logo
07 TEMMUZ 2026

Öğrenimi engellemek Anayasal suçtur

21.07.2005 00:00:00
 


BTP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Koç, ÖSS sınavı ve sonuçlarını değerlendirerek "Eğitim ve öğretim, hayat hakkı gibi en temel insan haklarındandır. Hiçbir devlet kurumu veya hükümet, 'ben okumak istiyorum' diyen vatan evladının önüne engeller çıkartarak, barajlar koyarak, imtihanlar yaparak 'hayır sen okuyamazsın' diyemez. Bu uygulama, bir insanın hayat hakkı gibi en temel hakkı olan öğrenim hakkını gaspetmektir, hakkına el koymaktır. Bu ise Anayasal suçtur" dedi. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Koç, ÖSS sınavı ve sonuçlarını değerlendirerek "Eğitim ve öğretim, hayat hakkı gibi en temel insan haklarındandır. Hiçbir devlet kurumu veya hükümet, 'ben okumak istiyorum' diyen vatan evladının önüne engeller çıkartarak, barajlar koyarak, imtihanlar yaparak 'hayır sen okuyamazsın' diyemez. Bu uygulama, bir insanın hayat hakkı gibi en temel hakkı olan öğrenim hakkını gaspetmektir, hakkına el koymaktır. Bu ise Anayasal suçtur. Bir insanın hayat hakkını gasp edip fiziken onu yok etmek ne derece ağır bir suç ise, okumak isteyen bir gencin öğrenim hakkını çeşitli yollarla gasp ederek metafizik olarak onu yok etmek o kadar ağır bir suçtur" dedi.Eğitimde ciddi bir planlama ile isteyen herkese Yüksek Öğrenim hakkının sağlanmasının mümkün olduğuna dikkat çeken BTP Genel Başkan Yardımcısı Koç, her yıl 1 milyon 700 bini aşkın gençten 1.5 milyonunu üniversite kapılarından geri döndürmenin hiçbir şekilde izahın olmadığını söyledi. Gençler bazında işsizlik oranın yüzde 60'larda seyrettiğine dikkat çeken Koç "Her yıl 1.5 milyon gencini işsizler ordusuna dahil eden siyasi irade, değil koltuğunu, ülkesini ve istikbalini dahi koruyamaz. Bir yandan işsizlik, bir yandan üniversite kapılarından geri çevrilmek; bu ağır cendereye aldığınız 25-30 milyonluk genç nüfusun enerjisini nereye kadar geçistireceksiniz? Bu gidişat çok ciddi bir sosyal patlamanın habercisidir. Bunun vebali de IMF'ci hükümetlerin sırtındadır" dedi.BTP iktidarında isteyen herkes üniverseteye gidecekHükümetin masabaşı düzenlemelerle lise öğrenimi süresine 1 yıl ilave etmesini genç nüfusu bir yıl daha oyalamak olarak değerlendiren BTP Genel Başkan Yardımcısı Koç "Lisede 1 yıl daha oyaladığınız gençlerimizi niye üniversite kapılarından geri çeviriyorsunuz? Kapıdan geri çevirdiğiniz hangi gence iş imkanı hazırladınız? Hiçbirine... Madem o kapılardan geri dönecekler, niye lise öğrenimine bir yıl daha ilave ederek, yok yere gençlerimizi meşgul ediyorsunuz? İlköğretimde ve lisede eşit ve ortak kalitede eğitim-öğretim imkanı tanıyamadığınız gençlerimizi, ÖSS sınavı adı altında aynı şartlarda sınava tabi tutmak, aynı sorularla yarıştırıp-kapıştırmak, bilimsel anlamda abesle iştigal olduğu gibi, dar imkanlarla öğretim gören milyonlarca öğrenciye zulmetmektir. Bu ne biçim planlama, bu ne biçim eğitim-öğretim politikası, bu ne biçim istihdam politikası? Bu politikalar iflas etmiştir" dedi."Tüm gençlerimizin üniversitede okuyabilmeleri için ülkemizin altyapı, akademik personel, bina ve araç-gereç bakımında her türlü yeter şartları mevcuttur, ama maalesef âtıl vaziyette bir yerlerde durmaktadır" diyen BTP Genel Başkan Yardımcısı Koç "Hatta kadro yetersizliği bahane edilerek araştırmacılara ve akademisyenlere kapının yolu gösterilmektedir. Hertürlü imkan fazlasıyla var; fakat bu imkanları derleyip tüm gençlerimizin sınasız üniversiteye alınmalarını sağlayacak planlama yapılmamakta; millet evladının öğrenim hakkı gasp edilmektedir. BTP iktidarında bu gaspa son verilecek, yükseköğrenim yapmak isteyen tüm gençlerimizin okumalarına imkan sağlanacak, planlamalar yapılacak; gençlerimiz üniversitelere sınavsız alınacaktır. Bu arada dershanelerdeki yetkin öğretmenler de Yüksek Öğrenimin eğitici kadrosu arasına alınacaktır. Bu imkan, devletin Sosyal Devlet olmasının bir gereğidir, lütuf ve ihsan değildir. Bu eğitim modeli, IMF ve global odaklardan borçlanma mantığıyla değil, ancak Milli Ekonomi Modeli'nin finans ve kaynaklarıyla gerçekleşir" şeklinde konuştu.

Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi

36. NATO Liderler Zirvesi için Ankara'ya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de bir araya geldi. Trump, "Bu zirve dostum Erdoğan'ın güçlü liderliğindeki Türkiye'de olmasaydı katılmazdım" diyerek Ankara'ya övgüler yağdırdı. Kritik zirvede F-35 ve ticaret mesajları öne çıktı

07.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Dünya diplomasisinin kalbi, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi vesilesiyle bugün Türkiye'nin başkenti Ankara'da atıyor. ABD Başkanı Donald Trump, 17 yıl aradan sonra Türkiye'yi resmi olarak ziyaret eden ilk ABD Başkanı sıfatıyla Ankara Havalimanı'na iniş yaptı.

Uçağın kapısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından son derece sıcak ve samimi bir şekilde karşılanan Trump, daha sonra resmi tören için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti. Beştepe'deki resmi karşılama töreninin ardından iki lider, kameraların karşısına geçerek ezber bozan açıklamalarda bulundu.

Trump: "Erdoğan olmasaydı bu zirveye katılmazdım"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabulde basına açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan yakın dostluğuna vurgu yaptı. Konuşmasına Erdoğan'ın liderliğini överek başlayan Trump, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir dostuz. Kendisi harika ve tüm dünyada saygı gören bir lider. En başından beri kimyamız çok uyuştu. Türkiye, onun liderliğinde askeri açıdan çok güçlü bir ülke haline geldi. Açıkça söylemek gerekirse, bu toplantı dostumun güçlü lider olduğu Türkiye'de düzenlenmemiş olsaydı, muhtemelen bu zirveye katılmazdım."

"Avrupalı müttefikler bizi yarı yolda bıraktı"

Konuşmasında NATO'nun Avrupalı üyelerine yönelik sert eleştirilerini sürdüren Trump, Türkiye'nin sadakatine dikkat çekti. Trump, "NATO'dan daha önce de hayal kırıklığına uğradığımı söylemiştim. İtalya, Fransa ve Almanya bizi yarı yolda bıraktı. O halde neden yüz binlerce dolar harcıyoruz ve onlar yardımımıza gelmiyor? Türkiye bu süreçte birçoğundan çok daha sadık bir müttefik oldu" şeklinde konuştu.



Masada F-35 ve ticaret var

Ziyaretin en kritik iki başlığını savunma sanayii ortaklığı ve bölgesel güvenlik oluşturuyor. Gazetecilerin soruları üzerine iki ülke arasındaki ilişkilere değinen Trump, Türkiye ile ilişkilerin hiç olmadığı kadar iyi bir seviyede olduğunu belirtti.

Görüşmenin ana gündem maddelerine değinen ABD Başkanı, "Bugün ticaret, savunma, İran ve birçok konuyu ele alacağız. Özellikle F-35'ler konusunu masaya yatıracağız ve bu konuda müttefikliğimize yakışır nihai bir karar vereceğiz" diyerek Türkiye'nin programa dönüşü veya bekleyen jetler hususunda yeşil ışık yaktı.

"CAATSA yaptırımlarını kaldırıyoruz, dostlarımızı cezalandırmayız"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmede en radikal çıkış, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle uygulanan yaptırımlar konusunda geldi. Trump, ABD'nin hasımlarına karşı uyguladığı yaptırım yasasını dostlarına uygulamayacağını ilan ederek şunları söyledi:

"Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarını tamamen kaldıracağız. Artık bunun zamanı gelmişti. Zaten dünyada yaptırım uygulanacak çok fazla kişi ve kurum var, dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz. Bu kadar basit. Dışişleri Bakanım Marco Rubio ve Savunma Bakanım Pete Hegseth ile bu kararı netleştirmek için koordinasyon halindeyiz. F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışı konusunu da kesinlikle yeniden değerlendireceğiz."

Rahip Brunson hatırlatması: "Erdoğan'ı aradım, anında serbest bıraktı"

İki lider arasındaki kişisel dostluğa ve "kimya uyumuna" vurgu yapan Trump, geçmişte iki ülke arasında büyük bir diplomatik krize dönüşen Pastör Andrew Brunson olayına da atıfta bulundu. Brunson krizinin çözülme sürecini ilk kez bu kadar net ifadelerle anlatan Trump, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz ilk tanıştığımız günden beri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok özel bir ilişkimiz var. Geçmişte bir Rahip Brunson olayımız vardı, kendisi uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıyaydı. Oldukça travmatik bir süreçti. Birçok lider aradı ancak hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım ve kendisi rahibi anında serbest bıraktı. Hristiyan toplumu Cumhurbaşkanı'nın bu jestini asla unutmayacak. İşte o an, aramızdaki kimyanın ne kadar güçlü ve özel olduğunu tam anlamıyla anlamıştım."



Erdoğan: "Başkan Trump her zaman sözünün arkasındadır"

Trump'ın ardından söz alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise değerli dostunu Ankara'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, F-35 ve savunma sanayii projelerine yönelik olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Değerli dostumla Ankara'da bir arada olmak bizlere ayrı bir güç katmıştır. F-35 konusu bizim için yeni bir konu değil, bunu Amerika ile daha önce de detaylıca görüştük ve 5 uçağın sözünü almıştık. İnşallah bu liderler zirvesinden hayırlı ve iki ülkeyi de memnun edecek bir karar çıkacağına inanıyorum. Sayın Trump her zaman sözünün arkasında duran bir lider olmuştur."

Erdoğan ayrıca, NATO zirvesi boyunca iki büyük müttefik olarak tam bir dayanışma içerisinde hareket edeceklerini ve zirveden güçlü kararlarla çıkmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Liderler, basına açık gerçekleştirilen bu ön açıklamaların ardından, heyetler arası görüşmelere liderlik etmek ve ikili diplomatik temasları derinleştirmek üzere Beştepe'de baş başa görüşmeye geçti.

Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 4 Temmuz 2026’da ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü nedeniyle kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldı. Aynı tarih, 2003 yılında Irak’ın Süleymaniye kentinde yaşanan “Çuval Olayı”nın 23. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle büyük tepki çekti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Op. Dr. Turhan Çömez, Meltem TV’de yayınlanan “Parantez” programında olayı sert bir dille değerlendirdi

07.07.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
4 Temmuz 2003 tarihinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'de ABD askerleri, Türk Özel Kuvvetleri'ne ait bir karargâha baskın düzenlemiş, 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek gözaltına almıştı. Olay, Türkiye'de büyük infial yaratmış ve Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir krize yol açmıştı.

Tam 23 yıl sonra, 4 Temmuz 2026'da ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, ABD Bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında ABD bayrağının renkleriyle (kırmızı-beyaz-mavi) aydınlatıldı. Köprünün bu şekilde ışıklandırıldığına dair görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve tartışma başlattı. Eleştirmenler, tarihin hassasiyetine dikkat çekerek bu uygulamanın "sembolik bir jest" olmaktan öteye geçtiğini savundu.

Meltem TV'de '23 yılda ne değişti?' tartışması

Meltem TV'de sunucu Kerim Aktacir'in konuğu olan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, program boyunca konuyu masaya yatırdı. Ekranda bir tarafta 2003 Çuval Olayı'nın arşiv görüntüleri, diğer tarafta ise 4 Temmuz 2026'da FSM Köprüsü'nün ABD renkleriyle aydınlatılmış hali yan yana gösterildi.

Programda Çömez'in öne çıkan açıklamaları şöyleydi:

"4 Temmuz ABD'nin Bağımsızlık Günü'dür. 4 Temmuz 2003, Irak'ın kuzeyinde Amerikan askerlerinin, orada görev yapan Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği gündür! 4 Temmuz'da, Amerika'nın bağımsızlık gününde, ABD askerlerinin, askerimizin başına çuval geçirdiği günde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü; kırmızı, beyaz ve mavi renklerle, yani ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı."

Çömez, devamında şu değerlendirmeyi yaptı: "Size yakışır, Trump'ın da hoşuna gider belki ama Türkiye'ye yakışmaz, Türk Milleti'nin hoşuna gitmez!" Çömez, olayın sembolik anlamını vurgulayarak Türk milletinin hafızasında yer eden hassasiyetlere dikkat çekti.

Tepkiler genişledi

Köprünün aydınlatılması sosyal medyada hızla gündem olurken, muhalefet partileri ve birçok kesimden eleştiriler yükseldi. İYİ Parti'den Turhan Çömez'in çıkışı, olayın siyasi boyutunu daha da öne çıkardı. Bazı yorumcular, bu tür uygulamaların "milli hafıza ve onur" açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye-ABD ilişkilerinin sembolik boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. 23 yıl önce yaşanan ve hala hafızalarda canlı olan Çuval Olayı ile aynı tarihte gerçekleştirilen ışıklandırma, kamuoyunda "tesadüf mü, yoksa mesaj mı?" tartışmalarına yol açtı.

Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı

Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Zihni Göktay için veda töreni Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldı. Göktay'ın cenaze töreninde konuşan kızı Zeynep Göktay Dilbaz, tiyatroya başladığı yıllarda babasının kendisine yazdığı mektubu okudu, "Bu bir bayrak yarışıysa ben de sana yolun açık olsun diyorum güzel kızım. Yalnız, başa güreş amacın daima zirve olsun. En iyisini olmaya gayret göster. Yetenek yetmez sadece. Dürüst ahlak, sorumluluk duygusu, yığılmadan, yorulmadan, bıkmadan, azimle çalışmak gerek" dedi

07.07.2026 14:30:00
AA
 
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Türk tiyatrosunda yarım asrı aşan sanat yaşamında, kendine özgü üslubu ve canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen usta oyuncu Zihni Göktay için tören düzenlendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gerçekleştirilen törene, sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı.

Törende konuşan sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, babasının mesleğine aşık ve ailesine çok bağlı olduğunu belirterek, oyunculuğa başlarken babasının kendisine yazdığı mektubu okudu.



"Bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi"

Törene katılan İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Zihni Göktay'ın yaklaşık 66 yıl sahnede kaldığına işaret ederek, "Ömrünü sanata adadı. Hepimizin aklında, kalbinde yer edindi ve tüm bunları yaparken bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi. Büyük ustayı düşündüğümde aklıma meyve dolu ağaçlar geliyor. Çünkü ancak meyvesi olan ağacın başı eğiktir. Bilgisi, birikimiyle bize hep örnek olduğu için teşekkür ediyorum." dedi.

"Lüküs Hayat" oyununda da akla ilk Göktay'ın geldiğine dikkati çeken Aslan, şunları kaydetti:

"Pek çok filmde onun sesini duyduk. Onu sokakta gördüğümüzde 'ağabey' diye sarıldık. Nice karakterler onun nefesiyle can buldu. Nice kuşaklar tiyatro sevgisini ilk kez ondan öğrendi. Bizi bize anlattı. Onunla güldük, hüzünlendik, düşündük. Bizler onun karakterlerinde kendimizi, abimizi, babamızı, dostumuzu gördük. Tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları çatısı altında görev yaptı. Muhsin Ertuğrul'un açtığı o büyük yolda usta çırak geleneğinin en sadık korucularından biri olarak bu kuruma ömrünü verdi. Şehir Tiyatrolarının asırlık hafızası oldu."

Aslan, Göktay'ın Şehir Tiyatroları sahnesinde 72 farklı oyunda oynadığını söyleyerek, Ekrem İmamoğlu'nun başsağlığı mektubunu okudu.



"Genç sanatçılara çok şey öğretti"

İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Göktay'ın herkesin "Zihni abisi" olduğunu dile getirerek, "Bu tiyatroya ilk geldiğim zaman onun olduğu oyunlardan bir tanesi sahneleniyordu. Bana sahne üzerinde çok şey anlattı. Genç sanatçılara çok şey öğretti, yolumuza pusula oldu." diye konuştu.

Oyuncu Hikmet Körmükçü de 53 yıl oyunlarda Göktay'la birlikte rol aldıklarını söyleyerek, "Beraber ağladık, güldük, çok sevindik. Bazen mutsuz, bazen çok mutsuz olduk. Birbirimize hep destek olduk. Onun şakalarını, fıkralarını, sahnede beni deli etmelerini özleyeceğim. Onunla son oyunumuz 'Gidiş Dönüş Moskova'ydı" ifadelerini kullandı.

Oyuncu Hakan Altıner ise geçen hafta İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde "Tiyatromuzun Çınarları" başlıklı bir projeye imza attıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Bu sezon Ahmet Kutsi Tecer'in 'Köşebaşı' oyununu sahneleyeceğiz. Emeklilerimiz de orada olacak. Onun için projenin adı 'Tiyatromuzun Çınarları'. Oyunda bekçi rolü var ve o rol için 'Zihni olsun' dedik. Olur, olmaz derken her şeye rağmen biz onun konforunu sağlarız diye düşündük. Hatta ezber zorluğu var mı yok mu tartışması yapılırken, ben dedim ki 'Ezberi boş verin. Zihni lafa başlar ve seyirci dinler. Onları büyüler, anlattığı her kelime bambaşka bir dünya açar.' Ne yazık ki oyunu onunla yapamıyoruz. Fakat 28 Ekim gecesi 'Köşebaşı' oyunu, Zihni Göktay için perde açacak. Ruhu şad olsun."

Şehir Tiyatrolarından emekli sanatçı Uğurtan Atakan, orkestra şefi ve müzisyen Ertan Ergül ve müzisyen Selim Atakan da törende Zihni Göktay ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Göktay'ın naaşı, öğle namazına müteakip Üsküdar Şakirin Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi

"Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, müfredattan "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e sert tepki gösterdi. Baş, işgalden ve Sevr'den Atatürk önderliğinde kurtulduğumuzu vurgulayarak tarihin siyasi hesaplara alet edilmemesini istedi

07.07.2026 12:10:00 / Güncelleme: 07.07.2026 12:18:10
Haber Merkezi
 
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, 'Kurtuluş Savaşı'nı ders müfredatlarından çıkaracağız yerine Milli Mücadele diyeceğiz' şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, "Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır" dedi.

BTP liderinin açıklaması şöyle:

"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz! Neyden kurtuluyormuşuz? Önce Osmanlı varmış! Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor! Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı? Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?

Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!

"Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim..."

Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim: Sevr'den kurtulduk!

İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.

"Altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık"

Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık! Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız! Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.


Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün

Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı "rüşvet ve irtikap" davasında ikinci gün oturumu başladı

07.07.2026 10:26:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianamenin kabulüyle açılan davanın ilk duruşmasının ikinci gününde sanıklar, "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "Vakıf ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlamalarıyla tekrardan hakim karşısına çıktı.

Davada ikinci duruşma başladı

Davanın ikinci günü öncesinde sabahın erken saatlerinden itibaren duruşmanın görüldüğü Bolu Sosyal Bilimler Lisesi çevresinde polis ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alındı. Spor salonunun giriş noktalarında ve çevresinde geniş güvenlik tedbirleri uygulanırken, salona giriş yapan kişiler detaylı aramalardan geçirildi. Sanıkların salona alınmasının ardından duruşmanın ikinci günü başladı.

İlk gün olay bazlı savunmalar dinlenmişti

Davanın ilk gününde, tutuklu sanıklar arasında yer alan ve Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal ile tutuksuz sanık Zabıta Müdürü Hakan Yılmaz'ın olay bazlı savunmaları dinlendi.

Tanju Özcan için 263 yıla kadar hapis istemi

Bolu 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Tanju Özcan hakkında her bir mağdura yönelik eylemleri ayrı ayrı değerlendirildi. İddianamede; Özcan'ın 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçundan toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can hakkında ise 5 kez "icbar suretiyle irtikap" ve 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçlarından toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar hapis cezası istendi.

BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız için ise 6 kez "irtikap suçuna yardım", 3 kez "irtikap suçuna yardıma teşebbüs" ve 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edildi.

6 sanık tutuklu yargılanıyor

Dosya kapsamında Tanju Özcan, Süleyman Can ve Ali Sarıyıldız'ın yanı sıra Bolu Manavlar ve Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal tutuklu bulunuyor.

Soruşturma kapsamında 10 Nisan'da tutuklanan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ile CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir'in ise 11 Mayıs'ta mahkeme kararıyla tahliye edilmişti.

Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike


 
 
“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor. Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil.

07.07.2026 02:43:00
MURAT ÇORBACI
 
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike

Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, "Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir." Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, yaz aylarında cildimizi yıpratan etkenleri anlattı.

1. Havuzlar

Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar,  hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda  impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.
• Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.
• Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin.

2. Şezlonglar ve duşakabinler

Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü'ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.

Nasıl önlem almalı?

• Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın.
• Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.
• Şezlongları havlu sermeden kullanmayın.
• Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin.

3. Klimalar

Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin.
• Her gün 2-2.5 litre su içmeye özen gösterin
• Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın.
• Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın.

4. Aşırı sıcak hava

Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Özellikle rozasea (gül hastalığı) sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.
• Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.

5. Yoğun ter birikimi

Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.
• Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.

6. Parfümler

Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin.

7. Cep telefonları

Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.
• Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.
• Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin.
• Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır. 

Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!


 
Okullar kapandı, sınav stresi sona erdi. Milyonlarca genç ve çocuk yaz tatiline başladı. Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, tatilin kontrolsüz ekran kullanımına dönüşmesinin çocuk ve gençlerin hem bedenini hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda aileleri uyarıyor.

07.07.2026 00:46:00 / Güncelleme: 07.07.2026 00:49:49
MURAT ÇORBACI
 
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!

Çocuk ve gençlerin stresli YKS ve LGS sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zamanın artmasıyla birlikte telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları günün büyük bölümünü kaplamaya başlayabiliyor.

Kontrolsüz kullanım riskli

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, yaz tatilinde ekran kullanımındaki artışın çoğu zaman fark edilmeden günlük yaşamın merkezine yerleştiğini belirterek, "Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir" dedi. Teknolojinin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Usta, çocukların dijital dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunun altını çiziyor. Usta, önemli olanın ekranın varlığı değil, kullanım süresi ve kullanım amacı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir. Kontrolsüz ekran kullanımı sadece zaman kaybına neden olmuyor; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini de önemli ölçüde etkiliyor. Saatlerce ekran karşısında oturan çocuklarda fiziksel aktivite azalıyor. Bunun sonucunda kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi sorunları ve göz yorgunluğu gibi problemler daha sık görülebiliyor."

Sağlıklı ekran kullanımı nasıl olmalı?

• Günlük ekran süresi çocukla birlikte belirlenmeli
• Ebeveynlerin rol model olması sebebiyle evde birlikte geçirilen zaman diliminde de teknoloji kısıtlamasına gidilmeli
• Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak sınırsız da bırakılmamalı
• Spor, sinema, sanat ve kitap okuma günlük rutinin parçası haline getirilmeli
• Yemek saatleri ve aile sohbetlerinde masadan telefonlar uzaklaştırılmalı
• Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sonlandırılmalı
• Yaz tatili djital değil, gerçek hayatla hatırlanmalı.

NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu

36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Mark Rutte, savunma harcamalarının artırılacağını belirterek, "Türkiye ittifak için vazgeçilmez bir güç, savunma malzemelerimizi Türk savunma sanayisi sağlıyor" dedi

06.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Göreve geldikten sonraki en kritik zirvelerden birine Türkiye'nin ev sahipliğinde çıktıklarını belirten Rutte, küresel savunma harcamalarından Ukrayna savaşına, Türk savunma sanayisinin rolünden "NATO 3.0" vizyonuna kadar pek çok önemli başlıkta kritik mesajlar verdi.

Zirvenin "alınan kararların uygulamaya geçirilmesi" aşaması olduğunu vurgulayan Rutte, müttefiklerin savunma bütçelerini gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'i seviyesine çıkarma hedefine odaklanacaklarını duyurdu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türkiye'ye teşekkür ediyorum"

Konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibine teşekkür ederek başlayan Rutte, "Bu muhteşem salonda bizi ağırladıkları için minnettarım. Şimdiye kadar her şey mükemmel. Türk halkının misafirperverliğinden çok etkilendim" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin askeri gücünün altını çizen Genel Sekreter, şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye, NATO içindeki en iyi silahlı kuvvetlerden birine sahip ve ittifak noktasında çok önemli bir rol oynuyor. Geçtiğimiz 10 yılda savunma sanayisini çok net bir şekilde yukarı taşıdı. Savunma için ihtiyaç duyduğumuz kritik malzemeleri Türk Savunma Sanayii karşılıyor. İstanbul ve Ankara bizim için, tüm ittifak için hayati öneme sahip."

"Savunma harcamalarında yeni hedef: Yüzde 5"

NATO Ankara Zirvesi'nin en temel finansal gündem maddelerinden birinin bütçe planlamaları olduğunu kaydeden Rutte, müttefiklerin inandırıcı planlar sunması gerektiğini söyledi. Geçen yıl Lahey'de önemli kararlar aldıklarını belirten Genel Sekreter, "Herkes yüzde 5 bütçe hedefi konusunda anlaştı. Şimdi Ankara'da bu sözlerin somut sonuçlarını izliyoruz. Paramızı işe, füzelere ve savunma kapasitesine dönüştürüyoruz. Avrupalı müttefiklerimiz ve Kanada, harcamalarını ABD seviyesine eşitleme aşamasında. Güçlü bir Avrupa, güçlü bir NATO demektir" dedi.

"Putin'in saldırıları çaresizliğini gösteriyor"

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına sert tepki gösteren Rutte, Ukrayna'ya desteğin kesintisiz devam edeceğini yineledi. Dün akşam saatlerinde Ukrayna kentlerine düzenlenen hava saldırılarına değinen Genel Sekreter, şu cümleleri kaydetti:

"Rusya masum Ukrayna halkını vurmaya devam ediyor ancak bu saldırılar Putin'in ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Ukrayna ordusu, Rusya ekonomisini mahvediyor. Geçtiğimiz aylarda cephede ilerleyen bir Rusya vardı, şimdi ise durum başabaş gidiyor. Verdiğimiz hava savunma destekleriyle Ukrayna tarih yazıyor ve ihtiyaçları olan her şeyi onlara sağlamaya kararlıyız. Ukrayna'nın güvenliği bizim doğrudan kendi güvenliğimizdir."

"Trump ile Hürmüz Boğazı konusunda anlaştık"

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Mark Rutte, transatlantik ilişkilerdeki bütçe uyumuna dikkat çekti. Trump'ın müttefiklerin savunma harcamalarını artırması yönündeki kararlılığını öven Rutte, "Geçtiğimiz hafta Umman'da da bir araya geldik. Ticaret yollarının güvenliği açısından kritik olan Hürmüz Boğazı'nda özgür dolaşımın sürdürülmesi konusunda kendisiyle tam bir mutabakata vardık" dedi.

Hollandalı gazetecinin "demokrasi" sorusuna yanıt

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Hollandalı bir gazetecinin, Ankara'daki güvenlik önlemleri ve muhalif figürlere yönelik hukuki süreçleri hatırlatarak sorduğu "Ankara liberal demokrasilerin toplanması için doğru yer mi?" sorusu üzerine Rutte, evrensel demokrasi ilkelerine vurgu yaptı.

Demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığını ifade eden Rutte, "Demokrasi, seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda bağımsız ve özgür medya demektir. Gazetecilerin istediği soruyu sorabilmesi, istediği araştırmayı yapabilmesi ve medyanın bu tür zirvelere serbestçe erişebilmesi demokrasinin temel şartıdır" yanıtını verdi.

Ankara Zirvesi'nde gözler "NATO 3.0" vizyonunda

7-8 Temmuz tarihleri arasında yürütülecek oturumlarda 32 üye ülkenin lideri, ittifakın yeni askeri ve teknolojik dönüşüm evresi olan "NATO 3.0" vizyonunu inşa edecek. Zirvenin ilk gününde müttefikler, tarihin en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında bir araya gelerek milyarlarca dolarlık yeni ortak projeleri imzalayacak.

Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 44. duruşması sona erdi

06.07.2026 17:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalar alındı.

Tutuksuz sanıklardan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, savcılığın mütalaasında 2 suç yönünden beraatinin, 1 suçtan ise cezalandırılmasının istendiğini söyledi.

İddia makamının "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasını kabul etmediğini savunan Ateşçi, "İhalede kanuna aykırı bir husus yoktur. Ben suç işlesem bunu kabul ederim ancak birinin hatası üzerine tutuklandım. Ben bir memurum, devletin personeliyim." diyerek beraat talebinde bulundu.

Duruşmada, sanık avukatlarının da mütalaaya karşı beyanları alındı.

Avukatlar, müvekkillerinin üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi

İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun "diploma" davası 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi. Aynı gün içinde üç farklı duruşmaya çıkan İmamoğlu, Ankara’da başlayacak NATO Zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek, "Rakibimi hapse attım, 20 tane dava açtım mı diyecek?" ifadelerini kullandı

06.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
İstanbul Üniversitesi tarafından diplomasının iptal edilmesinin ardından hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Ekrem İmamoğlu'nun yargılanmasına Silivri'de devam edildi. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen beşinci duruşmada mahkeme heyeti, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'ndeki iptal kararının kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına karar vererek davayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

Aynı günde üç duruşma: "Sağnak altında kaldık"

Silivri yerleşkesinde aynı gün içinde hem "Siyasal Casusluk", hem "İBB" hem de "Diploma" davalarından hakim karşısına çıkan İmamoğlu, duruşma takviminin sıkıştırılmasına ve üzerinde kurulan yargı baskısına isyan etti. Adliye koridorlarının "podyuma çevrildiğini" söyleyen İmamoğlu, maruz kaldığı durumu "sağanak altında kalmaya" benzetti.

Mahkeme başkanının duruşmayı uzatıp aralık ayına atma kararına, "O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verin, millet oyalanmasın" sözleriyle tepki gösteren İmamoğlu, artık bağımsız bir mahkeme göremediğini belirterek şu savunmayı yaptı:

"Siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir talimat, bir korku sizi bu kürsüden koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur. Bu saatten sonra ben bütün savunmamı aziz milletime yapıyorum."

Erdoğan'a NATO Zirvesi üzerinden sert çıkış

Savunmasında, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, hakkında açılan ardı arkası kesilmeyen davalar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı. Türkiye'nin demokratik imajının zedelendiğini belirten İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün ben burada yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki onlara? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım' mı diyecek? Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek? Kendini aldatan bir garip."

Özgür Özel'den destek

Duruşmayı Silivri'de canlı takip eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu'na tam destek verdi. Mahkemenin savunma sürelerini kısıtlama çabalarını eleştiren Özel, "Savunmadan korkan bir iddia makamı varsa o makam iftira makamına dönüşmüş demektir" açıklamasında bulundu.

Duruşma salonundan çıkarılırken CHP liderine bağlılığını tazeleyen İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır. Onun yolundan yürümekten gurur duyuyorum" diyerek parti içi birlik mesajı verdi.

Yabancı ülke temsilcilerinin ve çok sayıda CHP'li milletvekilinin de izlediği diploma davası, Yargıtay ve İdare Mahkemesi süreçlerinin beklenmesi gerekçesiyle yıl sonuna ertelenmiş oldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.