HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

Ölümüne kirlilik

07.08.2001 00:00:00
Ağız tadıyla hasta olabilirsiniz. Amansız bir hastalığın kucağına düşmek en tabii hakkınız.

Derman bulunmaz bir illete mübtela olmanıza kimse engel olmuyor.

Kanser, verem, tifo, dizanteri, anemi, babemi, ninemi... aklınıza gelebilecek her türlü hastalığa giriftar olmak, bilgi çağının gereği.

Bünyenizde ister mikrop, ister virüs, ister sinüs, ister kosinüs, ister tanjant ister kotanjant taşıyabilirsiniz.

Buna kimse karışmıyor.

Doyumsuz canavarların kirlettiği bir dünyada bu tip illetlere yakalanmamak neredeyse imkansız.

Sanayi atıkları her türlü mikrobu, hiç bir ücret ödemenize gerek olmadan size ulaştırıyor.

Bir belediyenin sağlık müdüresi yakınıyor. İmzaladığı ölüm raporlarının çoğu aynı semtten ve yaşları 18-25 arası. Ölüm sebebi kanser. Ve tabi semt sanayi semti.

Sağlık müdüresi şikayetçi, ama o fabrikalara ruhsatı uzaylılar da vermiyor hani.

Bizim Karadeniz kanser hastası dolu.

Yıllarca dünyaya sosyalizm mikrobunu yayan Rusya, daha sonra da kanser mikrobu yaydı. Çernobil özellikle Karadeniz'de hayatı zehir etti.

Fidan gibi gençler hayatlarının baharında bir yıldız gibi kaydı.

Tazminat talebi gibi bir hak var mı? Onu da bilmiyorum.

İnsan hayatının ucuzdan daha ucuz olduğu şu güzelim ülkede bir Allah kulu çıkıp da, bu felaketin üzerine gitmedi.

Gitse ne olacak?

Hiç.

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir, kalırsa.

Doyumsuz canavarların kirlettiği şu güzelim dünyayı kim temizleyecek?

Cenova'da toplanan G-8 mi?

(Daha önce Götüren-8 diye tercüme etmiştim, siz Gasp-8 olarak da okuya bilirsiniz)

Dünyanın dengesini bozan, iklimleri değiştiren, ölümlere sebep zararlı gazları dünaya yayan devletlerin başında ABD ve Japonya geliyor.

Ne yapıldıysa bu gazları yasaklayan sözleşmelere imza atmıyor bu iki devlet.

Kala kala iş "Greenpeace" üyelerine kalıyor.

Onlar temizleyecek, şu, babalarının fabrikalarından yayılan atıklarla kirlenen dünyayı.

Allah kuru iftiradan saklasın.

Ben şahsen kimin nesi olduklarını bilmiyorum.

Hele de bir kısmı, kulağında küpeleri, kontrölden çıkmış saç-sakalıyla, zevk ve estetik kirliliği yayan bu delikanlıların köylü Hasan aganın çocukları olduğunu da hiç sanmam.

Yanılıyorsam Tanrı beni affetsin.

Zengin çocuğu, dert yok, gasavet yok, ödeme yok.

Kimi doğacı, kimi boğacı, kimi dağcı, kimi bağcı oluyor.

Küresel dünyanın modern köleleri, babalarının fabrikalarında karın tokluğuna çalışıyor nasıl olsa.

Onlara da dünyayı kurtarmak düşüyor.

Kimse gocunmasın.

Bir hikaye anlatırlar.

Güya İsmet İnönü ile Osman Bölükbaşı bir uçak yolculuğuna çıkmışlar. Yanlarında geleceğin ünlü fizikçisi Erdal da var.

Uçağın penceresinden halkı gören küçük Erdal, babasına yaklaşır ve; baba para ver, şu insanlara atayım da sevinsinler, der.

Erdal Bey'in sosyal demokratlığı çocukluğundan beri var anlayacağınız.

Osman Bölükbaşı atılır;

Atacağın üç-beş kuruşla bir kaç kişi sevinecek oğlum. İyisi mi sen babanı aşağı at da bütün ülke sevinsin.

Şimdi dünyayı kirlilikten kurtarmayı hedefleyen bu delikanlılar, şayet insanlığa bir hizmet yapacaklarsa, önce bu kirliliği yapanlardan başlasalar. Babaları olsa da.

Peki ağız tadıyla hasta olmak hakkımız da, ya tedavi?

Orda dur.

Öyle istediğin gibi tedavi olamazsın.

Hasta olmana sebep olanların ürettikleri ilaçları kullanmadan tedavi olman yasak.

Gümrükçü bir arkadaşla konuşuyorum.

Gelen mallarda kıymetli eşya olarak ne bulunur?

Ufaçık kutular geliyor, her biri beş milyar değerinde.

Ne var bu hacmi küçük, ama pahası büyük kutularda?

Kanser ilacı.

Önce para kazanmak uğruna kanser ediyor seni, sonra da kanserden kurtulmak için ilaç satıp gene para kazanıyor senden.

Modern dünya bu.

Peki o ilaçlarla iyileşiyor mu hasta?

Yok.

Yok ama onların dışında başka yolla tedavi olmak da yasak.

Niye?

Bilimsel değil.

Hastaya; seni artık tedavi etmemiz mümkün değil, evine git diyorlar.

Ümitsiz bir şekilde hasta evine gidiyor.

O sırada birisi bir ottan ilaç yapıyor.

Hasta zaten ölümü bekliyor, alıp kullanayım diyor?

Ona; sende ümit kalmadı artık evine git ölümü bekle diyen ilim adamı hemen atılıyor;

O ilacı kullanamazsın!

Niye?

Bilimsel değil.

Sen beni evime ölüme gönderdin, sana ne?

Olmaz, sen o ilaçtan şifa bulursan, gümrükte bekleyen milyarlık ilaçlar ne olacak?

Haymana'da şeker hastalarına iyi gelen bir su varmış.

Uzmana soruyorlar; Ne dersiniz?

Efendim bilimsel değil.

İyi de bu adam şifa buldu.

Olabilir, ama bilimsel değil.

Çok güzel bir söz vardı;

Çek şu bilime bir ..., soluğunu Haymana'da alsın.

Ya, işte böyle.

Hasta olmak serbest, şifayap olmak izne bağlı.
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.