Atalarımız, yüz yıllarca elde ettikleri birikimin ve tecrübenin ardından “bir musibet bin nasihatten iyidir” demişler.
Kişinin bin nasihatin ardından alacağı derstense bir musibete düçar olması vesilesi ile alacağı ders daha öğreticidir, eğiticidir ve yola getiricidir.
22 milyon kilometre kare hacminde bir vatandan 770 bin kilometre kare toprak parçasına düşmüş olan Türk milletinin uğradığı musibetleri saymaya herhalde kütüphaneler dolusu kitaplar da yetmez.
Son zamanlarda ise öyle bir hale geldik ki ne nasihat kâr ediyor ne de musibet…
Nasihat almak, ders çıkarmak, yanlışlardan dönmek için bilmem daha hangi musibetleri bekliyoruz.
Son günlere ibret nazarı bakmak ne demek istediğimizi anlamak için yeterli.
Kutlu doğum haftasındayız.
Alemlere rahmet olarak gönderilen son elçi son peygamberin şefaatinin dilencisiyiz.
Kutlu doğum haftası vesilesi ile organize edilen programlara bakıyoruz, konuşmacıları dinliyoruz, istisnalar vardır elbette ama, onların yerine biz kızarıyoruz.
Niye?
Kürsüleri, mikrofonları işgal eden bu hoca kılıklı, profesör etiketli adamlar, anlatmaya çalıştıkları o son peygamberin mesajları, öğretileri yıllar boyu çiğnenip dururken asla ses çıkarmayan tipler.
Müminleri bir vücudun organlarına, bir duvarın tuğlalarına benzeten o rahmet peygamberini anlatanlar, on senedir etrafımızdaki kardeş ülkeler haçlı işgalcilerin kanlı çizmeleri altında inim inim inlerken çıt bile çıkarmayan tiplerdir.
Haçlı-siyonist işgalciler İslam coğrafyasındaki hain planlarını, bu hocaların destekledikleri iktidar partisinin sonuna kadar desteği ile hayata geçirdikleri için, bu sayın hocalar yıllardır “dilsiz şeytan” rolünü oynuyorlar.
“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” buyuran o eşsiz peygamberi on senedir dinlemeyen koca koca adamlar, şimdi kutlu doğum haftası dolayısı ile güya o son elçiyi anlatmaya çalışıyorlar.
23 yıllık peygamberlik süresince bin bir çile, bin bir meşakkat içinde kimlerle ve hangi batıl zihniyetlerle mücadele etmiş ise, bu sayın hocalar ve destekledikleri partileri o kişilerin ve zihniyetlerin devamı ile, mirasçıları ile el ele, kol kola, diz dize, sarmaş dolaş vaziyetteler ve bu halleri ile güya o rahmet peygamberini anlatacaklar…
23 yıllık peygamberlik süresince kaldırmaya uğraştığı haramları bu gün tekrar topluma yaymaya çalışanlar, yerleştirmeye uğraştığı helalleri çiğnemeye ve çiğnetmeye çalışanlar ve destekçileri bilmem hangi yüzle kutlu doğum haftasında kürsülere çıkıyorlar?
Nasihat almak için daha hangi musibetleri bekliyorsunuz?
Bundan daha ağır musibet olur mu?
İslami kavramları, İslami söylemleri kullanarak İslam’ın on dört asırlık birikimini bozuk para gibi harcayan bir kadro iş başında.
Daha ne tür musibet bekliyorsunuz?
Kişinin bin nasihatin ardından alacağı derstense bir musibete düçar olması vesilesi ile alacağı ders daha öğreticidir, eğiticidir ve yola getiricidir.
22 milyon kilometre kare hacminde bir vatandan 770 bin kilometre kare toprak parçasına düşmüş olan Türk milletinin uğradığı musibetleri saymaya herhalde kütüphaneler dolusu kitaplar da yetmez.
Son zamanlarda ise öyle bir hale geldik ki ne nasihat kâr ediyor ne de musibet…
Nasihat almak, ders çıkarmak, yanlışlardan dönmek için bilmem daha hangi musibetleri bekliyoruz.
Son günlere ibret nazarı bakmak ne demek istediğimizi anlamak için yeterli.
Kutlu doğum haftasındayız.
Alemlere rahmet olarak gönderilen son elçi son peygamberin şefaatinin dilencisiyiz.
Kutlu doğum haftası vesilesi ile organize edilen programlara bakıyoruz, konuşmacıları dinliyoruz, istisnalar vardır elbette ama, onların yerine biz kızarıyoruz.
Niye?
Kürsüleri, mikrofonları işgal eden bu hoca kılıklı, profesör etiketli adamlar, anlatmaya çalıştıkları o son peygamberin mesajları, öğretileri yıllar boyu çiğnenip dururken asla ses çıkarmayan tipler.
Müminleri bir vücudun organlarına, bir duvarın tuğlalarına benzeten o rahmet peygamberini anlatanlar, on senedir etrafımızdaki kardeş ülkeler haçlı işgalcilerin kanlı çizmeleri altında inim inim inlerken çıt bile çıkarmayan tiplerdir.
Haçlı-siyonist işgalciler İslam coğrafyasındaki hain planlarını, bu hocaların destekledikleri iktidar partisinin sonuna kadar desteği ile hayata geçirdikleri için, bu sayın hocalar yıllardır “dilsiz şeytan” rolünü oynuyorlar.
“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” buyuran o eşsiz peygamberi on senedir dinlemeyen koca koca adamlar, şimdi kutlu doğum haftası dolayısı ile güya o son elçiyi anlatmaya çalışıyorlar.
23 yıllık peygamberlik süresince bin bir çile, bin bir meşakkat içinde kimlerle ve hangi batıl zihniyetlerle mücadele etmiş ise, bu sayın hocalar ve destekledikleri partileri o kişilerin ve zihniyetlerin devamı ile, mirasçıları ile el ele, kol kola, diz dize, sarmaş dolaş vaziyetteler ve bu halleri ile güya o rahmet peygamberini anlatacaklar…
23 yıllık peygamberlik süresince kaldırmaya uğraştığı haramları bu gün tekrar topluma yaymaya çalışanlar, yerleştirmeye uğraştığı helalleri çiğnemeye ve çiğnetmeye çalışanlar ve destekçileri bilmem hangi yüzle kutlu doğum haftasında kürsülere çıkıyorlar?
Nasihat almak için daha hangi musibetleri bekliyorsunuz?
Bundan daha ağır musibet olur mu?
İslami kavramları, İslami söylemleri kullanarak İslam’ın on dört asırlık birikimini bozuk para gibi harcayan bir kadro iş başında.
Daha ne tür musibet bekliyorsunuz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026































































































