logo
11 AĞUSTOS 2026

Müslümanlıktaki hikmet

Allah, ona her şeyi soracak, bunu biliyor. Müslüman hiç kimsenin bir kılına dahi zarar vermez, mümin incitemez, hiçbir insan incitmez

11.08.2026 00:08:00
Haber Merkezi
 
Müslümanlıktaki hikmet
Müslümanlıktaki hikmet
Allah, ona her şeyi soracak, bunu biliyor. Müslüman hiç kimsenin bir kılına dahi zarar vermez, mümin incitemez, hiçbir insan incitmez, bunun hesabını verecek bastığı toprak altındaki karıncanın bile hesabını vereceğine inanan Müslüman, nasıl olur da bir insanın hayatına son verebilir, malını çalabilir, ırzına namusuna tecavüz etme düşüncesinde bulunabilir?

O, kendi dünyasında, hayal dünyasında bile bunları düşünemez. Yani maddi hayatı tertemiz olduğu gibi manevi ufku da çok temizdir. Onun manevi ufkunda son derece mutantan, mütedeyyin bir hayat vardır. Hep onu kurmaya çalışır, alemine de bunun akşam etmek istiyorum bunlar her şeye örnektir.

Şimdi biz bu tip örnekleri göremediğimiz için diyoruz ki, herhalde bu insanlar ölümden sonrasına pek inanası gelmiyor ki bu kadar korkunç hadiseler zuhur ediyor.

Öyle ya hiç ölümden sonrasına inanan insan, hırsızlık yapabilir mi, kötülük edebilir mi, yalan konuşabilir mi, başkasına zarar verebilir mi, başkasını rahatsız edebilir mi, insanların arasını açabilir mi, bir canı incitebilir mi? Değil öldürmek…

Ama bunların biz bugün son derece revaçta olduğunu görüyoruz. Tıpkı cahiliye döneminde olduğu gibi iffettir, hayadır, namustur, fetanettir, ahlaktır, hukuktur hiçbir şey kalmadı . Yani bir karamsarlık tablosu çizmek için bunu söylemek istemiyorum.

Gazetelere bakın, haberleri dinleyin, bunlar her gün görürüz. Ha bunlar niçin var oluyor? Demek ki biz bir şeye çok güçlü inanmıyoruz da, onun için. O da nedir? Ölümden sonra dirilme olayıdır.

Eğer buna bir inanabilsek günümüzün bence asıl problemi de bu, buna inanabilsek, adam öldürmeyi hüner haline getirmiş insanlar her şeye son verir, tövbe kapısı her tarafı açar. Allah'ın rahmeti sonsuzdur.

Yalan konuşmaz, iftira etmez, dedikodu yapmaz. Senin, benim malıma gelip elini uzatmaz. İnsanların arasını bulur. Huzur ve saadet içinde yaşamaları için onlara imkanlar hazırlamaya çalışır. Bilir ki kazanç budur. Bunun ötesi yalan. Bunu demek, anlatmak istemişiz ve kanaatim da budur.

Biz, millet olarak çok büyük bir millet, inancımız fevkalâde yerindedir. Ancak bunun frekansı bazen gidiyor, bazen geliyor. Bunu her zaman yerinde tutmak gerekir. Zayıflatmayacağız. Bunu yapacağız inşallah. Bunu anlatmak istemişizdir.

Son nefese hazırlık

Son nefese hazırlık. İşte hayatı bu şekilde düşünüp, değerlendirmektir. Yoksa muayyen zamanlarda değil hayatın tamamını bir imtihan olarak kabul etme halidir. Kalbi, Allah'a mekân yapma halidir, son nefes hali. Şimdi insanda çok ciddi bir güç var enerji var nefis var.

Allah imtihan dünyasında olmamız münasebetiyle bu gücü bize mekkuz kıldı. İçimize gizledi, verdi. Bunu niye verdi? Zaten bize bunu vermemiş olsaydı melek olurduk ama melek var. O zaman insana ihtiyaç olmaz. Tamam onu verdi, öteki tarafı vermeseydi. O zaman hayvan olurduk. Ama hayvan da var. Biz, melekle hayvan arasında bir varlığız. İkisinin hasleti derunumuzda meknuzdur.

İrade verdi, hayvanda yok, akıl verdi onda yok. Ne melek de var, ne hayvanda. Şimdi bu gücü, bu kuvveti O'nun gösterdiği istikamette akıl ve irade ile değerlendiren insan, her anını Allah'la beraber yapar." (Prof. Dr. Haydar Baş, 1994 Mesaj TV'deki sohbetinden) 

Düzce'de denizden İHA çıktı


 
Düzce'de denizde insansız hava aracı olduğu değerlendirilen cisim bulundu. Düzce Valiliği, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" açıklamasını yaptı.

11.08.2026 01:10:00
Haber Merkezi/AA
 
Düzce'de denizden İHA çıktı
Düzce'de denizden İHA çıktı

Düzce Valiliği, Akçakoca ilçesi sahilinde insansız hava aracı (İHA) olduğu değerlendirilen cismin SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığını bildirdi.

Valilikten yapılan açıklamada, saat 16.50'de Sahil Güvenlik Batı Karadeniz Harekat Merkezi'ne Akçakoca ilçesi Çınar Plajı açıklarında şüpheli bir cisim bulunduğuna ilişkin ihbar alındığı belirtildi.

Hangi ülkeye ait olduğu açıklanmadı ancak...

Açıklamada, İHA olduğu değerlendirilen cismin, SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığı kaydedildi. Açıklamada, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" ifadesine yer verildi.

Karadeniz'de son aylarda sık sık Ukrayna'ya ait İHA'lara rastlanıyor!

Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!


Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. 

11.08.2026 00:51:00
Murat Çorbacı
 
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, "Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir" dedi.

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, "Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.

Madencilere Ankara'da sert müdahale

Ödenmeyen maaşları ve tazminatları için Ankara'ya yürüyen Elazığ Eti Gümüş ve Eskişehir Doruk Madencilik işçileri, Enerji Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı. Bakanlığın "Arabulucu olacağız" sözüne rağmen aylardır haklarını alamayan ve metro çıkışında yaka paça gözaltına alınan 100'ü aşkın madenci, "Hakkımızı almadan dönmeyiz" diyerek direnişini sürdürüyor

10.08.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Elazığ Maden'deki Eti Gümüş işletmesi ile Eskişehir Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve zorunlu ücretsiz izin alacakları için başlattıkları hak arayışında bir kez daha Ankara barikatlarına çarptı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) öncülüğünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isteyen madenciler, polis müdahalesiyle karşılaşarak yaka paça gözaltına alındı.

Metro çıkışında abluka ve gözaltı

Sendikanın daha önce yaptığı çağrı üzerine, bugün saat 11.00 sularında Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak amacıyla Milli Kütüphane metro durağına gelen madenciler, istasyondan çıkar çıkmaz geniş bir polis ablukasıyla karşılaştı. "Bölgedeki insan sirkülasyonunun ve düzenin bozulacağı" gerekçesiyle yürümelerine izin verilmeyen işçilere sert şekilde müdahale edildi. Müdahale sırasında görüntü alınmasını engellemek amacıyla basın mensupları alandan uzaklaştırılırken; aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika yöneticileri ve 100'den fazla madenci gözaltına alındı.

Bakanlık sözünü tutmadı, şirket protokolü çiğnedi

Madencilerin Ankara'ya gelerek eylem başlatmasının arkasında, kamu kurumları ve şirket tarafından defalarca verilen ancak tutulmayan resmi sözler yer alıyor.

Elazığ'da günlerdir eylem yapan Eti Gümüş işçilerine, şirketle yapılan mutabakat neticesinde ödenmemiş maaşlarının 6 Ağustos 2026 tarihinde yatırılacağına dair yazılı taahhüt verilmişti. Ancak vade günü geldiğinde hiçbir ödeme yapılmadı. İşçilerin yaklaşık 8 aylık maaş alacağı bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince Temmuz ayı ortasında hazırlanan resmi İş Teftiş Raporu, Doruk Madencilik işçilerinin ücretsiz izin dönemi maaşları ile ihbar tazminatlarının derhal ödenmesi gerektiğini tescilledi. Ancak Yıldızlar SSS Holding, yasal rapora rağmen somut bir ödeme takvimi sunmayarak işçileri oyalamaya devam etti.

Daha önce Enerji Bakanlığı yetkililerinin sendikaya, "Haziran sonuna kadar alacaklar ödenmezse duruma el atacağız" güvencesi verdiğini hatırlatan madenciler, "Temmuz bitti, Ağustos'tayız. Bakanlık sözünü tutmadı, holding bizi soymaya devam ediyor" diyerek tepkilerini dile getirdi.

"Yasaklama kararı hukuksuz, madencinin hayatı düzeninizden önemli"

Gözaltıların ardından açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı, uygulanan yasak kararına sert tepki gösterdi. Batı, "Binlerce işçinin açlığa mahkum edildiği bir ortamda; buradaki bürokratik işleyiş, o işçilerin ve ailelerinin hayatından daha önemli değildir. İş Teftiş Raporu haklılığımızı zaten belgeledi. Gözaltılar çözüm değil, hakkımızı alana kadar buradayız" şeklinde konuştu.

Ankara sokaklarında hak arayışları engellenen madencilerin ve sendika avukatlarının emniyetteki işlemleri sürerken, gözaltına alınmayan diğer işçilerin kentteki bekleyişi ve eylemlilik kararlılığı devam ediyor.

YENİ Parti kararını verdi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" dedi

10.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti kararını verdi
YENİ Parti kararını verdi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.

Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.

"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.

Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.

Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:

"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."

Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.

"Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"

Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.

"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."

Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı

Kayseri'den Didim'e seyir halinde olan Metro Turizm'e ait yolcu otobüsünün Uşak'ta kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada 1'i ağır 8 kişi yaralanarak kentte bulunan hastanelere kaldırıldı

10.08.2026 13:30:00
İHA
 
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Kaza, Uşak-İzmir karayolu Ürün köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A.(49) idaresindeki Metro Turizm'e ait 38 EP 467 plakalı yolcu otobüsü, aynı istikamette ilerleyen M.D.(45) yönetimindeki 80 AAC 821 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Çevredeki vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. İtfaiye ve AFAD ekiplerince otobüste sıkışan muavin A.İ.P.(43), sıkıştığı yerden çıkarıldı. 112 Acil Sağlık ekiplerince muavin A.İ.P. ile 1'i çocuk 7 yolcu, kentte bulunan hastanelere kaldırıldı.

Muavin A.İ.P.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, yolcu otobüsün Kayseri ilinden Aydın'ın Didim ilçesine gittiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti

Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Hüseyin Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu

10.08.2026 13:00:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti. Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, paylaşımında şu soruları yöneltti:

"1- Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis'teki tüm partilerin katılımı isteniyor?

2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?

3- Adı "toplumsal birliktelik" olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)

4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti'nde bir yasa çıkarılırken, Meclis'te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?

5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?"

Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, Türkiye'de 25-30 bin tür böcek bulunduğunu, farklı dönemlerde ülkeye giriş yaptığı belirlenen istilacı böcek sayısının ise 60'a yaklaştığını söyledi

 

10.08.2026 11:10:00 / Güncelleme: 10.08.2026 11:12:01
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor
Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor

Değişen iklim koşulları, uluslararası ticaret ve ulaşım ağlarının genişlemesi, dünyada ve Türkiye'de istilacı böceklerin yayılışını hızlandırıyor. Bu türler yalnızca tarımsal üretimi değil, biyolojik çeşitliliği ve halk sağlığını da tehdit ediyor.

Son yıllarda kahverengi kokarca, Asya kaplan sivrisineği, turunçgil uzun antenli böceği ve vampir kelebeği, domates güvesi gibi istilacı türlerin Türkiye'nin farklı bölgelerinde görülme sıklığı artıyor. Yüksek üreme kapasitesi, çok sayıda bitkiyle beslenebilme yetenekleri ve iklim değişikliğine uyum sağlayabilmeleri nedeniyle bu türlerle mücadele güçleşiyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, doğada görülen her böceğin istilacı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bir böceğin istilacı sayılabilmesi için doğal olarak bulunmadığı bir bölgeye sonradan gelmesi gerektiğine işaret eden Akça, "Burada yerleşmesi, hızla yayılması ve ekonomik ya da ekolojik zarar oluşturması gerekir. Bir bölgede yoğun görülmesi ya da önemli bir zararlı haline gelmesi tek başına onu istilacı yapmaz." ifadesini kullandı.

Akça, dünyada bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 200 bin böcek türünün tanımlandığını anımsatarak, gerçek tür sayısının ise 5 milyonun üzerinde olduğunun tahmin edildiğini ve bu türlerin büyük bölümünün zararlı olmadığını kaydetti.

Toplumda böceklere karşı genel olumsuz algı bulunduğuna dikkati çeken Akça, "Doğadaki böceklerin yalnızca yüzde 1 ila 3'ü zararlıdır. Yaklaşık yüzde 20-30'u ise faydalı böceklerden oluşur. Geri kalan büyük bölüm, organik maddelerin ayrışması, toprak oluşumu ve ekosistemin devamlılığı açısından önemli görevler üstlenir." diye konuştu.

Dünya genelinde bugüne kadar yaklaşık 1000 ila 1500 istilacı böcek türünün tespit edildiğini belirten Akça, "Türkiye'de 25-30 bin tür böcek bulunuyor, farklı dönemlerde ülkeye giriş yaptığı belirlenen istilacı böcek sayısı ise 60'a yaklaştı." dedi.

Akça, Türkiye'de ekonomik açıdan en fazla sorun oluşturan istilacı türlerin başında kahverengi kokarca, turunçgil uzun antenli böceği, Asya kaplan sivrisineği, vampir kelebeği ve domates güvesi (Tuta absoluta) geldiğini ifade ederek, kahverengi kokarca başta olmak üzere birçok istilacı türün meyve ve sebze üretiminde ciddi verim ve kalite kayıplarına neden olduğunu söyledi.

Asya kaplan sivrisineğinin ise doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ayrı bir risk oluşturduğuna işaret eden Akça, "Diğer istilacı türler daha çok tarımsal zararlıdır ancak Asya kaplan sivrisineği halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir türdür." dedi.

"Kene istilacı bir böcek değildir"

Akça sözlerini şöyle sürdürdü:

"Toplumda sıkça karıştırılan konulardan biri de kene, bunlar istilacı bir böcek değildir. Zaten böcek de değildir, akar grubunda yer alır. Ancak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin taşıyıcısı olması nedeniyle insan sağlığı açısından son derece önemlidir. İklim değişikliğiyle birlikte popülasyonunda artış gözlenmektedir."

Küresel ısınma tek neden değil

İstilacı türlerin yayılışının yalnızca iklim değişikliğine bağlanamayacağını belirten Akça, küresel ticaret, lojistik ağları ve insanların hareketliliğinin de önemli rol oynadığını anlattı.

Akça, küresel ısınmanın özellikle yüksek üreme kapasitesine sahip türlerin daha fazla nesil vermesine imkan sağladığına işaret ederek, "Kahverengi kokarca 300'ün üzerinde bitkiyle beslenebiliyor. Bu da neredeyse karşılaştığı her bitkiden beslenebileceği anlamına geliyor. Turunçgil uzun antenli böceği de çok sayıda meyve ve süs bitkisinde yaşayabiliyor. Bu özellikler onların yeni bölgelere uyum sağlamasını kolaylaştırıyor." dedi.

Uluslararası taşımacılığın da istilacı türlerin yayılmasını hızlandırdığını belirten Akça, "Bir kahverengi kokarca kamyonun kasasında değil, dış yüzeyinde bile yüzlerce kilometre taşınabiliyor. Gürcistan sınırından çıkan bir araçla Adana'ya kadar ulaşabiliyor. Bu dayanıklılıkları istilacı olmalarında önemli rol oynuyor." diye konuştu.

Akça, kahverengi kokarcanın 2017'de Türkiye'de görülmeye başladığını, kısa sürede Karadeniz Bölgesi'nden Marmara ve iç kesimlere doğru yayıldığını söyledi.

Mücadelede tek yöntem yeterli değil

İstilacı böceklerle mücadelede sadece ilaçlamanın çözüm olmadığına dikkati çeken Akça, zararlının yaşam döngüsünün ayrıntılı şekilde bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Akça, kahverengi kokarcaya karşı birçok ülkede biyolojik mücadelede başarı sağlayan samuray arısının Türkiye'de de farklı bölgelerde doğaya salındığını aktardı.

Yalnızca samuray arısını doğaya bırakmanın yeterli olmadığını, kimyasal mücadelenin de yapılması gerektiğini belirten Akça, mücadelenin uzun süre alabileceğini kaydetti.

Akça, vatandaşların özellikle kışlama döneminde biyosidal ürünlerle koruyucu uygulamalar yapabileceğinin altını çizerek, "Bu tür doğrudan insanı sokan ya da zehirleyen bir böcek değil ancak evlerde yoğun görülmesi nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle yalnızca tarımsal üretim açısından değil, günlük yaşam açısından da önemli bir sorun oluşturuyor." diyerek sözlerini tamamladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

10.08.2026 10:59:00 / Güncelleme: 10.08.2026 12:41:06
Haber Merkezi
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu'nu Adalet Bakanlığında kabul etti.
 
Haziran ayında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, sekiz yıldır sürdürdüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti. Soruşturmaya ait 190 klasör ve adli emanetler Ankara'ya ulaştırıldı; böylece soruşturma süreci ilk kez doğrudan Ankara merkezli yürütülmeye başlandı.
 
Temmuz ayında "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak" ile "tasarlayarak kasten öldürme" iddialarıyla 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
 
Gürlek üç gün önce bombalı saldırıyla katledilen Gazeteci Uğur Mumcu'nun ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 1993 yılında yapılan suikasta ilişkin dosyanın son durumu ve yürütülen çalışmalar ele alınmıştı.
 
Gürlek, aynı gün 2009'da"intihar etti" denilerek dosyası kapatılan eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 2007-2010 yılları arasındaki olayların çok ayrıntılı incelendiğini belirten Gürlek, Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerinde olduğu gibi Behçet Oktay'ın ölümünde de FETÖ'nün parmak izinin olup olmadığının araştırıldığını ifade etmişti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

09.08.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni yönetmelikle, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimleri de plajlarda düzenleme yapabilecek.

Yönetmelik; kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, güvenlik, temizlik gibi işletme uygulamalarına ilişkin işlemleri, belediyelerin yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimlerinin de yapabilmesine imkan tanıdı.

Düzenleme ile kıyıların Anayasa'da yer aldığı şekilde halkın ortak kullanımına açık olması hedefleniyor.

Bu alanların daha planlı hale gelmesi, belediyeler ile protokol düzenlenemeyen alanlarda meydana gelen işgallerin ve tahribatların önlenmesi de amaçlandı.

Bakanlık gözetimde yürütülecek işlemlerle plajların amaç dışı kullanımlarının azaltılması, bu alanlarda yapılması zorunlu ticari üniteler ile duş, gölgelik, soyunma kabini, seyyar tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanması sağlanacak. Böylece kıyıların amaç dışı kullanımı önlenecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.