logo
24 NİSAN 2026

'Otomotiv sektöründe çok ciddi çürük elmalar var'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, otomotiv sektörü temsilcilerinin otomotiv sektörünün fahiş fiyat yapmakla ve stokçulukla anılmasını istemediğini dile getirerek, 'Otomotiv sektörünün temsilcileri, 'Otomotiv sektörünün bu şekilde gündemlerle anılmasından rahatsızlık duyuyoruz. Yapacağınız yönetmelik değişiklikleri, alacağınız kararlara desteğimiz tam' dediler. Aralarında çok ciddi çürük elmalar var, o çürük elmaları temizleme konusunda biz onların da gayret göstermelerini istedik. Ama biz tüketicilerimizin mağdur edilmesine ya da kazıklanmasına izin vermeyeceğiz' dedi

11.07.2023 12:12:00
İhlas Haber Ajansı
'Otomotiv sektöründe çok ciddi çürük elmalar var'
'Otomotiv sektöründe çok ciddi çürük elmalar var'
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, göreve başlamasının ardından ajansların, gazetelerin ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile tanışma yemeğinde bir araya geldi. Bakan Bolat, programda temsilcilerin ve muhabirlerin sorularını da yanıtladı. Bakan Bolat, yaptığı konuşmada göreve başlar başlamaz iş dünyasıyla yoğun temaslar içinde olduklarını ifade ederek, 'Hemen hemen bütün resmi, yarı resmi ve STK anlamındaki iş dünyası kuruluşlarımızla görüşüyoruz. Hemen daha birinci günden bu otomotiv konusunun alevli bir konu olduğunu gözlemledik ve ilk icraat olarak tebdili kıyafetle yoğun denetimlere girdik bayiler, galeriler. Arkadaşlarımız tespit ettikleri haksız, uygunsuz faaliyetler, stokçuluk faaliyetine ceza kestiler. Biliyorsunuz biz İl Ticaret Müdürlüklerimizin denetimleri ve Haksız Fiyat Düzenleme Kurulu üzerinden ceza kesebiliyoruz' dedi.

Bakan Bolat, ikinci el araç satışında tüketiciyi zorlama, aksesuarı zor alma, 'araç yok' bahanesi gibi uygulamalarla karşılaştıklarını dile getirerek, 'Bu minvalde biliyorsunuz bir sene önce Bakanlığımız bir karar almıştı, ikinci el satış için 6 ay ve 6 bin kilometre sınırlaması getirilmişti. Bu düzenleme yetkili kurumlar için getirilmişti. 1 Ocak'ta 6 ay süreli uzatıldı bu kısıtlama, şimdi 1 Temmuz'a geldiğimizde bu konu da önümüzdeydi. Biz yetkili satıcıların üzerindeki bu kısıtlamayı bireysel satışlar üzerinde de getirdik, 1 Temmuz 2023 itibarıyla hem yetkili satıcılar, hem bireysel satıcılar için bu düzenlemeyi getirdik' diye konuştu.

'Yaklaşık 4 bin 800 kişi 50'den fazla satış yapmış'

Bakan Bolat, bireysel araç satışında üçü aşan satışların yönetmelikte ticari satış olarak kabul edildiğini hatırlatarak, 'Yaklaşık 4 bin 800 kişi 50'den fazla satış yapmışlar. Bunlar ya kendileri bireysel, ya galeriler ya da bayilerin yanında çalışanlar, işte akrabaları vesaire üzerinden yapılan satışlar olduğu anlaşılıyor. Bunlardan savunma istendi ve gerekli savunmaları alınıyor, cezalar kendilerine gönderilecek' ifadelerini kullandı.

'İlan siteleri, 15 Temmuz'dan itibaren kesinlikle sıfır araç satış fiyatından daha yüksek ikinci el fiyatı koymamaları konusunda uyarıldı'

İkinci el araç satışına dair aldıkları bir başka önlemin ikinci el araçların 31 Aralık'a kadar sıfır araç fiyatından yüksek olamayacağı olduğunun altını çizen Bolat, 'Bunları nasıl uygulayacağız' İki aracımız var, birincisi, ilan siteleriyle görüşmeler yapıldı ve ilan siteleri 15 Temmuz'dan itibaren kesinlikle sıfır araç satış fiyatından daha yüksek ikinci el fiyatı koymamaları konusunda uyarıldı. İlan siteleri bu ilanları koymak isteyenleri uyaracaklar, buna uyulmadığı takdirde 300 bin liraya kadar ceza kesilecek' değerlendirmesini yaptı.

'İkinci el araç satıcılarında çok spekülasyon amaçlı ve manipülatif fahiş fiyat amaçlı ticaret yapma gayreti var'

Bolat, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği sağladıklarını ve 15 Temmuz itibarıyla noterlerin yılda üçten fazla bireysel satışın ticari satış kabul edilmesinden dolayı satışları gerçekleştirmeyeceklerine dikkati çekerek, 'Maalesef burada çok ciddi bir tamahkarlık ve aç gözlülük uygulamalarını gördük. Bir nevi ihtiyaçtan oto alımından ziyade, otoyu bir spekülasyon ve yatırım aracı, ama daha çok spekülasyon amaçlı ve manipülatif fahiş fiyat amaçlı ticaretini yapma gayretleri var. Biz aşağı yukarı son 2 haftadır bayramdan hemen önce başlattığımız, aldığımız tedbirlerle bu konuda çok önemli düzenlemeler yaptık. Sektörlerin içinde gerekli temaslar kuruyoruz fiyatlar noktasında ve satışlar noktasında bilgi alıyoruz. Bayilerin bir kısmının stokladıkları araçları artık mecbur kalıp piyasaya sürmeye başladıklarını ve araç yok dedikleri müşterilerini ve hatta galerileri arayıp, araç var, almak ister misiniz dediklerini müşahede ediyoruz. İkinci el satışlarında satışların gevşediğini müşahede ediyoruz. Fiyatlar noktasında da daha yüksek olan ikinci el satışların sıfır araç satış fiyatına doğru, aşağı doğru bir ivme kazandığı gözlemini yaptık. Birkaç hafta zaman alacak, ama tabi inşallah burada istikrarı sağlayacağız' dedi.

Bolat, bu yılın ilk 6 ayı itibarıyla Türkiye'de otomotiv üretiminde yüzde 30'luk artış olmasına karşın ithalatta 75 artış olduğunu belirterek, spekülasyon ve yatırım amaçlı aşırı talebin yüklenmesinden dolayı Türkiye'nin oto ithalatını ve döviz açısından kayıp getirdiğini dile getirdi.

'Otomotiv ithalatımızda ilk 6 ayda yüzde 75 bir artış var'

Bakan Bolat, bazı basın kuruluşlarında ikinci el araç ithalatına izin verileceği iddialarının yayımlanması hakkında görüşü sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı:
'Şimdi zaten otomotiv ithalatımızda ilk 6 ayda yüzde 75 bir artış var. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam ithalatta 11 milyar bir dolar artış var, bunun en büyük kaynağı altın ithalatıyla otomotiv ithalatındaki artış. Bu anlamda ikinci el oto ithalatı noktasında Bakanlığımızda şu anda herhangi bir çalışma yapılmadı, ama ekonomiyle ilgili kararlar yalnızca Bakanlığımızın alacağı bir karar olmayıp, Cumhurbaşkanımızın, Bakanlar Kurulunun da içinde yer aldığı geniş istişarelerle bu kararlar alınıyor. Biz de aldığımız kararları Kabinede paylaşıyoruz, istişare ediyoruz. Biz, Türkiye'nin otomotiv sektörünün yatırım ve üretim, istihdam anlamında, ihracat anlamında geldiği noktayı önemsiyoruz, daha da güçlendirme çabası içindeyiz. Türkiye, dünyada otomotiv sektöründe 13. sırada olan güçlü bir ülke, bunu daha iyi noktalara getirme hedefimiz var. Ama vurguncu, fırsatçı çabalarla, spekülatif fiyat şişirme çabalarına, arz-talep dengelerini bozucu çabalara karşı da savunma tedbirleriyle düzenleyici, denetleyici ve yaptırım uygulayıcı olma gayretimiz devam edecek.'

'Otomotiv sektöründe çok ciddi çürük elmalar var'

Bakan Bolat, ikinci el oto satışında stokçuluğu engellemek amacıyla 6 ay ve 6 bin kilometre zorunluluğunu içeren yönetmeliğin galericilerin fikrine başvurularak yapılıp yapılmadığı sorusuna ilişkin şu cevabı verdi:
'Otomotivdeki bu ikinci el satışlarla ve genel stokçuluk eğilimiyle ilgili mücadelemizde bayramdan önceki hafta otomotiv sektörünün bütün kesimleriyle toplantılar yaptık Bakanlıkta hepsini çağırdık ayrı ayrı çağırdık. Çünkü menfaatleri çatıştığı için aynı toplantıda da almadık onları ayrı ayrı onları dinledik. Biz tespitlerimizi söyledik ve buna izin vermeyeceğiz dedik. Üçü de, 'Bakanlığın yanındayız, biz de rahatsızız. Otomotiv sektörünün bu şekilde gündemlerle anılmasından rahatsızlık duyuyoruz. Yapacağınız yönetmelik değişiklikleri, alacağınız kararlara desteğimiz tam' dediler, bunu açıkça söyleyeyim. MASFED de bunlardan biriydi bayiler, OYDER, bir de distribütörler OMD hepsi bu konuda bize destek verdiler. Bütün iş dünyası kuruluşlarıyla görüştük bir beş haftalık görev süremiz içinde. 420 grupla görüştüm arkadaşlar yan 5 haftada 420 grupla görüşme yaptım ekonomi dünyasındaki aktörlerle ve kuruluşlarla. Dolayısıyla, aslında aralarında çok ciddi çürük elmalar var o çürük elmaları temizleme konusunda biz onların da gayret göstermelerini istedik. Ama biz tüketicilerimizin mağdur edilmesine ya da kazıklanmasına izin vermeyeceğiz. Müdahalelerimizi yapacağız dedik ve nitekim kararlılıkla yapıyoruz. Yani başka elimizde enstrümanlar da var adım adım gidiyoruz fark ettiyseniz. Yaklaşık 3 haftadır adım adım hep tedbirlerimizi aldık. 15 Temmuz'da yönetmelik yürürlüğe girince noterler bireysel satışları 3'ten fazla olmamak kaydıyla durduracaklar. İlan siteleri sıfır araçtan daha pahalı ilan koymama konusunda uyaracak, konulursa 300 bin lira ceza uygulaması yürürlüğe girecek. Daha başka enstrümanlarda arkadaşlarımız planlıyorlar bunu söyleyebilirim.'

'Tedarik fiyatına göre aşırı fahiş kar marjıyla satıp fahiş fiyattan satma gibi denetimlerde yakalandığında cezalar uygulanıyor'

Ticaret Bakanı Bolat, denetimlerin ne aşamada olduğuna ilişkin, 'İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve il ticaret müdürlüklerindeki ekiplerimiz, denetimlerini aksaksız devam ettiriyorlar. Burada üç mekanizmayla bu denetimleri yapabiliyoruz, birincisi il ticaret müdürlüğündeki denetmenlerimizin sürekli yaptıkları denetimler ve buldukları yanlış uygulamalara karşı kestikleri cezalar var. Burada mesela şöyle söyleyeyim: 81 ilde 53 bin firma, 306 bin ürün denetimi yapılmış durumda şu ana kadar ve 212 milyon lira idari para cezası kesildi fahiş fiyat ve stokçuluk önlemlerine karşı. Değişik şeyler var, biri stokçuluk yakalandığı zaman, bir tanesi rafta olan fiyatla kasadaki fiyatın aynı olması, bir diğeri de tedarik fiyatına göre aşırı fahiş kar marjıyla satıp fahiş fiyattan satma gibi denetimlerde yakalandığında cezalar uygulanıyor. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulumuz var. Fahiş fiyat ve stokçuluk cezalarına karşı işlem yapıyor ki ceza miktarları 30 bin lira ile 300 bin lira arasında değişiyor' dedi.
Bakan Bolat, Perakende Yasası'nı güncelleme noktasında sektördeki yetkililerle çalışmalar yürüterek istişare edeceklerine dikkati çekerek, 'Bütün olayın temelinde enflasyonla mücadelenin başarılması yatmakta. Çünkü şöyle düşünün; Türkiye'de 1973'ten 2004'e kadar çift haneli, üç haneli enflasyon vardı. 2004'ten 2019'a kadar olan sürede ise 1-2 yıl hariç tek haneli enflasyon dönemi başarıldı. AK Parti'nin 21 yıllık döneminde. Bu tek haneli enflasyon döneminde bu konular pek konuşulmuyordu, yani bizim Bakanlığımızda ağırlıklı olarak ihracat, gümrükler, döviz kazandırıcı faaliyetler, hizmetler ihracatı üzerinde yükleniyordu. O 2018'deki döviz atakları, döviz kuru atakları, ardından pandemiyle başlayan süreçte enflasyonist eğilimde ciddi bir yükseliş oldu, bu bütün dünyada oldu' ifadelerini kullandı.

'Tüketiciyi kazıklamayı amaçlayan türdeki uygulamaları cezalarla caydırmaya devam edeceğiz'

Amerika'da enflasyonun 10 kat arttığını hatırlatan Bolat, 'Yüzde 1'den yüzde 10'a çıktı. Avrupa Birliği'nde 10 katı arttı, yüzde yarımdan, yüzde 1'den yüzde 10'lara çıktı. Halen de yüzde 6 civarında avro bölgesinde ve Avrupa Birliği'nde. Onların faiz oranları yüzde 0'dan, 0,25'ten yüzde 5 noktasına yükseldi hem Avrupa'da, hem Amerika'da. Ya bu 5 katı faiz artışı demek ve bu enflasyonist dönem, bir de salgın veya savaş dönemlerinde stokçuluk yapma eğilimleri, vurgunculuk, yani mal saklama, malı 10 katına satma gibi çabalar artınca. Hatırlarsanız 1,5 yıl önce bir ayçiçeği fiyatları dalgalanması vardı, bunu yaşamıştık. Ben size maske, dezenfektan, kolonya örneğini vereyim. 1 Şubat 2020'de tanesi 15 kuruş olan maske 1 Mart 2020'de, 1 ay sonra 5 liraya çıktı, yüzde 3 binin üzerinde bir artışla, 3 bin 200 artışla. Anti-enflasyonist ekonomi politikalarıyla bu mücadelede başarılı oldukça bu fiyat tartışmaları da aşağı doğru gelecektir. 8 ay önce yüzde 85,5 olan TÜFE enflasyonu, Haziran itibariyle yüzde 38,20'ye düşürüldü. Bu başarıldı, 8 ayda başarıldı ve son aylarda da fiyatlarda, marketlerde biz takip ediyoruz, bizim birimlerimiz var, müdürlüklerimiz var. Nispeten geçen yılki dalgalanmalar boyu son aylarda bayağı kısaldı. Şimdi önümüzde tabii Temmuz ayı var, bu Temmuz ayında bir miktar KDV artışı kararları alındı biliyorsunuz, ama biz fahiş dediğimiz aşırı, vurgun yapmayı amaçlayan ya da tüketiciyi kazıklamayı amaçlayan türdeki uygulamalara elimizdeki yetkilerle müdahale etmeye, denetlemeye, cezalarla caydırmaya devam edeceğiz. Ama daha geniş planda sizin işaret ettiğiniz, kanunu düzenlemeler konusunda çalışmalarımızı sürdürüp bunu bir uygulama noktasına getirmek için çalışacağız inşallah' diye konuştu.

'KDV farkı KDV olarak mı yansıtılıyor, yoksa üstüne çok daha fazla ekleyerek yine tüketici zararına bir çaba içine mi giriliyor bunu denetleyeceğiz'

KDV'de genel olarak 2 puanlık artış olduğunu savunan Bolat, 'Temizlik, kimyevi ürünlerde ise yüzde 8'den yüzde 20'ye çıkarıldı. Temel ihtiyaç maddelerinde ve gıda ürünlerinde yüzde 1'lik KDV'de herhangi bir artış yapılmadı. Bizim denetim ekiplerimizin zaten çalışmalarında bu KDV farkı KDV olarak mı yansıtılıyor, yoksa üstüne çok daha fazla ekleyerek yine tüketici zararına bir çaba içine mi giriliyor, bu denetimle devam edecek, yapılıyor yani bugünden itibaren' dedi.

Dolaylı vergilerinin payının genel olarak çok yüksek artırım olmadığını dile getiren Bolat, 'Yani KDV genel oranında 2 puanlık bir artırım yapıldı. Bizim görevimiz bunu denetlemek, ama bu paket niye ortaya çıkarıldı gayet açık arkadaşlar. Şimdi AK Parti döneminde sabit gelirlileri işçi, memur, emekli, çiftçilere, esnafımıza krediler, destekler ve çiftçilerimize taban fiyatı desteklemeler yoluyla daima enflasyonun üzerinde bir refah payıyla devlet gerekli kaynakları aktardı ve aktarmaya devam ediyor. Bu 14 Mayıs seçimlerinde verilen vaatler de bir bir gerçekleştiriliyor. Memur, emekli ücret artışlarında asgari memur ücretinde asgari emeklinin ücretinin Nisan ayında artırılmasında ve şimdi yeniden Temmuz artırımında. EYT'nin getirilmesinde ve bunlara rağmen AK Parti hükümetleri bütçe dengesine mali disipline hep riayet etmişler. Geçen yıl bile bütçe açığının milli gelir içindeki payı yüzde 1'in altındaydı. Avrupa Birliği Maastricht kriteri yüzde 3'e izin veriyor, birçok Avrupa Birliği ülkesi yüzde 3'ün üzerinde. Kamu borçlanmasının payı anlamında milli gelirin içindeki payı anlamında da Maastricht yüzde 60'a izin veriyor, Almanya bile yüzde 90'da. Avrupa Birliği, Avro ortalaması yüzde 90, yüzde 100 nispetinde. Türkiye'de bu rakam yüzde 35-36'larda. Yani kamu borçlanması ve bütçe açığını minimumda tutma noktasında ciddi bir mali disiplin hep uygulandı, ama buna rağmen oldukça cömert bir destekler politikası da her kesim için uygulanmış. Biz korkunç bir deprem yaşadık, ne zaman' 6 Şubat'ta. Yani 2023 bütçesi 4.2 trilyon liraydı biliyorsunuz gider bütçesi ve açığımız 673 milyar lira olarak programlanmıştı. Belki daha düşük olacaktı, ama 1 ay sonra deprem olunca o deprem Türkiye'nin nüfusunu ve topraklarının yüzde 12-13'nü ilgilendiriyor. Yani orada büyük bir yıkım ve yangın varken biz hiçbir şey olmamış gibi normal bir hayata devam etmemiz mümkün değil. Oraları kalkındırmak, ayağa kaldırmak, 12-13 milyon insanın yaralarını sarmak, fiziki yıkım ortadan kaldırmak zorundayız. Olay sadece konut yapmak da değil, orada ticari hayatın canlanması lazım' diye konuştu.

'Bankalar kredi musluklarını açmaya başladılar'

Bolat, Eximbank kaynakları dışında ihracatın finansmanı için bankacılık sistemine talepleri olup olmadığı sorusu üzerine, 'Zaten Merkez Bankası politika faizlerini artırıp yüzde 15'e çıkardıktan sonra bankalar kredi musluklarını açmaya başladılar. Ondan önce vermek istemiyorlardı son 2-3 aydır biliyorsunuz. Çok yüksek oran talep edip aslında caydırmaya çalışıyorlardı. Ama görüşmelerimizde bankacılık sistemi özellikle kamu bankaları öncülüğünde kredi musluklarını açmaya başladılar. Merkez Bankamız ile de geçen hafta bir toplantı yaptık ihracatçılarımızın finansmana erişimi noktasındaki sıkıntılarını, kaygılarını ilettik. Merkez Bankamızda oldukça pozitif, olumlu bir bakış açısı görmekten çok memnunuz. İhracatçılarımız kaygı duymasınlar finansman kanalları açılıyor. En önemlisi bizim Eximbank'ta yaptığımız hamledir. Sermayeyi 3'te 1 nispetinde artırarak 6.8 milyar artırarak 20,6 Milyar TL'ye çıkardık en az 70 milyarlık bir kaynağı başta KOBİ'ler olmak üzere ihracatçılara sunabilmeyi başardık' ifadelerini kullandı.

'Hükümet olarak 1 yıl daha kiracılar üzerindeki fahiş artış baskısını hafifletebilmek için bu karar alındı'

Hükümetin kiracı kesimini desteklemek amacıyla yüzde 25 sınırlamasını getirdiğini hatırlatan Bakan Bolat, 'Şimdi bu yıla geldiğimizde bu düzenlemenin süresi 1 Temmuz'da bitiyordu. Bu konuda Hükümetin bir vaadi vardı ve bir de TEFE-TÜFE ortalaması olarak oran yüzde 61 gibi bir rakamı da gördük. Hükümet olarak 1 yıl daha kiracılar üzerindeki fahiş artış baskısını hafifletebilmek için bu karar alındı. Ama bunun yanında Adalet Bakanlığı biliyorsunuz bu kararı alıyor. Borçlar Kanununa bir geçici madde ekleyerek yapmıştı geçen sene. Arabulucu mekanizması getirilecek yakın bir zamanda. Bu şekilde ev sahibi, kiracı anlaşmazlıkları noktasında arabuluculuk mekanizması da devreye girecek. Enflasyonda bu fiyat istikrarı mücadelesinde sonuç aldıkça zaten geriye doğru bir geliş olduğunda bu yüzde 25 sınırlaması konusu da 1 yıl sonra yeniden ele alınabilecek' dedi.
Tanışma yemeği Bakan Bolat'ın temsilciler ve gazeteciler ile fotoğraf çektirmesinin ardından sona erdi.İHA

Taksilerde yeni dönem

1 Eylül 2026’dan itibaren Türkiye’deki tüm ticari taksilerde yeni dönem başlıyor. Taksimetreyle entegre mali cihaz zorunlu hale geliyor, her yolculuk sonunda yüzde 20 KDV dahil fiş otomatik olarak kesilecek 

23.04.2026 18:01:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem
Taksilerde yeni dönem
İstanbul, Ankara, İzmir ve Türkiye genelindeki ticari taksilerde köklü bir değişim kapıda. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) 13 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile taksi işletmecilerine "Taksi Mali Cihazı" zorunluluğu getirildi. 1 Eylül 2026 itibarıyla mevcut tüm taksilerde taksimetreyle entegre çalışan bu cihaz devreye girecek ve her yolculuk sonunda otomatik olarak yüzde 20 KDV içeren fiş veya e-belge düzenlenecek.

Gerçek usulde vergilendirme ve KDV yükümlülüğü 

1 Ocak 2026'dan itibaren taksi plakası sahipleri basit usulden gerçek usule geçti. Bu geçişle birlikte taksi ücretleri artık yüzde 20 oranında Katma Değer Vergisi'ne (KDV) tabi hale geldi. Günlük ortalama 10 bin TL ciro yapan bir takside yaklaşık 2 bin TL KDV ödemesi gündeme geliyor. Plaka sahipleri ayrıca gelir vergisi, geçici vergi ve stopaj gibi yükümlülüklerle karşı karşıya kalacak. Sektör temsilcileri, vergi yükünün %45'e varabileceğini belirterek yeni sistemin maliyetlerini tartışıyor.

Taksi mali cihazı nedir, nasıl çalışacak? 

Taksimetre ile senkronize çalışan, Bakanlık onaylı cihaz yolculuk bitiminde taksimetre kapanınca otomatik fiş/fatura kesecek. 

Fişte yüzde 20 KDV dahil olacak, belirli tutarların üzerinde veya yolcu talep ederse "fatura yerine geçen belge" verilecek. 

Kartlı ödeme (POS) özelliği zorunlu olacak, harici bağımsız POS cihazı kullanılamayacak. 

Sistem GPS ve zaman verilerini kaydederek tüm işlemleri anlık olarak GİB'e iletecek. 

Fiş kesilmeden yeni yolculuk başlatılamayacak, bu sayede kayıt dışı ekonomi büyük ölçüde önlenecek.

Geçiş takvimi 

Mevcut plaka sahipleri en geç 1 Eylül 2026'ya kadar cihazı alıp kullanmaya başlamak zorunda. 

Yeni plaka alanlar veya taksimetre değiştirenler işe başlama veya değişiklikten itibaren 30 gün içinde cihazı devreye almak zorunda. Tebliğe uymayan taksiciler, cihaz üreticileri ve servisler Vergi Usul Kanunu cezalarıyla karşı karşıya kalacak.

Yolcuları da ilgilendiriyor

Diğer tüm işletmelerde olduğu gibi taksilerde de fiş/fatura almak artık zorunlu. Denetimlerde fiş almadan indiği tespit edilen yolculara da idari para cezası uygulanabilecek. Yolcuların seyahat sonunda fişi talep etmesi ve saklaması önem taşıyor.

Taksiciler, artan vergi yükü nedeniyle maliyetlerin yükseleceğini ve plaka fiyatlarının düştüğünü belirtiyor. Öte yandan düzenleme, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, kartlı ödemeyi yaygınlaştırmayı ve Maliye'ye anlık veri akışı sağlamayı hedefliyor.

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'dan bu yana tedavi gördüğü ve geçtiğimiz haftalarda safra kesesi ameliyatının gerçekleştirildiği Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu edildi. Taburcu olan Tatlıses, "Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı" dedi

22.04.2026 14:32:00 / Güncelleme: 22.04.2026 14:35:26
İHA
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'da İstanbul'daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi'ne başvurmasının ardından ünlü sanatçı tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınmış, safra kesesi kaynaklı bakteriyel bir enfeksiyon olan kolesistit (safra kesesi iltihabı) tanısı ile antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Tedavi sürecinin ardından Tatlıses'in 11 Nisan'da safra kesesi ameliyatı olduğu açıklandı.

Tatlıses'in ameliyatının başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sanatçının bir süre daha yoğun bakımda gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edileceğini açıklamıştı.

"Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı"

Ünlü sanatçı bugün Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu oldu. Ailesi ve sevenleri uzun süre hastane önünde beklerken taburcu edilen Tatlıses, hastane çıkışı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Dünyada hastane arıyorsanız yer burası. Hani yazıyorlar ' İbrahim Tatlıses yoğun bakımda'; yoğun bakım değil bebek bakım orası. Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş, kafam kadar taş çıktı. Hocalarıma teşekkür ediyorum."

Hastanede hep haberleri izlediğini belirten Tatlıses, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dünya liderlerini Antalya'ya getirdiği için teşekkür etti. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki silahlı saldırıda ölenlere rahmet dileyen Tatlıses, yaralılara da kendisi gibi taburcu olmalarını diledi.

"Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim"

Sağlığının yerinde olduğunu söyleyen Tatlıses, sözlerine şöyle devam etti:

"Dostlarım hiç yalnız bırakmadılar, İzmir'de ve Ankara'dan geldiler hepsine teşekkür ediyorum. Dost bugünde lazım. Allah çocuklarımdan razı olsun ama hepsinden değil. Tuğçe benim canım, Allah ondan razı olsun. Ama A harfini alfabeden sildim. Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim. Onlar benim kalbim de hakkettikleri yerde değiller. Benim babam bu haldeyken ben babamı yalnız bırakmam, babam için ölürüm. Keşke mezardan kalksa boynumu baltayla kesse. Babaların kıymeti ne zaman anlaşılır bilmiyorum."

Acıbadem Hastanelerinin sahibi Mehmet Ali Aydınlar'dan Şanlıurfa'da hastane açmasını rica ettiğini söyleyen Tatlıses, "Şanlıurfa'da 4 buçuk dönüm arsam var. Şanlıurfa'da da özel hastane yok herkes Gaziantep'e gidiyor. Gelin bu 4 buçuk dönüm yeri görün eğer imkanınız varsa orada da bir Acıbadem Hastanesi istiyoruz" dedi.

Vasiyetinde de her şeyi devlete bıraktığını ifade eden Tatlıses, "Kuruş yok, bazıları yüzünden ailemin de bir kısmı mağdur kaldı. Bana babam para bırakmadı, babam ciğerciydi. Parayı kendim kazandım, saçarım dağıtım kime ne ' Parayı ben kazanmışım. Ben onlara çok büyük miras bıraktım farkında değiller. İbrahim Tatlıses deyince bütün kapılar açılıyor, onu kullanmasını bilemediler" diye konuştu.

Tatlıses, konuşmasının sonunda "Baboş" isimli yeni şarkısının hafta içinde çıkacağını ifade etti.

İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı

Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul'da Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkili olacağının tahmin edildiğini belirterek, beklenen kuvvetli yağış nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı

22.04.2026 13:40:00
İHA
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
AKOM'dan İstanbul ve Marmara Bölgesi için yağış uyarısı geldi. İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesi genelinin Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına girmesinin beklendiği belirtilerek, cuma gününe kadar aralıklı yağış geçişlerinin görüleceği, sıcaklıkların 12-16 derece aralığında mevsim normallerinin altında seyretmeye devam edeceğinin tahmin edildiği ifade edildi.

Yağışların özellikle öğle saatlerinden itibaren etkisini artırarak yer yer kuvvetli şekilde görüleceğinin tahmin edildiği belirtildi. AKOM, beklenen kuvvetli yağış nedeni ile yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı.

Hafta sonu itibari ile çoğunlukla güneşli bir gökyüzünün hakim olacağının, sıcaklıkların 20 dereceler civarına yükseleceğinin öngörüldüğünü belirtildi.

Öte yandan İstanbul'daki barajlarda doluluk oranının ise yüzde 70,39 seviyesinde bulunduğu, barajlardaki su miktarının 611 milyon metreküp olarak ölçüldüğü kaydedildi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı

Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan daha sonra karayoluyla Erzurum'a getirilen Tuncay Sonel, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'nde yapılan 3 günlük sorgusu sonrası Erzurum Adliyesi'ne getirildi. Adliyeye geniş güvenlik önlemleri arasında getirilen Tuncay Sonel'e Gülistan Doku soruşturması ile ilgili hakkındaki iddialar yönetildi.

Savcılık ifadesi



Tuncay Sonel'in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadeden ilginç detaylar ortaya çıktı. Soruşturmanın en dikkat çeken detaylarından biri olan Gülistan Doku'ya ait sim kartın neden adli birimlere teslim edilmediği sorusuna Sonel, "hız kazanmak" savunmasıyla cevap verdi.

Sonel, ifadesinde, "Valilik binasından çıkarken Aygül Doku'yu ağlarken gördüm. Bana 'Sayın Valim bir sim kart var, savcıya ulaşamıyorum, almıyorlar' dedi. Ben de insani mülahazalarla aldım. Arama kurtarma yoğun devam ettiği için konum bilgisine hızlıca bakılması amacıyla, Ankara'da teknik bilgisine güvendiğim Gökhan komisere gönderdim" dedi.

Bilirkişi raporlarında olay günü viyadüğü gören kameraların aktif olduğunu ancak emniyet görevlilerinin "kameralar çalışmıyordu" şeklinde tutanak tuttuğuyla ilgili sorusuna ise Sonel, şöyle cevap verdi:

"Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını ben vermedim. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa oraya sorulmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli Emniyeti'nin 'arıza yoktu' şeklindeki cevaplarından haberim yoktur. Muhatabı İl Emniyet Müdürüdür."

Yaklaşık 8 saat süren savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçlarından tutuklanması istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi.

Yapılan duruşma sonrası mahkeme heyeti, Tuncay Sonel'in tutuklanmasına karar verdi. Tuncay Sonel daha sonra Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderildi.

Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı

Tokat'ın Niksar ilçesinde bir öğrenci, arkadaşlarına attığı, "Okula gelmeyin, tarayacağım" mesajı üzerine gözaltına alındı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı
Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı
Tokat'ın Niksar ilçesinde bir öğrenci, arkadaşlarına attığı, "Okula gelmeyin, tarayacağım" mesajı üzerine gözaltına alındı.

Edinilen bilgilere göre, 20 Nisan 2026 günü saat 15.30 sıralarında Kaya İsmet Özden Ortaokulu'nda 7'nci sınıf öğrencisi Y.K.'nın aynı sınıfta öğrenim gören arkadaşlarına, "Okula gelmeyin, okulu tarayacağım" şeklinde tehditte bulunduğu öğrenildi.



İhbar üzerine harekete geçen ekipler, olayla ilgili çalışma başlattı. Yapılan incelemeler sonucunda ikameti belirlenen 14 yaşındaki çocuk, Niksar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheli çocuk emniyetteki işlemlerinin ardından Niksar Adliyesi'ne sevk edildi.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand

Siirt'te etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Kent genelinde birçok noktada ciddi hasar meydana gelirken, tarım arazileri ve hayvancılık büyük zarar gördü

21.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 21.04.2026 14:13:55
İHA
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Edinilen bilgilere göre, kent merkezinde yaklaşık 300 dekar tarım arazisinde toprak kayması yaşandı. Şirvan ilçesinde sel sularına kapılan 90 arılı kovan ile birlikte 80-90 küçükbaş hayvan telef oldu. Bölgede köy yollarının kapanması nedeniyle ulaşımda da aksaklıklar yaşandı. Kurtalan ilçesinde sel nedeniyle yaklaşık 10-15 ton buğday zarar görürken, 340 kanatlı hayvan ile 45-50 küçükbaş hayvanın telef olduğu bildirildi.



Tillo ilçesinde ise bir fıstık işleme tesisi tamamen hasar görürken, tarım arazilerinde kaymalar meydana geldiği ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığı öğrenildi.

Yetkililer, selden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirtti.

Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!


 
Gece saat 2’de uyanıyor ve yeniden uykuya geçmekte zorlanıyor musunuz? Sizce bu yaşadığınız sadece tesadüf mü yoksa tabağınızın bir yansıması mı? Gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan yanlış beslenme tercihleri sirkadiyen ritmi bozarak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabiliyor.
 

21.04.2026 11:24:00
MURAT ÇORBACI
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!

Uyku kalitesinin beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, uyku kalitesini düşüren en önemli ancak çoğu zaman fark edilmeyen 5 temel beslenme hatasını paylaştı. Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten Ardal, "Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir. Uyku sırasında protein sentezi artar, gün içinde hasar gören dokular tamir edilir, öğrenilen bilgiler hafızaya kaydedilerek kalıcı hale gelir ve bağışıklık sistemi yeniden düzenlenir. Aynı zamanda büyüme hormonu salgılanır, iştahı düzenleyen hormonların dengesi sağlanır ve metabolik sistemin sağlıklı işleyişi desteklenir. Ancak pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı uykuya dalamama, gece sık uyanma ya da sabah yorgun kalkma gibi sorunlarının ardında yalnızca stres veya yoğun yaşam temposu değil, fark edilmeden sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatalı besin seçimleri de yer alabilir. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen bazı besinler, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek uykuya dalış süresini uzatabilir, uyku kalitesini düşürebilir ve gece boyunca gerçekleşmesi gereken onarım süreçlerini sekteye uğratabilir" dedi.

Uykuyu iyileştiren hayatını iyileştiriyor!

Uyku kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca daha iyi bir uyku anlamına gelmediğini belirten Ardal, "Kaliteli uykunun sağlanmasıyla birlikte kronik ağrıların azalabildiği, depresyon ve kaygı belirtilerinin gerileyebildiği, migren ataklarının daha seyrek görülebildiği ve metabolik sağlığın olumlu yönde etkilenebildiği gösteriliyor. Özellikle insülin direnci olan bireylerde uyku düzeninin iyileşmesiyle insülin duyarlılığının artabildiği, iştah kontrolünün dengelenebildiği ve uzun vadede tip 2 diyabet ile obezite riskinin azaltılabildiği belirtiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları kritik bir rol üstleniyor. Tüketilen besinlerin içerdiği biyoaktif bileşenler, melatonin üretiminin düzenlenmesinden gece boyunca kan şekeri dengesinin korunmasına ve beyin aktivitesinin desteklenmesine kadar pek çok mekanizma üzerinden uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor" ifadelerini kullandı.

Uyku kalitesini bozan hatalar

"Uyku kalitesini etkileyen en önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen faktörlerden biri, gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan beslenme tercihleridir" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı, uyku kalitesini doğrudan etkileyen en yaygın beslenme hatalarını sıralıyor:
1. Geç saatlerde kafein tüketmek: Kahve, çay ve diğer kafein içeren içecekler sinir sistemini uyararak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabilir.
2. Akşam saatlerinde ağır ve geç yemek yemek.
3. Rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek: Yapılan çalışmalarda hem gün içinde, hem uyku öncesinde basit şeker ve rafine karbonhidrat, glikoz, fruktoz tüketen bireylerin daha yüzeysel uykuya sahip oldukları, sabah yorgun uyandıkları görülmüştür.
4. Uyku kalitesini destekleyen mikro besinleri yetersiz almak: Magnezyum, triptofan ve B vitaminleri gibi besin öğelerinin eksikliği, uyku düzenini sağlayan hormonların üretimini olumsuz etkileyebilir.
5. Düzensiz ve biyolojik ritme uygun olmayan beslenme alışkanlıkları: Gün içinde düzensiz öğün saatleri ve geç saatlerde beslenme, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozarak uyku kalitesini düşürebilir.


Uyku kaynağı besinler

Melatonin ve serotonin kaynakları: Et, balık, yumurta, kemik suyu, nohut ve susam gibi protein kaynakları, bu süreci destekleyerek uyku kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çilek, nar, kivi, badem, ceviz, brokoli ve mantar gibi melatonin içeriği yüksek besinler, antioksidan etkileri ve biyolojik ritim üzerindeki düzenleyici rolleri sayesinde uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir.
Vitamin kaynakları: Serotonin ve melatonin metabolizmasının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için folik asit ile B3 ve B6 vitaminlerinin de kritik rol oynadığını ifade eden Ardal, "Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, balık, kabak çekirdeği, kuruyemişler ve muz gibi besinler, sinir sistemi ve hormon dengesi üzerinden uyku kalitesini destekleyen önemli mikro besin öğeleri içerir. Aynı şekilde magnezyum eksikliği, melatonin üretimini olumsuz etkileyerek uyku bölünmelerine neden olabilir. Yeşillikler, tohumlar, balık, meyveler ve aromatik bitkiler magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alır" dedi.
Amino asit kaynakları: Bazı amino asitlerin uyku kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Ardal, "Arjinin, büyüme hormonunun salgılanmasını destekleyerek gece boyunca gerçekleşen onarım süreçlerine katkı sağlarken; kırmızı et, balık, yumurta ve baklagiller bu amino asidin önemli kaynaklarıdır. Glisin ise sinir sistemini sakinleştirici etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve daha derin bir uyku sürecini destekleyebilir. Bunların yanı sıra mor ve koyu renkli meyve ve sebzelerde bulunan antosiyanin gibi güçlü antioksidanlar ile maydanoz, kereviz, nane ve turunçgillerde bulunan apigenin gibi flavonoidler, hücresel düzeyde koruyucu etkiler göstererek uyku kalitesini artırmaya katkı sağlayabilir" dedi.

Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak


 
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Sercan Karav, iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların tarımsal üretim üzerinde etkiler oluşturduğunu belirterek, yerli ve ata tohumlara yönelik çalışmaların önem kazandığını söyledi.

21.04.2026 11:14:00
AA
Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak
Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Sercan  Karav, "5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi" için geldiği Antalya'da, değişen iklim koşulları nedeniyle yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesine yönelik adımların öne çıktığını ifade etti. Artan sıcaklık ve su stresinin ürünlerin yetişme koşullarını doğrudan etkilediğine dikkati çeken Karav, "Bir ürünün geliştirilmesi sırasındaki optimum değerlerin de değiştiğini görüyoruz. Bir bölgede bir ürünü yetiştirebilirken artık o bölge o ürün için optimum bir bölge olmaktan çıkabiliyor. Bu da farklı ürünlere yönelimi beraberinde getiriyor" dedi. Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkan Yardımcısı da olan Karav, bu değişimin üreticileri daha dayanıklı türlere yönelttiğini, özellikle suya daha dirençli ürünlerin tercih edildiğini vurguladı.



Yerli tohum projeleri çok kıymetli

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine karşı yürütülen çalışmalara değinen Karav, Türkiye'nin sahip olduğu yerli ve ata tohum varlığının bu süreçte önemli potansiyel oluşturduğunu dile getirdi. Geleceğin koşulları dikkate alınarak üretim planlaması yapılmasının önemine işaret eden Karav, "Özellikle yerli tohum ve ata tohum projelerimiz çok kıymetli. Bu alanda kendi teknolojimizle geleceği dikkate alarak ürünlerimizi yönlendirmemiz gerekiyor" diye konuştu. Protein kaynaklarının da değişmeye başladığını belirten Karav, bilim insanlarının artık alternatif protein kaynakları aramak zorunda olduğunu ifade etti. Karav, üretim süreçlerinden elde edilen atıklardan protein izole edilerek gıda zincirine kazandırılması gerektiğini vurgulayarak, daha önce protein kaynağı olarak düşünülmeyen yosun kökenli ve farklı bitkisel proteinler üzerine bilim camiasında yoğun çalışmalar yürütüldüğünü, bunların klasik ürünlere entegrasyonuna yönelik araştırmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Kilo verirken kas kaybetmeyin!


 
Günümüzde kilo verme süreci çoğu zaman estetik kaygılar üzerinden ele alınsa da, bu sürecin kalp sağlığıyla olan doğrudan ilişkisi sıklıkla geri planda kalmakta. Bilinçsiz diyetler, hızlı kilo kaybı hedefleri ve yanlış egzersiz alışkanlıkları, kalp ve damar sistemi üzerinde beklenmedik riskler oluşturabilir.

21.04.2026 11:07:00 / Güncelleme: 21.04.2026 11:11:11
MURAT ÇORBACI
 Kilo verirken kas kaybetmeyin!
 Kilo verirken kas kaybetmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, kilo verme sürecinin kalp sağlığı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Altınkaynak, "Kilo verme sürecinde yapılan en yaygın hatalardan biri, hızlı sonuç elde etme isteğiyle uygulanan düşük kalorili ve dengesiz diyetlerdir. Bu tür beslenme modelleri kısa vadede kilo kaybı sağlasa da, uzun vadede kalp ritim bozuklukları, tansiyon dalgalanmaları ve elektrolit dengesizlikleri gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi.

Dr. Altınkaynak, özellikle ani kilo kaybının kalp kası üzerinde stres oluşturabileceğini belirterek, "Vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerinden mahrum bırakılması, kalp kasının da yeterince beslenememesi anlamına gelir. Bu durum, fark edilmeden ilerleyen ciddi kardiyak problemlere zemin hazırlayabilir" değerlendirmesinde bulundu.


Kalp krizi riski zamanla birikiyor

"Kalp krizi çoğu zaman ani gelişen bir tablo olarak algılansa da arka planda yıllar süren bir süreç yer alır" diyen Dr. Altınkaynak, şunları söyledi: "Bu sürecin temelinde ise damar sertliği, yani arteroskleroz bulunmaktadır. Damar sertliği; damar duvarının iç yüzeyinde başlayan mikroskobik hasarlarla gelişir. Özellikle kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon, damar duvarına her kalp atımıyla birlikte sürekli bir basınç uygular. Bu durum zamanla damar yüzeyinde küçük çatlaklara neden olur. Vücut bu hasarı onarmaya çalışırken kolesterol ve yağ parçacıkları bu alanlara yerleşir ve plak oluşumu başlar.

Zaman içinde bu plaklar büyüyerek damar iç çapını daraltır ve kan akışını zorlaştırır. Bu durumda pıhtı oluşumu hızlanır ve kalp krizi riski yaşanabilir. Bu nedenle damar sertliği, belirti vermeden ilerleyen ancak sonuçları hayati olabilen bir süreçtir. Fazla yağ dokusu, vücutta birçok hormon ve kimyasal sinyal üretir. Bu durum özellikle insülin direncinin gelişmesine zemin hazırlar. İnsülin direnci ise kan şekeri kontrolünü bozarak diyabet riskini artırırken, aynı zamanda damar yapısını da olumsuz etkileyerek kalp hastalıklarına zemin hazırlar. Özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusu, yani visseral yağlanma, kalp-damar hastalıkları açısından en riskli yağlanma türü olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle kilo artışı yalnızca estetik değil, sistemik bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır. Kilo verme sürecinde en sık göz ardı edilen konulardan biri kas kütlesinin korunmasıdır. İnsan vücudu 30'lu yaşlardan itibaren doğal olarak kas kaybetmeye başlar. Bu sürece yanlış diyetler ve yetersiz fiziksel aktivite eklendiğinde kas kaybı hızlanır. Kas oranı azaldıkça vücudun enerji harcaması düşer ve metabolizma yavaşlar. Bu durum hem kilo vermeyi zorlaştırır hem de verilen kiloların tekrar alınmasına neden olabilir. Kas kaybı arttıkça yağ dokusu oranı yükselir ve bu durum kalbin iş yükünü artırır. Kalp, artan yağ kütlesine kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da uzun vadede kalp-damar sistemi üzerinde ek bir stres oluşturur. Bu nedenle sağlıklı kilo verme sürecinde amaç; kas kütlesini koruyarak yağ oranını azaltmak olmalıdır."

Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak'ta, Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ve 2 belediye çalışanı tutuklandı

21.04.2026 03:01:00
AA
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Başkan Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U, belediye personeli H.D. ve Eşme Belediyesi CHP'li Meclis Üyesi R.S.S. Eşme Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma kapsamında Yılmaz Tozan'ın özel kalem müdürü S.B. de gözaltına alındı.

Şüphelilerden Meclis Üyesi R.S.S. ve belediye personeli H.D. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Başkan Yılmaz Tozan, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve irtikap", şoförü M.F. ve zabıta görevlisi İ.U, "suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olma veya yardım etme ve irtikap" suçlarından tutuklanması talebiyle, Burcu Tozan ile özel kalem müdürü S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakılması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Zanlılardan Başkan Tozan ile İ.U. ve M.F. tutuklandı. Burcu Tozan ve S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin, alkollü mekanların kapanış saatlerinin ileri alınması konusunda işyerlerinden menfaat sağladığı, ilçenin geleneksel festivali olan Uluslararası Eşme Turistik Kilim, Kültür ve Sanat Festivali'ne gelen sanatçılara ödenen ücretin faturasının yüksek gösterilerek haksız kazanç elde edildiği, ilçedeki bazı işyerlerine yönelik uygunsuz ruhsat karşılığında menfaat sağladığının tespit edildiği öğrenildi.

İncelenen banka hesaplarında Tozan'ın şoförü M.F'nin hesabında olağan dışı para hareketliliği tespit edildi.

Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında 17 Nisan'da Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Yılmaz Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U. ve belediye personeli H.D. gözaltına alınmıştı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan CHP'li Eşme Belediyesi Meclis Üyesi R.S.S. de yakalanmıştı.

Şüphelilerden O.Ü'nün ise bir başka suçtan cezaevinde bulunduğu tespit edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.