logo
24 HAZİRAN 2026

Mustafa Kemal’in devlet adamlığı gelecek nesiller adına bir örnektir

Mustafa Kemal’in devlet adamlığı adına her görüşmesi, gelecek nesiller adına bir örnektir

28.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Mustafa Kemal’in devlet adamlığı gelecek nesiller adına bir örnektir
Mustafa Kemal’in devlet adamlığı gelecek nesiller adına bir örnektir
Mustafa Kemal'in devlet adamlığı adına her görüşmesi, gelecek nesiller adına bir örnektir.

Georges Picot, 6 Aralık'ta Kayseri'ye gelerek önce Ali Fuat Paşa ile görüşür. Daha sonra Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Sivas'a gelir.

Bu görüşmeyi, görüşmelere katılan Bekir Sami Bey, Hüseyin Rauf ve Ahmet Rüstem Beyler şöyle anlatırlar:

"Mösyö Picot Sivas'a akşamüzeri gelmiş ve Temsil Heyeti'ne bir kartvizit bırakmıştı. Kartvizitin üzerindeki 'Fransa Hükûmeti'nin Suriye ve Ermenistan mümessili' ibaresini gören Mustafa Kemal Paşa, Müsyö Picot'a haber göndererek Fransa'nın Ermenistan mümessili sıfatıyla gelmiş bir zatı kabul edemeyeceğini bildirmişti.

Bunun üzerine Fransız diplomatı bizzat Heyet-i Temsiliye'nin ikamet ettiği Sultani binasına gelmiş ve Erivan'daki Ermenistan hükûmeti nezdinde mümessil bulunduğunu, yoksa bu hükûmetin hudutları dışında kurulması tasavvur edilen bir hükûmet ile hiçbir alaka ve münasebeti olmadığını izah eyledikten sonra Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tarafından kabul olunmuştu.







Mösyö Picot sözlerine şöyle başlamıştı:

'Fransa Hükûmeti pek yakın bir zamanda değişecektir. Mösyö Briand başvekalete gelecektir. Yeni Fransız Hükûmeti'nin siyaseti, Türk millî siyasetine tamamen taraftar olacaktır.'

Bu kati teminattan sonra uzun münakaşalar cereyan etmiş, Türk-Arap-Ermeni meseleleri hakkında Paşa ile Picot arasında tam bir mutabakat hâsıl olmuştu.

Mösyö Picot, müstakbel Kilikya kurtuluş hareketimiz hakkında o kadar mübalağalı şayialara inanmıştı ki, Mustafa Kemal Paşa'ya, 'Türk-Fransız müstakbel dostluğu ve müşterek menfaati elimzdedir. Kilikya'ya doğru yürümekte olan millî ordularınızın bulundukları yerlerde kalmaları için derhal emir verirseniz her şey esasından halledilmiş olacaktır' dedi.







Fransız diplomatı bu talebi birkaç kez tekrarlamıştı.

Mustafa Kemal Paşa, bütün zeka ve kabiliyetini toplayarak Picot'un hayalinde çok büyütmüş ve ehemmiyet vermiş olduğu 'millî ordu'larımızın yaptığı tesirden istifadeler temin edebilmek için mülakatta hazır bulunan Hüseyin Rauf Ahmet Rüstem ve Bekir Sami Beyleri de inandıracak gibi biraz düşünceye daldıktan sonra Picot'a dönerek, 'Fakat benden mümkün olamayacak bir şeyi istiyorsunuz' demişti.

Bu cevap karşısında Picot şaşırmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşları da mademki bu kadar büyük millî ordularımız varmış da neden şimdiye kadar kendilerinden saklanmış olduğunu anlayamamış gibi bir vaziyet almışlardı. Mustafa Kemal Paşa bu müsait havadan istifade ederek sözlerine devam eylemişti:

'Milletin istikbali tehlikeye girdiği vakit, millet, ordularını kendi toplar ve yalnız bir hareket tarzı kabul eder. O da kurtuluş uğrunda sonuna kadar kanını dökmek. Eğer Kilikya'da Türk'ün istiklalini almak gibi bir niyetiniz olmadığını fiilen ispat edecek olursanız, bu orduların üzerinize yürüyerek sizinle muharebeye tutuşacaklarını zannetmem.







Görüyorsunuz istediğiniz şey hakikaten benim elimde değildir.' Mülakatta hazır bulunan Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşları Türkçe olarak, 'Paşam, bu kadar hüsniniyetle vaadlerde bulunmuş olan Mösyö Picot'a istikbal hakkında bir ümit verebilmek için ordularımızı durdurmaya gayret ederiz gibi bir şeyler söyleyiniz, müsterih olacaktır' demişlerdi.

Mustafa Kemal Paşa, 'İstedikleri benim elimde değil, onun elinde' cevabını vermişti.







Mösyö Picot, aldığı cevaplar üzerine bir hayli düşünmüş, sonra, 'Haklısınız' demişti, 'Avdetimde Kilikya'dan geçeceğim ve oradaki Fransız kumandanlarına, Fransa'nın müstakbel siyasetini anlatacağım. Kan dökmemenin de kendi ellerinde olduğunu hatırlatacağım.'

Konuşmanın sonunda da şu sözleri söylemişti:

'Türk milletinin istekleri ile İstanbul Hükûmeti'nin siyaseti başka başka şeylerdir. Türk millî siyaseti haklı ve meşrudur. Türkler tamamıyla birleşmişler ve azmetmişlerdir.'

Bu olaydan bir müddet sonra Mösyö Picot'un, Fransa'nın resmî gazetesi olan Temps'de Türk millî hareketi lehine başmakale yazdığı görülmüştür." 







Mustafa Kemal, bu konuşmadan sonra Fransa'nın tavrı karşısında, Urfa Müftüsü Hasan Efendi'ye 8 Aralık 1919'da, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına şu telgrafı çeker:

"Eşraf ve ileri gelenlerin imzalarını ihtiva eden telgrafname okundu:

Urfalıların dinî sağlamlıkları, mukaddes hilafet makamına sarsılmaz bağlılıkları ve mübarek vatan uğrunda her fedakârlığı göze alacak hamiyetkârlıkları tarihen bilinmektedir.

Mutasarrıflığa da vaki olan tebligatımız üzere, vatanımızı haksız olarak işgal eylemiş olan Fransızların vaziyetleri geçici olup,davamızın hak olması yönünden, Cenab-ı Hafız-i Hakiki'nin inayet-i Rabbanisiyle (büyük hakiki koruyucu Allah'ın yardımıyla) oralarının tamamen tahliye olacağına kuvvetli itikadımız vardır.







Dolayısıyla, Ermeniler veya Fransızlar tarafından sebebiyet verilmedikçe, tarafınızdan silahlı tecavüzlerde bulunulmamasını tavsiye eder ve fakat vatan mukadderatının dayanak noktası olan millî birliği sağlamlaştırmaya ve millî teşkilatınızı genişletmeye ve takviye etmeye son derece gayretle çalışılmasını, dinin ve vatanın selameti namına talep eyleriz." 

Mili Mücadele'de güney cephesi çok ciddi bir direniş göstermiş; Mustafa Kemal'in ince siyaseti ile de Fransızların Kilikya'yı boşaltmasını, yoksa Türk millî ordularının taarruza geçeceğini beyan etmiş ve kabul ettirmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.