logo
08 AĞUSTOS 2026

Ölüm korkusunu nasıl yeneriz?

Muhterem Hocam! Bizi kulluk noktasında Allah sevgisine ulaştıracak önemli görevler nelerdir? Neler yapmalıyız ki biz Cenab-ı Hakk'ın muhabbetine vasıl olalım?

08.08.2026 00:20:00
Haber Merkezi
 
Ölüm korkusunu nasıl yeneriz?
Ölüm korkusunu nasıl yeneriz?
"Evvela yapmamız gereken; itikadımızı sağlam bir itikat haline getirmektir. İnanç çok mühim. İnancında bozukluk olursa işler sarpa sarar. Bakınız Allah Kuran'ında imandan bahisle hep gayb olan hususlardan bahsediyor. " Gayba inananlar." ( Bakara; 213).

İnsana, gördüğü bir şeye iman et, demeye gerek yok. Görmediği bir şeye inanç teklifi yapılıyor. Allah'ı görüyor musun?  Yok.  Ahireti görüyor mu sun? Yok. Cenneti görüyor musun? Yok. Cehennemi görüyor musun? Cinleri, melekleri görüyor musun? Hiçbirini görmüyorsun. Sana göre gaip olanlara iman edeceksin. Bu inancın sağlam olması lazım. Bunu te'vil etmeyeceksin. Saf, tertemiz bir inanç, itikat...







Niyet

Bunun ardından ne geliyor? Çok güzel bir niyet.  Bu niyet ne içindir? Taatiniz, ibadetiniz içindir. İbadet yapmanız içindir. Salih amel işlemeniz içindir. Yaptığınız iş güzel olur, fakat niyetiniz olmaz.

Onun için önce niyet, dedik.  Seni görenler, "Ne kadar güzel iş yapıyor" derler, ama senin niyetin çok farklıdır. Onu, Allah için yapmıyorsun. Bir başka menfaat kapısını açmak için yapıyorsun. Canını verecek derecede amelin güzel görünse ve fakat niyetin halis, güzel olmazsa o amelin de, ibadetin de sana hiçbir faydası olmaz. Onun için niyet çok mühimdir. Ardından, niyetle birlikte ibadetimiz geliyor. Salih ibadet, salih taat.. .

Ondan sonra kendimizi çok yoklamalıyız. "Acaba biz, Allah'a kavuşmayı arzu ediyor muyuz, etmiyor muyuz?" 







Allah'a kavuşmayı çok istemeliyiz. Ölüm korkusunu yenmenin en güzel anahtarı, Allah'a kavuşmayı arzu etmektir. Çünkü can bedende oldukça Allah'la beraber olmak mümkün değil.  Bu tenden, bu can çıkacak ki O'nunla olasın…

Ayetle sabit, Hz. Yusuf (as), kadınlar topluluğuna girdiği zaman, onun güzelliğini, onun cemalini gören kadınlar, ellerindeki meyveyi keserken parmaklarını kesiyorlar, farkında bile olmuyorlar. Acıyı duymuyorlar. (Yusuf; 12/3l).

Buradan şunu anlatmak istiyorum: Sen, o güzel olan Rabb'ına kavuşmayı murat ederken, bir yandan da, "işte şimdi ben öleceğim, hayatım sona erecek vs." gibi şeyleri hesap edemezsin. Senin gözün, gönlün O'na takıldı ya, artık O'na gitmek istersin. İşte işi bu boyutta anlamak ve ele almak lazım.







Her hastanın eczacılık fakültesini bitirmesi mi gerekir?

Bunun için de ne gerekiyor? Allah'ı çok zikretmek gerekiyor. O'nu istemen için bir yolun olması lazım. Zikir ile ilgili yazılmış bütün eserlerde Cenab-ı Hakk'ın, kulun kalbine tecellisinden bahsedilir. Sevgi, sevda o tecellidedir. Muhabbet oradadır. Zikrullah ile birlikte kulun kalp alemi fetholunur. Allah'ın muhabbeti o kulun kalbine iner. Cenab- ı Hakk' ın sevgisi sende hakim olursa Allah'ın emrettiği hususlara itaatsizlik söz konusu olur mu hiç?

Bütün emirlerine itaat gelişir.  Emirlerine itaat geliştiği için dediklerini öğrenmek istersin. " Acaba ne buyurdu benim Rabbim?"  O zaman Kur' anı okumayı seversin. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın beyanları var. Anlattıkları var. "







Ama Hocam, ben bunun manasını bilmiyorum ki. Okumamın faydası olur mu?

Olur, hem de yüzde beş yüz olur. Doktora gidersin. Doktor sana bir reçete takdim eder. İlacın, ne oluşumundan haberin var, ne kendisinden haberin var. Doktora teslim olursun. İlaçları kullanırsın, sapasağlam olursun. Bu, ilacı nasıl oluşturulduğunu bildiğin için mi olmuştur? Doktorun dediğine teslim olduğun için mi olmuştur? "İlle de oluşumunu bilerek bu ilacı uygu­ lamamız lazım" dersen o zaman her hastanın eczacılık fakültesini bitirmesi gerekir.

Bunu şunun için söylüyorum. Bu ara bazı arkadaşlarımız, 'okunan Kur'an'ın manasını bilmeden ibadet olur mu', diyorlar. Evet, manasını bilmeden de okunan Kur'an, ibadet olur.

İçinde bir sürü yanan lamba yanan bir mağaza düşünün. Hepsinin açma-kapama düğmeleri ayrı ayrı da olsa, sen bilerek şarteli açtın mı bir de baktın ki devre tamamlandı, lambalar yanıyor. Bilmeyerek de kapatsan lamba söner. Düğmeye basma misalidir bu. Anlayarak da okusan, anlamayarak da okusa, o ayetler, o lamba gibi senin gönül dünyanı aydınlatır.

Ayet-i kerimeler, Hak ile senin aranda bir şifredir. Bir düğmedir. Okumaya başladığın an O'nunla sohbet ediyorsun. Manasını ister anla, ister anlama. Halin değişiyor. Kuş gibi hafif oluyorsun.

İbrahim Hakkı Hazretleri gibi: "Hoştur bana Senden gelen, Ya hil'atu yahut kefen, ya gonca gül yahut diken, lütfun da hoş kahrın da hoş" demeye başlıyorsun. Bunu deyince de, manasını bilmediğin ayetlere baktığın, okunduğu zaman onu adeta hisseder gibi oluyorsun." (devam edecek) Prof. Dr. Haydar Baş, hikmetin sırları eseri 1. Sohbet

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.