleme: Kullanıcı, e-Devlet'ten aldığı bu şifreli dijital kodu sosyal medya platformunun hesaba giriş öncesi açacağı doğrulama alanına girecek.

4. Onay Süreci: Platform, kodun geçerliliğini e-Devlet üzerinden kontrol ederek kullanıcının yaş sınırını karşılayıp karşılamadığını doğrulayacak.

Kimlik bilgileri sosyal medya şirketlerine verilecek mi?

Kullanıcıların en çok endişe ettiği konulardan biri olan veri güvenliği konusunda düzenleme kesin sınır çiziyor. e-Devlet üzerinden üretilen kod, kullanıcının T.C. kimlik numarası, ad, soyad ve tam doğum tarihi gibi kişisel bilgilerini kesinlikle içermeyecek. Sosyal medya şirketlerine yalnızca kullanıcının 15 ve 18 yaş sınırlarını geçip geçmediği bilgisi ("Evet" veya "Hayır" şeklinde) iletilecek.

Son tarih ne zaman? Süreç nasıl işleyecek?

Düzenleme kapsamında takvim iki farklı şekilde ilerleyecek:

• Yeni Hesaplar: 1 Kasım 2026 tarihinden itibaren açılacak tüm yeni hesaplar için e-Devlet yaş doğrulaması ilk andan itibaren zorunlu olacak.

• Mevcut Hesaplar: Halihazırda sosyal medya hesabı kullanan tüm vatandaşlara yaş doğrulamalarını yapmaları için 31 Mart 2027 tarihine kadar geçiş süresi tanındı. Bu tarihe kadar bir kereye mahsus doğrulama yapmayan hesaplar platformlar tarafından kapatılacak.

Siber Güvenlik Başkanlığı'ndan kritik "dolandırıcılık" uyarısı

Düzenlemenin yürürlüğe girmesini fırsat bilen siber dolandırıcılar da anında harekete geçti. Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı ve İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), vatandaşları sahte mesajlara karşı uyardı.

Yapılan açıklamada; "Hesabınız kapatılacak, acilen yaş doğrulaması yapın" diyerek SMS, e-posta ya da sosyal medya üzerinden gönderilen bağlantılara kesinlikle tıklanmaması gerektiği vurgulandı. Yaş doğrulama işlemlerinin yalnızca ve yalnızca resmi e-Devlet kanalları üzerinden ücretsiz olarak yapılacağı, e-Devlet şifresi, banka kartı bilgisi veya SMS kodu talep eden hiçbir üçüncü taraf siteye itibar edilmemesi gerektiği hatırlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.