logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel, rıza göstereceği tek 'darbeyi' açıkladı

"Yarın yine gecenin 3'ünde telefon çalsın, darbe oluyor desinler ayağa kalkar fırlarım. Kim yaptığı ile ilgilenmem. Ama derlerse ki gençler yapıyor. Ama bütün partideki gençler. 40 yaşın üzerindeki bütün siyasiler tasfiye olacak, 40 yaşın altındakiler. Ben o darbeye teslim olurum."

19.03.2024 09:21:00 / Güncelleme: 19.03.2024 09:27:42
Haber Merkezi
 
Özgür Özel, rıza göstereceği tek 'darbeyi' açıkladı
Özgür Özel, rıza göstereceği tek 'darbeyi' açıkladı
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Dijital Gençlik Buluşmasında yaptığı konuşmada, 31 Mart yerel seçimlerinde çok sayıda genç ve kadının aday listelerinde yer aldığını belirterek, "Türkiye'nin yaş ortalaması 33 yaş 10 aydır. 33 yaşında Türkiye. Her geçen gün genç seçmen artıyor ve çoğalarak geliyor. Böyle de olması iyi bir şey ama bu insanlardan yaşlı bir siyasetle oy isteyemezsin" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Dijital Deneyim Müzesi'ndeki, Dijital Gençlik Buluşması'na katıldı. Genç başkan adaylarının yer aldığı programda değerlendirmelerde bulunan Özel, "Türkiye'de aday gösterdiğimiz 6 binin üzerinde belediye başkan adayımız ve belediye meclis üyesi adayımızla birlikte, gençlerle birlikte böyle bir dijital imkanla bir araya gelmek çok heyecan verici" dedi.

"KENDİ İÇİMİZE KAPANDIK, BEKA SORUNU YAŞADIK"

Özel, "Tabi Çanakkale denince hep akla o hepimizin yüreğini yakan 15'li türküsü geliyor. 15'li Hicri takvime göre 1315 yılında doğanlar. Yani 1898-99 yılına doğan ve Çanakkale Savaşı'nda 17 yaşında olan bir 15'lilerin tamamının şehit olduğu bir tugay var. O yaşa ait kimsenin geride kalmadığı, 15'lilerin hepsinin birden şehit olduğu bir savaştan bahsediyoruz. Bir tek şeyi hatırlatmak isterim. Bugünlerde çok konuşuluyor ya. Beka sorunu nedir? Çok basit anlamla ülkenin işgale uğraması ve egemenliğini kaybetme riskine beka sorunu diyoruz. Biz Çanakkale'de tabi Çanakkale'yi geçilmez kıldık ama sonra ülke 7 farklı ordu tarafından işgal edildi. Ne zaman beka sorunu yaşadık? Ne zaman ki 200 yıl boyunca matbaayı getirmedik, 33 yıl boyunca donanmayı hemen yan tarafta Haliç'e hapsettik. Kendi içimize kapandık, beka sorunu yaşadık. Matbaayı icat edenler bilime, fenne, icatlara önem verenler, düşünceye, felsefeye önem verenler, mühendisliğe önem verenler bu ülkeyi işgal etmeye kalktılar" ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"CUMHURİYETİ GENÇLERE EMANET ETTİ"

"Bugün gelinen noktada yine birileri ülkede beka sorunundan bahsediyor. Ben beka sorununu şöyle tarifliyorum O günkü gibi bir beka sorunu olursa yine böyle birisi çağırıyor diye havaalanına gidip kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenler kurtarmayacak memleketi. Çanakkale'de dedesi kefensiz yatanların torunları, hep birlikte memleketi yine kurtarırız. Ama bu çağın beka sorunu öyle İngiliz zırhlılarının gelip sarayın karşısına demirlemesi ile olmayacak. Ya da orduların gelip işgal etmesiyle olmayacak. Bu yüzyılın beka sorunu dış güçlerin hayal kurduğu ülkenin gençlerinin başka ülkelerde hayal kurmasıyla olacak. Bugün 4 gençten üçü deyim yerindeyse bavulları kafada toplamış. Anketlerde yüzde 67 ile 75 arasında fırsatını bulursam yurtdışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada kalmak istiyorum diyor. Bu memleketin en büyük beka sorunu bu. Ben sesimin eriştiği, sözümüze değer veren tüm gençleri hangi görüşten olurlarsa olsunlar siyasete davet ediyorum. Uygun görmeleri durumunda CHP'ye davet ediyorum. CHP gençlerin siyasette bundan sonra önlerindeki bütün engelleri kaldıracağız, onları her türlü olanağı sağlayacağız. Partinin genel başkanı olarak sorumluluğum sizlerden az. Çünkü partinin kurucusu Cumhuriyeti bana emanet edip gitmedi. Demedi ki Cumhuriyet CHP genel başkanlarına, büyükşehir belediye başkanlarına emanettir. Genelkurmay başkanlarına emanettir. Orduya bile emanet etmedi. Başkumandanı olduğu orduya emanet etmek en kolayıydı. Ama gençlere emanet etti. Biz de sizlere inanıyoruz. Sizlere güveniyoruz. Cumhuriyet size emanettir. CHP de sizin partinizdir. Her iki emanete de sahip çıkmanızı bekliyoruz."



"BAŞA BAŞ MÜCADELE EDİYORLAR"

"Aslında şöyle, çok sayıda genç arkadaşımızı adaylaştırdıktan sonra sizlerin kentleri gençler yönetecek diye lansman hazırlığı içindeydiniz. Bunu çok istiyorduk. Çünkü 6 bin genç arkadaşımız aday olmuş. Seçilecek yerden aday arkadaşlarımız var. Kadınlar ve gençler konusunda partideki büyük değişim ve dönüşümün görünür olması çok istediğimiz bir şeydi ama bir yandan kampanya başladı ve bütün arkadaşlar başa baş mücadele ediyor. Onları bir salona toplamak, 8 bin kişilik bir salon var Ankara'da. 6 bin 500 adayımızı oraya getirmek nasıl bir fikir diye konuşulurken, böyle bir fikir çıktı ortaya. Bu buluşmayı dijital olarak yapabiliriz, aynı anda 1800'ünü görebiliriz. 6 bini dönüşümlü olarak ekrana gelebilir ve biz onlarla sohbet edebiliriz diye."

"GENÇLER EKREM BAŞKANDAN MEMNUN"

"5 yıl önce İstanbul'un gençleri verdikleri oydan şimdi memnun. Benim bütün okuduğum araştırmalarda 5 yıl önce İmamoğlu'na oy vermiş gençler tekrar veriyor. Ama vermemiş gençlerin çok önemli bir kısmı yöneliyor. İstanbullu gençlerin buraya gösterdiği ilgi boşuna değil. Ben bir de genç seçmende şundan çok memnunum. Buna çok imrenerek bakıyorum. Her yaş grubuna örnek olması gereken bir şey. Bazı yaş gruplarında ağzınızla kuş tutsanız, ankette seçmen davranışında çok bariz şekilde partizanlık var. Yani kendi partisine ne olursa olsun yanlışı, eksiği, ayıbıyla oy veriyor. Siz ne yaparsanız yapın kolay kolay kabuğu kıramıyorsunuz. Ama gençler öyle değil. Gençler gerçekten emeğin karşılığını veriyorlar. Onlara bir adım atıldıysa, onlarla birlikte yönetilme, yönetme noktasında onların sesine kulak verildiyse, onların beklentileri doğrultusunda hizmet verildiyse, orada katı particilik yerine kabuklar çabuk kırılıyor, yeni kulaklar işitmeye başlıyor."

"GENÇLERİN YÖNETECEKLERİNE İNANIYORUZ"

"Ben geçtiğimiz Pazar günü bir açılıştaydım. Açılış benim için kıymetliydi. Mustafa Necati adını taşıyan bir yurt açılışı var. Yurdu açan 32 yaşında Kartal Belediye Başkanı olmuş. 37 yaşına kadar görev yapmış. Yeniden adaylaştırdığımız Gökhan Başkanımız. Kartal Belediye Başkanı. Açtığı yurt kız öğrenci yurdu ve 500'ün üzerinde arkadaşımıza hizmet verecek. Adını da Mustafa Necati koymuş. Mustafa Necati 1'inci Dönem, o zamanki adıyla Saruhan, sonraki adıyla Manisa Milletvekilidir. 28 yaşında milletvekili, 29 yaşında bakan olmuş ve harf devriminin Milli Eğitim Bakanı. Sonra 35 yaşında bir kötü hastalıktan hayatını kaybetmiş. 32 yaşında adaylaştırdığımız Gökhan Yüksel, onun adına bir kız öğrenci yurdu açıyor. Cumhuriyet böyle hikayelerle dolu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi yaşam hikayesi gençlere umut hikayesidir. Onun bakanları, mesela Hıfzıssıhhayı kuran Sağlık Bakanı 40 yaşındadır, 10 sene sonra hıfzıssıhha bütün Balkanlara ve Ortadoğu'ya ücretsiz aşı yollamıştır. Böyle bir hikayedir. Gençlerin önünde inanılmaz bariyerler var. Kadın ve genç adayların, hele genç kadın adayların iki kere var. 35 yaşında birisini belediye başkan adayı yapacaksınız, dönüyor, en güvendiğiniz, en inanacağınız insanlar dönüyor, ya o bütçeyi yönetebilir mi? Bakıyorsunuz, örneğin Deniz Baykal bu partinin iki önceki Genel Başkanı Allah rahmet eylesin, 35 yaşında, Maliye Bakanı. Kıbrıs Barış Harekatı yapılmış, ambargo var. Bu ülkenin maliyesi Baykal'a emanet. 39 yaşına geldiğinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı. Bütün madenleri kamulaştırıyor. O gün 35 yaşında Türkiye'nin maliyesini Ecevit, Baykal'a teslim ediyor. Bugün bir belediyeyi teslim edelim dediğinizde 30 yaşındakilere, çok genç değil mi? Yönetebilir mi diyorlar. Biz yöneteceklerine, başaracaklarına inandık."

"CUMHURİYETE YAKIŞIR BİR PARTİ"

"206 belediye başkan adayımız var genç arkadaşlarımızdan. Gökhan Başkan onların yolunu açtı. 29 yaşında Ordu'nun ilk belediye başkanı olan arkadaşımız, şimdi Ordu'nun en büyük belediyesine, Altınordu'ya aday ve 34 yaşında. Mesela onlar bu ekranlardaki binlerce kişinin önünü açtılar. 206 belediye başkanımız bu sefer 600 belediye başkanının önünü açacaklar. Ekranlardaki bin arkadaşımız ilerde daha önemli görevlere aday olacaklar ama belki 12 bin genç belediye başkanının önünü açacaklar. CHP gibi partide iki koltuk varsa, birini kadına vermiyorsan, Atatürk'e layık olamamışsın demektir. İki koltuk varsa, birini gence vermiyorsan Atatürk'ün partisi olamamışsın demektir. Biz bu seçimde çok iddialı şekilde yola çıktık. 43 yaşında bir parti meclisimiz var. Benden 6 yaş genç. 46 yaşında MYK'mız var. Benden 3 yaş genç ama halen çok yaşlıyız. 18 kişilik gölge kabinemiz var. 9'u kadın 9'u erkek. Biz ne zaman Türkiye'de 18 bakanın, 9'unu kadın, 9'unu erkek yapacağız, ne zaman bu parti bir koltuk öneriyorsa yarısı kadın ve yarısı erkek olacak. Yarısı genç. Hadi 35 yaşı sağlayamadık, 40 yaşı sağlayalım. Yarısı 40 yaş altında olacak. O zaman CHP, Atatürk'e ve 100 yıl önce kurulan genç Cumhuriyet'e yakışır bir parti haline gelecek. İlk adımı cesaretle ve hep beraber attık. Bundan sonraki adımları yine hep beraber ve cesaretle atacağız."

"GENÇLERE VE KADINLARA OY VERMEK, CUMHURİYETE OY VERMEKTİR"

"Ben bir gence inanıp da sükut-u hayale uğradığım çok istisnadır. Ama çok inandığım yaşıtlarım beni çok sükut-u hayale uğratmıştır. Siyasette gençler yedek kulübesinde yaşlandıkça ileride olmaması gerektiğini düşündüğümüz her şeyi yedek kulübesinde öğreniyorlar. Ama sahada hiç kötü bir şey öğrenmiyorlar, kötü bir şey yapmıyorlar. Onlara güvenmek, yolunu açmak ve onların kendinden daha gençlerin yolunu açması için onlara imkan tanımak çok önemli. Ben çok güveniyor ve inanıyorum. Bu seçimde bütün gençleri her yaştan Atatürk'ün gençlerine emanet ediyoruz. Bütün kadınları önce Türkiye'nin tam yarısı olan kadın seçmenlere sonra ben Atatürk'ü seviyorum, Cumhuriyet sahip çıkıyorum diyen herkese emanet ediyoruz. Gençler ve kadına oy vermek, Cumhuriyete oy vermektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu vizyona oy vermektir. Yarınlardaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin başaracaklarına oy vermektir. Bütün genç adaylarımıza, kadın adaylarımıza, bilhassa genç kadın adaylarımıza çok inanıyorum. Hepsini başta gençlere, kadınlara ve her yaştan Cumhuriyetin gençlerine emanet ediyorum."

"ÜYE, GENÇLERİN HAKKINI TESLİM ETTİ"

"Dedik ki kotaları tam uygulayacağız. Çok büyük oranda uygulandı. Ama kota uygularken şöyle oluyor. 20 kişiden oraya 4 genç koyması lazım. Son 4'e konuluyor, kota tuttu gibi oluyor. Dedik ki pencere yapacağız. İlk 5'te bir genç, ikinci 5'te bir genç, 3 ve 4'te. Gençlere biz arkanızdayız dedik hep beraber. Onlar aday oldular. 865 birimde teklif ettik. 300'ü niyetlendi, 199 birimde ön seçim oldu. Ön seçimlerde kotalar kendiliğinden oluştu. Üyelerimiz pencereye gerek kalmadan mutlaka ilk beşe bir genci koydular. Genç arkadaşlar aday oldular. Anahtar listeler oldu, mücadeleler oldu. Ama bir baktık, Ankara'da mesela, Etimesgut ve Yenimahalle'nin birinci sıra adayları geldiler, fotoğraf çektirdiler. Hiç bize ihtiyaç olmadan kendileri ön seçimlerde bu başarıları elde ettiler. Yani üye, gençlerin hakkını teslim etti. Gençlerin cesareti onları iyi bir yere taşıdı, çok daha iyi yerlere taşıyacak."

"İLK ADIM BUGÜN ATILMADI"

"Bir genç aday MYK'nın gündemine geldiğinde geçmişte aralarında sorun olmuş arkadaşların bile ben birbirine sahip çıktığını gördüm. Şunu duydum, biz rakiptik, hatta kavga ettik. Hatta ben ona kızdım ve istifa ettim. Ama bu görevi layıkıyla yapacağına inanıyorum diye gençlerin birbirinin hakkını teslim ettiğine defalarca şahit oldum. Bazı kritik adaylıklar öncesi sizlerin son 4-5 gençlik kolları genel başkanı birlikte geldiğiniz, bu örgütümüzün ortak kararıdır, biz bunu talep ediyoruz dediğinizi büyük memnuniyetle gördüm. Genelde siyasette bütün partilerde ana kademe düzeyinde 3-4 kişi bir araya gelirse, birinin ayağını kaydırmak için gelirler. Hepimiz ondan şikayetçiyiz. Hiçbirimiz onu istemiyoruz demeye. Ama hepimiz birden bunu istiyoruz denmesi çok kıymetliydi. CHP'de gençlerle ilgili adımların atılması bugün başlamadı. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu döneminde gençlik kotası ve kadın kotasını tüzüğe girdiğini hatırlayalım. Bu kotaların artık şimdi istismardan, arkadan dolanmalara engel olarak desteklere ihtiyacı var. Mesela gençlik ve kadın kotasının birlikte uygulanmaması lazım. 30 yaş altında kadın olunca o her iki kotayı da tatmin etmiyor olması lazım, bu kotaların yeniden tartışılıyor olması lazım. Kadın kotası, eşit temsiliyet talebini önemsiyorum. Gençlik kotasının yüzde 10'dan 20'ye çıkması önemliydi, bunu belki birkaç yaş bareminde güvence altına almak gerekiyor. Benim en önemli beklentim, seçilen genç belediye başkanları ve meclis üyelerine bütün gençlik kollarının büyük bir imece ile destek olmalarıdır."

"KURULTAY SEMBOLİK OLARAK SİVAS'TA TOPLANACAK"

"Objektif başarı kriterleri getireceğiz. 5 yılın sonunda şunun ölçülebilir olmasını istiyorum. Gençlerin yönettiği belediyelerde şu, şu, şu kriterlerde daha iyi tutmuş. Gençler bu işi daha iyi yapmış. Sizlerin önünü en çok açacak olan şey, sizlerin başarısı olacaktır. Ben milletvekili seçiminde de belediye başkanlığı seçiminde de yaşı genç olsun ama özellikle örgütten geliyor olsun. Bir genç CHP'ye baktığında şunu desin, bu partide siyaset yapıyorsan, sana hak ettiğin değeri veriyorlar. Milletvekilli, belediye başkanı oluyorken bu bir avantaj oluyor. Bu makamların, mevkileri ve emeği değerli kılan bir şey. Bunu yapacağız. Önümüzdeki 4 Eylül günü CHP'nin değişim ve dönüşüm kurultayı sembolik olarak Sivas'ta toplanacak. Sizlerle birlikte parti meclisi, milletvekilleri. 5 Eylül günü Ankara'ya döneceğiz ve tüzük komisyonun son toplantısı olacak. 6-7 Eylül günlerinde tüzüğümüzü gençlerin, kadınların ihtiyaç duyduğu değişimleri, parti içi demokrasinin ihtiyaç duyduğu değişimi tüzükte güvence altına alacak toplantımızı yapacağız. 8-9 Eylül günlerinde hep birlikte gelecekteki program kurultayımızın ilk 2 gününü, açılış toplantılarını yapacağız. Oraya Türkiye'deki genç üyelerimizden hem şimdi tüzüğe yönelik olarak, program kurultayına yönelik olarak gençlerin önünü birilerinin açmasına ihtiyaç olmadan, tüzük ve programla güvence altına alınmış değişiklikleri yapmak üzere katkı bekliyoruz. Kendi geleceğinize el koymanızı bekliyoruz. Genel Başkan olarak gençler hangi yetkiyi, hangi güvenceyi, program tanımlamalarını istiyorlarsa onun önündeki engeli kaldırmak için size dayanışma teklif ediyorum, söz veriyorum ve bu değişiklikleri hep birlikte yapmanızı bekliyorum."

"DEMOKRASİ VE SEÇİLMİŞ PARLAMENTONUN ARKASINDAYIZ"

"Lal Denizli'yi adaylaştırırken şöyle bir tepki geldi, tamam genç ama böyle de paraşütle gelmesin. Nasıl paraşütle? Lal Denizli, Mustafa Denizli'nin kızı, bilen var bilmeyen var. Babasının adı yüzünden 'paraşütle gelmiş.' Ağabey dedim, sen biliyor musun Lal'i? Dedim ki Lal, Adnan Polat'ın 1999 kampanyasında 8 yaşında kampanyanın maskotu olarak başladı CHP'de çalışmaya. 16 yaşında anons yapıyordu. Bayrak asıyordu. Babasının ismiyle değil. Bugüne kadar babasının adıyla bir yere gelmemiş kişidir ama bir dönem, Çeşme'de belediye başkanlığı yapsın. Mustafa Denizli'ye Lal Denizli'nin babası demeye başlayacaklar. Anadolu'nun bir kahvesindeyiz. Gençlerle ilgili bir şey söyleyince, bir AKP'li bana dedi ki gençler gençler diyorsun, gençler seni de götürür bak. Sen de çok genç değilsin ha. Dedim ki ben bütün darbelere karşıyım. 15 Temmuz darbe akşamı Meclis kapalıydı, Meclis'i açalım, darbeye direnelim diyen, Meclis Başkanını, arayan benim. Meclis'te konuşma yaptım. Dedim ki amca bak yarın yine gecenin 3'ünde telefon çalsın, darbe oluyor desinler ayağa kalkar fırlarım. Kim yaptığı ile ilgilenmem. Ama derlerse ki gençler yapıyor. Ama bütün partideki gençler. 40 yaşın üzerindeki bütün siyasiler tasfiye olacak, 40 yaşın altındakiler. Ben o darbeye teslim olurum. AKP, MHP, DEM, İYİ Parti'si, 40 yaş üzerinin tamamı gitsin, bütün partilerde 40 yaş altı siyasetçiler kalsın ben bu darbeye razıyım dedim. Gerçekten de razıyım."

"9 KADIN BELEDİYE BAŞKANI İZMİR'İ YÖNETECEK"

"Gençleri savunmak maliyetli. Çünkü belediyelerin çoğunun yaş ortalaması çok yüksek. Gençleri, kadınları savunmak maliyetli. Siyaset erkek egemen ve belli bir yaşın üzerinde. Zor olan gençleşmeyi savunmak. Ama meselenin özü şu, Türkiye'nin yaş ortalaması 33 yaş 10 aydır. 33 yaşında Türkiye. Her geçen gün genç seçmen artıyor ve çoğalarak geliyor. Böyle olması iyi bir şey ama bu insanlardan yaşlı siyasetle oy isteyemezsin. Şu anda bile içinde bulunduğumuz ortama bakın, bu ortamın içinde bulunduğu imkanlardan yararlanabilecekler belli bir yaş ve yeteneğe sahip insanlar. İzmir madem ki CHP'nin amiral gemisidir. 30'da 12, 40 yaş altı. Bu seçim akşamı 9 kadın belediye başkanı İzmir'i yönetecek. Yeter mi? İzmir'in hakkı 15'tir. Ne zaman 15 kadın belediye başkanı, 15 erkek belediye başkanı olacak, bu mücadele durabilir. Ne zaman 30 belediye başkanından kadın ya da erkek, 15 tanesi 40 yaş altı, bir sonraki seçim 35 yaş altı olacak, o zaman bu mücadele duracak. O zaman bu işi başarmış olacak. Atatürk'ün, Cumhuriyetin, Türkiye'ye demokrasiyi getiren parti cinsiyet ayrımcılığından kurtulduğunda ve yaş meselesi toplumdaki yaşla denk olduğunda, ben yaşlıları dışlayalım demiyorum. Belli bir yaşın üstündekiler de olsun ama Türkiye 35 yaşındaysa, 34 yaşındaysa CHP de 34 yaşında olacak. Şu anda 43 yaşındayız, 34'e çekene kadar mücadeleye devam edeceğiz."



"KADINLARIN VE GENÇLERİN AĞIRLIĞI VAR"

"Bundan sonraki süreçte her şey gençler için CHP'de daha kolay olacak. Çünkü gençlerin işini gençler kolaylaştıracak. Bugünkü PM üyeleri, saydığınız arkadaşlar müthiş emek verdiler. Ben hepsini o anlamda çok takdir ediyorum. MYK'da hem kadınların, hem gençlerin çok ciddi ağırlığı var. Onlar üzerine düşeni yaptı. Bundan sonraki süreçte CHP'ye gençleri davet etmek ve gençlerin CHP'de istedikleri, hayal ettikleri, katkı sağlayabileceklerini düşündükleri her pozisyona gelmelerinin kimsenin teveccühü ile değil kendi bileklerinin gücüyle, emekleriyle, sadece genç ve kadın oldukları için değil bu göreve layık oldukları, iyi eğitimli oldukları için bu noktalara gelebileceklerini görmeleri lazım. Ama şöyle bir cam tavan vardı. Ya bizi yapmazlar. Öyle bir cam tavan yok artık CHP'de. Genç olmak ve kadın olmanın dezavantaj değil avantaj olduğu bir süreç. Liyakatlerinin çarçur edileceğini kimse düşünmesin. O katkılar her düzeyde çok kıymetli alınacak."

"DOĞRUDAN KATKI SAĞLANACAK"

"Bizim bir dijital demokratik katılımla ilgili iddiamız vardı. Aslında teknik olarak altyapıyı hazırladık ama yerel seçim gündemi bütün gündemleri yutuyor. Biz dünyada bu işe ilk adım atan partiyiz. Bütün kurullar kendi üst kuruluna kendi görüşünü dijital olarak aktaracaklar. Hatta 1,5 milyonun üzerindeki üyelerin doğrudan fikirlerini aldığımız, anket gibi de değil doğrudan yönetime kattığımız bir süreci hazırlıyoruz. 1 Nisan'dan sonra bunu olgunlaştıracağız. Örneğin sorulan soruya cinsiyet kırılımı, yaş kırılımı ile neler söylenmiş, hangi öneriler gelmiş? Yani hepimiz cep telefonlarımız üzerinden partinin yönetimine doğrudan katkı ve katılım sağlayabileceğimiz bir süreç olacak. Bunun için bütün gençleri, siyasete meraklı olsun ya da mücadeleye meraklı olsun, söz söylemeye meraklı olsun. CHP üyesi olmaya ve dijital demokratik katılım platformunda yerlerini almaya davet ediyoruz. 1 yıl sonra eğer amaçladığımızı başarabilirsek bu katılımcılığın, bütün dünyadaki siyasi partiler CHP'yi, CHP'deki dijitalleşme ve gençleşmeyi konuşuyor olacaklar. Ben bu anlamda bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum."

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.