Oruç, Zekat ve Hac
Abdülkadir Geylani Hazretleri: “Çoğunuz babalarınızı, annelerinizi, komşularınızı oruç tutarken gördünüz ve siz de oruç tuttunuz; ama bir ibadet olarak değil, bir görenek olarak
Haber Merkezi





Orucun yemeyi, içmeyi bırakmaktan ibaret olduğunu sanıyor; şart ve rükünlerini yerine getirmiyorsunuz.
Ey cemaat! Göreneği bırakın da ibadet etmeye bakın! Orucu, Allah için tutun! Bu ayda oruç tutup ibadetten yüksünmeyin! Bu ayda amel edin ve amelinizde ihlaslı olun! Teravih namazınızı düzenli olarak kılın! Camilerinizi aydınlatın! Çünkü bu kıyamet gününde nur olacaktır.
Bu ayda itaat eder, saygıda kusur etmezseniz yaptığınız ibadetler kıyamet gününde sizin şefaatçiniz olacaktır. Siz, orucun hakkını verin ki, o da sizin hakkınızı versin, kıyamet gününde Rabb'inizin huzurunda sizin için şahitlik edip, sizi sena etsin. Sizin için Allah'ın lütuf ve keremini, nimet ve minnetini, merhametini muhafazasını talep etsin.
Yazık sana! Oruç sana ne fayda sağlayabilir ki! Oruç tutuyor, sonra da haram rızıkla iftar ediyorsun. Bu da yetmezmiş gibi şerefli Ramazan gecelerinde günah işleyerek uyuyorsun. Yazıklar olsun sana!
Halkın içinde iken riyakârlık ederek oruç tutuyorsun. Tek başına kaldığın zaman ise oruç tutmayıp, insanların yanına çıkınca oruçlu olduğunu söylüyorsun.
Gündüz vakti ağzını bozuyor, iftira ediyor, yalan yeminler ediyorsun. Hile hurda ile insanların elinden mallarını alıyor, gasp ediyorsun.
Hz. Peygamber (s.a.a.v.), "Nice oruç tutan var ki, orucundan geriye açlık ve susuzluktan gayri bir şey kalmaz" buyurmuştur.
Ey insanlar! Rabbinize size oruç tutmaya ehil kıldığı ve güç verdiği için şükredin! Kulaklarınız, gözleriniz, elleriniz, ayaklarınız, diğer organlarınız, kalbiniz de oruç tutsun! Sadece bedeninizle değil; maddi-manevi bütün varlığınızla oruç tutun!
Hiç olmazsa oruç tutarken olsun yalan söylemeyi, yalancı şahitliği, gıybeti, laf taşımayı ve insanların mallarını haksız yere almayı terk edin!
Ey haram yiyiciler! Siz, gündüz nefislerinizin su içmesine engel oluyor, sonra Müslümanların kanlarıyla iftar ediyorsunuz (yani gıybet ediyorsunuz). Kiminiz de gündüz oruç tutuyor, gece fasıklık ediyor.
Hz. Muhammed (s.a.a.v.) "Ümmetim, Ramazan ayını yücelttiği sürece yardımsız kalmaz" buyuruyor.
Ramazan ayının yüceltilmesi, takva ile ve dinin sınırlarını koruyarak Allah rızası için oruç tutmakla olur.
Oğlum! Oruç tut, iftar ettiğinde iftarlığından bir kısmı ile fakirlere yardım et. Tek başına yeme. Tek başına yiyip, başkalarına yedirmeyen kimsenin fakir düşmesinden korkulur."
Ey insanlar! Rabbinize, size oruç tutmaya ehil kıldığı ve güç verdiği için şükredin! Kulaklarınız, gözleriniz, elleriniz, ayaklarınız, diğer organlarınız, kalbiniz de oruç tutsun! Sadece bedeninizle değil; maddi-manevi bütün varlığınızla oruç tutun!
Hiç olmazsa oruç tutarken olsun, yalan söylemeyi, yalancı şahitliği, gıybeti, laf taşımayı ve insanların mallarını haksız yere almayı terk edin!"
Zekât

"Zekâtını ödeyeceğin zaman elindeki en kalitesiz altını veriyorsun. Kalitesiz olan parçaları ayarı yüksek olanlardan, gümüşleri mücevherattan ayırıyorsun. Böyle yaparak fakirlerin hakkını eksiltiyorsun.
Eline bir yiyecek geçince en değersiz kısmını sadaka olarak dağıtıp, aslan payını kendine ayırıyorsun. Bütün bunları yaparken hiç utanmıyor musun?
Ey varlıklı! Vah sana! Sanma ki, zenginliğin şükrü sadece "Hamdolsun" demekten ibarettir.
Zenginliğin şükrü, malının bir kısmıyla fakir fukaraya yardım etmektir. Farz olan zekâtını onlara tastamam vermek, daha sonra da elinden geldiği kadar yardım etmek…"
Hac

"İslam dinini kabul eden bir kimse için, şartlar yerine gelmiş ise derhal haccını ve umre vazifesini yerine getirmelidir.
Haccın şartları şu sayılanlardır: İslam dinine girdikten sonra hür olmak, buluğ çağına gelmiş bulunmak, yolda yiyeceğe ve bineceğe gücü yetmeli, yolun engelli düşmandan temizlenmesi ve yolda yürüme imkânının bulunması,
Vaktin müsait olması, bedeninin gidip gelecek kadar sağlıklı bulunması, hem binek bulmaya, hem de yolda yiyecek şeylere güç yetmeli (mali durumu olmalı). Bu şartlar yerine geldikten sonra hacca gitmek gerekli olur." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)



























































































