logo
09 MART 2026


Pandemi kahramanının virüsle mücadele tüyoları

Malatya'da 4 yıllık hemşire olarak görev yapan ve mesleğinin hemen hemen yarısında korona virüs ile mücadele edenlere destek olan Seda İnceden, pandemiye yakalanan babasından bulaşan virüs ile Covid-19 oldu. Ailesi ile birlikte zorlu bir süreç atlanan hemşire Seda İnce, hastalığa yakalananlara ve henüz yakalanmayara tavsiyelerde bulundu

13.05.2021 13:49:00
Pandemi kahramanının virüsle mücadele tüyoları
Pandemi kahramanının virüsle mücadele tüyoları
Salgına karşı en büyük mücadeleyi veren sağlık çalışanlarından biri olan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Aratırma Hastanesi hemşirelerinden Seda İnceden, 4 yıl önce başladığı mesleğin yaklaşık 2 yılında ise Covid-19 mücadelesi veren hastalara destek oldu. Gecesini gündüzüne katarak korona virüs hastaları için fedakarca görev yapan Seda hemşire, koronaya yakalanan babasından bulaşan virüs ile Covid-19 hastaları arasında yer aldı. Hastalığa yakalanmasının ardından anne ve babası ile birlikte evinde karantina günleri başlayan Seda hemşire, yaşadıkları zorlu süreçte virüs ile mücadele etti. Hemşireler haftasının kutlandığı bu süreçte hastalıktan kurtulmayı başaran İnce, yaşadıklarını anlatarak, hastalığa yakalanlara ve henüz yakalanmayanlara ise yeniden sağlığına kavuşmalarını sağlayabilecek tavsiyelerde bulunmadı.

26 yaşındaki Seda hemşire yaklaşık 2 yıldır pandemi ile mücadele edenlere destek olmasına rağmen virüsten korunduğunu son olarak hastalığa yakalanan babasından Covid-19 bulaştığını kaydetti. Aynı evdeki babasından ve annesinden ayrı karantina süreci geçirdiğini anlatan İnceden, "Mesleğimde 4'ncü yılım. Salgına yakalandım. Virüs babamdan bulaştı. Ailede sıkıntılı bir süreç oldu. Çünkü evde isteseniz de istemeseniz de devamlı temas halinde oluyorsunuz. Zaman sürecinde belli çekinceleriniz oluyor. Bu nedenle uzak durmanız gerekiyor. Korona test sonuçları pozitif çıkınca vakit kaybetmeden araya sosyal mesafe koyduk. Odalarımızı bile ayırdık. Çok zor günler yaşadık" dedi.

Hastaları umutlandıran tüyolar

Kendisinin, annesinin ve babasının potizif çıkan test sonuçlarının ardından başlayan karantina sürecinde ise mesafe ve hijyen gibi kurallara tam riayet ettiklerini belirten Seda İnce, bu süreçte evin her köşesinin sık sık dezenfekte ettiklerini kaydetti. Bol su tükettiklerini ve beslenmeye de gereken önemi verdiklerini kaydeden İnce, "Yemeklerimize dikkat edip beslenmemize önem verdik. Salgın döneminde bol bol su tükettik. Herkese su tüketmeyi tavsiye ediyorum. Ayrıca gereken vitaminleri ihmal etmedik. Ben hastalığı orta düzeyde geçirdim ama annem ve babamın süreci çok zor geçti. Hastalığın belirtilerini fark eder etmez, beslenmeye çok dikkat ettik. Hastalıkla birlikte sürekli halsizlik hali vardı. Sesimde kısılma oldu. Zor bir süreç oldu ama çok şükür atlattık" şeklinde konuştu.

"Virüs ile inatlaşma olmaz"

İnceden, yaklaşık 2 yıldır mücadele edilen korona virüs salgınından kurtulmanın en önemli yolunun maske, mesafe ve hijyen gibi kurallara uyulması, devletin uyguladığı kısıtlamalara riayet edilmesinden geçtiğini kaydetti. Hastalığın oyun yada şaka olmadığını vurgulayan Seda hemşire, "Lütfen yasalara ve kurallara uyalım. Gerçekten işimiz yoksa, bir şekilde belge alarak, sokak sokak, cadde cadde gezmeyelim. Kısıtlamada güvenlik güçlerini atlatabilirsiniz ama virüse yakalandığında bu hastalığı atlatamayabilirsiniz. Kendi sağlığınız için dışarı çıkmayın. Maske ve sosyal mesafe kurallarına uyalım. Bana bir şey olmaz diye düşünmeyin. Virüs ile inatlaşmayın. Virüs ile inatlaşma olmaz. Zayıf anınızda, direncinizin düşük olduğu anda yakalar, sağlığınızda kapanmayan yaralar açabilir. Virüs ile inatlaşma olmaz yoksa kazanan virüs oluyor" diye konuştu.

Bayram sonuna kadar uygulanacak olan kısıtlamada kimsenin evlerinden çıkmamasını da isteyen İnceden, hastalık nedeniyle ara verdiği mesleğine tekrar döndüğünü ve hastalıkla mücadele edenlere el uzatmaya, yardımcı olmaya devam edeceğini de kaydetti.

Mesleğin temelinde özveri ve fedakarlık yattığını kaydeden İnceden, meslektaşlarının Hemşirer Haftası'nı da kutlayarak, "Hemşirelik mesleği sadece bakım ve tedavi yapmakla sınırlı değil. En iyi ilaç sevgiyi paylaşabilmektir. Temelinde vicdan, özveri empati ve fedakarlık yatmaktadır. Bizim mesleğini diğer mesleklerden ayrı kılan en büyük özellik ise hastalarımızın isimleriyle değil de hikayeleriyle anımsayacak kadar hayatlarına dokunuyor olmamızdır. Mesleğimizin en önemli yönü, en değerli varlık olan insanların kendi kendisine yetersiz olduğu durumlarda bizler yardımlarına yetişiyor olmamızdır. Mesleğimiz çok severek yapmaktayız Bizler aklımızla ve gözümüzle görür yüreğimle hisseder bilgimizle hayat kurtarırız. Böyle kutsal bir mesleğin mensubu olduğum için gurur ve mutluluk duyuyorum' ifadelerini kullandı.

İnceden sağlık çalışanlarına yönelik şiddete de tepki göstererek, herkesin bayramını kutladı.İHA

Antalya'da göçmen botu faciası: 14 ölü

Antalya'nın Demre ilçesi açıklarında düzensiz göçmen botunun karıştığı kaza sonucu 14 düzensiz göçmen hayatını kaybetti 

09.03.2026 14:45:00
İhlas Haber Ajansı
Antalya'da göçmen botu faciası: 14 ölü
Antalya'da göçmen botu faciası: 14 ölü
Antalya'nın Demre ilçesi Beymelek Mahallesi açıklarında düzensiz göçmen botunun karıştığı kaza sonucu 14 düzensiz göçmenin hayatını kaybettiği açıklandı. Olaya ilişkin Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Sahil Güvenlik ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçmaya çalışan bot, yaptığı yüksek süratli manevralar nedeniyle Sahil Güvenlik teknesine temas etmiş ve göçmenlerden bir kısmı denize düşmüştür.

Sahile ulaşan 14 düzensiz göçmen Jandarma ekiplerimizce yakalanmış ve 7 göçmen ise Sahil Güvenlik ekiplerimiz tarafından denizden sağ olarak kurtarılmış olup ilk yardım ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılmıştır. Bahse konu olayda maalesef denize düşerek hayatını kaybeden 14 kişinin cansız bedenine ulaşılmıştır" dedi.

Vali Şahin, Demre ilçesi Beymelek Mahallesi açıklarında saat 06.00 sıralarında içlerinde kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan uyruklu düzensiz göçmenlere ait bot tespit edildiğini belirterek, "Sahil Güvenlik ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçmaya çalışan bot, yaptığı yüksek süratli manevralar nedeniyle Sahil Güvenlik teknesine temas etmiş ve göçmenlerden bir kısmı denize düşmüştür.

Botta kalan düzensiz göçmenlerden bir kısmı ise acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyacak şekilde kıyıya ulaşmıştır. Sahile ulaşan 14 düzensiz göçmen Jandarma ekiplerimizce yakalanmış ve 7 göçmen ise Sahil Güvenlik ekiplerimiz tarafından denizden sağ olarak kurtarılmış olup ilk yardım ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılmıştır. Bahse konu olayda maalesef denize düşerek hayatını kaybeden 14 kişinin cansız bedenine ulaşılmıştır. Sahil Güvenlik Komutanlığımız ile Jandarma Komutanlığımıza bağlı ekipler karadan, denizden ve havadan arama kurtarma çalışmalarını sürdürmektedir. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli, Valiliğimiz tarafından idari tahkikat başlatılmıştır" dedi.

Denizli'de 5,1 büyüklüğünde deprem

Denizli'nin Buldan ilçesinde 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Şu ana kadar depremle ilgili gelen olumsuz bir durumun olmadığı bildirildi

 

09.03.2026 10:07:00 / Güncelleme: 09.03.2026 11:06:51
Anadolu Ajansı
Denizli'de 5,1 büyüklüğünde deprem
Denizli'de 5,1 büyüklüğünde deprem

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Denizli'nin Buldan ilçesinde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depreme ilişkin şu ana kadar gelen olumsuz bir durumun olmadığını bildirdi.

Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Geçmiş olsun Denizli. Buldan'da meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 5,1 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Şu ana kadar gelen olumsuz bir durum olmamakla birlikte olası ihbarlara göre il müdürlüğü ekiplerimiz hasar tespit çalışmalarına başlayacak." ifadelerine yer verdi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca (AFAD) yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:

"Denizli ilimizin Buldan ilçesinde saat 09.21'de meydana gelen ve Uşak, Aydın, Muğla, Burdur illerimizde de hissedilen 5,1 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." 

Türkiye, KKTC'ye konuşlandıracak

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, Türkiye'nin yarın KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağı göndereceğini açıkladı

09.03.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Türkiye, KKTC'ye konuşlandıracak
Türkiye, KKTC'ye konuşlandıracak
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, Türkiye'nin yarın KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağı göndereceğini açıkladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, Türkiye'nin yarın sabah saatlerinde KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağı göndereceğini açıkladı. Meşeli, uçakların güvenlik amacıyla gönderileceğini belirterek, söz konusu sevkiyatın sivil uçuşları etkilemeyeceğini ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, dün yaptıkları açıklamada, son gelişmeler kapsamında KKTC'nin güvenliğinin sağlanması amacıyla F-16 savaş uçaklarının adaya konuşlandırılmasının değerlendirildiğini bildirmişti.

Çanakkale'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince lastik bot içerisinde 16'sı çocuk 39 kaçak göçmen yakalandı

08.03.2026 15:57:00
İhlas Haber Ajansı
Çanakkale'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince lastik bot içerisinde 16'sı çocuk 39 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğunu tespit etti. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-76' tarafından hareketli lastik bot durduruldu.

Durdurulan lastik botta 16'sı çocuk olmak üzere 39 kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine teslim edildi.

’Futbolda bahis’ soruşturmasında tutuklanmıştı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ’futbolda bahis’ soruşturması kapsamında tutuklanan iş adamı Erdem Timur’un şirketlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak tayin edildi

07.03.2026 23:16:00
Haber Merkezi
’Futbolda bahis’ soruşturmasında tutuklanmıştı
’Futbolda bahis’ soruşturmasında tutuklanmıştı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'futbolda bahis' soruşturması kapsamında tutuklanan iş adamı Erdem Timur'un şirketlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak tayin edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 'futbolda bahis' soruşturması sürüyor.



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından şüpheli Erden Timur hakkında yürütülen 'Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama' suçuna yönelik soruşturma kapsamında; şüphelinin ortağı ve sahibi olduğu ve öncül suçlar kapsamında elde ettiği suç gelirlerinin aklanması faaliyetlerinde kullanıldığı değerlendirilen şirketlere ilgili Sulh Ceza Hakimliği kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanmıştır. Soruşturma çok yönlü ve titizlikle devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!


 
 
Ülkemizde erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen prostat kanserinin tedavisinde önemli ilerlemeler yaşanıyor. Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek “Son yıllarda organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde yeni bir döneme girmiş bulunmaktayız" dedi.
 

07.03.2026 07:12:00
MURAT ÇORBACI
Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!
Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı artan prostat kanseri, artık sadece ileri yaşta değil, gençlerde de yaygınlaşıyor. Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, "Prostat erkek üreme sistemine ait bir salgı bezidir. Prostat bezi hücrelerinden kaynaklanan prostat kanseri, dünya ülkelerinin çoğunda erkeklerde en sık görülen organ kanserdir. Erken tanı hayat kurtarmakta, kanser prostatta sınırlıyken yakalanıp tedavi edildiğinde tam başarı sağlanabilmektedir. Ancak ülkemizde erkek kanserlerinde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan prostat kanseri sinsice ilerlediği ve erken dönemde herhangi bir belirti vermediğinden dolayı, geç tanı konulma oranı yüzde 30'u bulmakta ve bu imkan önemli oranda kaçırılmaktadır" dedi.

40 yaş sonrası tarama testi kritik önem taşıyor!

Erken tanı için, günümüzde 40 yaşından itibaren PSA testi yaptırılmasının ve prostat muayenesinin çok önemli oldunu vurgulayan Prof. Dr. Öbek, "Böylelikle kişinin mevcut durumunu ve ileride prostat kanseri riskini de tespit edebiliyoruz; takip sıklığımızı buna göre ayarlıyoruz. Erken tanı için PSA testi şart ancak kesin tanı muayenedeki bulgulara göre prostat biyopsisi ile konuluyor" diye konuştu.

Ameliyatın yerini bölgesel tedavi alıyor

Son yıllarda organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemelerin de sayesinde büyük değişim yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Öbek, tedavi etkinliğinden ödün vermeden, hastanın yaşam kalitesini korumak odaklı, minimal girişimsel yöntemlerin daha çok tercih edildiğini söyledi. Prof. Dr. Öbek, sözlerine şöyle devam etti: "Robotik cerrahi, büyük ölçüde açık ameliyatın yerini aldı. Daha yakın dönemde, MR ve MR füzyon biyopsi teknolojisinin gelişmesi, fokal (bölgesel) tedavi yönteminin ortaya çıkmasına ve yaygınlaşmasına zemin hazırladı. Ameliyatsız bir yaklaşım olan fokal tedavi, giderek artan sıklıkta hastalar tarafından tercih edilmekte ve hekimler tarafından da uygulanmaktadır. Kanımca çok yakın gelecekte, ameliyatın pabucunu dama atmaya adaydır."

Çağın hastalığı dijital demans!


 
Akıllı telefonlar, tabletler ve genel internet kullanımı, günlük yaşamın bir parçası haline gelirken kontrolsüz ve uzun süre kullanımı zihinsel sağlık üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılır oldu. 

07.03.2026 07:07:00 / Güncelleme: 07.03.2026 07:11:42
MURAT ÇORBACI
Çağın hastalığı dijital demans!
Çağın hastalığı dijital demans!

Akıllı telefonlar, tabletler ve genel internet kullanımı, günlük yaşamın bir parçası haline gelirken kontrolsüz ve uzun süre kullanımı zihinsel sağlık üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılır oldu. Moodist Psikyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, son yıllarda literatürde sık sık yer bulmaya başlayan 'dijital demans' kavramına dikkat çekerek özellikle çocuklar ve gençler için önemli riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor.

Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.

Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan'a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor. Bu kişiler zamanla: unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başlıyor. Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan, çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor.

Özcan, "Dijital cihazlarla uzun süreli temas yalnızca bilişsel işlevleri değil, duygusal dengeyi de etkiliyor. Dijital demansa eşlik eden yaygın sorunlar arasında: ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik, artan stres düzeyi yer alıyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor" dedi. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, şu önerilerde bulundu: "Günlük ekran süresi sınırlandırılmalı. Dijital cihazlar için belirli kullanım saatleri oluşturulmalı. Telefon ve tabletler uyku alanı dışında şarj edilmeli."

Hiçbir yakınmanız olmasa bile, dikkat!


 
Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor.
 

07.03.2026 06:32:00
MURAT ÇORBACI
 Hiçbir yakınmanız olmasa bile, dikkat!
 Hiçbir yakınmanız olmasa bile, dikkat!
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, "Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur" dedi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir" diye konuştu.

Her 10 hastadan yaklaşık 3'ünde görülüyor!

Gözün sinir tabakası olan retinanın hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30-35'inde görülüyor. Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, "Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması'na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66'ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır" dedi.

Kalıcı görme kaybına neden olabilir!

Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor. Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, "Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar. Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur" diye konuştu.

Glokomdan katarakta…

Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak, şöyle devam etti: "Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir." 

Yılda bir kez göz muayenesi çok önemli!

Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, "Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır" diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor.

Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!

Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: "Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir."

İsrail ve kölesi ABD'nin İran'a saldırısı dünya ekonomilerini çökertebilir


 
Katar'ın uyarısının ardından petrol fiyatları iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Katar Enerji Bakanı Saad el Kabi, Ortadoğu'da yaşanan savaşın dünya ekonomilerini çökertebileceğini söyledi.

07.03.2026 06:08:00
Haber Merkezi
İsrail ve kölesi ABD'nin İran'a saldırısı dünya ekonomilerini çökertebilir
İsrail ve kölesi ABD'nin İran'a saldırısı dünya ekonomilerini çökertebilir

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından bu yana küresel petrol fiyatları yükselmeye devam ediyor.
Katar Enerji Bakanı Saad el Kabi, 6 Mart'ta, Basra Körfezi bölgesindeki tüm petrol ve doğalgaz ihracatçılarının birkaç gün içinde üretimi durdurmasını beklediğini söyledi. Ardından petrol fiyatlarında bir sıçrama daha yaşandı. İngiliz gazetesi Financial Times'a konuşan Kaabi, küresel enerji arzı ve nakliye rotalarında kilit rol oynayan Ortadoğu'da yaşanan savaşın "dünya ekonomilerini çökertebileceğini" söyledi. Brent petrolün fiyatı 5 Mart'taki kapanış fiyatına göre yüzde 9'dan fazla artarak varil başına 93 doların üzerine çıktı ve 2023 sonbaharından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

150 doları da aşabilir

Kaabi, İran'daki çatışmanın önümüzdeki haftalarda devam etmesi halinde petrolün varil fiyatının 150 dolara ulaşabileceğini söyledi. Öte yandan ABD ise piyasa üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Rus petrolüne uyguladığı yaptırımları geçici olarak hafifletiyor. ABD Hazine Bakanlığı 6 Mart'ta Hindistan'ın Rus petrolü satın almasını kolaylaştırıcı bir adım attı.
ünyanın en büyük gaz ihracatçılarından biri olan QatarEnergy'nin tesislerine yönelik saldırılar sonrasında üretimi durdurması ve tankerlerin güvenlik endişeleri nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyi bırakmasının ardından doğalgaz fiyatları da 2 Mart'tan itibaren sert çıkışlar gösterdi.

Asya'da çöküş başladı

Asya borsaları ise 4 Mart'a sert düşüşle başladı, bazı ülkelerde devre kesiciler nedeniyle işlemler durduruldu.
Güney Kore'nin Kospi endeksi yakın tarihindeki en kötü günlerden birini yaşadı ve 20 dakika içinde yüzde 12 düştü. Japonya'daki Nikkei 225 ise yüzde 3.6 geriledi.
Avrupa Merkez Bankası Baş Ekonomisti Philip Lane de 3 Mart Salı günü Financial Times gazetesinde yayımlanan röportajında Orta Doğu'daki uzun süreli bir savaşın Euro Bölgesi'nde enflasyonu önemli ölçüde artırabileceğini ve ekonomik büyümeyi azaltabileceğini söyledi.

Tanker fiyatları uçtu

Diğer yandan uluslararası ticaret de savaştan etkileniyor.
Londra Borsası'nın verilerine göre, Ortadoğu'dan Çin'e petrol taşımak için bir süper tanker kiralamanın maliyeti, 400 bin doların üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Maliyet geçen hafta bugünkünün yaklaşık yarısıydı. Rekor fiyatlar, iki milyon varile kadar ham petrol taşıyabilen en büyük petrol tankerleri için geçerli. Ayrıca İran'ın "Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm tankerleri ateşe veririz" tehdidi sonrası, dünya petrol ve doğalgazının yüzde 20'sinin geçtiği boğazda trafik durma noktasına geldiği için küresel arzda ciddi bir azalma meydana geldi. Bu bölge dünya genelinde tarımda kullanılan gübrelerin temel bileşenlerinden üre ticaretinde de kritik bir öneme sahip. ABD Başkanı Donald Trump "Gerekirse Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere ABD Donanması eşlik edecek" dese de henüz böyle bir gelişme yaşanmadı. İran, boğazı kontrol etmeye devam ediyor.

Deprem müteahhitleri nerede?

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı, sadece 142’si hâlâ tutuklu, 949’u adli kontrolle serbest. Karar verilen 202 kişiye hapis cezası çıktı ama çoğu müteahhit tahliye edildi 

06.03.2026 18:20:00
Eyüp Kabil
Deprem müteahhitleri nerede?
Deprem müteahhitleri nerede?
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçti. Yıkılan binaların sorumluları arasında müteahhitler başta olmak üzere teknik uygulama sorumluları, yapı denetim firmaları ve kamu görevlileri hakkında açılan soruşturma ve davalar sürüyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un Şubat ayındaki açıklamalarına göre resmi rakamlar netleşti. Peki kaç kişi hakkında işlem yapıldı, kaçı tutuklu, kaçı serbest ve kararlar ne durumda?

Toplam soruşturma ve dava sayısı

Adalet Bakanlığı verilerine göre, depremden etkilenen 11 ilde 2 bin 673 kişi hakkında ceza davası açıldı. Bu rakam, müteahhitler, inşaat mühendisleri, fenni mesuller, yapı sahipleri ve bazı kamu görevlilerini kapsıyor. Hâlen 949 kişi hakkında soruşturma aşaması devam ederken, kovuşturma aşamasındaki dosyalar da sürüyor. Başlangıçta 2 bin 380 kişi hakkında soruşturma açıldığı belirtilmişti, süreç ilerledikçe sayı arttı.

Tutuklu ve hükümlü sayısı

Şu anda 142 tutuklu ve 59 hükümlü olmak üzere toplam 201 kişi ceza infaz kurumlarında bulunuyor. Bu rakamlar, deprem soruşturmalarının başlangıcındaki 248 tutukludan önemli ölçüde azalmış durumda. Tutuklular arasında bazı müteahhitler ve teknik sorumlular yer alsa da, genel dağılımda müteahhitlerin oranı zamanla düştü.

Serbest bırakılanlar ve adli kontrol

949 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Halkın Hukuk Bürosu'nun 3. yıl raporu, "deprem davalarında neredeyse hiç tutuklu müteahhit kalmadı, tutuklu olanlar son bir yılda tahliye edildi" tespitini yapıyor. Birçok müteahhit uzun tutukluluk gerekçesiyle veya bilirkişi raporları sonrası adli kontrole geçti. Firari sanıklar ise hâlâ yakalama kararıyla aranıyor.

Karar açıklanan davalar ve cezalar

Bugüne kadar 202 kişi hakkında 1 yıldan 21 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası verildi. Karara bağlanan davalarda müteahhitlere sıklıkla "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ceza verildi. Örneğin Adana Alpargün Apartmanı: Müteahhit Hasan Alpargün'e 62 kez müebbet + 865 yıl verildi. Güvenç Apartmanı müteahhiti Ahmet Kara'ya 17 yıl 6 ay. Diğer davalarda ise cezalar 8-21 yıl arasında değişiyor.

Toplam 3 bin 522 dosyadan yalnızca 149'u karara bağlandı, büyük kısmı istinaf ve Yargıtay aşamasında. Kamu görevlileri hakkında ise soruşturma izinleri sınırlı ilerledi.

Müteahhitlere özel durum

Resmi istatistikler müteahhitleri ayrı bir kategori olarak ayırmasa da, yıkılan binaların sorumluluğunda müteahhitler en büyük grubu oluşturuyor. Erken dönemde 90'lar seviyesinde müteahhit tutuklu iken, bugün bu sayı çok azaldı. Çoğu müteahhit adli kontrolle yargılanıyor veya tahliye edildi. Uzmanlar ve hukuk örgütleri, kamu görevlilerinin dosyalarının ayrılması nedeniyle sürecin yavaşladığını ve adaletin tam sağlanmadığını eleştiriyor.

Adalet Bakanlığı, "bilirkişi raporları doğrultusunda bağımsız yargı karar veriyor" açıklamasını sürdürüyor. Davalar hâlâ devam ederken, depremzedeler "tam adalet" çağrısını yineliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.