logo
28 NİSAN 2026

Osman b. Said Amrî’ye gelen tevki’ler

İmamî kaynaklara göre, Osman b. Said el-Amrî, Ehl-i Beyt sevenlerinin içinde bulundukları durumlara ilişkin bazı tevki’leri Muhammed el-Mehdî'den almış, bunları Ehl-i Beyt dostlarıyla paylaşmıştır

22.07.2024 08:31:00
Haber Merkezi
Osman b. Said Amrî’ye gelen tevki’ler
Osman b. Said Amrî’ye gelen tevki’ler
İmamî kaynaklara göre, Osman b. Said el-Amrî, Ehl-i Beyt sevenlerinin içinde bulundukları durumlara ilişkin bazı tevki'leri Muhammed el-Mehdî'den almış, bunları Ehl-i Beyt dostlarıyla paylaşmıştır. Muhammed el-Mehdî, Osman b. Said Amrî ve oğluna hitaben bir mektup göndermiştir.

Hasan el-Askerî'nin Ca'fer b. Ali'den başka halefi olmadığı ile ilgili halkın, özellikle bazı kişilerin iddiaları üzerine özetle söylenmiştir:

"Bu insanlar nasıl bir fitneye düşüyorlar, dinden mi uzaklaşmışlar yoksa gerçeklerden haberleri mi yok?

Yeryüzünün, Hüccet'siz kalmayacağını bilmiyorlar mı?

İmamet önceki İmam'dan Hasan el- Askerî'ye ulaşmadı mı? O kendilerinden öncekiler gibi vasisini belirledi. Allah O, Vasi'yi, bir müddete kadar kendi emriyle sakladı. Onlardan gizlenen şey hususunda araştırmaya kalkışmasınlar yoksa günaha düşerler. Bizden başka bunu iddia eden sapık ve azgındır." 

Rivâyete genel olarak bakıldığında, İmamîyye'nin içinde bulunduğu zor durum ortaya konmuştur. İnsanların bir fitneye düştükleri, halkın bazı kişilerce tereddüde itildikleri, Hasan el-Askerî'nin takipçisi ile ilgili kendinden önceki İmamlar gibi davrandığı, insanların şaşkınlık içerisinde olduğu, bu konunun araştırılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Böylelikle Muhammed el-Mehdî'nin Gaybet'i etrafında merkezileşen grubun dağılmaması hedeflenmiştir.

Ehl-i Beyt dostlarından bir grup, Hasan el-Askerî'nin oğlu konusunda tartışmışlardır. Bir kısmı evlat bırakmadan öldüğünü iddia etmişlerdir.

Ehl-i Beyt sevenleri bu konuda bir mektup yazıp, Ebu Amr aracılığıyla Muhammed el-Mehdî'ye göndermişlerdir.

Habere göre, Muhammed el-Mehdî, Osman b. Said Amrî aracılığıyla onların mektuplarına kendi el yazısıyla şöyle cevap vermiştir:

"Bir grubun dinlerinde şüpheye düştükleri bize ulaştı. Size üzülüyoruz. Kimsenin bizden uzaklaşması bizi yalnızlığa itmez. Sizlere ne oluyor, dalâlet vadisinde bocalayıp duruyorsunuz?

Geçmiş İmamlar ve onların halefi hakkında size ulaşan hadislerden haberiniz yok mu? Babamın vefat etmesiyle Allah'ın, kendi dinini bâtıl edeceğini mi sandınız?

Vasiyeti bizdedir, ahlakı ve halifeliği bizdedir. Öyleyse işleri bize bırakın. Sizden gizlenen şeyin üzerini açmaya çalışmayın. Hâlbuki Bende Peygamber'e bir benzerlik vardır."

Ehl-i Beyt dostları, Ca'fer'in, Hasan el-Askerî'nin mallarına el koymaya çalıştığını ve Abbâsîlerin de onu desteklediğini görünce, Osman b. Said Amrî'nin yanına gidip, Ca'fer olayının açıklığa kavuşturulmasını, Mehdî'den bir mektup getirmesini istemişlerdir. Daha önce geçtiği üzere Muhammed el-Mehdî gönderdiği tevki' ile amcası Ca'fer'in imametini reddetmiştir. 

OSMAN B. SAİD AMRÎ'NİN CA'FER B. ALİ EL-HÂDÎ İLE MÜCADELESİ

Ca'fer, Ali el-Hâdî'nin oğlu ve Hasan el-Askerî'nin kardeşidir. Hasan el-Askerî öldükten sonra imamlık iddiasında bulunmuştur.

Hasan el-Askerî ölünce kardeşi Ca'fer ile ilgili Ehl-i Beyt dostlarının bir kısmı faklı düşünmekle beraber imamlığını iddia etmişlerdir. Bir grup, "Hasan el-Askerî, kardeşi Ca'fer'i vasiyet ettiğinden İmam, Ca'fer'dir" demişlerdir. 

Bir kısmı; "İmamet, Ca'fer'e kardeşleri Hasan el-Askerî ve Muhammed'den değil babası Ali b. Muhammed el-Hâdî'den intikal ettiğinden, İmam'dır" demişlerdir.

Bu fırka mensuplarına göre, "İmam, yerine bırakacağı oğlu olmadan ölmez veya imamet, çocuğu olmayanda bulunmaz" delilini getirmişlerdir. 

Diğer bir grup ise, Hasan el-Askerî'nin İmam olduğunu kabul etmekle beraber, "Hasan el-Askerî'nin oğlu olmadığından imamet Ca'fer'e geçmiştir" demişlerdir.

İmamî âlimlere göre Ca'fer, Hasan el-Askerî'nin oğlu olmadığını iddia ederek hem makamına, hem de mallarına vâris olmak istemiştir.

Ehl-i Beyt dostları; Ca'fer'in, Hasan el-Askerî'nin mallarına el koymaya çalıştığını ve Abbasîlerin de onu desteklediğini görünce, Osman b. Said Amrî'nin yanına gidip, Ca'fer olayının açıklığa kavuşturulması için Mehdî'den bir mektup getirmesini istemişlerdir.

Muhammed el-Mehdî bunun üzerine bir tevkî' göndermiştir. Tevkî'de özetle, "Allah'a yalan isnat edip, imamet iddiasında bulunan Ca'fer-i Kezzab, bilmiyorum neyine güvenerek bu işe yeltendi?

O, namazın vakitleri ve erkânını dahi bilmez. Onun şarap kaplarını herkes görmüştür. Mucizesini getirip göstersin"   denilerek Ca'fer'in imamet iddiasının geçersiz olduğunu vurgulanmış, böylelikle Ca'fer engeli alışmaya çalışılmıştır.

Birinci Sefir'in, Hasan el-Askerî'nin mirasında hak iddia edip sonra imamet iddia eden Ca'fer ile mücadele etmesinin temelinde çocuğun mevcudiyetine olan inanç vardır.

Çocuğun varlığının tartışıldığı böylesine bir ortamda Hasan el- Askerî'nin halası Hâkime'den rivâyetle Sûsen ya da Nergis adındaki cariyeden doğan bir çocuk rivâyeti etrafta bilinçli olarak yayılmıştır.

Rivâyetler doğru ise Muhammed el-Mehdî anne tarafından ecnebi asıllı olmalıdır. Hâkime'nin rivâyetinde Sûsen ya da Nergis'in hamileliği doğaüstü bir süsle anlatılır.

Gizem dolu bir rivâyetin sonunda doğan çocuğun hemen konuşmaya başladığı ve Kur'an okuduğu bildirilerek Hakîme'ye çocuğun Gaybet'e gireceği bu yüzden bunun bir sır olarak kalması ancak Ehl-i Beyt'i sevenler arasında ihtilaf başlarsa da çekinmeden çocuğun doğum bilgisi verilmelidir şeklinde Hasan el-Askerî'den telkin vardır.

Osman b. Said Amrî beş yıl kadar nâiblik vazifesini sürdürmüştür. Bu dönemde siyasî ve içtimaî karışıklıklar ve Gaybet' döneminin ilk zamanları olduğundan Osman b. Said Amrî zamanının çoğunu Ehl-i Beyt dostlarını Muhammed el-Mehdî'nin Gaybet'ine inandırmaya ayırmıştır.

Osman b. Said Amrî, 265/878 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Ebû Amr Osman b. Saîd'in mezarı Bağdat'ta Medâyin şehrinin girişine yakın bir camidedir."  (Prof. Dr. Haydar Baş Hasan el-Askeri ve İmam Mehdi eserinden)

Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor

27.04.2026 15:05:00
İhlas Haber Ajansı
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor.
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da saat 13.30 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Yangının, otelin makine dairesinde çıktığı bildirildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Otelde konaklayanlar ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin otelde çalışmaları sürüyor.İHA

15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak

Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gerçekleştirilecek

27.04.2026 14:30:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:32:07
Haber Merkezi
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi", genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.

Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.

İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde "O gece sen olsan nasıl manşet atardın?" refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.

Basın İlan Kurumu'nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.

"15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.

Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in Erzurum'da ifadesi alınıyor.

27.04.2026 14:08:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:21:20
Haber Merkezi
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı
Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı.
Yalova İl Emniyet Müdürü olan Delen, talimat üzerine Erzurum'a geldi. Delen'in Erzurum Adliyesi'nde ifade işlemleri başladı.
Tunceli'de 2019-2021 yılları arasında İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz Delen, 23 Ocak 2026'da Yalova İl Emniyet Müdürlüğüne atanmıştı.

12 zanlı tutuklanmıştı
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturma kapsamında, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmış, Tunceli Devlet Hastanesi'nin bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. de gözaltına alınmıştı.

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA

Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı

Uçaklarda powerbank şarjı yasaklandı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yolcu güvenliği için uçuş sırasında taşınabilir batarya şarjını tamamen men etti. Artık her yolcu en fazla 2 adet powerbank taşıyabilecek

27.04.2026 12:30:00
Eyüp Kabil
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), uçuş güvenliğini artırmak amacıyla taşınabilir bataryaların (powerbank) uçak içinde şarj edilmesini yasakladı. Yolcular artık en fazla iki adet powerbank taşıyabilecek. Bu düzenleme, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Mart 2026'da yürürlüğe giren küresel teknik talimat güncellemelerine dayanıyor.

SHGM'nin resmi açıklamasına göre, "Söz konusu değişiklik kapsamında, hava aracında taşınabilir bataryaların (powerbank) şarj edilmesi yasaklanmıştır. Her bir kişinin taşıyabileceği taşınabilir batarya sayısı en fazla iki adetle sınırlandırılmıştır." Karar, lityum iyon bataryalardan kaynaklanan yangın ve güvenlik risklerini azaltmayı hedefliyor. Benzer kısıtlamalar Lufthansa Group, bazı Asya havayolları ve diğer uluslararası taşıyıcılar tarafından da uygulanmaya başlandı.

Yeni kuralların detayları

Şarj yasağı: Uçuş sırasında powerbank'leri uçak içi prizlere takarak şarj etmek veya powerbank ile cihaz şarj etmek tamamen yasak. Powerbank'ler kapalı ve erişilebilir konumda (koltuk cebi, yolcunun üzerinde veya koltuk altı el bagajında) tutulmalı.

Taşıma sınırı: Yolcu başına en fazla 2 adet powerbank. Fazlası kabul edilmiyor.

Bagaj kuralları: Powerbank'ler sadece kabin (el) bagajında taşınabilir. Check-in bagajına (uçak altı) verilmesi kesinlikle yasak (bu kural daha önce de geçerliydi).

Kapasite limitleri: Genellikle 100 Wh altı serbest, 100-160 Wh arası havayolu onayı gerekebiliyor, 160 Wh üzeri yasaklı.

Mürettebat istisnası: Kabin ekibi operasyonel ihtiyaçlar için powerbank taşıyıp kullanmaya devam edebilecek.

Bu değişiklikler, son yıllarda powerbank kaynaklı batarya yangınları nedeniyle gündeme gelen riskleri ele alıyor. ICAO, 27 Mart 2026'dan itibaren tüm üye ülkelerde (193 ülke) geçerli olacak güncellemeyi onayladı. Türkiye'de SHGM bu kuralları derhal uygulamaya koydu.

Yolculara öneri

Seyahat öncesi havayolu şirketinizin kurallarını kontrol edin. Hasarlı, şişmiş veya düşük kaliteli powerbank'leri uçakta kullanmayın. Güvenlik kontrollerinde sorun yaşamamak için kapasite etiketlerini (Wh) görünür tutun.

Bu düzenleme, havacılığın sıfır kaza hedefine katkı sağlarken yolcuların konforunu en az etkileyecek şekilde tasarlandı. Güncellemeler için SHGM ve havayolu duyurularını takip etmenizi öneririz.

Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor

İstanbul Beykoz'da gündüz saatlerinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangınına 7 saattir müdahale devam ediyor

27.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor
Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor
İstanbul Beykoz'da gündüz saatlerinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangınına 7 saattir müdahale devam ediyor.

Beykoz Kılıçlı Mahallesi'ndeki ormanlık alanda saat 15.50 sıralarında çıkan yangına itfaiye ekiplerinin karadan müdahalesi sürüyor.

Beykoz-Şile sınırındaki yangının geniş bir alana yayılması ve kısıtlı ulaşım imkanı nedeniyle ekiplerin müdahalesi güçlükle devam ediyor.

Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Beykoz'da, ormanlık alanda çıkan ve itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu kontrol altına alındığı bildirilen yangında ormanın başka bir bölgesinde alevler yükseldi

26.04.2026 20:55:00 / Güncelleme: 26.04.2026 21:00:45
AA
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Kılıçlı Mahallesi Karakiraz mevkisinde bulunan ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Kısa sürede büyüyen alevler geniş bir alana yayıldı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı arazözler ile çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Söndürme çalışmalarına yangın söndürme helikopterleri de katıldı.

Yangın nedeniyle yükselen dumanlar Anadolu Yakası'nın farklı yerlerinden de görüldü.

İstanbul Valiliğinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Beykoz ilçesi Kılıçlı Mahallesi'ndeki ormanlık alanda saat 15.50 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına 3 söndürme helikopteri, 17 arazöz ve 80 personel ile müdahale edilmiştir. Yangın saat 18.30 itibarıyla kontrol altına alınmış olup yangından 3 hektarlık ağaçlandırma sahası ve makilik alan zarar görmüştür." ifadelerine yer verildi.

Yangının itfaiyenin müdahalesiyle kontrol altına alındığı kaydedilirken ormanın farklı bir bölgesinde yeniden alevlerin yükseldiği görüldü.

Ekiplerin yangına müdahalesi devam ediyor. 

Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Bingöl'ün Yedisu ilçesinde saat 08.01'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

26.04.2026 09:22:00
AA
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Yedisu ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 7 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Bingöl Valiliğinin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, depremin ardından ilgili kurumlar tarafından yapılan ilk incelemelerde herhangi bir can ve mal kaybının tespit edilmediği belirtildi.

Açıklamada, "Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun." ifadelerine yer verildi. 

İstanbul'da büyük operasyon

İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

25.04.2026 11:27:00 / Güncelleme: 25.04.2026 11:33:40
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, silah kaçakçılarına yönelik geniş çaplı bir çalışma gerçekleştirdi. Pendik'te kırsal bir alanda binlerce silah üretiminde kullanılabilecek parçaların gizlendiği yönünde istihbarat alan ekipler, tespit edilen araziyi takibe aldı.



Havadan dron ile bölgeyi didik didik inceleyen emniyet ekipleri, arazide toprak altına inip çıkanlar olduğunu saptadı. Yapılan çalışmalarda toprak altında dron destekli arazi taramalarında yeraltı su deposu tespit edildi.

Drone ile su kuyusunda yapılan tespitlerin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Dün söz konusu bölgeye düzenlenen baskında, boş su deposunda çuvallara gizlenmiş 3 bin 92 adet tabanca yapımında kullanılacak parça, bin 869 sürgü ve çok sayıda çeşitli silah parçası ele geçirildi.



Silahlarla bağlantısı bulunan 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan operasyon ile Türkiye genelinde bugüne kadar tek seferde ele geçirilen silah yapımında kullanılacak en yüksek miktarda silah parçası olduğu belirtildi.

Yakalanan 4 silah kaçakçısı, sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü.

Operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi


 
Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti..

25.04.2026 01:10:00
MURAT ÇORBACI
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi

Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti...

1. Sürekli yorgunluk: Dinlendikten sonra bile kendinizi bitkin hissediyorsunuz. Vücudunuz glikozu doğru şekilde kullanmakta zorlanıyor, bu da mevcut enerjinizi azaltıyor.

2. Aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu: Gerçekten susuzluğunuzu gidermekte zorlandığınız için sürekli su içiyorsunuz. Bu, yüksek kan şekeriyle ilgili bir durum.

3. Sık idrara çıkma: Özellikle de geceleri. Vücudunuz fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışıyor.

4. Bulanık görme: Kan şekeri seviyelerindeki dalgalanmalar, göz merceğinin şeklini geçici olarak etkileyerek görmeyi istikrarsız hale getirebilir.

5. Yaraların yavaş iyileşmesi: Küçük kesikler veya sıyrıklar daha uzun sürede iyileşiyor; bu da dolaşım ve bağışıklık sisteminin etkilendiğinin bir işaretidir.
Bu belirtiler, özellikle tip 2 diyabet söz konusu olduğunda, başlangıçta belirsiz olabilir. Bunlardan birkaçını fark ederseniz, bir sağlık uzmanına danışmanız ve kan şekerinizin ölçülmesini sağlamanız önemlidir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.