‘Onlar duyarlar ama konuşamazlar’
Peygamber (s.a.a), Bedir savaşında ölenler hakkında buyurdu ki: “Şüphesiz onlar, Allah’ın onlara vermiş olduğu vaadin hak olduğunu anladılar; onlar sizlerden daha iyi duymaktadırlar ama onların konuşmaya güçleri yoktur.”





Peygamber (s.a.a) onun bu halini görünce şöyle buyurdu: "Onu kendi haline bırakın, üstü kapanana dek üzerine taş toprak dökün."
Daha sonra Peygamber (s.a.a) onların bulunduğu kuyunun başına gelip onları isimleriyle çağırarak şöyle buyurdu: "Allah'ın bize vermiş olduğu vaadi, bizim hak bulduğumuz gibi siz de doğru buldunuz mu? Sizler Peygamberinize çok kötü akrabalardınız, siz Beni tekzip ettiniz ama diğer kimseler Beni tasdik ettiler; siz Beni vatanımdan çıkardınız ama başkaları Bana sığınak verdiler; siz Benimle savaştınız ama yabancılar Bana yardımda bulundu." Bu sırada Ömer b. Hattab şöyle dedi: "Ya Resûlallah! Bunlar ölmüş cenazelerdir, onlarla nasıl konuşuyorsun ve bu konuşmanın ne faydası vardır?!" Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Sus ey Hattab'ın oğlu! Şüphesiz onlar, Allah'ın onlara vermiş olduğu vaadin hak olduğunu anladılar; onlar sizlerden daha iyi duymaktadırlar ama onların konuşmaya güçleri yoktur." (Bihar, c.6, s.254).
Resûlullah'ın (s.a.a) bir süt kız kardeşi vardı. Bu kız kardeşi bir gün Resûlullah'ın (s.a.a) yanına geldi. Resûlullah (s.a.a) onu görünce sevindi ve cübbesini onun için yere serdi ve onu o cübbenin üzerinde oturttu. Daha sonra ona dönüp tebessüm ederek onunla konuşmaya başladı. Nihayet süt kız kardeşi kalkıp gitti. Tesadüfen aynı gün Resûlullah'ın (s.a.a) süt kardeşi de O Hazretin yanına geldi. Ama Peygamber (s.a.a), süt kız kardeşine davrandığı gibi ona davranmadı. Bu durumu gören birisi şöyle dedi: "Ya Resûlallah! Neden kız kardeşe, erkek kardeşten daha çok ihtiram ettin; halbuki erkek kardeş, ihtirama daha layıktı?" Peygamber (s.a.a) onun cevabında şöyle buyurdular: "Bunun sebebi, süt kız kardeşimin, anne ve babasına erkek kardeşten daha çok ve daha iyi hizmet etmesi içindir. Bundan dolayı kız kardeşe, erkek kardeşten daha çok ihtiram ettim." (Bihar, c.74, s.56).
















































































