logo
09 EKİM 2026

Okul güvenliği yetmez, çocuğu korumak gerekir

09.10.2026 00:00:00
 
Son dönemde ülkemizde öğrencilerin karıştığı ağır şiddet olayları hepimizi yeniden düşünmeye mecbur bırakıyor. Kimi zaman öğrenci öğrenciye saldırıyor, kimi zaman okul çevresinde ateşli silah kullanılıyor, kimi zaman da sınıfın içinde bıçak çekiliyor. Artık yalnız "Ne oldu?" sorusunu değil, daha zor bir soruyu sormamız gerekiyor: Çocuklarımıza ne oluyor?

22 Eylül'de Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir lise yakınında 15 yaşındaki bir öğrenci, okula gitmekte olan öğrencilere pompalı tüfekle ateş açtı. 11 öğrenci yaralandı. Ardından Başakşehir'de 15 yaşındaki bir kız öğrencinin bir ortaokula girerek gerçekleştirdiği bıçaklı saldırı gündeme geldi. 7 Ekim'de ise Esenyurt Sezai Karakoç Anadolu Lisesi'nde sınıf içinde çıkan tartışmada bir öğrenci iki sınıf arkadaşını bıçakla yaraladı.

Her olayın kendi sebebi, kendi soruşturması ve kendi hukuki süreci vardır. Bunları tek bir kalıba sokmak doğru olmaz. Ancak peş peşe yaşanan bu hadiseleri yalnız "münferit vaka" diyerek geçiştirmek de doğru değildir.

Manisa'daki saldırının ardından Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, olayın "okul saldırısı" olarak nitelendirilmemesi gerektiğini söyledi. Millî Eğitim Bakanlığı da resmî açıklamasında olayın "okulun dışında" yaşandığını özellikle belirtti. Elbette olayın fizikî olarak nerede meydana geldiğini doğru tespit etmek gerekir. Ama esas mesele bu değildir. Saldırgan kimdir? Öğrenci. Hedef alınanlar kimdir? Öğrenci. Olay nerede gerçekleşmiştir? Öğrencilerin okula gidiş güzergâhında. Esenyurt'taki son olayda ise saldırı doğrudan sınıfın içinde yaşandı. O hâlde mesele "okulun içinde mi, dışında mı?" tartışmasından daha büyüktür.

Asıl soru şudur: Bir öğrenci, başka bir öğrenciye silah veya bıçak çekebilecek noktaya nasıl gelmektedir? Çocuk okul kapısından çıktığında çocuk olmaktan çıkmaz. Okuldan yüz metre uzaklaştığında da ailenin, eğitim sisteminin ve devletin sorumluluk alanından çıkmaz. Bu nedenle artık yalnız "okul güvenliği" değil, çocuk güvenliği kavramını konuşmak zorundayız. Çocuğun güvenliği okul kapısıyla başlamaz, okul kapısıyla da bitmez. Evde başlar. Okul yolunda devam eder. Sınıfta sürer. Arkadaş çevresinde şekillenir. Akran zorbalığı, aile içi ilişkiler, ruh sağlığı, silaha veya kesici aletlere ulaşma imkânı ve dijital çevre bu zincirin parçalarıdır.

Esenyurt'taki olay bize başka bir soruyu daha sorduruyor: Bir öğrenci okula neden bıçakla geliyor? Bıçağın okula nasıl sokulduğu elbette araştırılmalıdır. Ancak bundan daha önemli olan, çocuğun yaşadığı bir tartışmada neden çözüm aracı olarak bıçağa yöneldiğidir. Burada öfke kontrolü, akran zorbalığı, daha önceden süren bir husumet, aile içindeki sorunlar veya dijital dünyada maruz kalınan içerikler gibi birçok ihtimal birlikte değerlendirilmelidir. Bunların cevabını soruşturma ve uzman değerlendirmeleri verecektir. Ancak açık olan bir husus vardır: Şiddet ortaya çıkmadan önce işaretlerini görebilecek bir sistem kurmak zorundayız.

Bir öğrenci sürekli intikamdan söz ediyorsa, arkadaşlarını ciddi biçimde tehdit ediyorsa, silaha veya bıçağa olağan dışı ilgi gösteriyorsa, ani davranış değişiklikleri yaşıyorsa bunlar "ergenliktir, geçer" denilecek meseleler değildir. Elbette bu belirtiler tek başına o çocuğun suç işleyeceği anlamına gelmez. Çocukları damgalamak da son derece yanlıştır. Ancak birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde aile, okul ve gerektiğinde çocuk ruh sağlığı uzmanları birlikte hareket edebilmelidir.

Buradaki amaç çocuğu cezalandırmak değil, vakit varken çocuğa ulaşmaktır. Okullarda rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, ciddi tehditler için erken bildirim mekanizmaları kurulmalı, okul çevresi de güvenlik alanının bir parçası olarak görülmelidir. Evlerdeki ateşli silahların çocukların ulaşamayacağı biçimde muhafaza edilmesi konusunda aileler bilinçlendirilmeli ve gerekli denetimler yapılmalıdır.

Bütün bunları yalnız Millî Eğitim Bakanlığından beklemek de doğru değildir. İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, okullar ve aileler aynı çocuk için aynı sorumluluk anlayışıyla hareket etmelidir.

Çünkü sorun yalnız okulun kapısını korumak değildir. Sorun çocuğu korumaktır.

Bir çocuğun elindeki bıçağı almak güvenlik birimlerinin görevidir; o çocuğun eline bıçağı hiç almamasını sağlayacak aileyi, eğitimi ve toplumsal ortamı kurmak ise hepimizin sorumluluğudur.

Ve belki artık şu soruyu sormalıyız:

Olay okulun dışında mı oldu değil; o çocuk ne zaman bizim görüş alanımızın dışına çıktı?

 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.