logo
03 HAZİRAN 2026

Para bulamayan herkes karta sarıldı

05.03.2006 00:00:00
Nakitsiz kalan vatandaş, çaresizce kredi kartına sarıldı... Türkiye'de 2005 yılında banka kartının alışverişlerde kullanım oranı önceki yıla göre yüzde 223 oranında arttı Ekonomik krizin etkisiyle nakitsiz kalan Türk vatandaşı, kredi kartına sarıldı...Ödenmeyen kredi kartı borçlarının artışına paralel olarak kredi kartı kullanımı da artış gösteriyor... Türkiye'de 2005 yılında banka kartının alışverişlerde kullanım oranı önceki yıla göre yüzde 223 oranında arttı. MasterCard Türkiye'den yapılan açıklamada, Türkiye'de 47,5 milyon uluslararası banka kartı bulunduğu ve 25,6 milyon banka kartına sahip MasterCard'ın yüzde 54'lük pazar payıyla bu konuda pazar lideri olduğu belirtildi. Türkiye'de ATM'ler dahil banka kartı kullanımının toplam cirosunun 28,7 milyar avro, alışverişlerde kullanılan banka kartı cirosunun ise 303 milyon avro civarında olduğuna işaret edilen açıklamada, bu oranın gittikçe arttığı vurgulandı. Açıklamada, 2005 yılında banka kartının alışverişlerde kullanım oranının önceki yıla göre yüzde 223 oranında arttığı, banka kartlarıyla yurt dışında yapılan alışverişlerde ise yüzde 47'lik artış olduğu bildirildi. MasterCard Güneydoğu Avrupa Üye İlişkileri Direktörü Karin Dalva, Türkiye'ye ilişkin değerlendirmesinde, banka kartlarının alışveriş cirosunun tüm banka kartı cirosu içindeki payının 2005 yılında bir önceki yıla oranla iki kattan fazla arttığını, ancak halen banka kartı ile yapılan işlemlerin büyük kısmının ATM'lerden para çekme şeklinde gerçekleştiğine işaret etti. Nakit para ile yapılan ödemelerin, maliyet anlamında işlerine büyük yük getirdiğini belirten Dalva, MasterCard olarak hem kart hamillerinin hem de işyerlerinin nakit ihtiyacını minimize edecek daha hızlı, basit ve güvenli ödeme araçlarını geliştirmeyi amaçladıklarını kaydetti. 3 bin Avrupalı kullanıcıyla araştırmaMasterCard, Ocak ayında İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya, Belçika ve Polonya'da 3 bin kart kullanıcısı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupalı banka kartı kullanıcılarının yüzde 52'si Avrupa'nın 10 yıl içinde nakitsiz olacağına inanıyor. Katılımcıların yüzde 85'i banka kartı taşımanın nakit kullanımı kadar rahat ve kolay olduğunu kabul ederken, yüzde 48'i hala nakit kullanıyor. Araştırmaya göre, Avrupa'da 35 yaş altı, alışverişte daha fazla banka kartı kullanıyor. Daha fazla kullananların oranı yüzde 25 iken, bu oran 35 yaş altındaki tüketicilerde yüzde 32'ye kadar çıkıyor. 35 yaş altı, banka kartı kullanımının sunduğu yeni fırsatlara daha açık görünürken, bu gruptakilerin yüzde 40'ı internette banka kartı kullanmanın kredi kartı kullanmak kadar güvenilir olduğuna inanıyor. Avrupalı tüketicilerinin yüzde 94'ü, kendi ülkesi dışında ATM nakit çekimlerinde ve alışveriş ödemelerinde banka kartı kullanımına olumlu bakıyor. MasterCard Avrupa'nın Banka Kartı Maestro'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Eric Tomlinson, Avrupa tüketicilerinin büyük bir çoğunluğunun banka kartını olumlu karşılamasına ve nakit kullanımında düşüşün kaçınılmaz olduğunu kabul etmesine rağmen, 10 kişiden 8'inin cüzdanında ortalama her gün 50 avro taşıdığını kaydetti. Tomlinson, araştırma sırasında görüşülen birçok Avrupalı kullanıcının kartın giderek nakitin yerini aldığını düşündüğünü, MasterCard olarak yaşam tarzlarına uygun, hızlı, rahat, tüketici ve perakendecilere hitap eden yenilikçi banka kartı çözümleri geliştirmeye devam ettiklerini vurguladı. Araştırmanın, Avrupalı tüketicilerin kartlarını yurt dışında kullanmaya hazır ve istekli olduklarını gösterdiğine dikkat çeken Tomlinson, "Avrupa Tek Ödeme Planı'nı (SEPA) hayata geçirme zamanıdır. Şu an MasterCard olarak, Avrupa'nın 456 milyon tüketicisine tutarlı bir ödeme deneyimi kazandıracak olan SEPA uyum çerçevesini getirmek için, bankacılık sektörü ve yasa düzenleyicilerle çalışıyoruz. Maestro banka kartı ürünümüz, SEPA ile uyumludur'' dedi.

Acun Ilıcalı'ya beraat

Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin, "yasa dışı bahis reklamı yaparak kişileri bahis oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıktı.

02.06.2026 22:50:00
İhlas Haber Ajansı
Acun Ilıcalı'ya beraat
Acun Ilıcalı'ya beraat
Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin, "yasa dışı bahis reklamı yaparak kişileri bahis oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, aralarında Acun Ilıcalı'nın da bulunduğu 8 sanığın kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle beraatine hükmetti.

Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 8 sanığın, "kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya 5 yıl 3 aya kadar hapis talebiyle yargılanan Acun Ilıcalı katılmazken, sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmada savcı, önceki celsede açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek değişiklik yapmadığını bildirdi.

Sanık avukatları ise mahkemeye sundukları savunma dilekçelerinde, yayınlanan karşılaşmalardaki reklamların fiziksel saha reklamları olduğunu, yayıncı kuruluşların bu reklamlara müdahale etme veya alternatif yayın sinyali talep etme imkanlarının bulunmadığını savundu. Avukatlar, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile UEFA ve ilgili kuruluşlardan alınan yazıların da bu durumu ortaya koyduğunu belirterek tüm sanıkların beraatine karar verilmesini talep etti. Mahkeme, sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiğine ilişkin yeterli ve kesin delil bulunmadığını değerlendirerek tüm sanıkların kasıt yokluğu nedeniyle beraatine karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 19 Kasım 2024 tarihinde oynanan Karadağ-Türkiye futbol karşılaşmasının Exxen platformunda yayınlandığı, yayın sırasında stadyum reklam panolarında yasa dışı bahis sitelerine ait reklamların yer aldığı belirtildi. Savcılık, yayıncı kuruluşların yayınlanan içerikten sorumlu olduğunu değerlendirerek Acun Ilıcalı ile birlikte şirket yöneticileri ve yayın sorumlularından oluşan 8 sanık hakkında dava açtı. İddianamede sanıkların zincirleme şekilde "kişileri bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek" suçundan 1 yıl 3 aydan 5 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Gümüşhane'de dehşet!

Gümüşhane'nin Torul ilçesinde bir kişi bugün eşini odunla döverek öldürdü  

02.06.2026 17:46:00
Haber Merkezi
Gümüşhane'de dehşet!
Gümüşhane'de dehşet!
Feci olay bugün saat 14.15 sıralarında ilçedeki Merkez mahalle Değirmen yanı mevkiinde yaşandı.

Halis Pekin (27) bilinmeyen bir nedenle eşi Arzu Pekin'i (26) evlerinin önündeki odun istiflenen alanda tartışmaya başladı. Tartışmanın ardından Pekin eşini odunla döverek öldürdü. Ardından da kendisine ait kamyonet ile olay yerinde kaçtı.

Şahsa ait kamyonet ilçe dışında Gümüşhane-Trabzon karayolu kenarından terk edilmiş halde bulunurken, Pekin'in yakalanması için çalışma başlatıldı.

Arzu Pekin'in cansız bedeni ise olay yerindeki incelemenin ardından otopsi için hastane morguna kaldırıldı.

Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı

Marmara Denizi'nden Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı. Deniz canlıları için ölüm tuzağına dönüşen hayalet ağlar, 4 gün süren operasyonla 6 noktadan çıkarılarak, ekosistemin daha fazla zarar görmesinin önüne geçildi

02.06.2026 14:40:00 / Güncelleme: 02.06.2026 14:44:16
AA
Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı
Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı
Deniz Yaşamını Koruma Derneğinin Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirdiği "Mavi Atlas" uygulaması kapsamında, Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında 6 noktada yapılan operasyonda, yıllarca deniz canlıları için ölümcül tuzağa dönüşüp ekosistemi tehdit eden, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı.

Türkiye'nin denizel biyoçeşitliliğini bilimsel verilerle kayıt altına almayı ve vatandaş katılımıyla deniz koruma çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlayan "Mavi Atlas" mobil uygulaması, Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 10 ay önce hayata geçirildi.

Mobil uygulama üzerinden vatandaşlar, deniz canlılarına ilişkin tür, derinlik ve konum bilgilerini sisteme yükleyerek Türkiye'nin denizel biyoçeşitlilik haritasının oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Deniz canlıları için büyük tehdit oluşturan hayalet ağlar da uygulama üzerinden ihbar edilerek, ekiplerin müdahalesine imkan tanınıyor.

Uygulamanın devreye alınmasının ardından gelen ilk ihbarlardan biri Heybeliada açıklarından oldu. İhbar üzerine bölgeye dalış gerçekleştiren ekip, bir batığın üzerinde bulunan hayalet ağı çıkardı.

Hayalet ağda aralarında pina yavrusunun da bulunduğu çok sayıda deniz canlısının öldüğü tespit edildi.

Hayalet ağların bulunduğu bölgede su altı kamerasıyla keşif çalışması yapıldı

"Mavi Atlas"a bu kez Marmara Adası sakini bir dalıcıdan gelen ihbar üzerine ekip yeniden harekete geçti. Ada açıklarında geniş bir alana yayılan hayalet ağların bulunduğu bilgisi üzerine operasyon hazırlıkları başlatıldı.

Ekipte yer alan Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, sanayi dalgıcı Engin Ege Gencer, gönüllü dalıcı Yener Kuşculuoğlu, hayalet ağ çıkarma teknesi kaptanı Şahin Tuna ve Gizem Ece, ağların çıkarılması için gerekli kaldırma balonları, kesici ekipman, su altı görüntüleme sistemleri ve güvenlik malzemelerini teknelere yükledi.

Ekip, sabahın ilk ışıklarında Marmara Adası'na ulaşmak üzere yelkenli ve hayalet ağ çıkarma teknesiyle yola çıktı.

Yaklaşık 25 knotu bulan rüzgar ve yağış altında ilerleyen ekip, olumsuz hava koşullarında yaklaşık 12 saat süren yolculuğun ardından gece adaya ulaştı. Hazırlık yaparak ihbar edilen koordinatlara açılan ekibe, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.

Hayalet ağların bulunduğu bölgede ilk olarak su altı kamerası kullanılarak keşif çalışması yapıldı. Deniz tabanına indirilen kamera ile ağların kayalık alanlara ve oyuklara sıkıştığı görüldü.

Ağların bazı bölümlerde kayalara sıkıca dolandığı, bazı bölümlerde ise akıntıyla birlikte deniz tabanında sürüklenerek adeta görünmez bir tuzağa dönüştüğü gözlemlendi.

Ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu

Görüntülenen operasyon sırasında, ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu. Su altında yapılan kontrollerde halen hayatta olan çok sayıda deniz canlısı, ağlardan dikkatlice kurtarılarak yeniden yaşam alanlarına bırakıldı.

Bacağına yavrusu sıkıca tutunan dişi keşiş yengecinin kurtarıldığı anlar ise operasyonun en dikkati çeken görüntülerinden biri oldu.

Bazı ağların içinde kalamar yumurtaları, deniz yıldızları, deniz patlıcanları, yengeçler ve çeşitli balık türleri bulundu. Çok sayıda canlının ise ağlarda uzun süre mahsur kaldığı için öldüğü belirlendi. Kontrollü şekilde yüzeye çıkarılan ağlar, daha sonra tekneye çekildi.

Teknede yapılan kontroller sırasında da yaşam belirtisi gösteren canlılar tek tek ağlardan ayrılarak yeniden denize bırakıldı. Ağlardan çıkarılan canlıların bazıları ölçülüp kayıt altına alınırken, operasyon boyunca elde edilen veriler "Mavi Atlas" sistemine işlendi.

15 bin metrekare büyüklüğünde hayalet ağ köy meydanına serildi

4 gün 6 farklı noktada gerçekleştirilen 7 dalışta, yaklaşık 15 bin metrekare hayalet ağ, 200 metrekare misina ağ, 225 kilo kurşun ağırlık, 30 metre halat ve 50 metre trol kapı halatı çıkarıldı.

Böylece hem deniz canlılarının yaşam alanları temizlendi hem de ağların yıllarca sürebilecek avcılık etkisinin önüne geçildi.

Topağaç köyü meydanına serilen yaklaşık 2 futbol sahasından büyük, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükteki hayalet ağ, denizlerden ne kadar büyük bir tehlikenin bertaraf edildiğini ortaya koydu.

Çıkarılan hayalet ağlar ham maddeye dönüştürülecek. Bu malzemelerden üretilecek güneş gözlüklerinin saplarına mercan, pina, deniz yıldızı, orka ve vatoz figürleri ile ağların çıkarıldığı koordinat bilgileri işlenecek.

"Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor"

Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, hayalet ağların tüm dünyada sorun olduğunu, av araçlarının neredeyse yüzde 2'sinin denizde kaybolduğunu söyledi.

Yaklaşık 10 yılda yaptıkları çalışmalarda 500 bin metrekareye yakın hayalet ağı deniz tabanından temizlediklerini belirten Narcı, denizlere terk edilen hayalet ağlarda milyonlarca deniz canlısının öldüğünü, o ağ çıkarılmadığı sürece ölümlerin sürdüğünü kaydetti.

Narcı, "Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor. İçeriye giremedikleri için üreme yapamıyorlar ya da içeride kaldılarsa da beslenemedikleri için ölüyorlar. Ölenleri avlamaya gelen kuşlar dahil milyonlarca deniz canlısı, biz onu çıkarmadığımızda belki de 100 yıl boyunca devam edecek bir ölüme neden oluyor. Plastik bir ham maddesi olduğu için 100-150 yıl orada kalıyor. Düşünün ne kadar, milyonlarca deniz canlısını yok ettiğini." dedi.

"Mavi Atlas" uygulamasına hayalet ağlara ilişkin gelen her ihbarı deniz canlılarını korumak adına değerlendirdiklerini ifade eden Narcı, bazen asılsız bile olsa o bölgeye gidip kontrollerini yaptıklarını bildirdi.

Narcı, bu kapsamda Heybeliada açıkları için gelen ihbar üzerine ekiple yaptıkları dalışta bir batık ve onun üzerinde buldukları hayalet ağı çıkardıklarını anlattı.

İlk ihbarlardan olan Marmara Adası açıklarında düzenlenen ağ çıkarma operasyonuna ilişkin Narcı, şunları söyledi:

"Oraya gittiğimizde teknemizde bulunan kamerayla ağın boyunu, derinliği, nasıl bir planlama yapacağımızı belirliyoruz. Akabinde dalışa hazırlanıyoruz. Balonlarla ve bazen de özel teknik malzemelerimizi kullanarak suyun altına iniyoruz. Her zaman ağlar düz bir zeminde olmuyor. Ağlar genelde taşlıklara takılı olduğu için bu taşlıkların içleri yuva dolu. Kameralarımız iniyor, ölçümler yapılıyor, sonra ekibimizle brifingimizi yapıyoruz ve sonra dalışa iniyoruz. Bazen ağlar çok hassas bir deniz ekosistemi içerisinde oluyor."

"Deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık"

Asmalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Marmara Adalar Belediyesi destekleriyle çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Narcı, şöyle konuştu:

"Son dalışımızda yuvaya sıkışmış büyük dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci vardı. O kadar büyük korku hali vardı ki kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu, su altında onları ağdan kurtardık. Belki de bir aileyi suyun altında ölümden kurtardığımız bir süreç oldu. O canlılara yardım ediyor olmak, özellikle insan eliyle kirletilmiş bir yeri, başka bir insan eliyle temizlemek ve doğaya iyi gelmek, restorasyonun bir parçası olmak bizim için zaten en büyük mutluluk. Bir ağda çok fazla kalamar yumurtaları vardı. Ağdan ayırabildiğimizi suyun altında ayırdık. Tekneye çıkardığımızda da bütün deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık."

Narcı, çıkardıkları ağların geri dönüşüme kazandırılıp güneş gözlüğüne dönüştürüleceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu son dalışımızda ölçümlere bakarsak şu an için sanırım 15 bin metrekareden fazla bir ağ çıkarmış olduk. Bu oldukça yüksek bir ağ. Üzerindeki kurşunlarıyla beraber, onların hepsi şimdi geri dönüşüme gidecek. Bu bizim için aynı zamanda hem sıfır atık kapsamında hem de döngüsel ekonomi açısından da son derece önemli. Deniz koruma, sıfır atık ve döngüsel ekonomiyi bir araya getiren bu örnek uygulama, Türkiye'nin COP31 yolculuğunda küresel çevre vizyonumuzu dünyaya göstermek adına da kıymetli bir adım."

"Daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim"

"Mavi Atlas"a hayalet ağ ihbarında bulunan ada sakini dalıcı Ömer Altuncu ise 3-4 yıl önce yaptığı dalışta hayalet ağları gördüğünü ve tek başına olduğu için bir şey yapamadığını söyledi.

Yakın zamanda yaptığı bir başka dalışta o ağların halen durduğunu fark etmesi üzerine "Mavi Atlas"a ihbarda bulunduğunu dile getiren Altuncu, "Zaman içinde aynı yere tekrar gitme ihtiyacı hissettim. Aşağı gittiğimde ağların hala orada durduğunu fakat bu sefer daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim. Ağların hala çalıştığını, balık popülasyonunun ve diğer canlıların oradan kaybolmasına sebep verdiğini düşündüm. İhbar ettim. İhbarıma dönüş yapıp buraya geldiler, kendilerine eşlik ettim, çok güzel bir çalışma oldu" dedi.

Altuncu, denizin dibinde bırakılmaması gereken ciddi bir ağ çıkardıklarını belirterek, "Bunun yanı sıra trollerden kalma halatlar varmış, onları da çıkardık. Çıkarılan ağlarda deniz canlıları vardı, deniz yıldızları, deniz patlıcanı ve bir sürü canlı, en önemlisi kalamarların çok ciddi boyutta yumurta bıraktıklarını gördüm. Burada ağlar çok oluyor, aslında göz ardı edilmemesi gereken bir şey ama insanların biraz duyarsızlığı var bu konuda" ifadelerini kullandı.

Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı

Balıkesir Valiliği Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu kararı doğrultusunda, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası dışındaki tüm güzergahlar 15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla girişlere kapatıldı. Orman Yangın tedbirleri kapsamında yaklaşık 19 bin hektarlık dev ormanlık alana girişler yasaklandı

02.06.2026 13:37:00
İHA
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Yaz mevsiminin gelmesi ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangınları riskine karşı körfez bölgesinde çok radikal önlemler devreye sokuldu. Balıkesir Valiliği Balıkesir İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 2026/1 sayılı kararı gereğince, akciğerimiz olan ormanların korunması amacıyla Kazdağı Milli Parkı sınırları içerisinde geniş kapsamlı kısıtlama kararları alındı.






15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olan resmi tedbir kapsamında, milli park sahasının çok büyük bir bölümünü oluşturan yaklaşık 19 bin hektarlık ormanlık alana sivillerin girişi tamamen engellendi.








Koruma alanları ve kritik mevkiler tamamen kapatıldı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü görev ve sorumluluk alanında bulunan Kazdağı Milli Parkı içerisindeki en kritik ekosistemler koruma altına alındı. Yasak kararıyla birlikte Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı başta olmak üzere; Beypınarı, Düden, Kirsealan, Tavşanoynağı, Çamlıbel, Tahtakuşlar, Akyer, Güre Kavurmacılar ve Zığındere gibi yangına karşı birinci derecede hassas olan tüm güzergah ve mevkiler tamamen giriş kısıtlaması kapsamına dahil edildi. Yetkililer, bu alanlarda yangın riskini minimuma indirmek amacıyla denetimlerin ve kolluk kuvvetleri devriyelerinin de artırılacağını bildirdi.








Sadece belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası açık kalacak

Alınan komisyon kararına göre tatilcilerin ve doğaseverlerin mağdur olmaması adına milli park içerisindeki bazı turistik noktalar ise yasağın dışında tutuldu. Yapılan resmi açıklamada, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki Yayla Çadırlı Karavanlı Kamp Alanı, meşhur Hasanboğuldu Günübirlik Kullanım Alanı, Pınarbaşı Günübirlik Kullanım Alanı ve bölgenin gözdesi olan Cam Seyir Terası'nın vatandaşların ziyaretine açık kalmaya devam edeceği vurgulandı. Bu istisnai noktalar haricinde kalan hiçbir ormanlık bölgeye kesinlikle girilemeyeceği belirtilerek kurallara uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacağı kamuoyuna önemle duyuruldu.

Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti

İstanbul’un simge yapılarından Yerebatan Sarnıcı, mülkiyet tartışmalarına son noktayı koyan mahkeme kararının ardından bugün saat 10.00'da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Tahliye işlemi kapıda turistler beklerken yapılırken, sarnıç yeni gişe sistemi kurulana kadar geçici olarak ziyarete kapatıldı
 

02.06.2026 13:10:00
Haber Merkezi
Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti
Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında aylardır süren mülkiyet krizi bugün resmi tahliye ile sonuçlandı. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında tarihi sarnıcın vakıf mülkiyetine geçirilmesine karşı İBB'nin açtığı yürütmeyi durdurma talepli dava mahkeme tarafından reddedildi.

Mahkeme kararının ardından gönderilen resmi tebligat doğrultusunda, bugün saat 10.00 itibarıyla tarihi yapıda tahliye süreci tamamlandı ve yönetim tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçti.

Turistler kapıdayken tahliye edildi

Sabah saatlerinde sarnıcı ziyaret etmek için kapıda uzun kuyruklar oluşturan yerli ve yabancı turistler, tahliye işlemi nedeniyle içeri alınmadı. İBB'ye bağlı Kültür A.Ş. ekipleri tarihi sarnıçtaki gişe sistemlerini söktü. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi bilet ve gişe altyapısını kuracağı süre boyunca Yerebatan Sarnıcı'nın geçici olarak ziyarete kapalı kalacağı bildirildi.

"Kiracı sıfatıyla buradayız, devrediyoruz"

Devir teslim sürecine ilişkin açıklama yapan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Osman Cenk Akın, sabah saatlerinde kendilerine resmi tebligatın ulaştığını belirterek şunları söyledi:

"2022 yılında burayı restore etmiştik. Bu renovasyon sonrasında yaklaşık 11 milyon kişiyi ağırladık. 18 Nisan itibarıyla başlattığımız kampanya ile Türk vatandaşlarına giriş ücretini 1 TL yapmıştık ve bugüne kadar 500 bin vatandaşımız bu imkandan yararlandı. Biz burayı hakikaten iyi yönettik. Tabii ki hukuki süreçler devam ediyor ancak Kültür A.Ş. olarak burada kiracı sıfatıyla bulunuyorduk ve bugün itibarıyla devrimizi gerçekleştiriyoruz. Burası tamamen Vakıflar'ın sorumluluğuna geçiyor."

Mahkeme İBB'nin itirazını reddetti

Süreç, Nisan 2026'da Yerebatan Sarnıcı'nın tapuda İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesiyle başlamıştı. İBB'nin açtığı dava üzerine Mayıs ayında İstanbul 8. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermiş olsa da, savunmaların ardından yapılan değerlendirmede İBB'nin itirazı haksız bulundu ve yürütmeyi durdurma kararı kaldırılarak devrin önü açıldı.

Devredilen tarihi yapıların son örneği

İBB Miras tarafından 13 milyon Euro maliyetle kapsamlı bir restorasyon ve deprem güçlendirmesinden geçirilen Yerebatan Sarnıcı; son dönemde mülkiyeti İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilen Taksim Gezi Parkı, Galata Kulesi, Pera Palas Oteli ve Selimiye Kışlası gibi tarihi yapıların son örneği oldu.

Yerebatan Sarnıcı'nın yeni gişelerin kurulmasının ardından, Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde yeni bilet fiyat politikasıyla yeniden ziyarete açılması bekleniyor.

Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu

Türkiye'de ortalama eğitim süresi 2025'te 9,6 yıl olurken yükseköğretim mezunlarının oranı 25-34 yaş grubunda yüzde 45,6'ya yükseldi

02.06.2026 11:10:00 / Güncelleme: 02.06.2026 14:13:45
Anadolu Ajansı
Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu
Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı ulusal eğitim istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, 25-34 yaş grubu nüfusta yükseköğretim mezun oranı 2008'de yüzde 13,5 iken 2025'te yüzde 45,6'ya ulaştı. Bu dönemde söz konusu yaş grubundaki nüfusta yer alan kadınlarda yükseköğretim mezunu oranı yüzde 12,5'ten yüzde 50,3'e, erkeklerde yüzde 14,6'dan yüzde 41'e çıktı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerine ilişkin en güncel veri yılı olan 2024'e göre 25-34 yaş nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı incelendiğinde, OECD ortalaması yüzde 48,7 iken Türkiye ortalamasının yüzde 44,9 olduğu tespit edildi.

OECD ülkeleri arasında yükseköğretim mezunu oranı en yüksek ülke yüzde 70,6 ile Güney Kore, en düşük ülke ise yüzde 29,1 ile Meksika oldu.

25 yaş ve üzerindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının söz konusu yaş grubu içindeki oranı 2008'de yüzde 9,8 iken geçen yıl yüzde 26,1 olarak belirlendi. Söz konusu yaş grubu içindeki ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyelerinden mezun olanların oranı 2008'de yüzde 26,5 iken 2025'te yüzde 50,5 olarak hesaplandı.

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2025'te 9,6 yıl oldu. Geçen yıl kadınların ortalama eğitim süresi 8,9 yıl iken erkeklerin ortalama eğitim süresi 10,3 yıl olarak kayıtlara geçti.

Ortalama eğitim süresi en yüksek il Ankara

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin 2025'te en yüksek olduğu ilin 10,9 yılla Ankara olduğu belirlendi. Başkenti sırasıyla İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti. Ortalama eğitim süresinin en düşük olduğu il ise 7,6 yılla Ağrı olarak tespit edildi. Söz konusu ili Şanlıurfa, Muş, Kastamonu ve Van izledi.

25 yaş ve üzeri nüfusun aldığı ortalama eğitim süresinin 2016-2025 yıllarında en yüksek artış gösterdiği 5 il yüzde 48,5 ile Şırnak, yüzde 40,4 ile Hakkari, yüzde 35,7 ile Muş, yüzde 35,5 ile Şanlıurfa ve yüzde 33,1 ile Van olarak sıralandı.

En düşük artış gösteren 5 il ise yüzde 13,2 ile Ankara, yüzde 14,5 ile Eskişehir, yüzde 14,6 ile Tekirdağ, yüzde 14,8 ile İzmir ve yüzde 15,1 ile İstanbul oldu.

2008'de 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 91,8 iken 2025'te yüzde 97,9 olarak hesaplandı. 2008-2025 yıllarında kadınlarda okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 86,9'dan yüzde 96,4'e, erkeklerde yüzde 96,7'den yüzde 99,3'e çıktı.

Annesi yükseköğretim mezunu fertlerin yüzde 84,2'si yükseköğretimi tamamladı

25 yaş ve üzeri nüfusta, annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 84,2'sinin yükseköğretim, yüzde 13,1'inin ortaöğretim ve yüzde 2,7'sinin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı belirlendi.

Söz konusu nüfusta, babası yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 80,4'ünün yükseköğretim, yüzde 16,2'sinin ortaöğretim ve yüzde 3,5'inin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı görüldü.

25 yaş ve üzeri nüfusta annesi ortaöğretim mezunu fertlerin yüzde 64,3'ünün, babası ortaöğretim mezunu fertlerin yüzde 56'sının yükseköğretim mezunu olduğu kaydedildi.

Annesi ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 29,4'ünün, babası ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 28,2'sinin yükseköğretim mezunu olduğu tespit edildi. 

Özkan Yalım ve Turgut Koç adliyede

CHP’nin olaylı 38. Olağan Kurultayı’na yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları derinleşiyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından sarsılan partide, tutuklu isimlerden Özkan Yalım ve iş insanı Turgut Koç ek ifade vermek üzere bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne getiriliyor. Soruşturma kapsamında delegelerin tüm banka hesap hareketleri inceleme altına alındı

02.06.2026 10:56:00
Haber Merkezi
Özkan Yalım ve Turgut Koç adliyede
Özkan Yalım ve Turgut Koç adliyede
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 38. Olağan Kurultay Soruşturması kapsamında, tutuklu bulunan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile Özgür Özel ve Veli Ağbaba'ya yakınlığıyla tanınan tutuklu delegelerden iş insanı Turgut Koç'un ek ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirebilir.

İncelenen dosyalara yansıyan ilk bilgilere göre, siyasi partiler kanununa muhalefet ve rüşvet suçlamasıyla tutuklu olan Turgut Koç'un, kurultay günü Ankara Etimesgut delegesi bir isme Özgür Özel'i desteklemesi amacıyla banka kanalıyla 10 bin TL gönderdiğini beyan ettiği iddia edildi.

Başsavcılık talimatıyla, kurultayda oy kullanan tüm delegelerin ve birinci derece yakınlarının MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtları resmi olarak talep edildi.

Mahkemeden "mutlak butlan" kararı çıkmıştı

Sürecin fitilini ateşleyen gelişme, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı için "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) kararı vermesi oldu. Bu kararla birlikte Özgür Özel ve mevcut Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri tedbiren görevden uzaklaştırıldı.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile eski PM üyeleri, karar kesinleşene kadar tedbiren yeniden göreve iade edildi. Kurultay tarihinden sonra alınan tüm parti içi kararlar hukuken geçersiz sayıldı.

Dev isimler sanık kürsüsünde

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı ve kabul edilen iddianamede, Türk siyasetinin önemli aktörleri "oylamaya hile karıştırma" iddiasıyla sanık sıfatıyla yer alıyor.

Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Rıza Akpolat ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu "mağdur", Lütfü Savaş ise "müşteki" sıfatıyla dosyada yer alıyor. Kılıçdaroğlu, "Partimi adliyede tartıştırmam" diyerek ifade vermeye gitmeyi reddetmişti.

Operasyonun geçmişi: 9 kişi tutuklanmıştı

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda rüşvet, siyasi partiler kanununa muhalefet ve mal varlığı değerlerini aklama şüphesiyle 13 kişi gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden 4'ü adli kontrolle serbest bırakılırken, aralarında Özkan Deniz ve İbrahim Şahin'in de bulunduğu 9 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Bugün Çağlayan Adliyesi'nde yapılacak yeni sorgulamaların, rüşvet ağının diğer ayaklarını ortaya çıkarmak olduğu belirtiliyor.

Ayancık açıklarında şüpheli cisim bulundu

Sinop'un Ayancık ilçesi açıklarında, mühimmat olduğu değerlendirilen bir cisim bulundu

02.06.2026 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
Ayancık açıklarında şüpheli cisim bulundu
Ayancık açıklarında şüpheli cisim bulundu
Sinop'un Ayancık ilçesi açıklarında, mühimmat olduğu değerlendirilen bir cisim bulundu.

Edinilen bilgilere göre olay, Ayancık ilçesine bağlı Bahçeli köyü Oluza mevkii açıklarında meydana geldi. Denizde şüpheli bir cisim fark eden vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye Sahil Güvenlik ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, güvenlik önlemleri alarak cismi bulan vatandaşlar ile çevrede bulunan kişileri bölgeden uzaklaştırdı.

Mühimmat olduğu değerlendirilen cismin incelemeye alındığı öğrenilirken, ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek


 
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), biyometrik tanıma sistemlerinin mesai takibi için kullanılmaması, takibin şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması yönünde ilke kararı verdi.

02.06.2026 10:32:00
HABER MERKEZİ/AA
İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek
İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), biyometrik tanıma sistemlerinin mesai takibi için kullanılmaması, takibin şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması yönünde ilke kararı verdi.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, KVKK'ye ulaşan ihbar ve şikayetler arasında en çok karşılaşılan hususlardan biri çalışanların mesai takibini dijitalleşme ve güvenliği artırma amacıyla kurulan biyometrik sistemlere ilişkin oldu.

Kolay takibe imkan veriiyor ancak...

Parmak izi, yüz tanıma sistemi, iris veya retina taraması şeklindeki biyometrik tanıma sistemlerinin hızlı, doğru ve manipülasyona dirençli özellikleriyle cazip göründüğüne işaret edilen kararda, "kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında son derece hassas bir alanı oluşturduğu" değerlendirmesine yer verildi.
"İşçi-işveren ilişkisinde yapısal güç dengesizliği" bulunduğuna dikkati çekilen kararda, işçiden konuyla ilgili "açık rıza" alınmasının özgür iradeye dayanıp dayanmadığı hususunda da ciddi tereddütler içerdiği ifade edildi.

"Açık rıza" kapsamında biyometrik veri işleme faaliyetlerinin, yalnızca hukuki sebebe değil aynı zamanda ölçülülük, gereklilik ve veri minimizasyonu ilkelerine de uygun olması gerektiği vurgulanan kararda, "Yasal düzenlemeler ile işverenin çalışma sürelerini takip etmesi ve belgelemesi yönünden hukuki çerçeve çizilmiş olmakla birlikte takibin biyometrik tanımlama sistemleriyle yapılmasını öngören açık kanuni bir düzenleme bulunmadığından mesai takibinin biyometrik verilerin işlenmesi yoluyla gerçekleştirilmesi hukuka aykırılık teşkil edebilecektir" açıklaması yapıldı.

Biyometrik verilerin mesai takibi amacıyla yalnızca açık rıza şartına dayanılarak işlenmesinin yeterli bir hukuki zemininin bulunmadığı aktarılan kararda, ayrıca ölçülü de olmadığı belirtildi.

Mesai takibi alternatif yollarla yapılsın

KVKK'nin kararında, mesai takibinin biyometrik tanımlama sistemleri yerine şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması gerektiği kaydedildi.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesinin veri sorumlularınca sağlanması gerektiği vurgulanan kararda, buna uygun hareket edilmediğinin tespiti halinde ilgili veri sorumluları hakkında işlem tesis edileceği bildirildi.

Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı

Kocaeli'nin Derince ilçesinde oğlunun trafik kazasında ölümünden sorumlu tuttuğu komşusunu markette tabancayla vurarak öldüren ve eşini yaralayan sanığa verilen toplam 23 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Yüksek Mahkeme, olayda tek el ateş edildiğine dikkat çekerek, sanığa iki ayrı suçtan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti

01.06.2026 14:50:00
İhlas Haber Ajansı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Derince'ye bağlı Yenikent Mahallesi'nde 22 Şubat 2022'de yaşanan olayda, bir süpermarkette alışveriş yapan Belfun Doğramacı (44) ve eşi Sevda Doğramacı (39), komşuları Mustafa Ş.'nin silahlı saldırısına uğradı. Olayda Belfun Doğramacı kalbinden vurularak hayatını kaybederken, eşi Sevda Doğramacı kolundan yaralandı.

23 yıl ceza verilmişti

Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık Mustafa Ş.'ye; 3 Nisan 2024'te maktul Belfun Doğramacı'ya yönelik haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan 16 yıl, eşi Sevda Doğramacı'yı kasten yaralama suçundan 6 yıl ve ruhsatsız silah bulundurmaktan 1 yıl olmak üzere toplam 23 yıl hapis cezası verilmişti.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği bu kararı inceleyerek istinaf başvurularını esastan reddetti ve kararı onadı. Bunun üzerine dosya Yargıtay'a taşındı.



Yargıtay kararı 4 ayrı gerekçeyle bozdu

Dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 3 Mart 2026'da oy birliğiyle aldığı kararda yerel mahkemenin ve istinafın kararını bozarak dosyayı Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine geri gönderdi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma ilamında, sanık Mustafa Ş. ile maktul Belfun Doğramacı arasındaki yaklaşık 5 yıllık tanışıklığın husumete dönüştüğü ayrıntılarıyla yer aldı. Kararda yer alan bilgilere göre, Mayıs 2019'da maktul Belfun Doğramacı'nın kullandığı aracın kaza yapması sonucu, araçta bulunan sanığın oğlu hayatını kaybetti, maktul ise yaralandı. Bu süreçte sanık Mustafa Ş., yürüyemediğini zannettiği maktule aylar boyunca yardım etti ve hastane süreçlerinde yanında oldu. Ancak sanık, bir gün hastane dönüşü maktulün aslında yürüyebildiğini tesadüfen öğrenince yardımı kesti.

"Oğlunu cinlere kurban verdim" iddiası husumeti büyüttü

Yüksek Mahkemenin kararına göre, yardımların kesilmesinin ardından taraflar arasındaki gerilim giderek arttı. Maktul Belfun Doğramacı'nın, çevresindeki insanlara sanığın kazada ölen oğlu için "Onun oğlunu cinlere kurban verdim" şeklinde söylemlerde bulunduğu iddiaları dosyaya yansıdı.

Ayrıca maktulün, aracıyla sürekli olarak sanığın evinin ve dükkanının bulunduğu sokaktan yüksek sesle müzik dinleyerek geçtiği, bu durumun tahriki artırdığı ifade edildi.

22 Şubat 2022'de sanığın eşinin dükkanında bulunan silahı alarak maktulün arkasından markete girdiği, Mustafa Ş.'nin elindeki silahla maktulün kafasına doğru vurduğu, maktul ile eşinin beraberce yere düştükleri, eşinin tüm engelleme çabalarına rağmen sanık Mustafa Ş.'nin elindeki tabancayı yerde yatan çifte doğrultarak ateş ettiği, bu atış neticesinde maktulün hayatını kaybettiği, eşi Sevda Doğramacı'nın ise kolundan yaralandığı kaydedildi.



Yargıtay'ın bozma ilamında şu gerekçelere yer verildi:

Olay yerinde yalnızca bir adet 9 milimetre boş kovan bulunduğu, sanığın ve yaralı eşin beyanlarında "tek atış" yapıldığının ifade edildiği vurgulandı. Yargıtay, tek kurşunla hem ölümün hem de yaralanmanın gerçekleştiği bu olayda "Fikri İçtima" kurallarının (TCK 44. Madde) işletilmesi gerektiğini belirtti. Sanığa sadece en ağır cezayı gerektiren "kasten öldürme" suçundan ceza verilmesi gerekirken, yaralama suçundan da ayrıca ceza verilmesi hukuka aykırı bulundu.

Maktul Belfun Doğramacı'nın 25 Şubat 2020 tarihli rapora göre yüzde 98 engelli olduğu belirtildi. Yargıtay, maktulün tüm sağlık kayıtlarının incelenerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını; olay anında "kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumda" olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini kaydetti.

Yargıtay, maktulden sanığa yönelen haksız hareketlerin boyutu dikkate alındığında, sanığa uygulanan haksız tahrik indiriminin asgari oranda tutulması gerektiğini belirtti. Mevcut kararda 16 yıl hapis verilerek tahrik indiriminin fazla uygulandığı ve sanığa "eksik ceza" tayin edildiği ifade edildi.

Sanığın sabıka kaydında yer alan önceki "tehdit" suçunun yasal değişikliklerle "uzlaşma" kapsamına alındığı hatırlatıldı. Yargıtay, bu suç için uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan sanık hakkında "mükerrer (tekrar eden) suçlu" hükümlerinin doğrudan uygulanmasını usule aykırı buldu.

Bozma kararının ardından sanık Mustafa Ş., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde Yargıtay'ın belirttiği usul ve esaslar çerçevesinde yeniden hakim karşısına çıkacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.