logo
07 EYLÜL 2026

Nevşehir'de eski sevgili cinayetinde 4'ü kardeş 5 kişi tutuklandı

Nevşehir'de bir kişinin otomatik av tüfeğiyle vurarak ölümüne neden oldukları iddia edilen 4 kardeş ve arkadaşları tutuklandı

07.09.2026 15:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
Nevşehir'de eski sevgili cinayetinde 4'ü kardeş 5 kişi tutuklandı
Nevşehir'de eski sevgili cinayetinde 4'ü kardeş 5 kişi tutuklandı
Nevşehir'de bir kişinin otomatik av tüfeğiyle vurarak ölümüne neden oldukları iddia edilen 4 kardeş ve arkadaşları tutuklandı. İddiaya göre kardeşler, Levent Ç.'nin ailelerine ve kız kardeşlerine yönelik hakaret ve küfürlü ifadeler kullandığını belirterek olayın bu nedenle meydana geldiğini söyledi. Yusuf Ç.'nin yanında getirdiği ruhsatsız yivsiz otomatik av tüfeğiyle Levent Ç.'ye 5 el ateş ettiği yönünde ifade verdiği öğrenildi.

Olay, Güzelyurt Mahallesi Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan bir işletmenin otoparkında meydana gelmişti. Edinilen bilgilere göre, Levent Ç. (50) henüz belirlenemeyen bir nedenle Yusuf Ç. ve kardeşi Ahmet Enes Ç. ile telefonda tartıştı.

Tartışmanın ardından Levent Ç.'nin bulunduğu yeri öğrenen iki kardeş, yanlarına Rahman A.'yı da alarak adrese geldi. İddiaya göre şüpheliler, araçtan tuvalet ihtiyacı için inen Levent Ç. ve yanında bulunan arkadaşına ateş etti. Saldırıda Levent Ç. ağır yaralandı. Saldırının ardından plakalarını söktükleri siyah renkli araçla olay yerinden kaçmaya çalışan şüpheliler, bölgede devriye görevi yapan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin dikkatini çekti.

Yaklaşık 1 kilometre süren kovalamacanın ardından araç, 15 Temmuz Mahallesi 112 Acil Çağrı Merkezi karşısında durduruldu. Araçta bulunan 3 kişinin Yusuf Ç., Ahmet Enes Ç. ve Rahman A. olduğu belirlendi. Yapılan kontrollerde aracın plakalarının sökülerek araç içerisinde bulunduğu ve plakasının 06 DPH 30 olduğu tespit edildi.

"Ablamıza ve ailemize küfretti" iddiası

Cinayet ile ilgili detaylarda ortaya çıktı. Yusuf Ç. ve Ahmet Enes Ç.'nin, Levent Ç.'nin kız kardeşleri Hatice Ç.'nin eski erkek arkadaşı olduğunu söyledikleri öğrenildi. İddiaya göre kardeşler, Levent Ç.'nin ailelerine ve kız kardeşlerine yönelik hakaret ve küfürlü ifadeler kullandığını belirterek olayın bu nedenle meydana geldiğini söyledi. Yusuf Ç.'nin yanında getirdiği ruhsatsız yivsiz otomatik av tüfeğiyle Levent Ç.'ye 5 el ateş ettiği yönünde ifade verdiği öğrenildi. Olay yerinde ve araçlarda yapılan incelemelerde 5 adet boş kovan bulundu. Tüfekten çıktığı değerlendirilen mermilerden birinin Levent Ç.'nin sırtına isabet ettiği, bir merminin ise araca isabet ettiği belirlendi.

Hastanede hayatını kaybetti

Silahlı saldırıda ağır yaralanan Levent Ç., yanında bulunan arkadaşı tarafından özel araçla Nevşehir Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Levent Ç., burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından yürütülen soruşturma kapsamında dört kardeş Yusuf Ç., Ahmet Enes Ç., Nur S. Ç. ve Hatice Ç. İle birlikte arkadaşları Rahman A. gözaltına alındı.

5 şüpheli de tutuklandı

Cumhuriyet Savcısının talimatıyla gözaltına alınan 5 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından mevcutlu olarak adli mercilere sevk edildi. Kardeşler Yusuf Ç., Ahmet Enes Ç., Nur Sima Ç. ve Hatice Ç. ve arkadaşları Rahman A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, şehrin çeşitli ilçelerinde kurşunlama, tehdit, yaralama gibi olayları karışan suç örgütüne operasyon düzenledi

07.09.2026 15:01:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı
İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, şehrin çeşitli ilçelerinde kurşunlama, tehdit, yaralama gibi olayları karışan suç örgütüne operasyon düzenledi. Gözaltına alınan 15 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 31 Ağustos-6 Eylül 2026 tarihleri arasında meydana gelen iş yeri, araç ve ev kurşunlanması, tehdit, yaralama, mala zarar verme gibi olayların aydınlatılması amacıyla inceleme başlattı.

17 farklı olaya ilişkin güvenlik kamera görüntülerini izleyen Asayiş Şube ekipleri, zanlıların kimliklerini tespit etti. Suç örgütüne yönelik operasyonda 15 şüpheli gözaltına alındı.

Şüphelilerin üzerlerinde, evlerinde ve kullandıkları araçlarda yapılan aramalarda 5 tabanca, 1 otomatik tabanca, 1 uzun namlulu silah, 293 mermi, 1 motosiklet ve kurşungeçirmez yelek ele geçirildi. Şüphelilerin iş yeri, araç ve ev kurşunlama, tehdit, yaralama ve mala zarar verme olaylarına karıştıkları tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 15 zanlı çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi

07.09.2026 14:39:00 / Güncelleme: 07.09.2026 15:03:43
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi. Hüseyin Baş konuşmasında ise ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı ve "Makro meseleleri çözdüğümüz takdirde geri kalan mikro meseleler hızlıca çözülecektir. Yani kronik sorunlara müdahale etmemiz lazım"  dedi. Hüseyin Baş'ın konuşması şöyle;

"Bütün sorunlara çözüm önerilerimiz var"

"Bağımsız Türkiye Partisi olarak ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın açtığı yolda ve bize gösterdiği hedef doğrultusunda fikirlerimizi her daim güncel tutmaya ve zenginleştirmeye gayret ettik ve ediyoruz. Bizim elimizde diğer hiçbir siyasi partide olmayan bir şey var. Bizim Türkiye'nin bütün meselelerine, sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın kronikleşmiş ve çözümsüz sorunlarına çözüm önerilerimiz var. Biz bunları Türkiye'de 20 yılı aşkın zamandan beri hiç durmadan anlattık ve anlatıyoruz.


"Bu bir siyasi etik problemi…"

Biz 'Bu ülkede emekli maaşı düşük. Bunu yükseltelim' diyoruz ama bunun karşılığında 'Sen ajansın' denebiliyor. Biz 'asgari ücret düşük, asgari ücreti yüksek yapabiliriz ve bunu yaparken esnafın ve vatandaşın sırtına yük yüklemeden bu meseleyi çözebiliriz' dediğiniz zaman, konu asgari ücret tartışmasından çıkıp başka yerlere geliyor. Bu bir siyasi etik problemi. Siyasi etiği kazanmak istiyorsak siyaseti konuşmamız lazım. Toplumun sorunlarını konuşmamız lazım ve toplumun sorunlarına hangimizin çözüm önerileri olduğunu konuşmamız lazım.

"Ekonomi, eğitim ve adalet en büyük problemler"

Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak şunu çok rahatlıkla ortaya koyabiliyoruz: Biz bu ülkenin bütün sorunlarını çözebiliriz. Aklınıza hangi problem geliyorsa onun ya ekonomiyle ya eğitimle ya da hukuk ve adaletle ilintili bir problemi var. Bir ülkede açlık varsa ekonomi çözüldüğünde açlık çözülür. Dolayısıyla bizim biraz da Türkiye'de meseleleri makro bir şekilde analiz etmemiz, makro bir şekilde görmemiz gerekiyor. Makro meseleleri çözdüğümüz takdirde geri kalan mikro meseleler hızlıca çözülecektir. Yani kronik sorunlara müdahale etmemiz lazım. Türkiye'nin en büyük kronik sorunları da biz en başından beri söylüyoruz: ekonomidir, eğitimdir, hukuk ve adalettir. Bunları biz BTP olarak çözebiliriz.


"İktidar değişse emin ol, emekli maaşı 23 bin liradan aşağı düşmez"

Devletin ekonomiye ve vatandaşına bakışı şudur: Ben öyle bir düzen kuracağım ki kimse aç kalmayacak. Herkes mutlu ve memnun olacak! Şimdi sen eğer bu formülü üretebiliyorsan ekonomiyi yönetiyorsun. Yoksa piyasadaki bütün parayı çekelim, enflasyon düşsün... Bütün parayı çekelim, enflasyon düşer! Zaten buna karşın toplumumuzda 20 yıldan beri süregelen, 'Bu iktidar giderse daha kötü de olabilir endişesi de var' endişesi var. Biz bunu da gözlemliyoruz halk arasında bazı kesimlerde. Ama onlara da şunu söylemek istiyorum; değerli kardeşim… Bugün ülkede iktidar değişse, emin ol, emekli maaşı 23 bin liradan aşağı düşmez, asgari ücret 28 bin liradan aşağı düşmez. İstanbul'da ortalama kira 40-45 bin liranın üstüne çıkmaz. Yani bu iktidar ekonomik olarak bir şeyleri iyi yapıyor da o gidince daha kötü olmaz! Zaten biz şu anda Türkiye'de halkımız ekonomik olarak gerçekten çok zor günler yaşıyor. Bundan daha zoru yok. O yüzden ekonomiye ilişkin bir reçetesi olan, bir çözüm önerisi olan siyasi iradenin peşine takılmak gerekiyor. O da Türkiye'de tek Bağımsız Türkiye Partisi.


Özgür Özel'e 'ev hanımlarına maaş' cevabı…

Sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok önemli projelerinden biri ev hanımlarını maaşa bağlamaktı. Haydar Baş, 'Bu insanlara devletin sırf evde iş yaptıkları için maaş bağlaması ve yaşları geldiğinde onları emekli etmesi gerekiyor' diye anlatıyor. Şimdi bunun kaynağını soranlar, bunu küçümseyenler, bununla mücadele edenlere bugün bakıyorsunuz... Mesela Sayın Özgür Özel geçenlerde, 'Ev hanımlarını emekli yapacağız' diyor. Şimdi ben de o zaman soruyorum: Kaynağınız ne? Nasıl yapacaksınız? Bizimle diğer bütün siyasi partilerin en temel farkı: Biz söylediğimizi yaparız. Onlar söylediklerini yapamazlar! Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin büyük problemleri var ve bu problemlere Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizlerin çözümleri var."

Süresiz nafaka konusunda Akın Gürlek tarih verdi. Bakan Gürlek "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler ekim ayında" dedi

Süresiz nafaka konusunda Akın Gürlek tarih verdi. Bakan Gürlek "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler ekim ayında" dedi

07.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Süresiz nafaka konusunda Akın Gürlek tarih verdi. Bakan Gürlek "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler ekim ayında" dedi
 Süresiz nafaka konusunda Akın Gürlek tarih verdi. Bakan Gürlek "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler ekim ayında" dedi
Süresiz nafaka konusunda Akın Gürlek tarih verdi. Bakan Gürlek "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler ekim ayında" dedi.

Ankara 2 No'lu Barosu Adli Yıl Açılış Programı'nda konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi planlıyoruz" dedi.

Süresiz nafaka ve uzun süren boşanma davaları
Bakan Gürlek, boşanma davaları ile nafaka düzenlemesinin ekim ayında gündeme getireceklerini söyledi.
Düzenlemenin, 12'nci Yargı Paketi'nin ikinci kısmında yer alacağını ifade eden Gürlek, boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler alacağını kaydetti.
Gürlek, kira tespit ve tahliye davalarına da değindi. Kira tespit davalarının dokuz ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda tamamlanmasını hedeflediklerini söyleyen Gürlek, "Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.

Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak

Ankara’da siyaset gündemi adliyeye taşındı. Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün oğlu ve gelini de ifade verecek. Aynı gün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması kapsamında savcı karşısına çıkacak

07.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak
Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak
Ankara'da siyaset gündemi adliyeye taşındı. Cuma günü Melih Gökçek'in ifade vermesinin ardından bugün oğlu ve gelini de ifade verecek. Aynı gün saat 15.00'te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması kapsamında savcı karşısına çıkacak.

Ankara'da adliye trafiği yeni haftada da devam ediyor. Cuma günü eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ifade vermesinin ardından bugün gözler Gökçek'in oğlu ve gelinine çevrildi.

Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek bugün (7 Eylül) saat 14.00'te Ankara'da ifade vermesi beklenirken, aynı gün siyasetin bir başka önemli ismi de adliyeye gidecek.

Bugün 15.00'te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Ankara Adliyesi'nde ifade vermesi bekleniyor.

Davutoğlu hakkında, "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade işlemi yapılacak.

Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen, soruşturmanın Eylül 2021'de Bingöl'ün Genç ilçesinde yapılan bir konuşmadaki ifadelere ilişkin olduğunu açıkladı. Söz konusu görüntülerin sosyal medyada yeniden dolaşıma girmesinin ardından başsavcılık tarafından resen inceleme başlatıldı.

Seymen, Davutoğlu'nun yürütülen hukuki sürece katkıda bulunacağını ve hakkındaki iddialara cevap vereceğini bildirdi.

Ankara Adliyesi'nde 4 Eylül'de Melih Gökçek savcı karşısına çıktı. Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yaklaşık iki saat ifade verdi.

Antalya Serik'teki yangın büyük oranda kontrol altına alındı

Antalya'nın Serik ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın büyük oranda kontrol altına alındı

07.09.2026 11:31:00
İHA
 
Antalya Serik'teki yangın büyük oranda kontrol altına alındı
Antalya Serik'teki yangın büyük oranda kontrol altına alındı
Dün, gündüz saatlerinde Akbaş Mahallesi Kızılbölük mevkiinde orman dışı alanda çıkan yangının büyük oranda kontrol altına alındığı bildirildi.

İlk etapta 5 uçak, 15 helikopter, 75 arazöz, 3 iş makinesi ve 600'a yakın personelin söndürme çalışmalarına katıldığı yangında şuana kadar 160 hektar alanın zarar gördüğü öğrenildi.

Ekiplerin bölgede soğutma çalışmaları sürüyor.

Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor

Muğla'nın Menteşe ilçesinde çıkan ve Ula ilçesine sıçrayan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor

07.09.2026 10:16:00 / Güncelleme: 07.09.2026 10:18:52
AA
 
Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor
Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor

Yaraş Mahallesi'nde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Bölgede etkili olan rüzgar nedeniyle yangın kısa sürede büyüdü.

İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi.

Alevler rüzgarın etkisiyle Muğla'nın Ula ilçesi Armutçuk Mahallesi'ne sıçradı. Muğla-Denizli kara yolunda ulaşım kontrollü olarak sağlanıyor.

Yangına 7 uçak, 13 helikopter, 32 arazöz, 7 dozer, 62 su tankeri, 12 iş makinesi ve 232 personelle müdahale ediliyor. 11 araç ve ambulansla da tahliye çalışmalarına destek veriliyor.

Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, ekiplerin yangını kontrol altına almak için yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.

Müdahalelerin havadan ve karadan sürdüğünü belirten Akbıyık, "Menteşe'de 2, Ula'da 1 toplam 3 ev boşaltıldı. Üç büyükbaş, 100 küçükbaş hayvan tahliye edildi. Bölgede rüzgar etkili." dedi. 

Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

Spor ürünleri üreticisi Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin "tek ayakkabı hizmeti" (Single Shoe Service) için reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

06.09.2026 17:42:00
AA
 
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Gazze Şeridi'nde binlerce Filistinlinin uzuvlarını kaybetmesine neden olan İsrail ordusundan emekli Shalev Biton'u "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih etmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

ABD'li sosyal medya fenomeni Guy Christensen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gazze'deki çocukların bir daha asla yürüyemeyebileceğini bilmek gerçekten iğrenç." ifadesini kullanarak şirkete karşı boykot çağrısında bulundu.

"Filistinliler için Boykot, Tecrit ve Yaptırım" (BDS) hareketinin parçası olan "İsrail'in Akademik ve Kültürel Boykotu için Filistin Kampanyası"nın (PACBI) koordinatörü Stephanie Westbrook da Adidas'ın kampanyasını "Filistinlilere hakaret" olarak niteledi.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tahminlerine göre Ekim 2023'ten bu yana 5 binden fazla Filistinlinin uzuv kaybı yaşadığına dikkati çeken Westbrook, "Bu, sadece Adidas'ın duyarsızlığı veya hassasiyeti değil. İsrail tarafından öldürülen, sevdiklerini kaybeden veya İsrail yüzünden uzuvlarını kaybeden Filistinlilere karşı mutlak bir hakarettir." değerlendirmesinde bulundu.

"Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer"
İtalyan aktivist Vincenzo Fullone de sosyal medya hesabından reklam filmine ilişkin paylaşımda bulundu.

Adidas marka ayakkabıların çöpe atıldığı anların videosunu paylaşan Fullone, "Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer." ifadesine yer vererek boykot çağrısında bulundu.

İspanyol aktör Javier Bardem de Fullone'nin çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşarak Adidas'ın boykot edilmesini istedi.

Arizona Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Khaled Beydoun da Adidas'ın reklam filmine tepki gösteren isimlerden oldu.

Gazze'de ampute edilmiş çocuğun görseli ile Adidas'ın reklam filminde oynayan İsrailli askerin fotoğrafını paylaşan Beydoun, "Adidas, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askerini öne çıkaran tek ayakkabı programını başlattı ancak Gazze'de bacakları kesilmiş çocukları görmezden gelmeye devam ediyor." ifadesini kullandı.

"Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor"
Shalev Biton'un ve İsrail'deki Kanal 12'nin Instagram hesaplarından Biton'un reklam yüzü olmasına ilişkin yapılan ortak paylaşıma da çok sayıda tepki geldi.

"Özgür Filistin", "Filistin için Adalet", "Filistinlilerin acılarını görmezden gelmeyin" ve "Boykot Adidas" yazılı yorumlarda Adidas'a ve İsrail'e karşı çok sayıda tepki yer aldı.

Adidas'ın X hesabından yaptığı farklı paylaşımların altına da reklama yönelik birçok tepki gösterildi. Paylaşımlarda, "Asla başka ürün almayacağım", "Ürünlerinizi asla tekrar almayacağım", "Adidas çocuk katillerini desteklememeli", "Bir savaş suçlusuna sponsor oluyorsunuz" ve "İsrail'in soykırımını desteklediği için Adidas'ı boykot ediyorum" gibi çok sayıda yorum yer aldı.

"Eye on Palestine" tarafından Adidas reklamına ilişkin sosyal medya paylaşımında ise markanın ampute bireylere yönelik "tek ayakkabı" hizmetini tanıttığı İsrailli asker Shalev Biton'un 2021'de Gazze'ye yapılan saldırılar sırasında bir ayağını kaybettiği belirtildi.

Paylaşımda, bu reklamın tepki aldığına işaret edilerek, "(Reklam) Dünyada en fazla çocuğun ampute edilmesinden sorumlu bir işgal ordusu mensubuna dikkati çekiyor ve şu anda devam eden saldırılar nedeniyle uzuvlarını kaybeden Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor." ifadesi kullanıldı.

Paylaşıma gelen çok sayıda yorumda reklam tercihi nedeniyle Adidas'a yönelik boykot çağrısı yapıldı.

"Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin"
Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Rima Hassan da ABD merkezli sosyal medya platformu Instagram hesabından Adidas'ın reklamına ilişkin paylaşımında, dünyada çocukların en fazla ampute edilme oranının Gazze'de olduğuna dikkati çekti. Bu paylaşımın altında çok sayıda boykot çağrısı yapıldı.

Amerikalı yazar ve insan hakları savunucusu Susan Abulhawa, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin ve bu ders, şirketin temelleri tamamen sarsılana kadar etkisini sürdürsün." çağrısında bulundu.

İsrail'e yönelik "muafiyet" Alman politikası
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Dünyası ve Küresel İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sami Al Arian, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya menşeli firmanın "Alman politikası" izlediğini ve İsrail'e yönelik "muafiyet" uyguladığını söyledi.

Arian, "Şirket, yaşananlardan ders çıkarmıyor. Bu, bir siyonist tavırdır. Burada şirketin ders çıkarabileceği tek yaptırım boykottur. Herkes tarafından desteklenmeli ve tanıtılmalı." dedi.

Adidas, Filistin kökenli Amerikalı model Hadid'i reklamdan çıkarmıştı
Şirket, 2024 yılında da Filistin'e verdiği destekle bilinen ünlü model Bella Hadid'i reklam kampanyasından çıkarması sonrası boykot çağrılarının hedefi olmuştu.

Paylaşımda Hadid "antisemitizm" ile suçlanmış ve şiddet çağrısında bulunan bir isim olduğu öne sürülmüştü.

Şirketin sözcüsü, Hadid'in, 1972 Münih Olimpiyatları'nda kullanılan ayakkabının reklamında yer almasının "üzüntü ve sıkıntıya" sebep olduğunu savunarak özür dilemişti. Sözcü, ayakkabı reklamı nedeniyle "trajik tarihi olaylar" ile bağlantı kurulduğunu iddia etmişti.

Neden boykot ediliyor?
İsrail askeri Biton'un "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih edilmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

BDS hareketinin sosyal medya hesaplarındaki açıklamalara göre İsrail askerini reklam yüzü seçen Adidas, uzun yıllar İsrail Futbol Federasyonunun (IFA) sponsorluğunu yapmıştı.

İsrail merkezli tekstil şirketi Delta Galil ile 2019'da küresel iç çamaşırı lisans anlaşması yapan Adidas, Maccabi Haifa ve Maccabi Tel Aviv gibi İsrail merkezli spor kulüpleriyle güncel ticari ortaklıklar yürütüyor.

İsrail pazarına özel resmi internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına sahip şirket, Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa gibi büyük şehirlerde birçok resmi mağaza işletiyor.

Şirket, Tel Aviv Maratonu dahil bazı spor etkinliklerinde de sponsorluklar üstlendi.

Adidas Foundation'ın internet sitesindeki açıklamaya göre, "kurucu şirketle güçlü bir ilişkiye sahip bağımsız bir kuruluş" olarak tanımlanan kurum, Yafa merkezli ve 2007-2014'te İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in kurduğu "Peres Center for Peace and Innovation" (Peres Barış ve İnovasyon Merkezi) kuruluşuna 2025-2028 dönemi için 700 bin avro hibe anlaşması sağlamıştı.

Kendisini "tarafsız" olarak tanımlayan şirket, tek uzvunu kaybeden müşterilere ihtiyaç duydukları tek ayakkabıyı, çift ayakkabı fiyatının yüzde 50'sine satın alabilme fırsatı veriyor.​​​​​​​

Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik'in de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklandı

06.09.2026 00:10:00 / Güncelleme: 06.09.2026 00:28:59
AA
 
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda belediyenin Ruhsat Denetim Müdürü Burak Aydın ve işletmeci Erdem Koyunyerli de gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan Belediye Başkan Yardımcısı Çelik, Aydın ve Koyunyerli adliyeye götürüldü.

Savcılıkta ifadesi alınan şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, talep doğrultusunda şüphelilerin tutuklanmalarına karar verdi.

Operasyon

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlarından soruşturma başlatılmıştı.

Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre e-posta üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirlenmişti.

MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği tespit edilmişti.

Toplam inşaat hacminin büyük olması halinde Dedetaş'ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatları verilirken paranın Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M'ye parça parça teslim edildiği HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle belirlenmişti.

Yapılan çalışma ve tespitlerin ardından 29 Temmuz'da 11 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, gözaltına alınan 6 şüpheli İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edilmişti.

Şüphelilerden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmış, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında, 2 Eylül'de Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ve Mithat Özdemir de ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir, "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı. 

Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı

05.09.2026 14:26:00
Haber Merkezi
 
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı. Karar, "Devlet neden kendi işlettiği gelir kaynaklarını özel sektöre devrediyor?" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Resmî Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu ve diğer bazı otoyolların yanı sıra Niğde-Pozantı Otoyolu ile Gaziantep ve Bursa çevre yollarının belirli bölümleri de özelleştirme programına dahil edildi.

"Satış değil, işletme hakkı devri"

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyundaki "köprüler satılıyor" tartışmasına karşı çıkarak mülkiyetin devlette kalacağını, işletme hakkının ise devredileceğini açıkladı. Sözleşme süresinin 30 yıl olması ve işlemlerin 2031 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Ancak vatandaş açısından temel soru değişmiyor: Devletin yaptığı yatırımlarla ortaya çıkan ve geçişlerden gelir sağlayan bu altyapılar neden 30 yıllığına özel işletmecilere bırakılıyor?

Tartışmanın merkezinde para var

Karara yönelik eleştirilerde, köprü ve otoyolların gelecekte sağlayacağı gelirlerin kamu yerine özel işletmecilere aktarılabileceği savunuluyor.

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, söz konusu köprü ve otoyolların 2025 yılı gelirleri üzerinden 30 yıllık dönemde yaklaşık 18 milyar dolarlık bir büyüklük hesapladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bu hesabın "kâr" üzerinden yapılmasının doğru olmadığını, bakım, onarım, yatırım, personel ve işletme giderlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Yani ortada henüz herkesin üzerinde uzlaştığı bir "30 yıllık kazanç" hesabı bulunmuyor.

Muhalefetten sert tepki

Karar siyasi tartışmayı da beraberinde getirdi. Yavuzyılmaz, uygulamayı Türkiye'nin gelecekteki gelirlerinin devri olarak nitelendirirken, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de ihaleye girecek şirketlere yönelik, iktidar değişikliğinde otoyolları yeniden devletleştirecekleri mesajını verdi.

Kocaeli ve Adana'dan da karara yönelik "peşkeş" ve "halka ait varlıkların devri" eleştirileri geldi.

Asıl soru: Devlet neden satıyor?

Burada tartışmanın ekonomik boyutundan daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Bir devlet, yıllardır gelir sağlayan stratejik altyapılarını neden 30 yıllığına özel sektöre bırakır?

"Satarak ülke yönetilir mi?"

Türkiye'de özelleştirme tartışmasının geldiği nokta tam da burası.

Devletin ekonomik kaynak yaratması elbette gerekiyor. Ancak kamuya ait varlıkların işletme haklarının uzun sürelerle devredilmesi halinde, kararın yalnızca "Bugün bütçeye ne kadar para girecek?" sorusuyla değil, "30 yıl boyunca vatandaş ne ödeyecek, devlet ne kazanacak?" sorusuyla değerlendirilmesi gerekiyor.

Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin tutuklanan Alsu gemisinin 1 ve 3'üncü kaptanlarının ifadeleri ortaya çıktı. Geminin 1'inci kaptanı ifadesinde, "Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır" dedi

05.09.2026 12:25:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:29:02
İHA
 
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Bu kapsamda adliyeye sevk edilen şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Alsu Gemisinin kaptanlarının ifadelerine ulaşıldı

Geminin 1'inci kaptanı şüpheli Ahmet Eraslan'ın Sulh Ceza Hakimliği'ndeki ifadesi ortaya çıktı. Eraslan ifadesinde, glay günü Türk bayraklı Alsu isimli geminin birinci kaptanlığını yaptığını ve gemide 1 ay önce göreve başladığını belirterek, "Gemi kazasının yaşadığı saat diliminde istirahatteydim. Kaza esnasında üçüncü kaptanımız Murat Evciman görevdeydi, yani bu saat diliminde geminin sevk ve idaresinden Evciman sorumluydu. Olayın meydana geldiği anda gemi yüksüzdü. Kaza anında yaslama sesi duydum, kalktığımda güverte reisimiz Süleyman Eker'in 'çarpıştık çarpıştık' şeklinde bağırmasını duydum. Bunun üzerine hemen yukarıya çıktım. Köprü üstüne çıktığımda ikinci kaptan Barış Hazar ve Murat Evciman bulunuyordu. Ne olduğunu sorduğumda, 'çarpıştık' diye söylediler. Köprü üstüne çıktığımda Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi sancak kıç omuzluğunda ışıkları yanar vaziyette gördüm. Aramızdaki mesafe yaklaşık 300 metre civarındaydı. Ben, bulunduğum gemi ile sola dönüşe geçtiğim esnada yaklaşık 2-3 dakika geminin ışıklarını gördüm, dönüşün bitmesine yakın Tuğberk İmamoğlu isimli geminin ışıklarının tamamen kaybolduğunu gördüm. Benim dönüşüm yaklaşık 5 dakikaya yakın sürmüştü, bunun üzerine radardan mevkiine baktım ve yaklaşık 1-2 dakika içerisinde gemi kayboldu ve artık radardan da gözükmedi. Ben hemen Sektör Marmara ile irtibat kurdum ve durumu bildirdim" ifadelerini kullandı.

"Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır"

İfadesinin devamında, Tuğberk İmamoğlu geminin kendisine çarptıklarını vurgulayan şüpheli Ahmet Eraslan, "Kaza anında gemi üstünde gözcü bulunmuyordu. Gemide gözcü bulundurmak kaptanın insiyatifine bağlı olup, trafiğin yoğun olduğu kısımlarda gözcü bulundurulması gerekmektedir. Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Şayet bizim gemimiz şiddetli biçimde Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmış olsaydı, bulunduğumuz gemide daha büyük hasar meydana gelirdi. Bizim bulunduğumuz gemi, kazayı yaslama olarak hissetmiştir. Bizim gemimizdeki AIS cihazı aktif bir şekilde çalışmaktaydı. Tuğberk İmamoğlu gemi AIS cihazı ise kapalı konumdaydı çünkü biz gemiyi AIS'den görememiştik. Biz gemiyi yalnızca radardan takip edebilmiştik, kaza Tuğberk İmamoğlu bizim gemimize vurması neticesinde meydana gelmiştir, böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" diye konuştu.

"Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi"

Öte yandan, geminin 3'üncü kaptanı şüpheli Murat Evciman ise hakimlik ifadesinde, meslekte 7 aylık tecrübesinin olduğunu belirterek, "Geminin 3'üncü kaptanı olarak kumanda bendeydi. Köprü üzerinde ayrıca bir gözcü görev yapmıyordu. Vardiya esnasında irademi etkileyecek herhangi bir şey kullanmamıştım. Tuğberk İmamoğlu isimli gemi 'iskeleye al' şeklinde telsizden seslenince ben radardan baktığımda bu gemiyi gördüm. Çıplak gözle baktığımda ise bu geminin fenerini görmemiştim. Bulunduğum gemideki ECDIS ekranına baktığımda AIS görünmüyordu, radar ekranına baktığımda Tuğberk İmamoğlu gemisinin izdüşümünü gördüm. Ben, bulunduğum gemiyi yaklaşık 5 derece iskeleye aldım, yaklaşık 2-3 dakika geçtikten sonra tekrar 'iskeleye al' sesini telsizden duydum, bunun üzerine bulunduğum gemiyi keskin bir şekilde yaklaşık 9 derece iskeleye aldım. Bu şekilde benim bulunduğum gemi Tuğberk İmamoğlu gemisinin sağ tarafında kaldı. Bu konum itibariyle gemiyle aramızda yaklaşık 700-800 metre mesafe vardı, yaklaşık 1-2 dakika sonra aramızdaki mesafe 500 metreye kadar düştü. Bu şekilde karşı gemiyle aramızda her ikimizde kendi rotamızda seyir halinde olduğumuz için bir problem yoktu. Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi. Ben, bu sırada karşıdaki geminin manevra yapacağını düşündüm ve telsizden, 'Tuğberk İmamoğlu üstüme doğru geliyorsun gelme' şeklinde seslendim. Seslendikten sonra aramızdaki mesafe azaldığı için ben bulunduğum geminin rotasını iskeleye doğru çevirdim, bu sırada gemi sancak yapmaya ve üzerime doğru gelmeye devam etti" dedi.

"Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi"

İfadesinin devamında şüpheli Evcimen, "Tuğberk İmamoğlu gemisi, iskele baş omuzundan benim bulunduğum geminin sancak baş omuz kısmından çarptı. Çarpışma olduğu anda ben hemen köprü üst katından birkaç basamak inerek, 'çarpışma oldu' diyerek bağırdım. Hemen köprü üstüne geldim, Tuğberk İmamoğlu geminin ışıklarını gördüm. Kazadan yaklaşık 20 saniye sonra köprü üstüne ikinci kaptan Barış Hazar geldi ve gemiyi tam sağa doğru çevirip Tuğberk İmamoğlu gemiden uzaklaştırdı. Çatışmadan sonra gemiyle iletişim kurmaya çalıştık ancak bir cevap alamadık. Çatışma hakkında yaklaşık 10-15 dakika sonra Sektör Marmara'ya bilgi verildi. Kaza diğer geminin rotasını üzerimize doğru çevirmesinden kaynaklanmıştır. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum, yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Çatışmadan önce Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS'i görünmediği için Sektör Marmara'da bana bir uyarıda bulunmamıştı. Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi. Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" şeklinde konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.