Makam mevki beraberliğinin, menfaat birlikteliğinin, çıkara dayalı yol arkadaşlığının daha yolun yarısında iken çatladığına, çatırdadığına dair örneklere şahit oluyoruz.
Bu tür ilişkiler üzerine kurulu dostluklar ve arkadaşlıklar çoğu zaman insan ömründen bile kısa oluyor ve dostlar daha hayatta iken bir birlerine düşebiliyorlar.
Menfaate dayalı dostlukların menfaatin miktarı ve ömrü kadar olduğu, menfaatin bittiği yerde dostlukların da bittiği gerçeği insanlık tarihi kadar eski bir tecrübe olduğu biliniyor.
Bu gerçeğe dair örnekler dün yaşanmıştı, bu gün yaşanıyor belli ki yarınlarda da yaşanacaktır.
Allah'ın rızasını kazanma ve milletin dertlerine derman olma esasına dayanmayan dostluk ve dayanışmaların nasıl da düşmanlıklara ve dalaşmalara dönüştüğünü ibretle seyrederken, bu dalaşma ve sataşmaların ölümden sonraki hayatta daha da şiddetli olacağını Kerim Kitabımızdan yine ibretle okuyoruz:
"Şöyle denilir: "İşte sizinle birlikte direnişe geçen bir grup. 'Merhaba' yok onlara! Onlar ateşe salınıyorlar."
"Onlar ise "Asıl siz rahat yüzü görmeyin," derler. "Bu âkıbeti siz bize hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!" (S'ad: 59?60)
"O gün yüzleri ateş içinde çevrilirken: "Ah keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler."
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler." (Ahzab: 66?68)
"O gün; zalim kimse parmaklarını ısırarak: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım da keşke falanı dost edinmeseydim! Yazıklar olsun bana! And olsun ki, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan, insanı (ayarttıktan sonra) yalnız ve yardımcısız bırakır" diyecek. (Furkan: 27?29)
Bir kısmını kaydettiğimiz bu ayetleri ürpererek okuyalım ve öyle dostlar edinelim ki merhabamız mezara kadar olmasın, hatta merhabamız daha hayatta iken kesilip kavgaya dönüşmesin.
Asıl dostluklar, asıl arkadaşlıklar mezardan öteye geçecek ve ölümsüz hayatta da devam edecek dostluklar ve arkadaşlıklardır.
Kalıcı dostlukların nasıl kurulacağı ve aksamadan devam ederek ölümsüz hayatta da nasıl var olacağının şifreleri de elbette Kerim Kitabımızda verilmiştir.
Bize düşen dikkatli ve anlayarak okumak ve hayata tatbik etmektir.
Bu tür ilişkiler üzerine kurulu dostluklar ve arkadaşlıklar çoğu zaman insan ömründen bile kısa oluyor ve dostlar daha hayatta iken bir birlerine düşebiliyorlar.
Menfaate dayalı dostlukların menfaatin miktarı ve ömrü kadar olduğu, menfaatin bittiği yerde dostlukların da bittiği gerçeği insanlık tarihi kadar eski bir tecrübe olduğu biliniyor.
Bu gerçeğe dair örnekler dün yaşanmıştı, bu gün yaşanıyor belli ki yarınlarda da yaşanacaktır.
Allah'ın rızasını kazanma ve milletin dertlerine derman olma esasına dayanmayan dostluk ve dayanışmaların nasıl da düşmanlıklara ve dalaşmalara dönüştüğünü ibretle seyrederken, bu dalaşma ve sataşmaların ölümden sonraki hayatta daha da şiddetli olacağını Kerim Kitabımızdan yine ibretle okuyoruz:
"Şöyle denilir: "İşte sizinle birlikte direnişe geçen bir grup. 'Merhaba' yok onlara! Onlar ateşe salınıyorlar."
"Onlar ise "Asıl siz rahat yüzü görmeyin," derler. "Bu âkıbeti siz bize hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!" (S'ad: 59?60)
"O gün yüzleri ateş içinde çevrilirken: "Ah keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler."
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler." (Ahzab: 66?68)
"O gün; zalim kimse parmaklarını ısırarak: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım da keşke falanı dost edinmeseydim! Yazıklar olsun bana! And olsun ki, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan, insanı (ayarttıktan sonra) yalnız ve yardımcısız bırakır" diyecek. (Furkan: 27?29)
Bir kısmını kaydettiğimiz bu ayetleri ürpererek okuyalım ve öyle dostlar edinelim ki merhabamız mezara kadar olmasın, hatta merhabamız daha hayatta iken kesilip kavgaya dönüşmesin.
Asıl dostluklar, asıl arkadaşlıklar mezardan öteye geçecek ve ölümsüz hayatta da devam edecek dostluklar ve arkadaşlıklardır.
Kalıcı dostlukların nasıl kurulacağı ve aksamadan devam ederek ölümsüz hayatta da nasıl var olacağının şifreleri de elbette Kerim Kitabımızda verilmiştir.
Bize düşen dikkatli ve anlayarak okumak ve hayata tatbik etmektir.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026



























































