‘O, hükmeden bir emirle geldi’
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şahadet ederim ki, Muhammed (s.a.v) Allah’ın kulu ve elçisidir. O’nu meşhur bir din, aktarılmış bir ilim, yazılmış bir kitap, parıldayan bir nur, ışıldayan bir ışık ve insanlar arasında hükmeden bir emirle şüpheleri gidermek, apaçık delillerle delillendirmek, mucizeleriyle sakındırmak için gönderdi”





İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphe hakka benzediği için şüphe olarak adlandırılmıştır. Allah dostlarının şüphelerdeki aydınlığı, yakînleridir. Yolları hidayet/kurtuluş yönünedir. Ama Allah'ın düşmanlarını şüphelerde, davetleri sapıklık, kılavuzları da körlüktür." (Nehc'ul Belağa, 38. Hutbe).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüpheden sakının; zira şüphe fitne ve saptırmak için ortaya konmuştur." (Nehc'us Saade, 2/320).
İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyuruyor: "Şüpheden ve şüpheye bürünmekten sakın! Nicedir bu fırsatı kollayan fitne, hakikati bâtılla gizlemek için perdelerini salmış, karanlığıyla gözleri örtmüştür." (Nehc'ul Belağa, 65. Mektup).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın, yarattıklarından en fazla buğzettiği sevmediği iki kişidir. Birincisi Allah'ın (günahları sebebiyle) kendi başına bıraktığı kimsedir. İkincisi, bilgisizlikleri kendinde toplayan ve bilgisizler arasında kendine bir yer edinmiş kimsedir. O şüpheleri örtmede ağını ören örümcek gibidir. Doğru mu yanlış mı hüküm verdiğini bilmez." (a.g.e., 17. Hutbe).
İmam Ali (a.s); Ammar b. Yasir'in, Muğire b. Şube'ye cevap verdiğini duyunca ona hitaben şöyle buyurdu: "Ey Ammar! Onu (Muğire b. Şube'yi) bırak! O dinden sadece kendini dünyaya yaklaştıran şeyleri almıştır; şüpheleri hatalarına mazeret yapmak için kasıtlı olarak (gerçekleri bâtıl ile) karıştırmıştır." (a.g.e., 405. Hikmet).
İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "İnsanların birçoğunu azgınlığınla aldatıp helak ettin, daldığın fitne denizinin dalgalarına attın. Böylece zulüm karanlıklarına, şüphenin azgın dalgalarına daldılar." (a.g.e., 32 mektup).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şahadet ederim ki, Muhammed (s.a.v) Allah'ın kulu ve elçisidir. O'nu meşhur bir din, aktarılmış bir ilim, yazılmış bir kitap, parıldayan bir nur, ışıldayan bir ışık ve insanlar arasında hükmeden bir emirle şüpheleri gidermek, apaçık delillerle delillendirmek, mucizeleriyle sakındırmak için gönderdi." (a.g.e., 2. Hutbe).
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphe ortaya çıktığında durmak helak oluşa dalmaktan daha iyidir. Bir rivayeti, bir hadisi rivayet etmemen, anlamadan bir hadisi rivayet etmenden daha iyidir." (A'lam'ud Din, 301).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sapmaktan korktuğun yoldan sakın. Zira sapıklığın şaşkınlığından sakınmak, korku ve dehşetle karşı karşıya kalmaktan daha iyidir." (Tuhef'ul Ukul, 69).














































































