Milli Devletin ekonomideki rolü -1-
Kapitalist modeller, ekonomilerin kendi kendine dengeye gelebileceğini savunurlar. “Her arz kendi talebini oluşturmaktadır” diye ifade edilen bu görüşe göre; piyasalara kimse müdahale etmeden de arz talep dengesi kendi kendine sağlanmaktadır
05.09.2026 00:16:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Kapitalist modeller, ekonomilerin kendi kendine dengeye gelebileceğini savunurlar. "Her arz kendi talebini oluşturmaktadır" diye ifade edilen bu görüşe göre; piyasalara kimse müdahale etmeden de arz talep dengesi kendi kendine sağlanmaktadır.
Elbette bu mantığa göre devlet, piyasaya müdahale etmeden de, sistem kendi kendine dengeye gelmektedir.
Yine fiyatların elastik olduğu iddiasında bulunan kapitalist modeller, arz ve talep dengesinde meydana gelen dalgalanmaların bu elastikiyet sayesinde sağlanacağını iddia ederler.
Bu sebeple devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıkan bu sistemlerde devlet, serbest piyasa hareketlerinin önünde engel olarak görülmüştür. Böylece piyasalar güya "serbestlik" adı altında, global aktörlerin kontrolüne terk edilmiştir.

Oysa Milli Ekonomi Modeli'nde de izah ve ispat ettiğimiz üzere; ne arz talebe eşittir, ne de fiyatlar elastiktir.
Sadece durağan dönemlerde piyasanın canlanması için kamu harcamalarını arttırıcı maliye politikalarının uygulanmasını savunan Keynes, bu harcamaların kaynağını faize dayandırdığı için, neticede piyasalarda söz sahibi olanlar, yine devlete para satan sermaye grupları olmuştur.
Kapitalist sistemin klasik ayağı, direkt olarak devletin piyasalara müdahalesine karşı çıkarak piyasaları belli sermaye gruplarına terk etmiş; Keynes'yen yaklaşım da uyguladığı faiz anlayışı ile, piyasaların ve hatta devletin belli başlı grupların kontrolüne girmesine zemin hazırlamıştır.
Bütün ekonomik faaliyetlerde hedef, tam istihdamın sağlanması, gelirin adil bir şekilde tabana yayılması ve sürekli büyümenin elde edilmesidir.
Serbest bırakılan piyasaların tek başlarına, hele global aktörlerin kontrolüne geçmiş piyasaların hiçbir şekilde, yukarıda ifade ettiğimiz hedefleri yakalaması mümkün değildir.

Bütün bu hedeflerin yakalanması için devletin piyasalara müdahale etmesi gerekmektedir.
Devlet, yerine göre hem üretici olarak, hem de kamu alımları ile tüketici olarak piyasalarda yerini almalıdır.
Özellikle paraya getirdiğimiz yeni tarifi de dikkate alarak aktif bir para politikası ile finansal piyasaların kontrolünü de elinde tutarak reel sektörün gelişimini sağlamalıdır.
Milli Ekonomi Modeli'nde Milli Devlet'in ekonomideki rolünü birkaç ana madde altında özetleyebiliriz:
1– Milli Ekonomi Modeli'ne göre ekonomik gelişmenin ve istikrarın güvenli ve sürekli sağlanabilmesi için, devletin piyasalara her türlü desteği ve müdahalesi bir zorunluluktur. Devlet siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarı temin ederek ekonomik gelişim ortamlarını hazırlayacaktır. Toplumun tamamı için bir genel yarar ve kamusal hizmet mantığı ile devlet, piyasalara müdahale etmelidir.
Liberal–kapitalist modellerin ifade ettiği gibi arz talebe eşit değildir. Aksine arz talepten büyüktür. Piyasalardan para, spekülatif alanlara gitmese bile her zaman arz talepten büyük kalmaktadır. Dolayısıyla üretim ile tüketim arasında bir açık ortaya çıkmaktadır.

Eğer bu açığa müdahale edilmezse, ekonominin zaman içerisinde kendini dengelemesi mümkün değildir. Ekonominin yapısından kaynaklanan üretim ile tüketim arasındaki bu açığın kapatılması ancak devlet tarafından yapılabilir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Elbette bu mantığa göre devlet, piyasaya müdahale etmeden de, sistem kendi kendine dengeye gelmektedir.
Yine fiyatların elastik olduğu iddiasında bulunan kapitalist modeller, arz ve talep dengesinde meydana gelen dalgalanmaların bu elastikiyet sayesinde sağlanacağını iddia ederler.
Bu sebeple devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıkan bu sistemlerde devlet, serbest piyasa hareketlerinin önünde engel olarak görülmüştür. Böylece piyasalar güya "serbestlik" adı altında, global aktörlerin kontrolüne terk edilmiştir.

Oysa Milli Ekonomi Modeli'nde de izah ve ispat ettiğimiz üzere; ne arz talebe eşittir, ne de fiyatlar elastiktir.
Sadece durağan dönemlerde piyasanın canlanması için kamu harcamalarını arttırıcı maliye politikalarının uygulanmasını savunan Keynes, bu harcamaların kaynağını faize dayandırdığı için, neticede piyasalarda söz sahibi olanlar, yine devlete para satan sermaye grupları olmuştur.
Kapitalist sistemin klasik ayağı, direkt olarak devletin piyasalara müdahalesine karşı çıkarak piyasaları belli sermaye gruplarına terk etmiş; Keynes'yen yaklaşım da uyguladığı faiz anlayışı ile, piyasaların ve hatta devletin belli başlı grupların kontrolüne girmesine zemin hazırlamıştır.
Bütün ekonomik faaliyetlerde hedef, tam istihdamın sağlanması, gelirin adil bir şekilde tabana yayılması ve sürekli büyümenin elde edilmesidir.
Serbest bırakılan piyasaların tek başlarına, hele global aktörlerin kontrolüne geçmiş piyasaların hiçbir şekilde, yukarıda ifade ettiğimiz hedefleri yakalaması mümkün değildir.

Bütün bu hedeflerin yakalanması için devletin piyasalara müdahale etmesi gerekmektedir.
Devlet, yerine göre hem üretici olarak, hem de kamu alımları ile tüketici olarak piyasalarda yerini almalıdır.
Özellikle paraya getirdiğimiz yeni tarifi de dikkate alarak aktif bir para politikası ile finansal piyasaların kontrolünü de elinde tutarak reel sektörün gelişimini sağlamalıdır.
Milli Ekonomi Modeli'nde Milli Devlet'in ekonomideki rolünü birkaç ana madde altında özetleyebiliriz:
1– Milli Ekonomi Modeli'ne göre ekonomik gelişmenin ve istikrarın güvenli ve sürekli sağlanabilmesi için, devletin piyasalara her türlü desteği ve müdahalesi bir zorunluluktur. Devlet siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarı temin ederek ekonomik gelişim ortamlarını hazırlayacaktır. Toplumun tamamı için bir genel yarar ve kamusal hizmet mantığı ile devlet, piyasalara müdahale etmelidir.
Liberal–kapitalist modellerin ifade ettiği gibi arz talebe eşit değildir. Aksine arz talepten büyüktür. Piyasalardan para, spekülatif alanlara gitmese bile her zaman arz talepten büyük kalmaktadır. Dolayısıyla üretim ile tüketim arasında bir açık ortaya çıkmaktadır.

Eğer bu açığa müdahale edilmezse, ekonominin zaman içerisinde kendini dengelemesi mümkün değildir. Ekonominin yapısından kaynaklanan üretim ile tüketim arasındaki bu açığın kapatılması ancak devlet tarafından yapılabilir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)














































































































