logo
16 EYLÜL 2026

Meclis'in panoraması değişti

18.04.2002 00:00:00
 
Genel ve yerel seçimlerin yapıldığı 18 Nisan 1999 seçimlerinde TBMM'de ortaya çıkan tablo, üçüncü yıldönümünde büyük değişikliklere uğradı.

18 Nisan seçimlerinde DSP, MHP, FP, ANAP ve DYP'nin girebildiği TBMM'de FP'nin kapatılmasıyla bağımsız kalanlar AK Parti ve SP'yi, DSP'den ayrılanlar da TDP'yi kurdular. Parti sayısı artarken, ölüm ve milletvekilliğinin düşmesi nedeniyle, seçimlerden sonra 550 milletvekiliyle toplanan Meclis'te bugün 538 parlamenter bulunuyor.

Bir parti daha kapatıldı

TBMM'deki sandalye dağılımını etkileyen en önemli olay, Anayasa Mahkemesi'nin 22 Haziran 2001 tarihinde FP'yi kapatması oldu. Bu partiye mensup 102 milletvekili bir süre bağımsız kaldıktan sonra "Gelenekçiler" olarak nitelendirilen gruptakiler 20 Temmuz 2001'de Saadet Partisi'ni (SP) kurdu. SP'nin Genel Başkanlığı Malatya Milletvekili Recai Kutan üstlendi. "Yenilikçiler" diye bilinen milletvekilleri ise öteki partilerden bazı milletvekillerinin de katılımıyla 14 Ağustos 2001 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) çatısı altında biraraya geldiler. Bu partinin genel başkanlığına da Recep Tayyip Erdoğan getirildi.

DSP'den de kopmalar yaşandı

Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, genel başkan adayı olduğu DSP kurultayının ardından, 26 Eylül 2001'de partisinden istifa etti. Pişkinsüt, DSP'den istifa eden Mehmet Özcan (İzmir) ve Nazire Karakuş'un (İstanbul) da aralarında bulunduğu bir grup siyasetçi, 28 Ocak 2002'de Toplumcu Demokratik Parti'yi (TDP) kurdu.

11 milletvekili yaşamını yitirdi

Seçimden sonraki ilk yılda, MHP Kütahya Milletvekili Kadir Görmez, geçirdiği trafik kazası sonrasında Ankara'da tedavi gördüğü hastanede 8 Eylül 1999 tarihinde yaşamını yitirdi.

FP Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı, 21 Kasım 1999'da Ankara'da geçirdiği trafik kazasında; MHP Çanakkale Milletvekili Sıtkı Turan, 12 Aralık 1999 günü Balıkesir'de trafik kazasında vefat etti.

ANAP Bolu Milletvekili Avni Akyol, 30 Eylül 1999 tarihinde Düzce'de; DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu, 30 Ocak 2001'de Genel Kurul'da çıkan kavga sonrasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. ANAP Siirt Milletvekili Nizamettin Sevgili ise 15 Mart 2000'de Hac farizasını ifa için gittiği Suudi Arabistan'da yaşamını yitirdi. DSP Konya Milletvekili Turan Bilge 29 Ocak 2001'de, DYP Elazığ Milletvekili Ali Rıza Septioğlu 4 Eylül 2001'de ve DSP Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan ise geçirdiği beyin kanamasından sonrakaldırıldığı hastanede 10 Kasım 2001 tarihinde vefat etti.

3 milletvekilinin milletvekilliği düştü

FP'den İstanbul milletvekili seçilen Merve Safa Kavakçı'nın milletvekilliği izinsiz olarak ABD uyruğuna girdiği için ve Meclis'e başörtüsü takarak geldiği için düşürüldü. Yine FP'den seçilen Bekir Sobacı (Tokat) ile Nazlı Ilıcak'ın (İstanbul) milletvekilliği, bu partinin kapatılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 5 Ocak 2002 tarihinde düştü. Kararda, Ilıcak ve Sobacı hakkında "beyan ve eylemleri ile partinin kapatılmasına neden oldukları" gerekçesiyle milletvekilliğinin düşürülmesine karar verilmişti.

Nereden nereye?

18 Nisan seçimlerinden bu yana 42 milletvekili partilerinden ayrıldı. Seçimlerde bağımsız milletvekili olarak TBMM'ye giren üyelerden Bekir Gündoğan (Tunceli) 8 Mart 2000 tarihinde DSP'ye, Ahmet Özal (Malatya) ise 3 Nisan 2002'de ANAP'a katıldı. 18 Nisan seçimlerinden sonra değişik gerekçelerle partilerinden ayrılan 42 milletvekilinden 13'ü bağımsız kalmayı tercih etti. Partilerinden ayrılan milletvekillerinden 8'i DYP'ye, 8'i AK Parti'ye, 6'sı ANAP'a, 3'ü TDP'ye, 2'si DSP'ye ve 2'si de MHP'ye katıldı.

ÖSYM'den KPSS için flaş karar

ÖSYM, 6 Eylül'de düzenlenen KPSS Lisans oturumunda Şanlıurfa'daki bir kampüste mevzuata aykırı uygulamalar yapıldığını saptadı. İncelenen kamera kayıtlarının ardından, fırsat eşitliğini korumak amacıyla 392 aday için eş değer sınav kararı alındı

16.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
ÖSYM'den KPSS için flaş karar
ÖSYM'den KPSS için flaş karar
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), milyonlarca memur adayının katıldığı 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna ilişkin çok kritik bir karara imza attı.

Kurumdan yapılan resmi açıklamaya göre, Şanlıurfa Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki bazı salonlarda mevzuata aykırı sınav uygulamaları gerçekleştirildiği tespit edildi. ÖSYM Yönetim Kurulu, adalet ve fırsat eşitliğinin zedelenmemesi adına bu salondaki 392 adaya eş değer sınav uygulanacağını duyurdu.


Sınav sabahı yaşanan trafik kazası rötar getirmişti


Türkiye genelinde 1 milyon 708 bin 329 adayın katılımıyla 6 Eylül 2026 Pazar günü gerçekleştirilen büyük sınavın Şanlıurfa ayağında sıra dışı gelişmeler yaşanmıştı. Sınav sabahı kent merkezi ile Osmanbey Kampüsü arasındaki bağlantı yolunun tek şeride düşmesi ve bölgede meydana gelen trafik kazası, çok sayıda adayın ulaşımını aksattı.

Adayların mağdur olmaması adına durum ÖSYM Sınav Günü Masası'na iletildi ve sınav gizliliği ile güvenliği korunmak şartıyla binalara giriş süresi 30 dakika uzatılarak sınav saat 10.45'te başlatıldı.

Kamera kayıtları tek tek incelendi, mevzuata aykırılık çıktı

Bu ani rötar kararının ardından ortaya atılan çeşitli iddiaları değerlendiren ÖSYM, idari ve teknik düzeyde ivedilikle kapsamlı bir inceleme başlattı. Kampüsteki sınav binalarının giriş kameraları ve tüm sınav salonlarının video kayıtları, ÖSYM uzmanları tarafından her bir aday için detaylı ve tek tek incelendi.

Yapılan derinlemesine tetkikler sonucunda, kampüste bulunan toplam 150 sınav salonunun 22'sinde ÖSYM'nin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı sınav uygulamaları yapıldığı saptandı.

"Her sınav bir emanettir"

ÖSYM yaptığı açıklamada adalet vurgusu yaparak şu ifadelere yer verdi:

"Her bir adayın sınavı Başkanlığımız için büyük bir sorumluluk ve emanettir. Bu emanetin korunması, adalet ve fırsat eşitliğinin bozulmaması amacıyla bu kapsamda belirlenen adaylara ÖSYM Yönetim Kurulunun 15.09.2026 tarihli kararı ile eş değer sınav yapılmasına karar verilmiştir."

Eş değer sınav ne zaman yapılacak?

ÖSYM, usulsüzlük saptanan 22 salondaki 392 adayın gireceği yeni eş değer sınavın tarihi ve uygulama detaylarına ilişkin henüz bir bilgi paylaşmadı. Merakla beklenen sınav takviminin önümüzdeki günlerde ÖSYM Resmi Web Sitesi üzerinden adaylara duyurulması bekleniyor.

Alınan bu karar sadece Şanlıurfa'daki söz konusu 22 salonda sınava giren kişileri kapsıyor; Türkiye genelindeki diğer adayların sınav süreçlerinde herhangi bir iptal veya değişiklik bulunmuyor.

2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (2026-YKS) ek yerleştirme tercihlerinin yarın başlayacağını bildirdi

16.09.2026 17:11:00
Anadolu Ajansı
 
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-YKS sonuçlarına göre 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yükseköğretim programlarına ek yerleştirme işlemleri, ÖSYM tarafından yapılacak.

Yarın saat 16.00'da başlayacak 2026-YKS ek yerleştirme tercih işlemleri, 21 Eylül saat 23.59'da sona erecek.

Adaylar, tercihlerini, T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması'ndan bireysel olarak yapacak.

Ek yerleştirmeye başvuracak adayların, ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2026-YKS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'nu dikkatle incelemeleri, tercihlerini kılavuz bilgileri doğrultusunda yapmaları gerekiyor.

Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi

Şanlıurfa'da bir yolcu otobüsünün bagaj kısmında 17 kilo 300 gram uyuşturucu madde ele geçirildi

16.09.2026 16:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi
Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi
Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yol uygulamasında durdurdukları bir yolcu otobüsünde arama yaptı.

Bagaj kısmında narkotik köpeğinin yardımıyla yapılan aramada bir yolcuya ait 4 parça halinde 17 kilo 300 gram skunk maddesi ele geçirildi. Gözaltına alına yolcu, işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ele geçirilen uyuşturucunun 69 bin 200 kişiyi zehirlemeye yetecek miktarda olduğu açıklandı.

İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde faaliyet gösteren fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan yedikleri yemekten zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

16.09.2026 14:00:00 / Güncelleme: 16.09.2026 14:02:24
İHA
 
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
Edinilen bilgilere göre, Gölbaşı ilçesine bağlı Çelik köyündeki Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan sipariş verdikleri tantunileri yedikten bir süre sonra fenalaştı.

Mide bulantısı, kusma ve halsizlik şikayetleri üzerine fabrikaya çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.



Olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan işçiler, Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Hastanede tedavi altına alınan işçilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

"Kurtlar Vadisi Pusu" dizisine FETÖ iddiaları üzerine incelenme kararı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinin bazı bölümlerinde FETÖ propagandası yapıldığı iddiaları üzerine sahnelerin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildi

16.09.2026 13:41:00
İHA
 
"Kurtlar Vadisi Pusu" dizisine FETÖ iddiaları üzerine incelenme kararı
"Kurtlar Vadisi Pusu" dizisine FETÖ iddiaları üzerine incelenme kararı
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda, "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinde yer alan "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin vatan haini olarak gösterilmesinin ardından öldürülmesi, bazı sahnelerde "FG" harf grubunu taşıyan araç plakalarına yer verilmesi ve dizinin belirli bölümlerinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunduğu iddiaları üzerine inceleme kararı verildi.

Söz konusu iddialar, alanında uzman kişilerce oluşturulan bilirkişilerce incelenecek.

Bilirkişi heyetince söz konusu iddiaların açıklığa kavuşturulması için çalışma yürütülüyor.

İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı

İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı, 17'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilerden 1'i ise savcılıktan serbest bırakıldı

16.09.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
 İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı
 İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Seferihisar Belediyesi'ne yönelik yürütülen "rüşvet" soruşturması kapsamında dördüncü dalga operasyon düzenlendi.

Soruşturmada, inşaat ve imar işleriyle ilgili belediye görevlileri ile müteahhitler arasında usulsüzlükler karşılığında elden ve banka yoluyla rüşvet alınıp verildiği, ayrıca belediye bünyesinde gerçekleştirilen ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine çalışma başlatıldı.

47 kişi gözaltına alınmıştı
Soruşturma kapsamında, aralarında eski Doğanbey beldesi Belediye Başkanı Halil Çadır, Seferihisar Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Kocaer, Buca Belediyesi Meclis Üyesi Doğan Sarıkaya, Seferihisar Belediyesi'nde görev yapan müdür, mühendis, mimar ve diğer belediye çalışanları, çeşitli şirketlerin sahipleri, yöneticileri ve çalışanları ile organize suç örgütü lideri veya mensubu olduğu değerlendirilenler de dahil 48 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

11 Eylül'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ev ve iş yerlerinde gerçekleştirilen aramalarda, haklarında gözaltı kararı bulunan 48 kişiden 47'sine ulaşıldı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 47 kişi , dün sabah adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından gözaltındaki kişilerden 1'i serbest bırakılırken, 36 kişi tutuklama, 10 kişi ise adli kontrol talebiyle dün 16.00 sıralarında hakimliğe sevk edildi.

29 tutuklama, 17 adli kontrol
Hakimlikçe yapılan sorguların ardından Seferihisar Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Kocaer, Buca Belediyesi Meclis Üyesi Doğan Sarıkaya'nın da aralarında olduğu 29 kişinin tutuklanmasına karar verildi.

Doğanbey Beldesi eski Belediye Başkanı Halil Çadır'ın da aralarında olduğu 17 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının siber casuslara yönelik operasyonunda "Aydo Yazılım" şirketinin sahibi ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alındı

16.09.2026 10:00:00
AA
 
MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı
MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, siber casuslara yönelik MİT'in koordinesinde, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının ortak çalışmalarıyla sendikalara yazılım hizmeti sağlayan Ankara merkezli "Aydo Yazılım" adlı şirkete operasyon düzenlendi.

Operasyonda, şirket sahibi ile çalışanlarından oluşan 5 şüpheli gözaltına alındı.

Ev ve iş yerlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda bilgisayar, cep telefonu ve dijital materyale el konuldu.

Sendika yazılımlarında sorgu arayüzü tespit edildi

MİT'in istihbari çalışmaları sonucunda, "Aydo Yazılım" tarafından geliştirilen bazı sendika yazılımlarına, sendika üyesi olmayan üçüncü kişilere ait bilgilere erişilmesine imkan sağlayan, özel bir sorgu arayüzü eklendiği tespit edildi.

Yapılan incelemelerde, geçmiş dönemlerde çeşitli kaynaklardan internet ortamına sızdırılan veri setlerinin söz konusu sistem üzerinden sorgulanabildiği belirlendi.

Kişilere ait T.C. kimlik numarası üzerinden yapılan sorgulamalarla, kimlik ve nüfus bilgilerine ulaşılabildiği, sistemin arka planındaki veri tabanlarında ise çok daha geniş kapsamlı kişisel verilerin bulunduğu saptandı.

Sorgu sisteminin, sendikalara üye eklenmesi sırasında üyelik bilgilerinin tamamlanmasında kullanıldığı belirlenirken, veri tabanlarında 18 yaşından küçük kişilere ait kayıtların da bulunduğu ortaya çıkarıldı. Bunun üzerine geniş kapsamlı veri havuzunun hangi amaçlarla kullanıldığına yönelik incelemeler de derinleştirildi.

Sistem kayıtlarında "NVİ" ibaresi

Sunucular üzerinde yapılan incelemelerde, kişisel bilgilerin tutulduğu sistem kayıtlarında "NVİ" ibaresinin sistematik biçimde kullanıldığı, bu kullanımın, verilerin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri kaynaklı olduğu izlenimi oluşturduğu belirlendi.

Ancak elde edilen teknik bulgular sonucu söz konusu verilerin doğrudan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri sistemlerinden temin edilmediği saptandı.

"KVKK danışmanlığı" adı altında veri sorgusu

Soruşturma kapsamında, Aydo Yazılım'ın "Clock&Wise" adı altında kurum ve kuruluşlara Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında danışmanlık hizmeti de verdiği tespit edildi.

Şirketin, bir taraftan kişisel verilerin korunmasına yönelik danışmanlık hizmeti verirken diğer taraftan sendika yazılımlarında kişisel bilgilerin sorgulanmasına imkan sağladığı ortaya çıkarıldı.

Söz konusu sistemin hangi sendikalar tarafından ne ölçüde kullanıldığı ve elde edilen verilerin hangi amaçlarla işlendiğine yönelik incelemeler sürüyor.

Dijital materyallerden elde edilecek yeni bulgular doğrultusunda soruşturmanın genişletilebileceği öngörülüyor. 

A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’

Abdullah Öcalan’ın İmralı görüşmelerinde sürecin hızlandırılması gerektiğine ilişkin sözleri yeniden gündemde

15.09.2026 22:20:00
Haber Merkezi
 
A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’
A.Ö: ‘Kaybedecek zamanımız yok’
Abdullah Öcalan'ın İmralı görüşmelerinde sürecin hızlandırılması gerektiğine ilişkin sözleri yeniden gündemde. Öcalan, beklemenin risk ürettiğini belirterek "Kaybedecek zamanımız yoktur" ifadelerini kullandı.

'Süreçte ısrar ve acele ediyoruz'

Abdullah Öcalan'ın daha önceki görüşmelerinde yaptığı değerlendirmelerde, yürütülen sürecin ilerletilmesi konusunda dikkat çeken ifadeler kullandığı aktarıldı.

Öcalan'ın mesajında, 'bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz' dediği belirtildi.

Öcalan, sürecin belirsizlik içinde bırakılmasının yeni riskler doğurabileceğini savunarak şu ifadeyi kullandı: 'Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur'.

'Çerçeve bir yasa' çağrısı

Öcalan'ın açıklamalarında TBMM'nin rolüne de dikkat çekildi. Meclisin süreci hassasiyetle yürütmesi gerektiğini belirten Öcalan, "Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Bu sözler, sürecin yalnızca siyasi görüşmelerle değil, yasal düzenlemeler üzerinden kurumsal bir zemine taşınması gerektiği yönündeki mesaj olarak değerlendirildi.

Tartışma yeniden alevlendi

Öcalan'ın "ısrar ve acele" vurgusu, Türkiye'de devam eden tartışmaların da yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Bir tarafta sürecin ilerletilmesi ve Meclis zemininde yasal adımlar atılması gerektiğini savunanlar bulunurken, diğer tarafta "Neden acele ediliyor, hangi adımlar hazırlanıyor ve kamuoyundan ne saklanıyor?" soruları soruluyor.

Özellikle Öcalan'ın "Kaybedecek zamanımız yoktur" sözleri, sürecin bundan sonraki aşamasında atılacak adımların zamanlamasına ilişkin tartışmaları daha da büyütüyor.

Kritik soru: Acele edilen nedir?

Öcalan'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici ifadelerden biri "acele ediyoruz" vurgusu oldu. Şimdi gözler Meclis'e ve siyasi aktörlere çevrilmiş durumda.

Acele edilen süreç nedir?

Hangi yasal düzenlemeler gündeme gelecek?

Kamuoyunun bilmediği hangi takvim işletiliyor?

Bu soruların yanıtı, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli siyasi gündem maddelerinden biri olmaya aday.

Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular


 
Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde yağ birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla kişi obeziteyle yaşıyor. Yetişkinlerde obezite sıklığı ise 1990 yılından bu yana 2 kattan fazla artmış durumda. 
 

15.09.2026 15:09:00
Murat Çorbacı
 
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular

Türkiye'de de obezite tablosu dikkat çekici boyutlarda. TURDEP-II çalışmasında yetişkinlerde obezite sıklığı yaklaşık yüzde 35; kadınlarda yüzde 44, erkeklerde ise yüzde 27 olarak belirlendi. Yani, ülkemizde her 3 kişiden 1'i obeziteyle mücadele ediyor. Obezite yalnızca kişinin kilosunu ve dış görünüşünü etkilemiyor; tip 2 diyabetten yüksek tansiyona, uyku apnesinden kalp-damar hastalıklarına, eklem sorunlarından karaciğer yağlanmasına kadar pek çok sağlık problemine neden olabiliyor. Obezite aynı zamanda 13 farklı kanser türüne de zemin hazırlayabiliyor. Son yıllarda obezitenin hızla yaygınlaşmasına paralel olarak obezite cerrahisine gösterilen ilgi de artıyor. Ancak cerrahinin estetik amaçlı bir zayıflama ameliyatı olmadığını vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Tedavinin amacı yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil; obeziteye eşlik eden hastalıkları kontrol altına almak, kişinin sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Ameliyat tedavinin sonu değil, sağlıklı beslenme, hareket ve düzenli takiple sürdürülmesi gereken yeni bir dönemin başlangıcıdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen 9 soruyu cevapladı.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir?

Günümüzde "metabolik ve bariatrik cerrahi" olarak da adlandırılan obezite cerrahisi, yalnızca mide hacmini küçültmeyi amaçlayan bir işlem değil. Cerrahi sonrasında iştah, tokluk, bağırsak hormonları ve metabolizma üzerinde de değişiklikler oluşuyor. Yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedaviye rağmen yeterli sonuç alınamayan, vücut kitle indeksi 40 kg/m² ve üzerinde olan kişilerde cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor. Vücut kitle indeksi 35-39.9 kg/m² arasında olanlarda ise obeziteye bağlı önemli sağlık sorunlarının bulunması cerrahi seçeneğinin değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Vücut kitle indeksi 30-34.9 kg/m² arasında olup uygun tedaviye rağmen tip 2 diyabeti kontrol altına alınamayan seçilmiş hastalarda da metabolik cerrahiden yararlanılabiliyor. Ameliyat kararının sadece kişinin kilosuna bakılarak verilemeyeceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Hastanın genel sağlık durumu, obeziteye eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedaviler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi fazla kilosu olan herkese uygulanabilecek standart bir yöntem değildir" diye konuştu.

Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermeyi mi sağlıyor?

Obezite cerrahisinin etkisi tartıdaki değişimle sınırlı kalmıyor. Cerrahide temel hedef; kişinin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde kilo vermesinin yanı sıra obeziteye bağlı hastalıkların etkisini ve erken ölüm riskini azaltmak oluyor. Ameliyatın ardından tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kan yağlarındaki bozukluklar ve karaciğer yağlanması gibi obeziteyle ilişkili birçok sağlık sorununda belirgin düzelme görülebiliyor. Bazı tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri daha kolay kontrol altına alınabiliyor ve kullanılan ilaçlar doktor gözetiminde azaltılabiliyor. Özellikle tip 2 diyabet süresi kısa ve pankreas rezervi daha iyi olan hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. "Ancak ameliyatın diyabeti kesin olarak ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir" uyarısında bulunan Prof. Dr. Aziz Sümer,  hastalık yıllar içinde yeniden ortaya çıkabildiği için cerrahi sonrasında da metabolik takibin düzenli olarak sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.

Obezite cerrahisi kanser riskini azaltıyor mu?

Obezite; menopoz sonrası meme, rahim içi ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra kalın bağırsak, yemek borusu, midenin giriş bölgesi, karaciğer, safra kesesi, pankreas, böbrek ve tiroit kanserleri dâhil olmak üzere 13 farklı kansere zemin hazırlayabiliyor. Yağ dokusundaki artışın östrojen düzeyleri, insülin direnci ve kronik inflamasyon üzerinde oluşturduğu etkilerle kanser gelişimine  uygun bir ortam hazırlayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, cerrahinin sağladığı kalıcı kilo kaybı ve metabolik iyileşmenin, obeziteyle ilişkili bazı kanserlerin gelişme riskini azalttığını belirtiyor. Prof. Dr. Aziz Sümer, obeziteyle ilgili yaklaşık 30 bin kişinin değerlendirildiği SPLENDID çalışmasına ilişkin de şu verileri paylaşıyor: "10 yıl içinde obeziteyle ilişkili kanser gelişme oranı bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda yüzde 2.9, ameliyat olmayanlarda ise yüzde 4.9 olarak belirlendi. Cerrahi yönteme başvurulan grupta obeziteyle ilişkili kanser riskinin yaklaşık yüzde 32, kanserden ölüm riskinin de yaklaşık yüzde 48 daha düşük olduğu bildirildi. Kadınlarda yapılan bir başka çalışmada ise cerrahi sonrasında meme kanserinde yüzde 49, yumurtalık kanserinde yüzde 53 ve rahim içi kanserinde yüzde 67 oranında daha düşük risk saptandı."

En sık başvurulan obezite cerrahisi yöntemi hangisi?

Dünyada en sık uygulanan yöntem, halk arasında "tüp mide" olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatıdır. Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak daha küçük ve tüp biçiminde bir mide oluşturuluyor. Böylece yenilebilecek gıda miktarı azalırken açlık ve tokluk mekanizmalarında da değişiklik meydana geliyor. Bir diğer önemli yöntem olan gastrik bypass ameliyatında ise mide küçültülüyor ve gıdaların bağırsaktan geçiş yolu değiştiriliyor. Her yöntemin avantajları ve dezavantajları farklı olduğu için her hasta açısından en doğru seçeneğin belirlenmesi büyük önem taşıyor.

Hangi yöntemin uygulanacağına nasıl karar veriliyor?

Obezite cerrahisinde herkese aynı ameliyatın uygulanmasının doğru bir yaklaşım olmayacağını aktaran Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yöntem belirlenirken hastanın kilosu ve vücut kitle indeksinin yanı sıra yaşı, tip 2 diyabetinin bulunup bulunmadığı, diyabetin süresi, reflü hastalığı, yeme alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği ameliyatlar değerlendirilir. Örneğin ciddi reflü sorunu bulunan bazı hastalarda tüp mide yerine gastrik bypass daha uygun olabilir. Diyabetin ön planda olduğu hastalarda ise metabolik etkisi daha güçlü bypass yöntemleri tercih edilir. Ameliyattan önce hastanın genel cerrahın yanı sıra endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve gerektiğinde psikiyatri ya da psikoloji uzmanından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Uzun dönemli başarının temelini, doğru hastaya uygun ameliyatın seçilmesi oluşturur" dedi.

Obezite cerrahisinden sonra ne kadar kilo veriliyor?

En hızlı kilo kaybı genellikle ameliyatı takip eden ilk 6-12 ay içinde gerçekleşiyor. Kilo verme süreci 12-18 aya kadar devam edebiliyor. Başlangıç kilosu, uygulanan ameliyat yöntemi, yaş, metabolik durum, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite seviyesi, sonucu doğrudan etkiliyor. İlk 12-18 ayda kişinin fazla kilosunun yüzde 50-80'ini vermesi hedeflenebiliyor. Bununla birlikte cerrahinin başarısı yalnızca kaybedilen kilo üzerinden değerlendirilmiyor. Obeziteye eşlik eden hastalıklardaki düzelme, hareket kapasitesinin artması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve elde edilen sonucun uzun dönemde korunabilmesi de başarının önemli ölçütleri arasında yer alıyor.

Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler bulunuyor. Erken dönemde kanama, kaçak, enfeksiyon ve damar içinde pıhtı oluşumu; uzun dönemde ise reflü, safra taşı, fıtık ve vitamin-mineral eksiklikleri gelişebiliyor. Ancak cerrahi teknikler ile anestezi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde, uygun donanıma sahip merkezlerde ve deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilen ameliyatlarda bu riskler önemli ölçüde azalıyor. Karar aşamasında yalnızca ameliyatın olası riskleri değil, tedavi edilmeyen ileri obezitenin yıllar içerisinde yol açabileceği diyabet, kalp-damar hastalıkları, kanser ve erken ölüm riski de dikkate alınıyor. Bu nedenle hastaya özel yarar-risk değerlendirmesinin yapılması gerekiyor.

Ameliyattan sonra yeniden kilo alınabilir mi?

Obezite kronik bir hastalık olduğu için ameliyattan yıllar sonra bir miktar kilo geri alınabiliyor. Özellikle yüksek kalorili ve şekerli içecekler tüketmek, sık atıştırmak, kontrolsüz alkol kullanmak, hareketsiz kalmak ve eski beslenme alışkanlıklarına dönmek kilo alımını kolaylaştırıyor. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı uyku alışkanlığı, obezite ameliyatından sonra yaşamın bir parçası olmalı. Ameliyat sonrası hasta takibinin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, "Ameliyatın ardından demir, B12 vitamini, folat, D vitamini ve kalsiyum başta olmak üzere çeşitli vitamin ve mineral eksiklikleri gelişebilir. Kontrollerde sadece kilo değil; kan değerleri, kas ve kemik sağlığı, beslenme durumu, diyabet ile tansiyon gibi hastalıkların seyri de dikkate alınır. Kilo yeniden yükselmeye başladığında erken müdahale edilmesi önemlidir. Obezite cerrahisi tek başına bir mucize değil, hastayla sağlık ekibinin uzun yıllar birlikte yürüttüğü kapsamlı bir tedavidir" dedi.

Zayıflama iğneleri obezite cerrahisinin yerini alabilir mi?

Obezite ilaçları, obezite tedavisinde önemli seçenekler arasında yer alıyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu ilaçların obezite cerrahisini tamamen ortadan kaldıracağını göstermiyor. Özellikle ileri derecede obezitesi ve buna eşlik eden ciddi metabolik hastalıkları bulunan uygun hastalarda cerrahi, uzun dönemli kilo kaybı açısından güçlü tedavi seçeneklerinden biri olmayı sürdürüyor. İlaç ve cerrahi yöntemin birbirinin rakibi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yeni nesil ilaçlardan ameliyat öncesinde kilo kaybını desteklemek, ameliyat riskinin azaltılmasına yardımcı olmak veya ameliyat sonrasında yetersiz kilo kaybı ve yeniden kilo alma durumlarında yararlanılabilir. Tedavinin; yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar ve gerektiğinde cerrahinin birlikte ya da birbirini takip edecek şekilde kullanıldığı, kişiye özel ve multidisipliner bir yaklaşımla planlanması gerekir" dedi.

Kayıp bebek soruşturmasında 2 gözaltı daha

Sivas'ın Divriği ilçesinde 11 aylık bebeğin kaybolmasına ilişkin gözaltına alınan şüpheli sayısı 10'a yükseldi

15.09.2026 13:20:00
Anadolu Ajansı
 
Kayıp bebek soruşturmasında 2 gözaltı daha
Kayıp bebek soruşturmasında 2 gözaltı daha

Divriği Cumhuriyet Başsavcılığınca Büşra bebeğin kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 2 zanlı daha gözaltına alındı.

Gözaltında bulunan baba Yusuf Balıkçı ve anne Elif Balıkçı ile akrabaları M.R.B. (60), R.B. (45), İ.B, M.D, M.B, çadırlar bölgesinde kalan K.D. (50), Ö.B. (19) ve A.Ç'nin işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

Öte yandan anne Balıkçı'nın, bebeğini eşinin öldürüp araziye bıraktığını iddia etmesinin ardından Göndüren köyü İncedere Yaylası'nda AFAD, komando ve jandarma ekipleri, yapay zeka destekli insansız hava aracı ve iz takip köpeğinin desteğiyle yeniden arama çalışması başlattı.

Sivas Valiliğinden yapılan açıklamada, yürütülen adli süreçlere ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına yeniden bir basın açıklaması yapılması ihtiyacı doğduğu belirtildi.

Bebeği arama çalışmalarının ilk andan itibaren titizlikle sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Olayla ilgili yürütülen adli tahkikat kapsamında, aile fertlerinin çelişkili ifadeleri üzerine soruşturma kapsamı genişletilmiş, bebeğin öldürülmüş, kaçırılmış veya maddi menfaat karşılığında başka bir kişiye verilmiş olabileceği yönündeki ihtimaller de dahil olmak üzere tüm olasılıklar çok yönlü olarak değerlendirilmektedir. Divriği Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda olayla ilgili 10 kişi gözaltına alınmış olup adli süreçleri devam etmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüz tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, ailede bulunan 2017, 2018, 2021 ve 2023 doğumlu olmak üzere iki kız ve iki erkek çocuk devlet koruması altına alınmıştır. Bu nedenle soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve adli sürecin selameti açısından, yetkili makamlarca yapılacak açıklamalar dışında kamuoyunda yer alan bilgi ve değerlendirmelere itibar edilmemesi önem arz etmekte olup soruşturma, tüm ihtimaller değerlendirilerek çok yönlü ve titiz bir şekilde devam etmektedir."

Göndüren köyü İncedere Yaylası'nda hayvancılıkla uğraşan 5 çocuk annesi Elif Balıkçı, 10 Eylül'de bebeği Büşra Balıkçı'yı yaşadıkları çadırda bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmiş, ihbar üzerine köye AFAD ve jandarma ekipleri sevk edilmiş, bölgede arama çalışması başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında bebeğin babası Yusuf Balıkçı ve annesi Elif Balıkçı'nın da aralarında bulunduğu 9 şüpheli gözaltına alınmış, zanlılardan veteriner hekim serbest bırakılmıştı.

Bebeğin kaybolmasıyla ilgili Divriği Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliğince yayın yasağı kararı alınmıştı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.