logo
11 MAYIS 2026

Enflasyonun gerçek kaynağı ve görmezden gelinen yapısal sorun

07.05.2026 00:00:00
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son dönemde artan enflasyonu küresel gelişmelere ve jeopolitik risklere bağlayarak açıklıyor. Bu yaklaşım, dış ekonomik dalgaların iç piyasaya etkisini vurgulaması açısından klasik bir ekonomi anlatısı gibi görünse de, Türkiye'nin mevcut tabloyu açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha fazla tartışılıyor.

Tam bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, meseleyi çok daha net bir çerçeveye oturtuyor ve tartışmayı doğrudan ekonomik gerçekliğe çekiyor:

"Oysa gerçek çok açık: Türkiye'deki enflasyonu jeopolitik gelişmelerle açıklamak mümkün değildir."

Bu ifade, yalnızca politik bir eleştiri değil; aynı zamanda uluslararası karşılaştırmalara dayanan somut bir sorgulamadır. Çünkü bugün dünya genelinde savaş ve kriz ortamı yaşayan birçok ülkede enflasyon oranları Türkiye'nin oldukça altında seyretmektedir. Bu durum, enflasyonun kaynağının dış faktörlerden ziyade iç ekonomik yapıyla ilgili olduğunu güçlü şekilde ortaya koymaktadır.

Hüseyin Baş bu çelişkiyi daha da görünür hale getiren soruyu ortaya koyuyor:

"Peki nasıl oluyor da Türkiye'deki enflasyon bu ülkelerden kat kat fazla?"

Bu soru, aslında tüm tartışmanın yönünü değiştirmektedir. Çünkü mesele artık "neden enflasyon var" sorusu değil, "hangi ekonomik model bunu üretiyor" sorusudur.

Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan ekonomi politikalarının üretim yerine ithalatı, yerli sanayi yerine dışa bağımlılığı, planlı kalkınma yerine kısa vadeli finansal çözümleri öncelediği görülmektedir. Özelleştirme süreçleriyle kamusal üretim gücünün zayıflaması, stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın artması ve tarım-sanayi dengesinin bozulması, bugünkü tabloyu hazırlayan temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu çerçevede Hüseyin Baş'ın tespiti daha da anlam kazanmaktadır:

"Çünkü Türkiye'deki enflasyon, uzun yıllardır sürdürülen sistematik bir fakirleştirme politikasının sonucudur."

Bu ifade, enflasyonu bir sonuç değil, bir süreç olarak okumayı gerektirir. Yani bugünkü ekonomik durum anlık gelişmelerin değil, uzun yıllara yayılan bir model tercihin ürünüdür.

Dolayısıyla tartışma artık teknik bir fiyat artışı tartışması olmaktan çıkmış, doğrudan ekonomik sistem tartışmasına dönüşmüştür. Ve bu sistem tartışması, gelecekteki ekonomik yönün belirlenmesinde kritik bir eşik haline gelmiştir.

Hüseyin Baş'ın tespitlerine yarın da değineceğiz.
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.