logo
05 EYLÜL 2026

Nüfus sayımında ev hapsine son

10.07.2006 00:00:00
 
Türkiye'de insanların eve hapsolmadan sayılmasını sağlayacak ikamete dayalı nüfus kayıt sistemi üzerinde hazırlıklar sürerken, sistemin altyapısını hazırlayacak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) çalışmalarına hız verdi.

Bu kapsamda nüfusa ilişkin ilk verilerin, gelecek yılın sonunda alınması hedefleniyor.

Kurum "Nüfus Hizmetleri Kanununda" öngörülen takvim çervesinde uygulamaların nasıl yapılacağı konusunda, düzey 2 seviyesindeki 26 bölgede uygulamalar gerçekleştirdi.

Şu anda buradan çıkan sonuçların değerlendirmesini yapan TÜİK, öncelikle belediyelerin çalışarak tüm binaların numaralamasını bitirmesini bekleyecek.

Numaralama çalışmasını yapan ilin sayımı, çalışma devam eden illeri beklemeden gerçekleşecek.

Bu süreçte TÜİK'in adresle, TC kimlik numarasını eşleştirip bir veri tabanında toplayarak nüfus müdürlüklerine teslim etmesi öngörülüyor.

TÜİK geçtiğimiz Nisan ayında çıkan yasanın verdiği 23 aylık süreyi beklemeden sayım yapmayı hedeflerken, bundan böyle insanları bulduğu yerde değil, ikamete dayalı olarak sayacak.

Yeni sistemde muhtarlık kayıtları güncellenecek ve ikametini değiştirenler belli sürelerde bunu muhtarlıklara bildirmek zorunda olacak.

Yeni sistemde sokağa çıkma yasağı olmayacak. Numaralama sisteminin tamamlanması ile birlikte TÜİK görevlileri, öncelikle sokak sokak sayım gerçekleştirecek, yeni taşınanların kayıtları da muhtarlıklar kanalıyla sisteme girecek.

Sistemde, bina yöneticilerinden o binada oturanlara ilişkin bilgiler istenecek, tüm vatandaşlara ulaşmak için gerekirse kapısına kağıt bırakılarak randevu verilecek.

Yapılan sayımın ardından 2 ay sonra sayım listeleri, aynen seçmen listelerinde olduğu gibi muhtarlıklarda askıya çıkarılacak. Burada bir yanlışlık olduğunu veya yazılmadığını gören vatandaş kendini kaydetttirebilecek.

Yeni sistemle ilk sayımın gelecek yıl yapılması hedeflenirken, burada belirleyici unsur, belediyelerin "numaralama sistemini" bitirmeleri olacak.

Bunun tamamlayan illerin sayımı hemen yapılabileceği için, tek seferde ülke nüfusu yerine öncelikle illerin nüfusu ortaya çıkacak.

Numaralama çalışmaları bittiğinde ise Türkiye nüfusu ortaya çıkacak.

 

 

Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol tutuklandı

05.09.2026 11:58:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:02:56
İHA
 
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Soruşturma kapsamında daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler tespit edilmesi üzerine "yalan tanıklık" suçundan şüpheli sıfatıyla yeniden ifade verdi. Tutuklama talebiyle sevk edildiği Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgulanan Demirkol, "10 yıl önceki olayları net hatırlayamıyorum" savunması yaptı. Mahkeme ise HTS kayıtları, diğer tanıkların beyanları ve kolluk tutanaklarını dikkate alarak Demirkol'un tutuklanmasına karar verdi.

Dosyadaki en önemli çelişki, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden ortaya çıktı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde, sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söylemişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol'un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirlendi.

Savcılık bu çelişkiyi Demirkol'a doğrudan sordu. Demirkol ise "Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir" savunmasını yaptı.

"Telefonumu ortada bıraktım"

Savcılık, Demirkol'a olay günü polislerle birkaç kez görüştüğünü hatırlamasına rağmen, ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden hatırlamadığını da sordu. Demirkol, yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını ileri sürerek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğine dikkat çekti. Şüpheli ayrıca olay yerinde telefonunu "ortada bıraktığını", çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.

"Aile doktoru muyum bilmiyorum"

Soruşturmada dikkat çeken bir diğer başlık da Demirkol'un Denizolgun'la doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri oldu. Demirkol daha önce "özel doktoru değildim" demişti. Ancak olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında, olay yerinde kendisini "aile doktoru" olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi. Bu durum sorulduğunda Demirkol "Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum" şeklinde savunma yaptı.

HTS kayıtları da masada

Başsavcılık, Demirkol'un ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının da örtüşmediğini değerlendirdi. Demirkol, 26 Ağustos'taki ifadesinde olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söylemişti. Ancak savcılık sorgusunda kendisine, 6 Eylül 2016 saat 18.12'den 8 Eylül 2016 saat 17.46'ya kadar Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi. Demirkol bu duruma "Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum" cevabını verdi. Savcılık ayrıca Demirkol'un, olay yerine gittiğinde Denizolgun'un zaten hayatını kaybettiğini söylediğini ancak HTS kayıtlarında 7 Eylül 2016 günü 21.16-21.42 saatleri arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığının görüldüğünü bildirdi.

Bu görüşmelerin nedeni sorulan Demirkol "O gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum" dedi.

Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemişti. Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş'in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş'in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56'da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.

Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında ardışık arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi. Bu kayıtlar sorulan Demirkol "O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum" dedi. Savcılık sorgusunda Demirkol'a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş'in olay yerine gelip gelmediği de soruldu. Dosyadaki başka bir tanık anlatımında, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş'in olay yerinde olduğunu söylediği belirtildi.

Ayrıca Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu kendisine hatırlatıldı. Demirkol ise bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum'la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.

"Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum"

Mahkemedeki sorgusunda Demirkol savcılık ifadesini tekrar ederek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi. Demirkol, yıllarca doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakası gördüğünü belirterek, "Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır" şeklinde savunma yaptı.

Tanık ve şüpheli ifadelerinin stres altında alındığını da söyleyen Demirkol; migreni bulunduğunu, ilaçlarını alamadığını ve ifade süreçlerinde fiziksel olarak zorlandığını ileri sürdü.

"Maktulün ağzında sızıntı vardı"

Mahkeme sorgusunda Denizolgun'un bulunduğu andaki durumuna ilişkin de ayrıntılar veren Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun'un hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi. Demirkol, maktulün ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını ifade etti. Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği ise savunmayı yeterli görmedi. Mahkeme kararında; olay yerindeki kişilerin geliş ve gidiş saatlerine ilişkin HTS raporları, Demirkol'un tanık sıfatıyla verdiği ifadeler, diğer tanıkların beyanları, kolluk tutanakları arasında çelişkiler bulunduğuna dikkat çekti.

Hâkimlik, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğunu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirerek Nurettin Demirkol'un "yalan tanıklık" suçundan tutuklanmasına karar verdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik soruşturma sürüyor.

Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevinden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı

05.09.2026 03:00:00
AA
 
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 7'si daha İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerin ardından adliyeye getirildi.

Dün savcılığa sevk edilen 8 zanlı ile bugün getirilen 7 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 zanlı tutuklama, 8 zanlı ise adli kontrol talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden 8'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanı tutuklandı.

Bu arada, firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Süreç

Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilenlerden 6'sı savcılık sorgularının ardından dün çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Oya Lale Arslan tutuklandı

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

05.09.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Oya Lale Arslan tutuklandı
Oya Lale Arslan tutuklandı
Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle Oya Lale Arslan hakkında TCK 217/A kapsamında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'terör örgütü propagandası yapma' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı doğrultusunda şüpheli gözaltına alınmış, ikametinde yapılan aramada dijital materyallere el konulmuştur.

Mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilen şüpheli Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiş olup, hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi 

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından soruşturma yürütülen gazeteci Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı.

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle gazeteci Oya Lale Arslan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Arslan savcılık ifaresinde, "Ben daha öncesinde gazetecilik yapmaktaydım. Ancak şu anda basın kartım bulunmamaktadır. Gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerime Youtube üzerinden devam etmekteyim. Lale Özan Arslan isimli Youtube ve X hesapları bana aittir. Bu hesapların içeriklerini kendim hazırlıyorum ve yayınlıyorum. Yayın başlıklarını da kendim hazırlıyorum. Yayın esnasında konukların ileri sürdüğü iddialar spontane gerçekleşiyor. Biz sadece konu başlıklarını daha önceden belirliyoruz. Konularla ilgili herhangi bir yerden bilgi temin etmiyoruz" dedi.

Yayınların kamu düzeni, iç dış güvenlik konusunda tehlike oluşturmayacağını düşündüğü yayınları paylaştıklarını ifade eden Arslan, "Genellikle gündemde olan konuları yorumluyoruz. Bu yorumların çoğu da konuklar tarafından gerçekleştirilmekte ben ise moderatörlük yapmaktayım. 'iktidarın seçim için kaos planı' adlı 3 Nisan 2023 tarihinde yayınlanan yayınla ilgili olarak kastetmiş olduğumuz oyların durumları ile ilgili vatandaşlardan gelen endişeleri paylaşmaktır.

Bilgi kaynakları da vatandaşlardan gelen şikayetlerden oluşmaktadır. Kaos planı iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum kastettiğimiz bu değildir. '15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu' başlıklı yayını aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile şu an hatırlayamamaktayım. 'Büyük tehlike! cemaat tarikat TSK çocukları' başlıklı yayından kastetmiş olduğum çocukların istismarıdır, TSK dan kastım ise FETÖ gibi yapıların askeriye içerisinde yapılandığına ilişkin duyumlardır, Ancak buna ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Bu iddiamı destekleyen somut bilgi ve belgem bulunmamaktadır" ifadelerine yer verdi.

"Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır"

FETÖ/PDY'yi bir terör örgütü olarak bildiğini aktaran Arslan, "Eylemlerini asla kabul etmiyorum. Herhangi bir yayınında FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmedim. Yayınlarımda devlet kurumları ve kamu görevlileri hakkında 'Operasyon, kumpas, kaos, gizli plan' gibi ibareler kullanmamın nedeni daha çok dikkat çekecek yayınlar olmasını istememden kaynaklanmaktadır. Evimden ele geçirilen Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır" dedi.
Herhangi bir suç işleme kastı bulunmadığını ifade eden Arslan, suçlamaları kabul etmedi.

Uykunun sırları çözülüyor


 
 
Çoğumuz uykuyu, yoğun geçen bir günün ardından yalnızca dinlenmek ya da ertesi güne enerji toplamak için ayırdığımız pasif bir zaman dilimi olarak görüyoruz. Oysa uyku, bedenin adeta 'bakıma alındığı', hücrelerin yenilendiği, organların onarıldığı ve biyolojik dengenin yeniden kurulduğu en aktif süreçlerden biri. Uykuda hiç bir şey uyumuyor

05.09.2026 00:06:00
Murat Çorbacı
 
Uykunun sırları çözülüyor
Uykunun sırları çözülüyor

Günün yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz. Ancak uyuduğumuz saatlerde dinlenen aslında biz değiliz. Beynimiz toksinleri temizliyor, bağışıklık sistemimiz adeta yeniden programlanıyor, hormonlarımız dengeleniyor, kalbimiz ve damarlarımız günün yorgunluğunu atıyor, hücrelerimiz ise hasar gören dokuları onarmaya başlıyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, "Kalitesiz veya yetersiz uyku, sadece ertesi günü yorgun geçirmenize neden olmaz. Uzun vadede insan fizyolojisinin temel yapı taşlarını etkileyerek sistemik bir çöküşe zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kaliteli uyku, sağlıklı yaş almak için de vazgeçilmezdir" dedi. Sağlıklı bir yaşamın temelinin kaliteli ve yeterli uykudan geçtiğini belirten Kırışoğlu, "Kalitesiz veya yetersiz uyku sadece ertesi günkü yorgunlukla sınırlı kalmaz; nöronal bağlardan hormonlara, kalbin kasılma dinamiklerinden bağışıklık ve üreme hücrelerine kadar tüm insan fizyolojisini sarsan sistemik bir çöküşe zemin hazırlar" diyerek, uyku sırasında bedenimizde değişen 10 hayati süreci sıraladı.

1. Beyin gün boyu biriken yükü temizliyor

Gün boyunca beynimiz durmadan çalışıyor; düşünüyor, öğreniyor, karar veriyor ve bunun sonucunda metabolik atıklar birikiyor. Kaliteli uyku sırasında beyin adeta gece vardiyasına geçerek bu atıkları temizliyor, gün içinde öğrendiklerimizi hafızaya yerleştiriyor ve ertesi güne hazırlanıyor. Bu temizlik süreci yeterince gerçekleşmez ise beyin zamanla 'toksik yük' altında kalıyor. Uzun süreli uykusuzluk Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların riskini artırabiliyor.

2. Kalbiniz de gece dinlenmeye ihtiyaç duyuyor

Sağlıklı bir uykuda kalp atışları yavaşlıyor, tansiyon düşüyor ve damarlar günün yükünü atıyor. Ancak yetersiz uyku bu doğal dinlenme sürecini bozabiliyor. Kalp sürekli çalışmaya devam ettiği için damarlar daha fazla yıpranıyor; yüksek tansiyon, ritim bozukluğu, kalp krizi ve felç riski artabiliyor. Kalp krizi ve inme vakalarının sabahın erken saatlerinde zirve yapmasının temel nedeni, uykusuzluğun yarattığı bu sistemik stres yükü.

3. Bağışıklık sistemi gece güç kazanıyor

Vücudumuz enfeksiyonlarla mücadele edecek savunma hücrelerinin önemli bir bölümünü uyku sırasında hazırlıyor. Uykusuz kalan bir bireyde, vücudun virüsleri tanıma ve onlara karşı antikor üretme kapasitesi önemli ölçüde düşer. Araştırmalar, uyku süresi kısıtlı kişilerin, yeterli uyuyanlara göre soğuk algınlığına yakalanma ihtimalinin 3-4 kat daha fazla olduğunu göstermekte. Hatta uykusuzluk aşılardan alınan koruyucu etkinliği bile azaltabiliyor.

4. Kanserle mücadelede de uyku etkili

Uyku sırasında vücudumuz yalnızca dinlenmiyor, hasar gören hücreleri de onarıyor. Gece salgılanan melatonin, yalnızca bir uyku hormonu değil; aynı zamanda hücre içi DNA hasarlarını onaran çok güçlü bir antioksidan olmasının yanı sıra tümör baskılayıcı genlerin çalışmasını destekliyor. Özellikle gece vardiyasında çalışanlarda veya sirkadiyen ritmi bozuk bireylerde meme, prostat ve kolon kanseri riskinin artması, uykunun kanserle mücadeledeki rolünün önemine dikkat çekiyor. 

5. Mikrobiyata uykusuzluğu

Bağırsaklarımızdaki yararlı bakteriler de tıpkı bizim gibi bir biyolojik ritme sahip. Gündüz besinlerin sindirilmesine yardımcı olurken, gece bağırsak duvarını onarmaya başlıyorlar. Yetersiz uyku bu düzeni bozarak reflü, şişkinlik, hazımsızlık ve bağırsak problemlerini artırabiliyor.

6. Doğal GLP-1 : uyku

Az uyuduğunuz günün ertesi sabahı neden daha çok tatlı veya hamur işi istediğinizi hiç düşündünüz mü? Bunun nedeni sadece irade değil. Uykusuzluk, tokluk hissini azaltırken açlık hissini artıran hormonları değiştiriyor. Aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesini zorlaştırıyor ve zamanla diyabet riskini yükseltebiliyor.

7. Böbrekler gece mesaisine çıkıyor

Uyku sırasında böbrekler vücudun su ve mineral dengesini yeniden düzenliyor. Bu nedenle kaliteli uyku, böbreklerin daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor. Geceleri 5 saatten az uyuyan bireylerde böbrek fonksiyonlarında hızlı gerileme ve Kronik Böbrek Hastalığı gelişme riskinin, 7-8 saat uyuyanlara kıyasla iki katından fazla olduğu görülmüştür.

8. Doğurganlık da uykudan etkileniyor

Kaliteli uyku, kadın ve erkek üreme hormonlarının düzenli salgılanması için de büyük önem taşıyor. Uzun süreli uykusuzluk erkeklerde sperm kalitesini azaltabilirken, kadınlarda adet düzenini ve yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor.

9. Ruh halimiz gece şekilleniyor

Uyku sırasında beyin yalnızca dinlenmiyor, gün içinde yaşadığımız olayları da işleyerek duygusal yükümüzü hafifletiyor. Bu süreç yeterince gerçekleşmediğinde kişi daha gergin, kaygılı, tahammülsüz ve mutsuz hissedebiliyor. Uzun süreli uykusuzluk depresyon ve anksiyete riskini de artırabiliyor.

10. Güzellik uykusu gerçekten var

Gece boyunca ciltte kan dolaşımı artıyor, kolajen üretimi hızlanıyor ve gün içinde oluşan hasarlar onarılıyor. Bu nedenle kaliteli uyku cildin daha canlı görünmesine katkı sağlarken, kronik uykusuzluk cildin daha mat görünmesine ve kırışıklıkların daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Cep telefonunu bir kenara atın


Öte yandan Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar da sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi. Uçar, "Uzun yıllar hem tıp camiasında hem de kamuoyunda uyku, fizyolojik bir süreç olarak görüldü ve gereken önem verilmedi. Oysa sağlıklı bir uyku gündüz yaşantımızı doğrudan etkiliyor. Gece yeterince dinlenemeyen bir kişi ertesi gün birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor" şeklinde konuştu.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sivas Kongresi'nin 107. yıldönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşımda bulundu. Baş, mesajında Millî Mücadele'nin kırılma noktalarından biri olan kongrede alınan kararların, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesindeki yerine dikkat çekti

04.09.2026 14:27:00 / Güncelleme: 04.09.2026 14:31:31
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
"Manda ve himaye kabul edilemez"

Sivas Kongresi'nde tarihe geçen ilkeleri hatırlatan BTP lideri, "Manda ve himaye kabul edilemez" ve "Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" kararlarının altını çizdi.

Hüseyin Baş, 4 Eylül 1919'da ilan edilen bu duruşun, Türk milletinin hiçbir koşulda vesayeti kabul etmeyeceğinin ve tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturduğunun vurgusunu yaptı.

Millî Mücadele kahramanlarına minnet

Mesajının son bölümünde Sivas Kongresi'nin tarihsel mirasına sahip çıkan Baş, "Sivas Kongresi'nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullanarak kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını andı.

BTP lideri Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Manda ve himaye kabul edilemez."

"Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz."

4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde alınan bu tarihî kararlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturmuştur.

Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum."

Yayın bitti, polis geldi

Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube platformu üzerinden gerçekleştirdiği yayınlar ile paylaşımları gerekçe gösterilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı

04.09.2026 14:22:00
Haber Merkezi
 
Yayın bitti, polis geldi
Yayın bitti, polis geldi
Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube platformu üzerinden gerçekleştirdiği yayınlar ile paylaşımları gerekçe gösterilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Deneyimli televizyon habercisi ve programcı Arslan hakkında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlamaları yöneltildi.

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla düzenlenen operasyonda gazetecinin evinde arama yapıldı ve kişisel bilgisayarı ile telefonu dahil olmak üzere çok sayıda dijital materyaline incelenmek üzere el konuldu.

Gözaltının perde arkası

Soruşturmanın zamanlaması, kamuoyunda ve basın camiasında geniş çaplı bir "basın özgürlüğü" tartışmasını beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri ve meslektaşları, operasyonun basın üzerinde bir susturma çabası olup olmadığını sorguluyor.

Gazeteci Murat Ağırel'in X platformunda paylaştığı bilgilere göre, Oya Lale Arslan gözaltına alınmadan sadece bir gün önce kendi YouTube kanalında gazeteci Erk Acarer'i konuk etmişti. Bu yayının hemen ardından, iktidara yakın sosyal medya hesapları ve figürler tarafından Arslan'ın hedef gösterildiği ve hakkında tutuklama çağrıları yapıldığı belirtildi.

Muhalif basın organları ile sosyal medyadaki medya hakları savunucuları, Türk Ceza Kanunu'na eklenen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" (dezenformasyon yasası) maddesinin ve "terör propagandası" suçlamalarının eleştirel gazetecileri susturmak ve bağımsız YouTube yayıncılığına gözdağı vermek için bir araç olarak kullanıldığını ileri sürüyor.

Resmi makamların gerekçesi

Buna karşılık yargı ve güvenlik kaynakları, işlemin yasal çerçevede yürütülen somut bir ceza soruşturması olduğunu savunuyor.

Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, adli sürecin tamamen Arslan'ın dijital platformlardaki paylaşımlarında "halkı galeyana getirebilecek asılsız dezenformasyonlar üretilmesi" ve "terör örgütlerinin söylemlerinin yayılması" şüphelerine dayandığını ifade ediyor.

El konulan dijital materyallerin incelenmesinin ardından Arslan'ın emniyetteki işlemlerinin tamamlanıp adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu

04.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Şimşek'in 10 yıldır birlikte olduğu Özlem Şanver'e şiddet uyguladığı anlara ilişkin ortaya çıkan görüntülere tepki yağmıştı. Görüntülerde Şimşek'in Şanver'in ayağına tekme attığı, ardından elinden kurtulmaya çalışan kadını zorla evin içine sokmaya çalıştığı görülmüştü. Videoda, içereyi götürülen Şanver'in, "Bırak beni" diye bağırdığı da duyuldu.

Berhan Şimşek'in 10 yıllık hayat arkadaşı Özlem Şanver, Nisan 2026'da fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek mahkemeye başvurmuştu.

Başvuruyu değerlendiren İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun kapsamında Şimşek hakkında 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma tedbiri uygulanmasına karar verdi. Söz konusu tedbir kararının daha sonra 2 ay daha uzatıldığı belirtilmişti.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi

04.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
Türkiye'de STK'lara yönelik güven, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin ardından sarsıldı. Aksoy Araştırma'nın gerçekleştirdiği "STK'lara Güven" araştırmasına göre katılımcıların yüzde 85,6'sı bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni azalttığını söyledi. Her iki kişiden birinin bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşündüğü araştırmada belirtildi.

Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen "STK'lara Güven" araştırması, Türkiye'de STK'lara yönelik güvenin hangi dinamikler üzerinden şekillendiğini, bağış davranışının ne ölçüde karşılık bulduğunu ve son dönemdeki tartışmaların bu güven üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmanın saha çalışması, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi ve araştırma sonucunda Ahbap Derneği, 1,7 güven ortalamasıyla son sırada yer aldı.

STK'lara duyulan güven azaldı
Araştırmaya katılanların, yüzde 64,8'i bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni "çok azalttığını", yüzde 20,8'i ise "biraz azalttığını" söylüyor. Yüzde 14,4'lük kesim ise güveninin etkilenmediğini belirtiyor. Böylece araştırma, toplamda yüzde 85,6'lık bir kesimin güveninin azaldığını ortaya koydu.

Bağış davranışını olumsuz etkiledi
Katılımcıların yüzde 26,5'i bundan sonra daha az bağış yapacağını, yüzde 22,5'i ise STK'lara bağış yapmayacağını belirtirken, yüzde 27,8'i henüz karar vermediğini ifade etti. Bu tablo, katılımcıların yüzde 49'unun bağışlarını azaltma ya da tamamen sonlandırma eğiliminde olduğunu gösterirken, yüzde 27,8'lik kararsız kesim de gelecekteki bağış davranışlarının güven ortamına bağlı olarak şekillenebileceğini söyledi.

İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi

İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi. İmamoğlu, “Her milimi yayınlansın, millet izlesin” dedi

04.09.2026 12:17:00
Haber Merkezi
 
 İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi
 İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davada tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabından İmamoğlu'nun duruşmadaki sözleri paylaşıldı. İmamoğlu, davanın canlı yayınlanmasını istediğini belirterek geçmiş duruşmaların da kamuoyuna açılmasını talep etti.

İmamoğlu, "Evet, canlı yayını istiyorum. Hem de misliyle istiyorum" diyerek, davanın başladığı ilk günden bugüne kadar yapılan duruşmaların da yayımlanması çağrısında bulundu.

Duruşmaların SEGBİS sistemi üzerinden kayıt altına alındığına dikkat çeken İmamoğlu, teknolojik imkanların bulunduğunu belirterek, "Her milimi yayınlansın, millet izlesin" dedi.

İmamoğlu, kamuoyundan saklayacağı bir sözü olmadığını savunarak vatandaşların davayı doğrudan izlemesi gerektiğini söyledi. "Millet dinlesin, millet görsün. Millet kendi kararını versin" ifadelerini kullanan İmamoğlu, kendisine yönelik iddialara karşı hesabını kamuoyu önünde vermeye hazır olduğunu belirtti.

İmamoğlu'nun açıklamasından öne çıkan bölüm şöyle:

"Evet, canlı yayını istiyorum. Hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın. Her milimi yayınlansın, millet izlesin."

Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı

Mersin'in Tarsus ilçesinde 2 ayrı inşaatta yaşanan kazalarda 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı

04.09.2026 12:15:00 / Güncelleme: 04.09.2026 12:17:48
İHA
 
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Atatürk Mahallesi Atatürk Caddesi üzerindeki inşaatta çalışan T.B. (48) ile M.B. (38) iskeleden düştü. Mesai arkadaşlarının ihbarıyla olay yerine sevk edilen ambulanslarla 2 işçi ilçe devlet hastanesine kaldırıldı.

Kırklarsırtı Mahallesi 2673 Sokak'ta yaşanan kazada da iddiaya göre, inşaatta çalışan Abdülkadir Polat (43), dengesini kaybederek aşağı düştü.



Haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırılan Polat, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Her iki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.