logo
09 EKİM 2026

Hibrit tehlike: Savaş ilan edilmeden savaş başlar mı?

09.10.2026 00:00:00
 
Avrupa'da savaşın ne zaman başlayacağı tartışılıyor. Fakat bugün karşı karşıya olunan sorun biraz daha farklı. Açık bir savaş başlamadan da bir ülkenin güvenliği, ekonomisi ve günlük hayatı etkilenebilir mi? Uluslararası basında son dönemde bu soru daha fazla gündeme geliyor. Siber saldırılar, kritik altyapılara yönelik tehditler, sabotaj girişimleri, insansız hava araçları ve bilgi manipülasyonu Avrupa ülkelerinin güvenlik gündeminde daha fazla yer tutuyor. Uzmanlara göre bu faaliyetlerin ortak özelliği, açık bir savaş ilanı olmadan da ciddi sonuçlar yaratabilmeleri.
 
Bu olayların bir bölümü Avrupa ülkeleri tarafından Rusya ile ilişkilendiriliyor. Ancak her olayın sorumluluğunu aynı şekilde belirlemek mümkün değil. Resmi açıklamalar, istihbarat değerlendirmeleri ve olaylara ilişkin bulgular birlikte ele alınıyor. Rusya yönetimi ise kendisine yöneltilen suçlamaların önemli bölümünü reddediyor. Bu ayrım önemli. Bir olayın Rusya'ya atfedilmesi, benzer bütün olayların otomatik olarak Rusya tarafından gerçekleştirildiği anlamına gelmiyor.
 

SORUN SADECE ASKERİ DEĞİL

 
Geleneksel bir savaşta saldırının kaynağını ve hedefini belirlemek daha kolaydır. Siber saldırılarda, sabotaj girişimlerinde veya internet üzerinden yürütülen bilgi faaliyetlerinde ise durum farklı. Bir bilgisayar sistemine yönelik saldırının etkisi kısa sürede görülebilir. Bir altyapı tesisindeki hasarın kaynağını belirlemek daha uzun sürebilir. Sosyal medya üzerinden yayılan bir bilginin kim tarafından üretildiğini ve arkasında nasıl bir organizasyon bulunduğunu ortaya çıkarmak ise daha da zor olabilir.
 
Bu nedenle enerji tesisleri, limanlar, ulaşım sistemleri, haberleşme ağları ve kamu kurumlarının dijital altyapıları da güvenlik planlarının içinde yer alıyor. Avrupa Birliği ve NATO bu faaliyetleri "hibrit tehditler" ve "hibrit faaliyetler" başlığı altında değerlendiriyor. Rusya da bu tartışmanın merkezindeki ülkelerden biri. Avrupa kurumları Moskova'yı çeşitli siber faaliyetler, bilgi manipülasyonu ve sabotaj girişimleriyle ilişkilendirirken, bazı olaylarda üye ülkeler tarafından resmi atıflar da yapılıyor. Bu durum Avrupa ülkelerinin önündeki sorunu daha karmaşık hale getiriyor: Bir yandan altyapıların ve kamu kurumlarının korunması gerekiyor, diğer yandan her olayın niteliğine göre hareket edilmesi gerekiyor.
 

AVRUPA NASIL KARŞILIK VERECEK?

 
Sorunun zor tarafı burada. Bir NATO ülkesinin kritik altyapısında zarar meydana geldiğinde verilecek tepki, olayın niteliğine göre değişebilir. Siber saldırı ile fiziksel sabotaj aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. Bir güvenlik ihlali ile doğrudan askeri saldırı arasında da önemli bir fark var. Avrupa ülkeleri bir taraftan karşılık vermek, diğer taraftan bunun doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşmesini önlemek zorunda. Bu durum Ukrayna savaşı devam ederken daha hassas hale geliyor.
 
Üstelik konu sadece devlet kurumlarıyla sınırlı değil. Enerji şirketleri, ulaştırma firmaları, teknoloji şirketleri ve diğer özel kuruluşlar da bu tür faaliyetlerden etkilenebiliyor. Bunun ekonomik maliyeti ise doğrudan vatandaşlara yansıyabiliyor. Seçim güvenliği de ayrı bir başlık. İnternette yayılan yanlış bilgiler tek başına bir seçimin sonucunu değiştirmeyebilir. Ancak seçmenlerin kurumlara ve siyasi sürece duyduğu güveni zedeleyebilir. Avrupa ülkeleri bu nedenle bilgi güvenliğini de seçim güvenliğinin bir parçası olarak ele alıyor.
 
Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde Rusya'nın Avrupa ülkelerine yönelik faaliyetlerinin, Ukrayna'ya verilen desteği ve Avrupa kamuoyundaki siyasi tartışmaları etkilemeyi amaçlayabileceği ileri sürülüyor. Uzmanlara göre Avrupa'nın karşı karşıya olduğu güçlüklerden biri de burada ortaya çıkıyor: Güvenlik kurumlarının hazırlıklı olması gerekirken, alınacak önlemlerin günlük ekonomik hayatı ve siyasi dengeleri gereksiz yere zorlaştırmaması gerekiyor.
 

TÜRKİYE AÇISINDAN

 
Türkiye açısından konu daha somut: Rusya ile ilişkileri sürdürürken NATO üyeliğinin gerektirdiği güvenlik hazırlığını da korumak. Ankara'nın enerji, ticaret ve Karadeniz politikası Rusya ile ilişkilerden bağımsız düşünülemez. Aynı zamanda Türkiye, NATO'nun doğu kanadında yer alan bir ülke. Bu nedenle siber güvenlik, enerji altyapısı, limanlar, ulaşım sistemleri ve kamu kurumlarının dijital güvenliği Türkiye açısından da önem taşıyor.
 
Türkiye'nin her olayda Avrupa ülkeleriyle aynı açıklamayı yapması gerekmiyor. Ankara'nın kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını birlikte değerlendirmesi gerekiyor. Bunun için Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etmek, özellikle Karadeniz ve kritik altyapılarla ilgili riskleri yalnızca askeri açıdan değil, ekonomik ve teknolojik boyutlarıyla da değerlendirmek önem taşıyor.
 
Avrupa'da bugün tartışılan konu aslında oldukça somut. Savaş ilan edilmeden de ciddi güvenlik sorunları ortaya çıkabiliyor. Fakat bunların hepsini aynı başlık altında değerlendirmek de doğru değil. Avrupa'nın önündeki sorun, bu yeni tehdit biçimlerini doğru değerlendirebilmek ve gerektiğinde nasıl karşılık verileceğini belirlemek.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.