Milli Devlet’te tarım
Küreselleşmenin karşısında kaynaklarını ve insan gücünü milli menfaatleri için kullanan ve hiçbir konuda dışa bağımlı olmamayı ilke edinen Milli Devlet için, tarım konusu stratejik ve hayati değerdedir
09.10.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Küreselleşmenin karşısında kaynaklarını ve insan gücünü milli menfaatleri için kullanan ve hiçbir konuda dışa bağımlı olmamayı ilke edinen Milli Devlet için, tarım konusu stratejik ve hayati değerdedir. Tarım gibi hassas bir konuda dışa bağımlı olmak, bu bağımsızlığın kaybedilmesi demektir.
Tarımın bitirilmesi neticesinde ülke topraklarının çiftçi eliyle yabancılara satılmasına, dolayısıyla ülkenin parçalanmasına zemin hazırlamaktadır.
Dışa bağımlı bir tarım politikasında ve yetersiz iç arzda, en ufak global veya lokal bir kriz çıktığında besin sıkıntısının olması kaçınılmazdır.
Milli Devlet tezinde, tarımda kendi kendine yeter bir üretim kapasitesine ulaşmak için gerekli olan her türlü tedbirler alınmaktadır. Böylece çiftçiye, tarım yapabilme imkânı sağlanarak; onun, toprağını "işe yaramıyor" diye satmasının da önüne geçilecektir. Milli Devletin tarımdaki projelerinin bazılarını şöylece ele alalım:

TAHDİTLERİN KALDIRILMASI
Tarım ürünlerine getirilen tahditler kaldırılacaktır.
IMF ve Dünya Bankası kanalı ile başta ülkemiz olmak üzere gelişmekte olan ülkelere sınırlamalar getirilmekte; böylece azalan ürün arzı, hem global manada fiyatların yükselmesine sebep olmakta, hem de gelişmiş ülkelerin sahip olduğu pazarlar büyümektedir.
Tarım ürünleri, bir taraftan fiyatlar düşmesin diye stok edilirken; diğer taraftan dünyada halen milyonlarca insan açlık tehlikesi ile karşı karşıyadır. Açlıktan ölen bu yüz binler kapitalist sistemin ayıbıdır.

Kendi köylüsüne ürün ekmesin diye para veren ülkeler, stoklama maliyetine katlanmamak için doğrudan gelir desteği ile üretilen ürün miktarını kısmaktadırlar. Oysa hiçbiri, doğrudan gelir desteğine ve stoklamaya harcadığı para ile tarımsal ürün miktarını arttırıp aç ülkelere hibe etmeyi akıllarına getirmemektedir.
Sosyal Devlet karakterli Milli Devlet, sadece kendi insanına değil, bütün insanlığa hizmet etmek üzere geliştirilmiştir. Milli Devlet'te tarımla ilgili her türlü kısıtlama kaldırılacaktır. Ürün fazlası, gerekirse ihtiyaç sahibi ülkelere dağıtılacaktır.

Elde edilecek ürün fazlası, ayrıca fiyatların düşmesine de sebep olacağı için, tüketici daha ucuza besin ihtiyacını karşılarken; üreticinin mağdur olmayacağı bir finansman modeli de devreye konacaktır. Ülkemizde son yıllarda örneğin bir taraftan buğdayın fiyatı düşmekte, buğday üreticisinin eline geçen paralarda ciddi oranlarda düşüş yaşanmakta; diğer taraftan ise ekmek fiyatları artmaktadır.
Milli Devlet'in uygulayacağı politikalar ise, hem çiftçinin eline geçen parayı arttıracak, hem de ekmek fiyatlarını ucuzlatacaktır. Bu anlayış, kapitalist anlayışlarla taban tabana zıttır. Birinde hem üretici, hem tüketici mağdur edilmekte; Milli Devlet'te ise her iki kesim, yani üretici ve tüketici memnun edilmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Tarımın bitirilmesi neticesinde ülke topraklarının çiftçi eliyle yabancılara satılmasına, dolayısıyla ülkenin parçalanmasına zemin hazırlamaktadır.
Dışa bağımlı bir tarım politikasında ve yetersiz iç arzda, en ufak global veya lokal bir kriz çıktığında besin sıkıntısının olması kaçınılmazdır.
Milli Devlet tezinde, tarımda kendi kendine yeter bir üretim kapasitesine ulaşmak için gerekli olan her türlü tedbirler alınmaktadır. Böylece çiftçiye, tarım yapabilme imkânı sağlanarak; onun, toprağını "işe yaramıyor" diye satmasının da önüne geçilecektir. Milli Devletin tarımdaki projelerinin bazılarını şöylece ele alalım:

TAHDİTLERİN KALDIRILMASI
Tarım ürünlerine getirilen tahditler kaldırılacaktır.
IMF ve Dünya Bankası kanalı ile başta ülkemiz olmak üzere gelişmekte olan ülkelere sınırlamalar getirilmekte; böylece azalan ürün arzı, hem global manada fiyatların yükselmesine sebep olmakta, hem de gelişmiş ülkelerin sahip olduğu pazarlar büyümektedir.
Tarım ürünleri, bir taraftan fiyatlar düşmesin diye stok edilirken; diğer taraftan dünyada halen milyonlarca insan açlık tehlikesi ile karşı karşıyadır. Açlıktan ölen bu yüz binler kapitalist sistemin ayıbıdır.

Kendi köylüsüne ürün ekmesin diye para veren ülkeler, stoklama maliyetine katlanmamak için doğrudan gelir desteği ile üretilen ürün miktarını kısmaktadırlar. Oysa hiçbiri, doğrudan gelir desteğine ve stoklamaya harcadığı para ile tarımsal ürün miktarını arttırıp aç ülkelere hibe etmeyi akıllarına getirmemektedir.
Sosyal Devlet karakterli Milli Devlet, sadece kendi insanına değil, bütün insanlığa hizmet etmek üzere geliştirilmiştir. Milli Devlet'te tarımla ilgili her türlü kısıtlama kaldırılacaktır. Ürün fazlası, gerekirse ihtiyaç sahibi ülkelere dağıtılacaktır.

Elde edilecek ürün fazlası, ayrıca fiyatların düşmesine de sebep olacağı için, tüketici daha ucuza besin ihtiyacını karşılarken; üreticinin mağdur olmayacağı bir finansman modeli de devreye konacaktır. Ülkemizde son yıllarda örneğin bir taraftan buğdayın fiyatı düşmekte, buğday üreticisinin eline geçen paralarda ciddi oranlarda düşüş yaşanmakta; diğer taraftan ise ekmek fiyatları artmaktadır.
Milli Devlet'in uygulayacağı politikalar ise, hem çiftçinin eline geçen parayı arttıracak, hem de ekmek fiyatlarını ucuzlatacaktır. Bu anlayış, kapitalist anlayışlarla taban tabana zıttır. Birinde hem üretici, hem tüketici mağdur edilmekte; Milli Devlet'te ise her iki kesim, yani üretici ve tüketici memnun edilmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)




















































































































