logo
23 EYLÜL 2026

Türkler Anadolu’ya 1071’de geldi yalanı!

22.09.2026 00:00:00
 
Ey gelecek nesil ve bu neslin asil Türk çocukları!

Sizlerin asla unutmaması ve unutulmaması gereken bir hakikat vardır.

Bu aziz vatan toprakları, yani Anadolu coğrafyası, sadece biz Türklere aittir.

Sadece Çatalhöyük'teki arkeolojik bulgular bile, yüce Türk varlığımızın 10 bin yıldan daha uzun bir süredir buralarda bulunduğunu kanıtlamaktadır.

(Nisan 2005 İstanbul Teknik Üniversitesi Konferans Salonu- Prof. Dr. Erich Feigl- Avusturya Devlet Onur Nişanı Sahibi)

Türklerin M.Ö 13 bin yılında Anadolu'ya gelip, Anadolu'da kadim bir medeniyet ve uygarlık inşa etmeye başladığı, artık gizlenemez bir hakikat olarak gün yüzüne çıkmıştır.

Ayrıca Ön Türkler Anadolu'ya göçebe olarak değil, göçmen olarak gelmişlerdir.

Bu husus kasıtlı olarak ve maalesef bizdenmiş gibi gözüken gizli ajan kalemlerce, ısrarla gündem edilmektedir.

Şölgentaş Mağarasında, Rus ve Fransız araştırmacılar tarafından bulunan yazıtlarda, M.Ö 14 bin yılında, Türklerin Allah'ın birliğine inandıkları ve yazıyı buldukları, yine yazı ile kanıtlanmıştır.

Kırgızistan Saymalıtaş Vadisinde bulunan eserlerde, Türklerin tekerleği icat ettikleri, tekerlekli sabanla tarla sürdükleri, geyik-at-köpek gibi hayvanları ehlileştirdikleri kesin olarak kanıtlanmıştır.

Ey gafil ve sahte tarihçiler!

Yalan tarihinizle Türk çocuklarını kimliksizleştirmek ve sözüm ona dünya vatandaşı yapmak için vazifeli olduğunuzu çok iyi biliyoruz.

Ey Türk çocuğu!

Bu gafillere ve ihanet içinde olanlara asla inanma ve aman verme!

Kaldığımız yerden devam edelim.

Bir kere daha tekrar ediyoruz.

Ön Türkler Anadolu'ya, ilk kez M.Ö 13 bin yılında gelmeye başlamışlardır.

Bu hakikat, Prof. Dr. Afif Erzen'in 1984 yılında yayımladığı, "Anadolu ve Urartular" kitabında da bilimsel olarak ispat edilmiştir.

Ayrıca, Kazım Mirşan tarafından çok kapsamlı bir şekilde incelenen ve Doğu Anadolu'da mevcut yazı öğelerini içeren kaya resimleri ve kaya yazıtlarına ilave olarak, Servet Somuncuoğlu'nun Orta Asya'dan Anadolu'ya yıllar süren araştırmaları sonucunda belirlediği on binlerce kaya yazıtları, kaya resimleri ve damgalar, Ön Türklerin Anadolu'ya M.Ö 13 bin yıllarında geldiklerini tartışılmaz bir şekilde kanıtlamıştır.

Bir türlü kime ait olduğu açıklanmayan ve aslında kime ait olduğu çok iyi bilinen Göbekli Tepe'nin tarihinin çözülmesi, bize bu konuda çok şeyler anlatmaktadır.

Göbekli tepe M.Ö 12 bin yılında kurulmuştur.

Göbekli tepe dikilitaşlarının üzerine resmedilmiş çok sayıdaki hayvan figürlerinin damgaların Türk dikilitaşlarındaki figürlerle aynı olması, Ön Türklerin Anadolu'ya geliş tarihini doğrulamaktadır.

Bu gerçekler, dünya tarihini alt-üst edecek, asırlardır çarpıtılan tarihi yerli yerine oturtacak bir gelişme olacaktır.

Tabi devlet olarak arkasında durulursa!

Dikkat edilirse bu hususta dünya basını ve tarihçileri, mümkün olduğunca sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.

Mesela bir an için M.Ö 13 bin yılına ait bulguların Ermeni ve Yunanlıları işaret etmiş olduğunu varsayalım.

Acaba tüm dünyada büyük bir yaygara koparılmaz mıydı?

Bütün dünya basını ve akademisi bunu konuşmaz mıydı?

Hıristiyan Misyonerlerinin en önemlilerinden Aziz Paul, Türklerden yaklaşık 13.000 yıl sonra Anadolu'ya ayak basmıştır!

Bu gerçek, Prof. Feigl tarafından da doğrulanmaktadır.

1933 yılı Eylül ayında Hitler zulmünden kaçıp Türkiye'ye sığınan ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinin Kurucu Akademisyenleri arasında yer alan Prof. Dr. Fritz Neumark'ın şu sözü çok çarpıcıdır:

"Tarihten Türk çıkarılırsa, tarih kalmaz! Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir."

Eşsiz önderimiz yüce Atatürk, 1930 yılında Türk Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda bulunan Türk Tarihi ile ilgili bilgiler karşısında, kendi el yazısıyla şunları yazmıştır:

"Bu memleket dünyanın beklediği, asla unutamadığı bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu.

Bu sahne 7 bin yıllık bir Türk beşiğidir.

Beşiği rüzgarlar salladı beşikteki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın yıldırımlarından, şimşeklerinden, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı, onları tabiatın babası olarak tanıdı.

Onların oğlu oldu.

Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek oldu, yıldırım güneş oldu, Türk oldu.

Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir."

Sevgili gençler ve tarih meraklısı öğrenciler!

Bütün bu hakikatlerin ortaya çıkmasından sonra tarihimizi doğru bilmemiz, emperyalist devletlerin çıkarları uğruna çarpıttıkları alçakça bir oyunu bozmamız gerekmez mi?

Olduğumuz gibi değil de, onların istediği gibi olmaya ve aşağılanmaya daha ne kadar tahammül edeceğiz?

Şayet görev bizdedir şuuru ile hareket edilmez ve boş ver sendecilik şeklindeki uyuşukluğumuz devam ettirilirse, emin olun vatansız kalırız!
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.