Ebedi hayata başlamanın şimdi bekleme salonunda idik, hem de ebedi hayatımızı izleye izleye, tekrar dirilmeyi bekliyorduk. Yüce Allah (cc) "... sonra onu öldürdü ve kabirde yaşattı. Ondan sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir", buyurmamış mıydı? (1)
Elden gelecek her bir faydayı dünya hayatımızda bırakıp buraya gelmiştik. Ömrümüzü ne kadar uzun bilip, hayırlı olan çok şeyi de ertelemiştik. Şimdi burada yeni hayatımızı izlerken boşa geçen yıllara özlemse faydasız. "Bitmeyeceğini sandığımız ve şatafatlarına aldandığmız dünyanın bir günü daha -bütün geçmiş günler gibi- bitti ve tükendi! Bugünden yarına, hatırlarımızda saklanan birkaç anıdan başka birşey kalmayacak! Tattığımız ve yaşadığımız herşey bir rüyadan farksız olacak!" (2)
Oysa toprağın üstüne basarak yürüyebilenlerin, kendileri için yapacakları ne kadar çok faydalı ve hayırlı işleri olmalıydı. Soğuk toprağa sarılmış yatanlar için ufacık da olsa bir hayır, bir sevap bu kadar elzemken, yaşarken her olaydan kendimize hüzünler üretmek ne kadar üzüntü verici ve lüzumsuz bir iştir.
Özet olarak birkaç nefes sonrası meçhul, insana kabir çok yakındır. Şüphesiz hepimizin yaşayacağı o güne hazırlıklı olmak dileğiyle!
Dipnot:
1. Abese Sûresi: 21-22
2. Ferzan, Sayı: 2, Mart 2000, Hicret Mektupları, B. Nuri Önal.Hümeyra EZERGÜL
























































































