logo
23 ŞUBAT 2026


Özgür Özel'den erken seçim açıklaması

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "'2028' diyorlar, 31 Mart'ı bahane edip 'haydi hemen sandık' demem. Ama böyle giderse erken seçimi millet ister, önünde kimse duramaz. Bu kadar net." dedi.

04.06.2024 18:25:00
Anadolu Ajansı
Özgür Özel'den erken seçim açıklaması
Özgür Özel'den erken seçim açıklaması

Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları, yargılamalar ve anayasanın herkesin dilinde olduğunu belirtti.

Özgür Özel, "Burası hukuk devleti ise anayasaya uyacağız. Uyulmazsa, Meclis'te uyulmazsa görev bize ait. Grup başkan vekillerimiz, ilgili uzmanlarımızla çalışırlar. Anayasa'ya aykırı kanun ya da kanun hükmünde kararname ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi varsa görev, milletvekillerine imza attırabilen CHP'dir. İkinci grup, ana muhalefet partisi olarak da CHP'nindir." diye konuştu.

Bu rejimin, 16 Nisan referandumunda rejime kasteden bir anayasa değişikliğinin OHAL şartlarında oya sunulmasıyla başladığını iddia eden Özel, ilk yapılacak seçimden önce yetki kanununun çıkarıldığını belirtti. Özel, yetki kanununun seçime kadar kullanılmadığını, seçimden kabine atanana kadar önceki yetki kanununa dayanarak, yasal boşlukla ve kanun sınırlarını aşarak 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle devletin baştan aşağıya dizayn edildiğini iddia etti.

"Durun, yapmayın, anayasaya aykırı" dediklerini anımsatan Özel, "Aykırıysa AYM'ye gidin dediler. 60 gün içinde iğneden ipliğe inceledik. Gıdım gıdım inceledik. Tuğla gibi bir başvuru yaptık. Bizim 60 günde inceleyip, iddia ettiğimiz aykırılıkları AYM 6 yıl inceledi. İki ayda teslim ettik, 72 ayda incelediler." ifadelerini kullandı.

Özel, bu süreçte Cumhurbaşkanlığı kabinesinin, bakanların, rektörlerin, genel müdürlerin atandığını, bunun üstüne bir seçim daha yaşandığını anımsattı.

AYM'nin, 2018 tarihli 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin bazı hükümleri kapsamında iptalin içeriğine değindiğini belirten Özel, şöyle devam etti:

"Bir yıl zaman verdi. CHP 2 ayda çalışacak, dört dörtlük yazacak. Günü gelince yetiştirecek, 6 yılda bakacaksın. Üstüne de bir yıl sonra yürürlüğe girmek üzere bunları iptal edeceksin. Dün akşam itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kolonları kesiktir, kirişleri kırıktır, temeli kumdandır, devleti sakatlamışlardır. Bu devletin bu hale getirilmesinde AK Parti'yle MHP'nin anayasa tanımazlığı sebeptir. Bunu söylemeye devam edeceğiz. Tayyip Bey, Sayın Erdoğan soruyorum; yaptığınız her şeyi AYM iptal etti, 'CHP haklı' diyor. 'Hukuk varsa yapamazsın' diyor. 'O kanunla bu işler olmaz' diyor. CHP'yi AYM'ye çok gidiyor diye eleştirenler, 270 sayfa iptal var. Memleketin nasıl bir hukuksuzlukta, nasıl bir hukuksuzlukla yönetildiği gözler önüne serilmiştir. Bundan sonra kimse çıkıp yüksek perdelerden efendim, 'anayasa aykırı ise gidersiniz.' 6 yıl duruyor, bir yılda süre veriyor. Çoğu zaman için birden fazla hükümetin sığdığı bir dönem, devlet anayasasız, kanunsuz, mesnetsiz yönetiliyor. Bunu kim söylüyor' Ben mi söylüyorum' Ben mi atadım' Birisi hariç o birisini Sayın Abdullah Gül geri kalanını Recep Tayyip Erdoğan atadı. Atadığı hakimler dahi kuralsızlığı tarih önünde 'anayasaya uygundur' diyemedikleri için 6 yıl bekliyorlar. Kimi emekli oluyor kurtuluyor, kimi bekliyor bekliyor, en sonunda bu imzayı atıyor."

"Ucube" olarak nitelediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kökten anayasaya aykırı olduğunu iddia eden Özel, şunları kaydetti:

"Yapılan uyum kanunlarının hepsi yetkisizdir ve bir yıl içinde Meclis'te bunlar anayasaya uygun kanun olarak çıkmazsa devlet bir başına kolonsuz, kirişsiz, temelsiz, çatısız kalacaktır. Bu yüzden anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak, üzerine yemin edilen anayasaya sadakat göstermek, yetkiyi veren milletin aklıyla alay etmemek gerekmektedir."

-Depremzedelerin sorunları

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 16 ay geçtiğini anımsatan Özel, depremden sonra bir yılda 650 bin konutun teslim edileceğinin sözünün verildiğini ancak daha 79 bin konutun yani deprem konutlarının yüzde 12'sinin teslim ediğini söyledi.

Depremde hayatını kaybedenlerin hakkını arayan ailelerin kendisine dertlerini anlattıklarını aktaran Özel, "'Tek isteğimiz var bu adaletsizlikleri, haksızlıkları ülke duysun.' dediler" diye konuştu.

Depremde yıkılan bazı site ve apartmanların ismini okuyan Özel, "Bu insanlar ev istemiyorlar, bu insanlar para istemiyorlar. Bu insanlar bu devletten adalet istiyorlar. 'Adam kayırmacılık olmasın, evlatlarımızın kanı yerde kalmasın' diyorlar. Sonuna kadar arkanızdayız. Sonuna kadar hakkınızı ararken, biz sizin yanınızdayız." dedi.

Özel, Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı'nın davaları takip ettiğinin altını çizerek, bu apartmanların ve sitelerin davaları için hem PM hem milletvekillerini görevlendirdiklerini anımsattı. Özel, şöyle konuştu:

"Diyorlar ki 'yastayız, adalette ısrarlıyız.' Ezgi Apartmanı'na adalet gelmezse, ablamın gönlü adaletle ferahlamazsa, bu çektiği acı hepimizin utancıdır. Biz sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin partizanca ayrılmasına karşı, yargılamaya ilişkin izinlerin verilmesini istiyoruz.

Firarilerin yakalanması için kırmızı bülten istendiğinde meşhur bir avukat, televizyonlarda bolca bulunan hiçbirimizi beğenmeyen, herkese laf söyleyen bir avukat, orada Ezgi Apartmanı'nın mağdurlarının değil, Ezgi Apartmanı'ndaki sorumluların avukatı 'yurt dışına kaçtı' demişler ve mağdurların avukatı 'kırmızı bülten' istemiş. Dönüyor azarlıyor avukatı. Anneleri, evlatları azarlıyor. 'Bir kırmızı bültenin bu ülkeye maliyeti kaç para biliyor musunuz'' Bu sözü söyleyen adam herkesten çok hukuk biliyor, herkesten çok adalet biliyor, hiçbirimizi beğenmiyor, kimseleri beğenmiyor. Sana da yazıklar olsun kardeşim."

-"Bakanlar değişmekte, atayan kalem değişmemektedir"

Bugün büyük bir yıkımın daha yıl dönümü olduğunu ifade eden Özel, "Sayın Bakan Nebati'den kurtuluşun, Sayın Bakan Şimşek'e tutuluşun yıl dönümü. Önceki irasyoneldi, bu rasyonel. Önceki iş bilmezdi, bu işi çok iyi biliyor. Önceki kaçarak gitti, çiçeği havaya attı. Bu kasıla kasıla geldi. Önceki gittiğinde dolar 20 lira 89 kuruştu. Bugün 32 lira 21 kuruş. Önceki irrasyonel gittiğinde benzin 20 lira 52 kuruştu. Rasyonelin döneminde 41 lira 36 kuruş." dedi.

TÜİK'in yıllık enflasyonu yüzde 75,45 olarak açıkladığını belirterek, bunun son 18 ayın en yüksek enflasyonu olduğunu vurgulayan Özel, "Mehmet Şimşek döneminde geçen 12 ay, irrasyonel Nebati döneminde geçen 6 ayın en yüksek günü bugün. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon sıfır olursa, fiyatlar sabit kalır. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar." diye konuştu.

TÜRK-İŞ'in hesabına göre açlık sınırının 19 bin lira olduğuna dikkati çeken Özel, emekliye verilen maaşın 10 bin lira, bütün emeklilerin aldığı ortalama maaşın 12 bin 500 lira, asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu söyledi. Özel, "3 aydır asgari ücret, bir yıldır emekli maaşları açlık sınırının altındadır." dedi.

Özel, rakamlara göre Türkiye'nin, Avrupa'da enflasyonu açık ara en yüksek ülke olduğunu ifade etti. Türkiye'nin dünyada Arjantin ve Suriye'den sonra enflasyonu en yüksek ülke olduğunu belirten Özel, "Gana, Zimbabwe, Eritre, Çad, Sudan'ın enflasyonları bizden düşüktür." diye konuştu.

Ekonominin kötü yönetildiğini iddia eden Özel, "Bakanlar değişmekte, atayan kalem değişmemektedir. Mürekkep aynı mürekkeptir. Bu sorunun sebebi Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi.

-Özel sektörde çalışan öğretmenlerin talebi

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin 2014'te kaldırılan taban maaş uygulamasının yeniden gelmesine yönelik talebine değinen Özel, "Devlet 5 yıllık öğretmene ne maaş veriyorsa 5 yıllık öğretmene özel sektörde o maaşı verecek. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık, ne veriyorsa özel sektörde onu verecek. Bir gece bir torba kanunda ansızın getirdiler. CHP yapmayın dedi. 'Yanlış' dedik. AKP oylarıyla kalktı, indi. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi. İşte ona isyan ediyorlar. Taban maaşı olsun. 'Kamudaki maaş tabanımız olsun, hiç olmazsa kamu kadar maaş alalım' diyor." ifadelerini kullandı.

Deprem bölgesindeki özel okullarda çalışan öğretmenlerin okulların yıkılması ve öğrencilerin başka şehirlere gitmesiyle işsiz kaldıklarını ifade eden Özel, bu öğretmenlerin ek atama ve kadro talepleri bulunduğunu kaydetti. Özel, bu öğretmenlerin sesini duyurmanın CHP'lilerin boynunun borcu olduğunu söyledi.

-Siyasette normalleşme süreci

Siyasette yaşanan normalleşme sürecine de değinen Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Son seçimlerde Türkiye'nin birinci partisi olmanın sorumluluğuyla milletin ihtiyaçlarını dile getirmek, ilgilileriyle müzakere etmek, ikna edebilirsek birlikte çözmek, çözemezsek hak arayanın yanında durmak. Sokaksa sokak, meydansa meydan doldurmak, mücadele etmek üzere yola çıktık. Muhataplarımızı ziyaret ettik, el sıkıştık, raporlar sunduk, talepler ilettik. Bu sürece kamuoyu 'normalleşme' süreci dedi. Katkı, kredi verdi. Bütün yapılan anketlerde siyasi liderlerin görüşmesini, CHP'nin müzakere etmesini, önce müzakere, sonra mücadele etmesini... Mücadelenin bir yanını meydan, bir yanını sokak, bir yanını masa, bir ucunu Meclis, bir ucunu meydan olarak görmesine kamuoyu çok büyük bir destek verdi."

Bu sürece birilerinin "yumuşama", birilerinin "normalleşme" dediğini ifade eden Özel, şunları belirtti:

"2014 yılında eğer emekli 10 bin lira alıyorsa, asgari ücretliye temmuzda zam yapmamak planlanıyorsa, bir milyon öğretmenden 20 bini atanıyorsa, staj çıraklık mağdurları ortada bir başlarına duruyorsa, kademe bekleyenlerin sesini kimse duymuyorsa, şuursuzca boyacı kufi gibi müfredat yapılıp, kimse dinlenmeden yine kötü bir eğitim sistemi bu ülkeye dayatılıyorsa, bunları önce anlatmak, konuşmak, itiraz etmek, müzakere etmek yoksa onların sesini duyurmak CHP'nin boynunun borcudur. Normali budur, normalleşmenin gereği budur. İnsanlar açken, işsizken, yoksulken 'küstüm konuşmuyorum, sokağa çıkmıyorum, bizi darbeci sanmasınlar. Onlarla muhatap olmuyorum, asla görüşmüyorum, miting yapmıyorum, sokakları karıştırmasınlar' anlayışı, bugün işçi sınıfının, emekçilerin, emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, fındıkçının, çay üreticisinin, bağcının, tütün üretenlerin beklentisi değildir."

Özel, beklentinin CHP'nin bu kesimlerin sesini duyması, tüm Türkiye'ye duyurması olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bu süreçte 'yumuşama' ifadesi satın alınınca, 'normalleşme' büyük bir toplumsal destek bulunca, partilerin içindeki bazı odaklar bugün ittifak halinde iktidarda olanlar içindeki bazı odaklar, efendim normalleşme olursa bize ihtiyaç kalmaz. Sen de duy. Söz verip de unuttuğun uzman çavuş'un, emekli astubayın, binbaşının sesini sen de duy. Emeklinin sesini duy. Öğretmenin, çiftçinin, işçinin sesini duy. Elini tutan mı var' Hayır. Kavga edelim, didişelim, hükümet bunları etsin, muhalefet sussun, biz oturalım. Öyle yağma yok. Efendim, normalleşme olursa biz kıyıda mı kalırız ya da büyük ortakta' Normalleşme 'demokrasi' demek, normalleşme 'yumuşamak' demek, 'biz artık geri dönülemez bir yerdeyiz. Biz otoriter bir iktidarız. Yumuşarsak düşeriz, sonumuz kötü olur mutlaka sertleşmeliyiz, daha da sertleşmeliyiz.' Şimdi Türkiye bir yol ayrımında. Bir karar verecek, milletten aldığımız vazifenin gereğini yapmak boynumuzun borcu.

Ancak birileri 'yumuşama' derken, 'kırmızı çizgilerim var' diye bir hat çekip sakın o hattın arkasına saklanıp, anayasaya uymamayı, AYM'yi tanımamayı, kayyum politikalarıyla halkın iradesine el koymayı, toplantı ve gösteri yürüyüşünü gasp etmeyi, yok sayılan toplum kesimlerini daha da ezmeyi kırmızı çizgi görüyorsa, orada ne yumuşamadan ne normalleşmeden bahsedilemez. Vera'yı babası elinden tutup okuluna götüremeyecekse, Gezi'de hepimiz adına yatan kardeşlerimiz halen daha haksız yere orada tutulacaksa, hasta tutuklu ve hükümlüler çok büyük bir kısmı halen daha içeride kalacaksalar ve birileri anayasaya uymamayı milli bir tutum gibi pazarlayacaksa o zaman bu millet normalleşmeye verdiği krediyi size tanımaz. Birisi 'istemiyor' diye, kriminal tipler normalleşmeden 'korkuyor' diye genel başkanlarına hakaret ettirip, bizimle kavga ettiremezler."

-"CHP'yi iktidar yapmak inancına sahip olmayanlar"

Özel, birileri istemiyor diye bu hak arama mücadelesinden geri durmayacağını, muhatabıyla müzakereden sonuç alamazsa üstüne düşeni yapacağını vurgulayarak, "Ama öz güvenli bu siyasete öz güvenli bu siyasete ayak uyduramayanlar CHP'nin 47 yıl sonra birinci parti olmasını görmek istemeyenler, CHP'nin 3 aydır yapılan bütün anketlerde birinci parti oluşunu, en düşük ölçenin 32, 33, yüksek ölçenin 36, 37. Otuzun altında hiç yok. AK Parti'nin seçimden beri 30 altında oluşunu en yüksek 28 var, 26'dan aşağısı var. Görmeyenler, bu özgüvenli siyasetin partiye kazandırdığını, Atatürk'ün partisini 100 yıl sonra yeniden iktidar yapmak CHP'yi iktidar yapmak inancına sahip olmayanlar." dedi.

Özel, yollarının özgüvenli, cesur, kararlı, demokratik, hedefini ve nereye doğru yürüdüğünü bilen yol olduğunu ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Gücümüzü 31 Mart'ta bize destek veren Türkiye İttifakı'ndan ve 2 büyük eserimden biri diye söylediği, 'biri Cumhuriyetse diğeri CHP' diyen kurucumuzdan alıyoruz. Bu yolu hep beraber milletvekilleriyle PM üyeleriyle, partinin il ilçe başkanlarıyla, kadınlarıyla her hafta sayısı 8 bin, 10 bin artan gençleriyle ümitle, kararlılıkla, cesaretle sürdüreceğiz. Bir tek hedefim var, ben 31 Mart akşamı yaptığımı tekrar edeceğim. '2028' diyorlar, 31 Mart'ı bahane edip 'haydi hemen sandık' demem. Ama böyle giderse erken seçimi millet ister, önünde kimse duramaz. Bu kadar net. Millet sesini duymayana duyurur, kendini görmeyene gösterir. Önümüzdeki demokratikleşme, normalleşme ve mağdura sahip çıkma, emeklinin yüzünü güldürme, asgari ücretliye sahip çıkma dönemini okuyan okur, okumayana bu millet okumadığı mektubu genel seçimlerde okutur."

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

23.02.2026 15:41:00
Ahmet Turan Yiğit
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi.
Fatih Ergin, "Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey oldu. İmam hatiplerden de ateist yetişiyor. Evet. Siz normal okulları müfredatınızla bu dizi etkinliklerinizle bir medreseye çevirmeye çalışırken sizin açtığınız
imam hatiplerde deist ve ateistler yetişiyor. Yani bizim millet olarak İslam'la bir derdimiz yok. Ama İslam adına öne çıkan insanların liyakatlı olmadıklarını görüyoruz" dedi.

Gazeteci Fatih Ergin'in konuşmasını izleyin:

Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Sivas'ta kar sularının hızla erimesiyle Kızılırmak'ın debisi yükseldi

23.02.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.02.2026 14:04:10
İHA
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kentte ısınan havayla birlikte kar sularının erimesi şehrin birçok noktasında derelerin taşmasına yol açtı. Eriyen karların oluşturduğu yoğun akış, Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak'ın debisini de önemli ölçüde yükseltti.



Bölgedeki vatandaşlar, ırmak debisinin bu kadar arttığına daha önce şahit olmadıklarını belirtti.



Yıllardır Sivas'ta yaşayan Necati Başara, "Son 15 yıldır böyle bir manzara görmedik. Debi çok yüksek, su oldukça bol. Su tarlalara ve bitkilere büyük fayda sağlıyor. Suyun değeri kesinlikle hafife alınmamalı" dedi.

Yağışlar İstanbul'un barajlarına yaradı

Yağışlar İstanbul'un barajlarına yaradı. İSKİ’nin verilerine göre kent genelindeki baraj doluluk oranı yüzde 43,14’e ulaştı

23.02.2026 12:58:00
İHA
Yağışlar İstanbul'un barajlarına yaradı
Yağışlar İstanbul'un barajlarına yaradı
İstanbul'daki barajlarda su seviyesi yükselmeye devam ediyor. İSKİ'nin Şubat 2026 verilerine göre kent genelindeki baraj doluluk oranı yüzde 43,14'e ulaştı.  

İSKİ verilerine göre, Aralık 2025'te yüzde 18,54 olan doluluk oranı Ocak 2026'da yüzde 28,24'e yükselirken, Şubat ayında yüzde 43,14 olarak ölçüldü. Şubat 2026 verilerine göre İstanbul'da en düşük doluluk oranı yüzde 26,98 ile Sazlıdere Barajı'nda kaydedilirken, en yüksek doluluk oranı ise yüzde 90,21 ile Elmalı Barajı'nda ölçüldü.

Kentin önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli Barajı'nda ise Şubat ayı doluluk oranı yüzde 59,23 olarak belirlendi. Yağışların etkisiyle su seviyesi yükselen baraj havadan görüntülendi.

Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi

Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen operasyonlarda 406 kg uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi

23.02.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi
Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi
Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen operasyonlarda 406 kg uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Uyuşturucuyla mücadele aralıksız sürerken, İçişleri Bakanlığı Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 406 kilogram uyuşturucu madde ve 2 bin 540 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonlarda 406 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Van, Gevaş, Çaldıran, Başkale ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde, Van ve Hakkari İl Jandarma Komutanlıkları tarafından yapılan istihbari çalışmalar kapsamında düzenlenen operasyonlarda, 271 kilogram metamfetamin, 96 kilogram skunk, 39 kilogram esrar olmak üzere toplam 406 kilogram uyuşturucu madde ile 2 bin 540 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.

Uyuşturucu imalatçısından, satıcısına kadar uyuşturucu ile mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Van ve Hakkari İl Jandarma Komutanlıklarımız ile emeği geçenleri tebrik ediyoruz."

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 16'ncı duruşması başladı

 

23.02.2026 10:54:00
Anadolu Ajansı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı.

Duruşma, tutuksuz sanık Harun Tuzcu'nun savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor. 

Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi

Edirne'de artan yağışlar ve Bulgaristan'daki barajlarda bırakılan sular sonrası Tunca ve Meriç nehirlerinde debi yükseldi, bazı tarım arazileri ve hobi bahçeleri sular altında kaldı. Taşkının boyutu dron ile havadan görüntülendi

21.02.2026 20:27:00 / Güncelleme: 21.02.2026 20:31:56
İHA
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Edirne'de Tunca ve Meriç nehirlerinde son günlerde yaşanan debi artışı taşkına yol açtı. Yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki barajlardan bırakılan suyun etkisiyle yükselen nehirler havadan görüntülendi.



Son ölçümlere göre, Meriç Nehri üzerindeki Kirişhane Ölçüm İstasyonu'nda debi 1088 metreküp/saniye, İpsala Ölçüm İstasyonu'nda ise 1230 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Tunca Nehri Ölçüm İstasyonu'nda debi 161 metreküp/saniyeye çıkarak turuncu alarm seviyesine ulaştı.



Artan su seviyesi nedeniyle nehir yataklarına yakın bölgelerde bulunan hobi bahçeleri ve tarım arazileri sular altında kaldı. Yerleşim alanlarına yakın noktalarda suyun geniş bir alana yayıldığı görüldü.



Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı Karayusuflu köyünde çiftçilik yapan Recai Servi, su seviyesinin ciddi oranda yükseldiğini belirterek onlarca tarım arazisinin sular altında kaldığını ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığını ifade etti.

Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde bir otelde çıkan yangında mahsur kalan 8 kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı

21.02.2026 18:19:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:24:01
İHA
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Olay, Yeni Mahalle Ünsal Tülbentçi Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelin zemin katında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede yoğun dumanın binayı sarması üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi.



İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, AFAD ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Oteli saran duman nedeniyle içeride mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekipleri tarafından merdiven yardımıyla bulundukları yerden çıkarıldı.



Dumandan etkilenen 1 kişi ise tedbir amacıyla hastaneye kaldırıldı.



Yangın, ekiplerin hızlı müdahalesi sonucu kontrol altına alınarak söndürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı

Yatağından taşan Meriç Nehri suları, Edirne'nin Küplü beldesinde yaşam alanlarının yaklaşık 25 metre yakınına kadar ulaştı. Bölgede yaşanan taşkın sonrası suyun yerleşim alanlarına yaklaşması endişe ediliyor

21.02.2026 18:14:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:20:02
İHA
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Bölgede son günlerde etkili olan yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki baraj kapaklarının açılmasıyla nehre bırakılan suyun da debiyi artırdığı değerlendiriliyor. En son 2018 yılında yaşanan taşkın ardından artan su yükü, Meriç Nehri'nde taşkın riskini yükseltti.



Meriç ilçesine bağlı Küplü beldesi Belediye Başkanı Gökmen Altay, taşkınla ilgili yaptığı açıklamada, nehirdeki debinin 1.350 metreküp/saniye seviyesine çıktığını belirtti. Altay, "Devlet Su İşleri verilerine göre 1350 metreküp/saniye olan su miktarı yaşam alanlarımıza kadar geldi. Meriç Nehri kenarında bulunan menfezlerden açılan su buralara kadar ulaştı. Yerleşim yerimize yaklaşık 25 metreye kadar geldi" dedi.




Pompa istasyonu uyarısı



Bölgede suyun tahliyesi için kurulan istasyonun çalışmadığını ifade eden Altay, durumun ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Altay, "Gelen suyun atılması için yapılan su istasyonunun çalışmaması büyük tehlike oluşturuyor. Yağışlar bu şekilde devam eder ve bu istasyon çalışmaz ise tehlike daha da büyüyecektir. Yetkililere buradan sesleniyorum" ifadelerini kullandı.

Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak


 
 
Fethiye'de yol kenarında ölü bulunan kurtun genetik analizi yapılacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, kurtların ekosistemin sigortası olduğunu söyledi.

21.02.2026 15:15:00
AA
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak

Muğla'nın Fethiye ilçesinde, bir kurt yol kenarında ölü bulundu. Fethiye-Antalya kara yolu kenarında bir hayvan ölüsünü görenler durumu, Fethiye Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine bildirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, hayvan üzerinde inceleme yaptı.

Hayvanın genç ve erkek bir kurt olduğunu tespit eden İlemin, hayvanın araç çarpması sonucu öldüğünü söyledi.
Kurdun genetik analizlerde kullanılması için doku örneği alındığını belirten İlemin, "Trafik kazaları, özellikle yayılma ve alan arayışı dönemindeki genç bireyler için önemli bir ölüm nedenidir. Kurtlar (Canis lupus) son yıllarda özellikle kış aylarında Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerine kadar yaklaşabiliyor. Bunun başlıca nedeni, insanlar tarafından beslenmeye alıştırılan yaban domuzlarını takip ederek yerleşim alanlarının çevresine gelmeleri" dedi.

İlemin, yaban domuzlarının şehir kenarlarında artan varlığının, kurtların da bu alanlara yönelmesine yol açabildiğini dile getirdi. Şehir çevresine yaklaşan kurtların zaman zaman sahipsiz sokak köpekleri ile melezleştiğini ifade eden İlemin, bu durumun kurtların genetik bütünlüğünde bozulmalara, insandan daha az kaçınma gibi davranışsal değişimlere yol açabildiğini kaydetti.

Kurtlar ekosistemin sigortası

Doğal koşullarda kurtların insanlardan uzak durduğunu ve ekosistemlerin "sigorta türü" olarak dengeyi sağladıklarını vurgulayan İlemin, şöyle konuştu: "Girişimsel melezleşme, genetik veya demografik baskınlaşma yoluyla saf kurt popülasyonlarını uzun vadede yok olma girdabına sürükleyebilecek ciddi bir tehdittir. Bu kapsamda, TÜBİTAK 1001 destekli 'Ülke Çapında Kurtlara Dair Kapsamlı Bir Araştırma: Mekansal Genetiği, Ekoloji ve Hibridizasyonu' adıyla yeni bir proje yürütülüyor. Proje, Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Morteza Naderi yürütücülüğünde ve geniş bir uzman ekibin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Projenin temel amaçları, Türkiye genelinde kurtların genetik yapısını ve çeşitliliğini ortaya koymak, köpeklerle melezleşme düzeyini belirlemek, popülasyonların genetik dayanıklılığını değerlendirmek ve ekosistem üzerindeki kilit taşı rolünü korumaya yönelik bilimsel veri üretmek."

İlemin, kurtların genetik bütünlüğünün korunmasının yalnızca türün geleceği açısından değil, aynı zamanda ülke genelinde ekolojik bozulmanın en aza indirilmesi açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Tunceli'de polis kalbine yenik düştü


 
Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.

21.02.2026 15:09:00
AA
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü

Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Erhan Orhan, evinde aniden fenalaşınca Tunceli Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kalp krizi geçirdiği belirlenen Orhan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Orhan'ın cenazesinin, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde yapılacak törenin ardından memleketi Bolu'ya gönderileceği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.