O imam bazen açık, bazen de gizlidir
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Yeryüzü Allah için hüccet ve burhanla kıyam eden İmam’dan boş kalmaz. Bazen o imam zahir ve açık, bazen de gizlidir. Allah’ın hüccetleri iptal edilmesin diye böyledir bu. Sayı açısından azdırlar ama değer ve makam açısından büyük. Yüce Allah, onlar vasıtasıyla kendi hüccet ve burhanlarını korumaktadır”
22.05.2023 10:30:00





Gaib İmama (a.s) inanmak, kurtuluşu beklemek ve onun zuhurunu gözlemek, insanlara büyük bir ümit vermektedir. Bu ümit, başarı ve ilerlemede en büyük etkenlerden biridir. Ümitlerini yitiren bir topluluk asla başarıya ulaşamaz. Bir liderin hasta veya yolculukta da olsa, hayatta olması toplum düzeninin korunmasına sebep olur; ölüm haberi ise ümitsizlik ve karamsarlığa neden olur.
Hz. Mehdi'nin (a.s) hayatta olmasına inanmanın, gönüllerdeki ümidi canlı sabit kılması, hayırseverleri iş ve faaliyetlere itmesi, yenilgi ruhunu yok etmesi, hedef yolunda çalışmaya, nefis tezkiyesi ve ilahi hikmetlerle ilgilenmeye ve zuhur için gerekli şartları oluşturmaya teşvik etmesi, tartışma götürmez bir gerçektir.
Ayrıca İmam'ın (a.s) gaybette olması, onun büsbütün bir gizlilik içinde ve gözle görülmez bir varlık olduğu anlamına gelmez. Gaib olması, başkalarının onu tanımaması anlamına gelir. İmam (a.s) tıpkı diğerleri gibi normal bir yaşantıya sahiptir. Onu başkalarından farklı kılan özellik, uzun ömürlü olması ve tanınmaz bir şekilde yaşamasıdır. Dolaysıyla İmam (a.s), gaybet döneminde liyakatli insanlarla irtibat halindedir; onları özel olarak eğitmektedir.
Hz. Ali (a.s) her dönemde insanların ilahi önderlere olan ihtiyaçlarını şöyle açıklıyor: "Yeryüzü Allah için hüccet ve burhanla kıyam eden İmam'dan boş kalmaz. Bazen o imam zahir ve açık, bazen de gizlidir. Allah'ın hüccetleri iptal edilmesin diye böyledir bu. Onlar nerededirler? Allah'a and olsun ki sayı açısından azdırlar ama değer ve makam açısından büyük. Yüce Allah, onlar vasıtasıyla kendi hüccet ve burhanlarını korumaktadır."
Zamanın geçmesi, şahsi fikir ve değerlendirmelerin dini konulara karıştırılıp din adına sunulması, sapık ekollerin aldatıcı ve çekici programlarına yönelme, fasit ellerin ilahi ölçülere uzanması, İslâm kanunlarının pratik alandan uzaklaştırılmasına neden olur.
Vahiy olarak inen bu öğretiler, onun bunun beyinleriyle temas etme sonucu siyahlaşır ve ilk günkü parlaklığını yitirir. Bu nurun, karanlık fikirlerin çerçevesinden geçmesi sonucunda, ışığı azalır ve yansıması zayıflar. Hatta dar görüşlü insanların, bu güzel İslam ağacına artırdıkları dal ve budaklarla tanınmaz bir hale gelir.
Durum böyleyken acaba Müslümanlar içinde, İslam'ın yasa ve öğretilerini gelecek nesiller için olduğu gibi koruyan birinin bulunması gerekmez mi? Acaba yeniden mi vahiy inecektir?! Kesinlikle hayır. Çünkü vahiy kapısı ebediyete dek kapanmıştır. Öyleyse asıl din nasıl korunmalı? Tahrifler ve hurafeler nasıl önlenmeli? Bu, ancak masum bir İmam vasıtasıyla gerçekleşir. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Yeryüzü Allah için, hüccet ve burhanla kıyam eden İmamdan boş kalmaz... Allah'ın hüccetleri iptal edilmesin diye böyledir bu."
Hz. Mehdi'nin (a.s) hayatta olmasına inanmanın, gönüllerdeki ümidi canlı sabit kılması, hayırseverleri iş ve faaliyetlere itmesi, yenilgi ruhunu yok etmesi, hedef yolunda çalışmaya, nefis tezkiyesi ve ilahi hikmetlerle ilgilenmeye ve zuhur için gerekli şartları oluşturmaya teşvik etmesi, tartışma götürmez bir gerçektir.
Ayrıca İmam'ın (a.s) gaybette olması, onun büsbütün bir gizlilik içinde ve gözle görülmez bir varlık olduğu anlamına gelmez. Gaib olması, başkalarının onu tanımaması anlamına gelir. İmam (a.s) tıpkı diğerleri gibi normal bir yaşantıya sahiptir. Onu başkalarından farklı kılan özellik, uzun ömürlü olması ve tanınmaz bir şekilde yaşamasıdır. Dolaysıyla İmam (a.s), gaybet döneminde liyakatli insanlarla irtibat halindedir; onları özel olarak eğitmektedir.
Hz. Ali (a.s) her dönemde insanların ilahi önderlere olan ihtiyaçlarını şöyle açıklıyor: "Yeryüzü Allah için hüccet ve burhanla kıyam eden İmam'dan boş kalmaz. Bazen o imam zahir ve açık, bazen de gizlidir. Allah'ın hüccetleri iptal edilmesin diye böyledir bu. Onlar nerededirler? Allah'a and olsun ki sayı açısından azdırlar ama değer ve makam açısından büyük. Yüce Allah, onlar vasıtasıyla kendi hüccet ve burhanlarını korumaktadır."
Zamanın geçmesi, şahsi fikir ve değerlendirmelerin dini konulara karıştırılıp din adına sunulması, sapık ekollerin aldatıcı ve çekici programlarına yönelme, fasit ellerin ilahi ölçülere uzanması, İslâm kanunlarının pratik alandan uzaklaştırılmasına neden olur.
Vahiy olarak inen bu öğretiler, onun bunun beyinleriyle temas etme sonucu siyahlaşır ve ilk günkü parlaklığını yitirir. Bu nurun, karanlık fikirlerin çerçevesinden geçmesi sonucunda, ışığı azalır ve yansıması zayıflar. Hatta dar görüşlü insanların, bu güzel İslam ağacına artırdıkları dal ve budaklarla tanınmaz bir hale gelir.
Durum böyleyken acaba Müslümanlar içinde, İslam'ın yasa ve öğretilerini gelecek nesiller için olduğu gibi koruyan birinin bulunması gerekmez mi? Acaba yeniden mi vahiy inecektir?! Kesinlikle hayır. Çünkü vahiy kapısı ebediyete dek kapanmıştır. Öyleyse asıl din nasıl korunmalı? Tahrifler ve hurafeler nasıl önlenmeli? Bu, ancak masum bir İmam vasıtasıyla gerçekleşir. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Yeryüzü Allah için, hüccet ve burhanla kıyam eden İmamdan boş kalmaz... Allah'ın hüccetleri iptal edilmesin diye böyledir bu."
HAKAN AKKUŞ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.






















































































