Niksar mitingi
Bundan sonra, 20 Haziran 1919 Cuma günü Tokat Niksar’da miting yapılacağı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından halka duyuruldu
Haber Merkezi





Miting manzarası şöyleydi: "Kılınan namaz, kalabalık cemaatin topluca miting alanında toplanması, dualar, tekbir sesleri, cami önünde ve miting alanında kesilen kurbanlar, heyecan içinde çırpınan halk…"
Önce Mustafa Kemal Paşa'nın halka hitap ettiği mitingde, sözü Abdurrahman Kamil Efendi aldı ve; "Muhterem evlatlarım!
Paşa Hazretlerinin açıkça izahta bulundukları gibi, Türk milletinin Türk hakimiyetinin artık hikmet-i mevcudiyeti kalmadığı tahakkuk edince ve milletimizin mukadderatı endişeli bir duruma düşünce, artık bir milletin mevcudiyetine hürmet etmek bence doğru bir yol değildir.
Mademki milletimizin şerefi, haysiyeti ve istiklali tehlikeye düşmüştür, artık başımızdaki bu hükûmetten bir iyilik ummak bence abestir. Şu andan itibaren padişah olsun, isim ve unvanı ne olursa olsun, hiçbir şahsın ve makamın hikmet-i mevcudiyeti kalmamıştır.
Yegâne çare-i halas halkımızın doğrudan doğruya hakimiyetini eline alması ve iradesini kullanmasıdır.
Binaaleyh, işte size Mustafa Kemal Paşa'yı gösteriyoruz" dedi ve kendileri de Paşa'ya yönelerek;
"Muhterem Paşa Hazretleri, şu görmüş olduğunuz Türk evlatlarının heyet-i umumimiyesi başta ben olmak şartıyla şu andan itibaren size biat etmiş bulunmaktayız. Vatan ve milletimizin refah yolunu buluncaya kadar sizlerle el birliği yapacaklarına söz veriyoruz" demekle hitabesine son veriyor ve bu sûretle Millî Mücadele'nin ilk temel taşı burada atılıyordu."
ZÜBEYDE ANNEYE BİR MEKTUP
Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi sonrasında askerlik vazifesinden ayrılmıştır.
Ağustos 1919'da, annesine Samsun'a çıkışından itibaren yaşadığı gelişmeleri, İngilizlerin padişah ile olan ilişkilerini kaleme alır:
"Muhterem valideciğim,
İstanbul'dan mufarakatımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum.
(…) Malumunuzdur ki, daha İstanbul'da iken ecnebi kuvvetlerin devleti, milleti fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa cümlesini hapis ve tevkif ve bir kısmını Malta'ya nefi ve tazip etmekte pek ileri gidiyorlardı.
Bana nasılsa ilişmemişlerdi. Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler benden şüphelendiler. Hükûmete benim sebeb-i izamımı sordular.
Nihayet İstanbul'a celbimi talep ve bunda ısrar ettiler. Hükûmet beni iğfal ederek İstanbul'a celb ve İngilizlere teslim etmek istedi. Bunun derhal farkına vardım. Ve bittabi kendi ayağımla gidip esir olmak doğru değildi. Padişahımıza hakikat hali yazdım ve gelemeyeceğimi arz ettim. Nihayet o da İstanbul'a avdetimi irade etti.
Bu sûrette artık resmî makamımda kalmaya imkan göremediğim gibi askerliğimi muhafaza ettikçe İngilizlerin ve hükûmetin hakkımdaki ısrarına mukabele edilemeyecekti.
Bir tarafında bütün Anadolu halkı,tekmil millet hakkımda büyük bir muhabbet ve itimad gösterdi. Filhakika vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegâne çare askerliği bırakıp, serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle hâsıl olacak." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

























































































