Elim bir trafik kazası sonucu, dört genç yiğidimizi şehit verdik.
Teslimiyet, mahviyet ve hizmette zirveye tırmanmış arkadaşlarımızdı. Her biri kendi sahalarında uzman, iyi eğitimli, genç, dinamik ve çalışkan arkadaşlarımızdı. Engin Hüseyin Çamurdan, Lütfullah Dereci, Aziz Mete Bozdoğan ve İsrafil Aslan kardeşlerimiz kısacık bir ömre sığdırılan inanç dolu, hizmet dolu bir yaşam sürdüler.
Ülkemizin içine düştüğü işgal tablosundan kurtarılması için Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılan Kuvayı Milliye çalışmasında ilk günden itibaren vatan ve millet aşkıyla hareket eden arkadaşlarımızdı. Evet ömürlerini Allah'a ve vatana adamış örnek insanlardı.
Engin Hüseyin Çamurdan o kadar saf ve temiz idi ki ben ona takılır, Çamurdan değil, Nurdan diye seslenirdim. O ise her zaman olduğu gibi mütebbessim ve mahcup bir edayla başını eğerdi. Hayatının gayesi olarak, ahirette Peygamberimiz efendimize ve hocamıza komşu olmak ve manen yüksek mertebelere ulaşmak olduğunu ifade ederdi. Hayatı hep bu kulvarda koşmakla geçti. İnancıyla yaşadı; inancının yolunda can verdi.
Lütfullah Dereci BTP Gençlik kolları Genel Başkanı idi. Yaz aylarında tertiplenen BTP kamplarında gençlere hem babalık, hem ağabeylik, hem arkadaşlık yapmıştı. Gençlik kampı sonunda Kuvayı Milliye gençlere tavsiye olarak "her biriniz memleketinize döndüğünüzde örnek bir kuvva neferi olacaksınız" demişti. Evet bu seneki gençlik kamplarında bini aşkın genç milli ve manevi değerlerle yoğrulmuştu. Yurdun dört bir tarafından gelen gençlerin her birisi aldıkları vazifenin i şuuru içerisinde hareket ediyorlardı.
Aziz Mete Bozdoğan, delikanlı olduğu kadar uysal bir arkadaşımızdı. Aldığı her türlü görevi mutlaka başarı ile sonuçlandırırdı. Ne kadar zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın, hedeften şaşmaz üstelik şikayetçi de olmazdı. İsrafil ise soy ismi gibi Aslan gibi delikanlı bir kardeşimizdi.
Cenaze namazlarına yurt içinden ve yurt dışından katılan binlerce insan, şehitlerimizin ne kadar seveni olduğunu gösteriyordu. Şehitlerimizin ayrılık acısı bütün sevenlerinin yüreğini dağlamıştı.
Son kez arkadaşlarımızın yüzüne baktığımızda ölü demek yanlış olurdu. Sanki de uyuyorlar, hatta uyanık da, sanki mütebbessim bir çehreyle gözlerini kapatıyorlar gibiydi. Evet şehitler ölü değildi. Ölümün soğuk yüzü yoktu onlarda; şeb-i aruz olmuştu ölüm onlar için. Ömürleri boyunca rızasına kavuşmak için mücadele verdikleri, Allah'a vuslatları gerçekleşmişti nihayet. Huzurlu, mütebbessim çehreleri bakanları rahatlatıyordu.
Elbette hayatlarıyla da ölümleriyle de örnek olan bu genç insanlar, bir mürebbinin elinde yetişmişlerdi. Onları yetiştiren üstat Prof. Dr. Haydar Baş beydi . Her biri üzerinde yirmi yılı aşkın emeği vardı. Bir baba şefkati ve disiplini içerisinde gece gündüz üstlerine titremişti. Zaten ölüm haberi alındığı andan itibaren, kendi evlatlarını kaybetmiş olmanın derin hasretini yaşıyordu.
Evet, Allah'tan geldiler ve aynı temizlikte görevlerini yerine getirerek yine Allah'a döndüler. Örnek insanlar olarak ne de güzel döndüler.
Teslimiyet, mahviyet ve hizmette zirveye tırmanmış arkadaşlarımızdı. Her biri kendi sahalarında uzman, iyi eğitimli, genç, dinamik ve çalışkan arkadaşlarımızdı. Engin Hüseyin Çamurdan, Lütfullah Dereci, Aziz Mete Bozdoğan ve İsrafil Aslan kardeşlerimiz kısacık bir ömre sığdırılan inanç dolu, hizmet dolu bir yaşam sürdüler.
Ülkemizin içine düştüğü işgal tablosundan kurtarılması için Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılan Kuvayı Milliye çalışmasında ilk günden itibaren vatan ve millet aşkıyla hareket eden arkadaşlarımızdı. Evet ömürlerini Allah'a ve vatana adamış örnek insanlardı.
Engin Hüseyin Çamurdan o kadar saf ve temiz idi ki ben ona takılır, Çamurdan değil, Nurdan diye seslenirdim. O ise her zaman olduğu gibi mütebbessim ve mahcup bir edayla başını eğerdi. Hayatının gayesi olarak, ahirette Peygamberimiz efendimize ve hocamıza komşu olmak ve manen yüksek mertebelere ulaşmak olduğunu ifade ederdi. Hayatı hep bu kulvarda koşmakla geçti. İnancıyla yaşadı; inancının yolunda can verdi.
Lütfullah Dereci BTP Gençlik kolları Genel Başkanı idi. Yaz aylarında tertiplenen BTP kamplarında gençlere hem babalık, hem ağabeylik, hem arkadaşlık yapmıştı. Gençlik kampı sonunda Kuvayı Milliye gençlere tavsiye olarak "her biriniz memleketinize döndüğünüzde örnek bir kuvva neferi olacaksınız" demişti. Evet bu seneki gençlik kamplarında bini aşkın genç milli ve manevi değerlerle yoğrulmuştu. Yurdun dört bir tarafından gelen gençlerin her birisi aldıkları vazifenin i şuuru içerisinde hareket ediyorlardı.
Aziz Mete Bozdoğan, delikanlı olduğu kadar uysal bir arkadaşımızdı. Aldığı her türlü görevi mutlaka başarı ile sonuçlandırırdı. Ne kadar zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın, hedeften şaşmaz üstelik şikayetçi de olmazdı. İsrafil ise soy ismi gibi Aslan gibi delikanlı bir kardeşimizdi.
Cenaze namazlarına yurt içinden ve yurt dışından katılan binlerce insan, şehitlerimizin ne kadar seveni olduğunu gösteriyordu. Şehitlerimizin ayrılık acısı bütün sevenlerinin yüreğini dağlamıştı.
Son kez arkadaşlarımızın yüzüne baktığımızda ölü demek yanlış olurdu. Sanki de uyuyorlar, hatta uyanık da, sanki mütebbessim bir çehreyle gözlerini kapatıyorlar gibiydi. Evet şehitler ölü değildi. Ölümün soğuk yüzü yoktu onlarda; şeb-i aruz olmuştu ölüm onlar için. Ömürleri boyunca rızasına kavuşmak için mücadele verdikleri, Allah'a vuslatları gerçekleşmişti nihayet. Huzurlu, mütebbessim çehreleri bakanları rahatlatıyordu.
Elbette hayatlarıyla da ölümleriyle de örnek olan bu genç insanlar, bir mürebbinin elinde yetişmişlerdi. Onları yetiştiren üstat Prof. Dr. Haydar Baş beydi . Her biri üzerinde yirmi yılı aşkın emeği vardı. Bir baba şefkati ve disiplini içerisinde gece gündüz üstlerine titremişti. Zaten ölüm haberi alındığı andan itibaren, kendi evlatlarını kaybetmiş olmanın derin hasretini yaşıyordu.
Evet, Allah'tan geldiler ve aynı temizlikte görevlerini yerine getirerek yine Allah'a döndüler. Örnek insanlar olarak ne de güzel döndüler.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Nükleer güç kimin hakkı? / 17.03.2026
- Koçları çarpıştırmak istiyorlar / 16.03.2026
- İran lokma değil / 15.03.2026
- Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çıkışı ve iç cephe meselesi / 10.03.2026
- Modern savaşın yeni yüzü ve Türkiye’nin bağımsızlık sınavı / 09.03.2026
- Savaş / 08.03.2026
- Konya denince… / 27.02.2026
- Elazığ Ziyaretleri: Yeniden İnşa mı, Yeniden Kalkınma mı? / 26.02.2026
- Malatya: Depremin ardından bir şehrin ruh hâli / 25.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-10 Türkiye İçin Çıkış Yolu: Şimdi Milletin Karar Zamanı / 24.02.2026
- Koçları çarpıştırmak istiyorlar / 16.03.2026
- İran lokma değil / 15.03.2026
- Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çıkışı ve iç cephe meselesi / 10.03.2026
- Modern savaşın yeni yüzü ve Türkiye’nin bağımsızlık sınavı / 09.03.2026
- Savaş / 08.03.2026
- Konya denince… / 27.02.2026
- Elazığ Ziyaretleri: Yeniden İnşa mı, Yeniden Kalkınma mı? / 26.02.2026
- Malatya: Depremin ardından bir şehrin ruh hâli / 25.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-10 Türkiye İçin Çıkış Yolu: Şimdi Milletin Karar Zamanı / 24.02.2026




























































