Konuya geçmeden önce kim ne dedi ona bakalım…
Belçika Merkez Bankası Başkanı Pierre Wunsch, Avrupa Birliği'nin mevcut ekonomik modelini ve liberal yaklaşımlarını eleştirerek, bu modelin artık miadını doldurduğunu ve değişmesi gerektiğini dile getirdi.
Wunsch, özellikle Avrupa'nın iklim hedefleri, rekabet gücü ve piyasa açıklığı arasındaki dengesizlikleri vurguladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da desteklediği görüşlere göre, Avrupa ekonomisinin, Rusya ve Çin karşısında pasif kalmaması ve yeni dönemin şartlarına uyum sağlaması gerektiği belirtiliyor.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde da enerji maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, Euro Bölgesi ekonomisinin geleneksel senaryolardan saptığını ve yapısal bir değişim sürecine girdiğini ifade ediyor.
Bu açıklamalar, Avrupa'da yükselen enerji fiyatları ve jeopolitik değişimlerin ardından ekonomik stratejilerin sorgulandığı bir döneme işaret ediyor.
Dikkat edilirse, kapitalizmin doğduğu coğrafyada sistemin tüm alanlarına ilişkin çok şiddetli itirazların yükselmeye başladığı görülüyor.
Yeni bir sistem arayışında olan Avrupa'nın tam göbeğinde geçtiğimiz aylarda çok dikkat çekici bir kongre gerçekleştirildi.
Milli Ekonomi Modeli kongreler serisinin 11'incisi Viyana'da yapılmıştı.
Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan bu modelin tüm dünyada ve özellikle de ABD-İran savaşı sonrası, yüksek perdeden konuşulmaya başlandığını görüyoruz.
Bugün yeni sistem tartışmaları üzerinden koparılan fırtınanın tam merkezinde, Milli Ekonomi Modeli tezi yer almaktadır.
Zira dünya devletleri, gerek kapitalist sistemi ve sosyalizmi uygulamış ve sonuç alınamadığını en üst düzeyde yapılan açıklamalarda itiraf etmişlerdir.
Bu gelişmelerin Türkiye açısından da değerlendirilmesi gerektiği konusu, kaçınılmaz bir mecburiyettir.
Ülke ekonomisini düzeltmek için bin tane Şimşek gelse, bir arpa boyu yol alınamayacaktır.
Gidilen yol ve izlenen politikaların tamamı hatalıdır.
Kişilerin değişmesi ile sonuçların değişmesini beklemek, çok büyük saflıktır.
Rusya ve Çin'in gördüğü Milli Ekonomi Modeli gerçeğine, son dönemlerde Avrupa ülkeleri de dikkat çekmektedir.
Zaten yapılan 11. Uluslararası MEM kongresinde konuşan yaklaşık 500 bilim insanının çoğu, Avrupa kökenliydi.
Bu modelin insan merkezli olması ve tüm sorunlara kalıcı çözüm sunmak gibi bir özelliğe sahip olması, en çokta Avrupalı bilim insanlarının ilgisini ve dikkatini çekmiştir.
Keşke Türk bilim insanlarının ve siyasetinin de dikkatini çekmiş olsaydı!
Oysa bugün 86 milyonun en az 75 milyonu krizi çok derinden hissetmektedir ve dolayısıyla bu modele olan ihtiyacın, çok daha fazla önem kazandığı geç olmadan kavranmalı ve kanıksanmalıdır.
Önümüzdeki seçimlerin bu anlamda kilit partisi, BTP olacaktır.
Kurulacak ittifaklarda BTP'nin olmasıyla sıradan bir partinin olması arasında, dağlar kadar fark olacaktır.
Zira millet artık kesin ve kalıcı çözümler duymak istemektedir.
BTP'nin bilimsel bir doktrine sahip olması, onu diğer partilerden çok farklı bir konuma yükseltmektedir.
Zira eskiden olduğu gibi artık üye sayısı ve geçmişte kaç oy almıştın matematiği üzerinden, gereksiz bir sağlama ve analiz yapma zamanı çoktan geçmiş ve geride kalmıştır.
Milletimiz çözüm beklemektedir.
Gençler ülkede kalmak ve katma değer üretmek arzusundadır.
Çiftçi tarlasını ekmek, hayvan üreticisi ise geleceğe umutla bakmayı hayal etmektedir.
Emekli ve asgari ücretlinin, Haydar Baş'ın modelinden ve bu modelin uygulanması ile rahat yüzü görmesinden başka hiçbir çıkar yolu kalmamıştır.
İnsanı en çok üzen ve acıtan taraf ise şu olsa gerek.
Asya ve Avrupa ülkeleri Haydar Baş'ın modelini didik didik incelerken ve kısmen uygulamaya koyarken, bizim ülkemiz siyasetçilerinin kapitalizme adeta can suyu vererek onu diriltmeye çalışması, oldukça şaşılacak bir şeydir.
BTP'siz bir ittifakın seçimi kazansa bile en uzun ömrü 3 sene olacaktır.
Demedi demeyin!
Belçika Merkez Bankası Başkanı Pierre Wunsch, Avrupa Birliği'nin mevcut ekonomik modelini ve liberal yaklaşımlarını eleştirerek, bu modelin artık miadını doldurduğunu ve değişmesi gerektiğini dile getirdi.
Wunsch, özellikle Avrupa'nın iklim hedefleri, rekabet gücü ve piyasa açıklığı arasındaki dengesizlikleri vurguladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da desteklediği görüşlere göre, Avrupa ekonomisinin, Rusya ve Çin karşısında pasif kalmaması ve yeni dönemin şartlarına uyum sağlaması gerektiği belirtiliyor.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde da enerji maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, Euro Bölgesi ekonomisinin geleneksel senaryolardan saptığını ve yapısal bir değişim sürecine girdiğini ifade ediyor.
Bu açıklamalar, Avrupa'da yükselen enerji fiyatları ve jeopolitik değişimlerin ardından ekonomik stratejilerin sorgulandığı bir döneme işaret ediyor.
Dikkat edilirse, kapitalizmin doğduğu coğrafyada sistemin tüm alanlarına ilişkin çok şiddetli itirazların yükselmeye başladığı görülüyor.
Yeni bir sistem arayışında olan Avrupa'nın tam göbeğinde geçtiğimiz aylarda çok dikkat çekici bir kongre gerçekleştirildi.
Milli Ekonomi Modeli kongreler serisinin 11'incisi Viyana'da yapılmıştı.
Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan bu modelin tüm dünyada ve özellikle de ABD-İran savaşı sonrası, yüksek perdeden konuşulmaya başlandığını görüyoruz.
Bugün yeni sistem tartışmaları üzerinden koparılan fırtınanın tam merkezinde, Milli Ekonomi Modeli tezi yer almaktadır.
Zira dünya devletleri, gerek kapitalist sistemi ve sosyalizmi uygulamış ve sonuç alınamadığını en üst düzeyde yapılan açıklamalarda itiraf etmişlerdir.
Bu gelişmelerin Türkiye açısından da değerlendirilmesi gerektiği konusu, kaçınılmaz bir mecburiyettir.
Ülke ekonomisini düzeltmek için bin tane Şimşek gelse, bir arpa boyu yol alınamayacaktır.
Gidilen yol ve izlenen politikaların tamamı hatalıdır.
Kişilerin değişmesi ile sonuçların değişmesini beklemek, çok büyük saflıktır.
Rusya ve Çin'in gördüğü Milli Ekonomi Modeli gerçeğine, son dönemlerde Avrupa ülkeleri de dikkat çekmektedir.
Zaten yapılan 11. Uluslararası MEM kongresinde konuşan yaklaşık 500 bilim insanının çoğu, Avrupa kökenliydi.
Bu modelin insan merkezli olması ve tüm sorunlara kalıcı çözüm sunmak gibi bir özelliğe sahip olması, en çokta Avrupalı bilim insanlarının ilgisini ve dikkatini çekmiştir.
Keşke Türk bilim insanlarının ve siyasetinin de dikkatini çekmiş olsaydı!
Oysa bugün 86 milyonun en az 75 milyonu krizi çok derinden hissetmektedir ve dolayısıyla bu modele olan ihtiyacın, çok daha fazla önem kazandığı geç olmadan kavranmalı ve kanıksanmalıdır.
Önümüzdeki seçimlerin bu anlamda kilit partisi, BTP olacaktır.
Kurulacak ittifaklarda BTP'nin olmasıyla sıradan bir partinin olması arasında, dağlar kadar fark olacaktır.
Zira millet artık kesin ve kalıcı çözümler duymak istemektedir.
BTP'nin bilimsel bir doktrine sahip olması, onu diğer partilerden çok farklı bir konuma yükseltmektedir.
Zira eskiden olduğu gibi artık üye sayısı ve geçmişte kaç oy almıştın matematiği üzerinden, gereksiz bir sağlama ve analiz yapma zamanı çoktan geçmiş ve geride kalmıştır.
Milletimiz çözüm beklemektedir.
Gençler ülkede kalmak ve katma değer üretmek arzusundadır.
Çiftçi tarlasını ekmek, hayvan üreticisi ise geleceğe umutla bakmayı hayal etmektedir.
Emekli ve asgari ücretlinin, Haydar Baş'ın modelinden ve bu modelin uygulanması ile rahat yüzü görmesinden başka hiçbir çıkar yolu kalmamıştır.
İnsanı en çok üzen ve acıtan taraf ise şu olsa gerek.
Asya ve Avrupa ülkeleri Haydar Baş'ın modelini didik didik incelerken ve kısmen uygulamaya koyarken, bizim ülkemiz siyasetçilerinin kapitalizme adeta can suyu vererek onu diriltmeye çalışması, oldukça şaşılacak bir şeydir.
BTP'siz bir ittifakın seçimi kazansa bile en uzun ömrü 3 sene olacaktır.
Demedi demeyin!
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Avrupa’dan Haydar Baş’ın modeline dönüş sinyali / 07.05.2026
- Türkiye maden cenneti bir ülke / 04.05.2026
- İzzet ve şerefimizi Atatürk’e borçluyuz / 29.04.2026
- Madencileri ağlatanı, Allah güldürmez! / 28.04.2026
- Liderlere danışman değil psikolog lazım / 27.04.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026
- Türkiye’yi etnisite üzerinden bölme planı! / 12.04.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026
- Türkiye maden cenneti bir ülke / 04.05.2026
- İzzet ve şerefimizi Atatürk’e borçluyuz / 29.04.2026
- Madencileri ağlatanı, Allah güldürmez! / 28.04.2026
- Liderlere danışman değil psikolog lazım / 27.04.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026
- Türkiye’yi etnisite üzerinden bölme planı! / 12.04.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026



























































