logo
26 NİSAN 2026

Pekin'de önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yetkilisinin PKK teröristiyle metin imzalamasına ilişkin, "BM'nin terör örgütü YPG/PKK ile bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması bahanesiyle görüşmesi ve bir anlaşma imzalanması asla kabul edilemez." dedi.

04.07.2019 00:00:00
Pekin'de önemli açıklamalar
Pekin'de önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya'nın Osaka kentinde yapılan G20 Zirvesi ile Kyoto, Tokyo ve Çin'in başkenti Pekin'deki temaslarının ardından Türkiye'ye hareketinden önce Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği'nde gazetecilerle bir araya gelerek gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Osaka'da yapılan G20 zirvesinin ardından Japonya'da gerçekleştirdikleri sergi açılışları ve resmi ziyaretleri anımsatan Erdoğan, Japon İmparatoru Naruhito ile "güzel ve sıcak bir görüşme" gerçekleştirdiklerini anlattı.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile de çalışma yemeğinde heyetler arası toplantıyla ikili ilişkileri ve bölgesel, küresel konuları etraflı bir şekilde ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, "Japonya ile ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için ekonomik ortaklık anlaşmasını tamamlamak üzereyiz. Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ilişkilerimizi taçlandıran bir adım olmuştur. Yakın bir zamanda rektör atayacağız ve üniversite kampüsünün inşası başlayacak." dedi.

Japonya ile altyapı, teknoloji, enerji ve savunma sanayi alanlarında iş birliğinin güçlenerek devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, Japonya ile Asya, Çin-ABD gerginliği, İran, Kuzey Kore ve Suriye konularını da ele aldıklarını aktardı.

Japonların da ABD'nin İran yaptırımlarından rahatsız olduğunu dile getiren Erdoğan, "İran ile iyi ilişkileri var. Fakat Abe'nin arabuluculuk girişimi de netice vermedi. Bölgemizdeki sorunları çözmek için yeni bakış açılarına ve cesur bir liderliğe ihtiyaç var." değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin ziyaretinde ise Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili ilişkileri ve bölgesel, küresel konuları kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını belirterek, "50 milyar dolar ticaret hacmini hedefledik. Bunun için atılacak adımların müzakeresini yaptık. Türkiye'deki Çin yatırımlarının artmasını teşvik ediyoruz. Türkiye'de binin üzerinde Çinli girişimci var. Türk mallarının Çin pazarına girmesi konusunda da ortak iradeyi Sayın Şi Cinping'de gördüm. Bu konuda bizden değişik alanlarda Çin'e ihracat yapmamızı istediler." ifadelerini kullandı.

Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının Çin ile ilişkileri daha ileri düzeye taşıyacağına işaret eden Erdoğan, savunma sanayisine ve ileri teknolojiye yönelik adımlar atılabileceğini, ticaretteki dengesizliğin de bu yolla aşabileceğine inandıklarını karşılıklı olarak ifade ettiklerini vurguladı.

Türk-Çin Hükümetler Arası İşbirliği Komitesi'nin Türk tarafındaki eş başkanlığını Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yürüttüğünü aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Enerji, ticaret, teknoloji altyapı ve turizm alanlarında iş birliğini güçlendireceğiz. Turizmde şu anda Çinli turist sayısı 400 bini aştı. Bu geçen yıla göre yüzde 60'lık artış demek. Güzel bir gelişme. Bunun yanında THY'nin Çin'de birçok destinasyona ihtiyacı olduğunu bize söylediler. Biz de kendilerinden rica ettik. Konuyla ilgili gerekli talimatları verdi. Temenni ederim ki bu da kısa sürede gerçekleşir."

"Doğu Türkistan ve Uygur konusunu da ele aldık"

Erdoğan, 2021'in Çin ile diplomatik ilişkilerin 50. yılı olduğunu hatırlatarak, buna yönelik çalışmaları olacağını, Çin'de bir Yunus Emre Kültür Merkezi açılacağını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Görüşmemizde Doğu Türkistan ve Uygur konusunu da ele aldık. Bu meselede karşılıklı hassasiyetleri dikkate alarak bir çözüm bulabileceğimize inanıyorum. Ancak bu konuyu istismar eden yaklaşımlar da var. Bu istismarlar da Türk-Çin ilişkilerinde olumsuz yansımalara neden oluyor. Bu konuda istismarlara fırsat vermemek lazım. Bunlar üzerinden bu tür istismarları yapanlar, bir tür rant elde etme gayretine girenler, ne yazık ki işin büyük ölçekte Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir karşı devletle ilişkilerini düşünmeden duygusal bazı hareketler içine girerek bedelini, faturasını gerek kendi soydaşlarına gerekse Türkiye Cumhuriyeti devletine ödetiyorlar. Atacağımız başka adımlar da var. Gerekirse Türkiye'den Doğu Türkistan'a bir heyet gönderilmesi noktasında buna da açık olduğunu söyledi. 'Gelsinler, gezsinler, baksınlar' dedi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel, küresel konularda Çin'le pek çok hususu paylaştıklarını, tek taraflılığa karşı çok taraflılığı ve uluslararası hukuku, oturmuş teamülleri desteklediklerini vurgulayarak, "Vergi ve ticaret savaşlarından biz de rahatsızız, onlar da rahatsız. İran yaptırımları da bölgesel istikrar ve barışa katkı sunmuyor. Bundan kendileri de rahatsız. Çin'in yol ve kuşak projesini Türkiye'miz için de önemli buluyorum. Çünkü biz de orta koridor projesiyle gündemdeyiz. Bunun yanında Sayın Şi Cinping'i ülkemize davet etmiştim, olumlu yanıt verdi. Uygun zamanda Türkiye'ye yapacağı ziyaret ilişkilerimizi güçlendirecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Çin'e ihracatının arttığını ve bu ziyaretteki teklifleriyle bunun daha da artacağına olan inancını da dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama bizim onlarla yapacağımız en önemli iş demiryolu yatırımlarına yönelik olacak. Bunlara sıcak bakıyorlar. Bunun yanında birlikte yapabileceğimiz bazı başka önemli yatırımlar var. Bu çerçevede Kanal İstanbul'u, Boğazdan üç katlı geçişleri ve Konya'daki projeleri misal verebiliriz. Sivas-Erzincan demiryolu ile ilgili de olumlu yaklaşımları var. Arkadaşlarımıza bütün bunlarla alakalı gerekli talimatları verdik. Onlar da bu süreci takip edecekler. Ben kısa zamanda netice alacağımıza inanıyorum. Hepsinden öte savunma sanayisinde iş birliğimizin önemini vurguladık. Kendileri de aynı pozisyonda olduklarını ifade ettiler. Kendilerinin de terörle ilgili ileri derecede sıkıntıları var. Bu konuya yönelik aynı hassasiyeti paylaştıklarını ifade etti. Bundan sonra da atacağımız adımlarda dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini söylediler. Tabii 'Tek Çin' projesi kendileri için çok önemli. Bizim de bu hassasiyeti gösterdiğimizi tespit etmiş vaziyetteler. Libya ile ilgili konularda da bundan sonraki süreçte dayanışmamızı göstereceğimiz ülkelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Bu da Libya'da attığımız adımları güçlendiriyor."

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, yeni Japon İmparatoru ile sohbetin detaylarına ilişkin bir soru üzerine, yeni imparatorun bir öncekine göre daha genç ve 59 yaşında olması nedeniyle daha dinamik, mütevazı bir yapısı olduğunu söyledi.

Erdoğan, yeni imparatorun kendisini, imparatoriçe ile kapıya kadar gelerek karşıladıklarını ve görüşmeden sonra yine kapıya kadar uğurladıklarını anlatarak, "Bu mütevazı hal aslında geleneklerinde var. Yarım saat görüşmemiz oldu. Ben kendisini Türkiye'ye davet ettim. Biliyorsunuz yurt dışına çıkış için İmparatora müsaadeyi hükümet veriyor. Bu konuyla ilgili olarak da 'Biz Sayın Başbakan'la görüşürüz, ona da söyleriz, sizi Türkiye'de ağırlayalım.' dedik. Çünkü imparatoriçe Türkiye'ye gelmemiş, ancak Türkiye'yi sevdiğini söyledi. 'O halde bekliyoruz' dedik." ifadelerini kullandı.

Son yıllarda Türkiye-Çin ilişkilerinde iki gerilim noktası olduğu bunlardan ilkinin Çin'e verilen ama iptal edilen füze ihalesi, ikincisinin de Uygur Halk Ozanı Abdurrahim Heyit'in öldürüldüğü iddiası üzerine Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklama ve Çin'in Heyit'in hayatta olduğuna ilişkin yayınladığı video olduğu belirten Erdoğan, görüşmede bu konuların gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Bu füze meselesinin askeri, stratejik, teknik birçok boyutu var. Ama bu Çin'e yönelik herhangi bir ön yargıdan kaynaklanmadı. Yetkili arkadaşlarımız Rusya'nın da teklifini görünce incelemesini yaptılar, teklifleri mukayese ettiler ve o zaman kararı bu şekilde aldık. Ama bu bizim Çin'le savunma sanayisine yönelik ilişkilerimizin kopması anlamına asla gelmez. Biz Çin'le birçok noktada alışveriş yapabiliriz. Zaten bugün sayın Devlet Başkanı füze alımından vazgeçilmesi meselesini gündeme dahi getirmediler. Böyle bir şey olmadı. İkinci soruya gelince, bu konuda o malum olayı kendileri hiç açmadı. Açmadığı halde biz o zaman ki durumu biliyoruz. Burada maalesef bizim kendi dışişleri teşkilatımızın iletişim yanlışı olmuştur. Ama onlar da yoluna girmiş oldu."

"BM böyle bir skandalın altına imza koyamaz"

Erdoğan, bir gazetecinin "BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi Virginia Gamba PKK ile çocuk savaşçılar konusunda bir anlaşma yaptı. BM temsilcisinin terör örgütüyle anlaşma yapmasını nasıl karşılıyorsunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"BM'nin terör örgütü YPG/PKK ile bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması bahanesiyle görüşmesi ve bir anlaşma imzalanması asla kabul edilemez. Bu konuda biz de ilgili mercileri ciddi manada silkelemek istiyoruz. Hangi gerekçeyle olursa olsun BM'nin bir terör örgütünü bu şekilde muhatap alması, masaya oturması ve resmi bir statü tanır gibi bir anlaşma imzalaması en hafif ifadesiyle bir skandaldır. BM böyle bir skandalın altına imza koyamaz. Olacak iş değil. Ben gıyabında söylüyorum ama BM Genel Sekreteri Guterres'in bundan haberi yoktur, böyle bir yanlışı asla yapmaz diye düşünüyorum. Silahlı çatışmalarda çocuklar konusundaki özel temsilci Virginia Gamba'nın bu işlemini protesto etmek için BM Daimi Temsilcimiz Feridun Sinirlioğlu girişim başlattı. Döner dönmez de ilk etapta Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, Guterres'le konuyu ele alır. Daha sonra gerekirse ben de görüşürüm. Bu ortada bırakılacak bir konu değil."

"Biz mazlumların yanında olmayı kabullendik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin medyasında çıkan makalesindeki, "Türkiye ve Çin ortak bir vizyonu paylaşıyor" ve "Küresel düzenin yeniden inşası için Çin ve Türkiye sorumluluk alabilir" sözlerinin hatırlatılarak, "Yapılabilecek bir şey var mı? Çin bu konuda samimi davranıyor mu?" sorusuna ise Çin'in bu konularda samimi davranmadığına asla inanmadığını dile getirdi.

Çin'in inandığı doğrularda dik durabilen bir ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Dünya 5'ten büyüktür', derken bizim yanımıza birilerini almamız lazım. Hele hele BMGK içinden birilerinin bizim yanımızda yer alması bu süreci hızlandıracaktır. Biz bunu dünyadaki 190'ı aşkın ülkeyle konuştuğumuzda birçoğu zaten ürkek, korkak. Rahat hareket edebilen yok. Kimisi dolara bakıyor, kimisi farklı avantalara bakıyor ama biz farklı bir yere bakıyoruz. Çünkü eğer biz Allah'ımıza dayanmazsak, hakkın ve haklının yanında olmazsak bunun hesabını kolay kolay veremeyiz. Bu dünyada iki seçeneğimiz var, ya mazlumların yanında olacağız ya zalimlerin yanında olacağız. Biz mazlumların yanında olmayı kabullendik. Birileri de zalimlerle yürüyor. Ama tarih boyunca onlar da zalimlerle anılacaklar. Bu dünya firavunlar gördü, Nemrutlar gördü. Nemrutlarla, firavunlarla beraber olanlar hiçbir zaman hayırla yad edilmiyor. Bu devrin de Nemrutları, firavunları var. Onlar da yarın öyle anılacaklar."

ABD-İran arasındaki gerilim

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD-İran arasındaki gerilimde Türkiye'nin arabuluculuk görevi üstlenmesinin söz konusu olup olmayacağı ve olası bir İran-ABD çatışmasının bölgede nasıl bir etki yapacağına ilişkin soru üzerine, "Bunu aslında kimse düşünmek istemiyor. Kimse o konuya girmek dahi istemiyor. Sayın Trump ile yaptığımız görüşmede bu konu hiç gündeme gelmedi. Ama Japonya Başbakanı Abe ile yaptığımız görüşmede Abe, 'Böyle bir olayda birlikte olabilir miyiz?' dedi. Ben de 'Niye olmasın' dedim. 'Her ikisiyle de gerek Ruhani gerek Hamaney'le görüşmelerde bulunabilirim.' dedim. 'Beraber derseniz, beraber de olabilir' dedim. O konuda bir sıkıntımız yok. Tabii nereden başlayacağız, nereye gideceğiz, nerede bitireceğiz? Bunlar da önemli." ifadelerini kullandı.

Acemlerin, "Oturdular, konuştular ve dağıldılar" sözünü hatırlatan Erdoğan, "Öyle olacaksa hiç anlamı yok. Sadece vakit kaybedersiniz, o kadar. Burada da netice almaya odaklanılmalı. Sayın Başbakan'a sordum 'Sen görüşme yaptın, nasıl gördün?' diye. Baktım pek olumlu görmemiş. Bundan sonraki süreci, soruların cevabını önce biz planlayalım, sonra ne gibi adım atacağız onları konuşalım, dedik." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, bir gazetecinin, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ABD'de bazı kesimleri rahatsız ettiğini belirtilerek, "Amerikan Dış İlişkiler Meclis Başkanı Engel, Trump ile sizin aranızda geçen görüşmelere ilişkin Trump'a ağır ifadelerle yüklendi. Belli ki görüşmede konuşulanlar ve Trump'ın sergilediği olumlu tavır, onları çok rahatsız etmiş. Sizce neden ABD müesses nizamı Trump'ı sevmiyor?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Dünyanın her yerinde zaten müesses nizamlar bir yere odaklıdır. Bunlara karanlık güçler de diyebilirsiniz. Onlar oralarla pazarlıktadır ve oralar adına adımlarını atarlar. Müesses güçler hiçbir zaman o ülkedeki bu tür siyaseti de sevecek diye bir şey yok."

Kendisini de Türkiye'de seven ve sevmeyenler olduğuna işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"İlk seçildiğimizde yüzde 34,2 ile geldik. İki parti geldik. Bir CHP vardı, bir biz vardık. Ama parlamentonun yüzde 63'üne sahiptik. Ondan sonraki süreçte yerel seçimlerde farklı oylar aldık, genel seçimlerde onun fevkinde oylar aldık. Cumhurbaşkanlığında yüzde 52'ye kadar tırmandık. Ama yerel seçimde daha farklı oylar aldık. Şimdi içeride ve dışarıda bunu istediği gibi değerlendirmek suretiyle AK Parti'ye yüklenmek isteyenler oluyor. Dışarıda Batıcı, egemen güçler, özellikle çıkar şebekeleri bize her zaman çok çirkin yaklaşmışlardır. Biz bunlara hiçbir zaman prim vermedik. Kararlılıkla yolumuza devam ettik. Bundan sonra da aynı şeyler olacak."

Trump'ın görüşmede arkadaşlarına kullandığı ifadeler, onlara yönelik ortaya koyduğu tavrın, takdire şayan olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ben de zaten kendilerine bu tür tavırlarını sevdiğimi belirttim. Siz bir müşteri arıyorsanız, bir müşteri çıkmışsa, o müşteri de ödemelerini tıkır tıkır yapmışsa sen o müşterinin malını nasıl vermezsin? Bunun adı gasp olur. Biz şu ana kadar da 1,4 milyar dolar ödeme yaptık. Askerlerimiz pilotlarımız bir general eşliğinde eğitime gitti. 4 tanesini teslim ettiler, diğerlerini bıraktılar. 116 tane F-35 almak için sözleşmemizi yaptık. Biz burada pazar değil aynı zamanda ortak üreticiyiz. Bazı parçalarını da Türkiye'de üretiyoruz. Biz füzeler noktasında geçmişte Patriotlara müşteri olduk ama bu müşteri oluşumuz karşılıksız bırakılınca biz daha neyi bekleyeceğiz, başımızın çaresine bakmayacak mıyız? Düşman saldırsa biz bir yerden sistem bulalım öyle savaşalım mı diyeceğiz? Tedbirimizi hemen almamız lazım."

"Hafter korsan konumundadır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya ile ilgili gelişmeler ve 6 Türk vatandaşının kaçırılıp, serbest bırakılması ile Doğu Akdeniz satrancında Libya ve Türkiye'nin nasıl bir iş birliği yapacağına ilişkin soruya, "Bizim zaten askeri anlaşmamız var. Bunu daha da güçlendirdik. Orada BM'nin uluslararası hukuka göre muhatabı Sarraj'dır. Hafter, şu anda orada tam manasıyla korsan hareket yapmıştır; korsan konumundadır. Biz de bugüne kadar bütün görüşmelerimizi Sarraj'ın ekibiyle yaptık. Ben bugüne kadar Hafter'le muhatap olmadım. Şimdi BM'nin de buna göre adımlarını atması lazım. Şu an Sarraj ve ekibi kaybedilen yerleri her geçen gün tekrar geri alıyorlar. Temenni ederiz ki kısa zamanda Libya'da da bir seçime gitme imkanı doğar. Halk kendi haklarını demokratik yollarla temsil etme imkanı yakalar." cevabını verdi.

Bir başka gazetecinin, "Kıbrıs Rum Kesimi'nin sondaj faaliyetleri devam ediyor. Karşı tarafın hukuk tanımamazlığına karşı ne tür tedbirler alınıyor?" sorusu üzerine Erdoğan, hukuk içinde gereken adımları attıklarını belirtti.

Bundan sonra da böyle götürmeye çalışacaklarını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Ama karşımıza hukuk tanımazlar çıkarsa onların anlayacağı dil neyse o dille de konuşmasını biliriz. Orada hiçbir hukuku olmayanların kendilerine hak istihsal etmeleri kabul edilebilir bir şey değil. Zaten Güney Kıbrıs bugüne kadar hiçbir zaman hukukla hareket etmedi. AB'ye girişi şaibeli olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi oradan aldığı güçle KKTC'yi korkutmaya çalışıyor. AB de dürüst hareket etmiyor. Bürgenstock'ta KKTC'ye en büyük haksızlık yapılmıştır. Referandumda 'hayır' dediği halde Güney Kıbrıs AB'ye alınmıştır; Kuzey Kıbrıs 'evet' dediği halde alınmamıştır. AB'nin mali yaptırımlar noktasında da Kuzey Kıbrıs'a ödemesi gereken para ödenmemiştir. Şimdi biz bu AB'ye nasıl inanalım? Bunlar dürüst değil. Bunların hepsi gaspçı. Burada da yaptıkları yine bu."  

Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret

Meltem TV ve Köy TV yöneticileri, TV48’e ziyarette bulundu

26.04.2026 15:31:00
Haber Merkezi
Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret
Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret
Meltem TV ve Köy TV yöneticileri, TV48'e ziyarette bulundu. Ziyarete, Meltem TV ve Köy TV Yöneticisi Adem Birinci, Genel Müdür Mustafa Uğurlu ve yorumcu Hasan Hüseyin Tekin katıldı.

Heyet, ziyaret kapsamında Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan Hoş Geldin Atatürk adlı kitabı TV48 ekibine hediye etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, medya alanında yapılabilecek iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

İlerleyen süreçte ortak projeler geliştirilmesi yönünde temenniler dile getirilirken, ziyaret, günün anısına çekilen fotoğrafların ardından sona erdi.

İstanbul'da büyük operasyon

İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

25.04.2026 11:27:00 / Güncelleme: 25.04.2026 11:33:40
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, silah kaçakçılarına yönelik geniş çaplı bir çalışma gerçekleştirdi. Pendik'te kırsal bir alanda binlerce silah üretiminde kullanılabilecek parçaların gizlendiği yönünde istihbarat alan ekipler, tespit edilen araziyi takibe aldı.



Havadan dron ile bölgeyi didik didik inceleyen emniyet ekipleri, arazide toprak altına inip çıkanlar olduğunu saptadı. Yapılan çalışmalarda toprak altında dron destekli arazi taramalarında yeraltı su deposu tespit edildi.

Drone ile su kuyusunda yapılan tespitlerin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Dün söz konusu bölgeye düzenlenen baskında, boş su deposunda çuvallara gizlenmiş 3 bin 92 adet tabanca yapımında kullanılacak parça, bin 869 sürgü ve çok sayıda çeşitli silah parçası ele geçirildi.



Silahlarla bağlantısı bulunan 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan operasyon ile Türkiye genelinde bugüne kadar tek seferde ele geçirilen silah yapımında kullanılacak en yüksek miktarda silah parçası olduğu belirtildi.

Yakalanan 4 silah kaçakçısı, sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü.

Operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kentteki 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

25.04.2026 05:02:00
AA
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Gülistan Doku olayıyla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında, Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E, gözaltına alındı.

Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri devam ediyor.

12 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. 

Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi


 
Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti..

25.04.2026 01:10:00
MURAT ÇORBACI
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi

Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti...

1. Sürekli yorgunluk: Dinlendikten sonra bile kendinizi bitkin hissediyorsunuz. Vücudunuz glikozu doğru şekilde kullanmakta zorlanıyor, bu da mevcut enerjinizi azaltıyor.

2. Aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu: Gerçekten susuzluğunuzu gidermekte zorlandığınız için sürekli su içiyorsunuz. Bu, yüksek kan şekeriyle ilgili bir durum.

3. Sık idrara çıkma: Özellikle de geceleri. Vücudunuz fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışıyor.

4. Bulanık görme: Kan şekeri seviyelerindeki dalgalanmalar, göz merceğinin şeklini geçici olarak etkileyerek görmeyi istikrarsız hale getirebilir.

5. Yaraların yavaş iyileşmesi: Küçük kesikler veya sıyrıklar daha uzun sürede iyileşiyor; bu da dolaşım ve bağışıklık sisteminin etkilendiğinin bir işaretidir.
Bu belirtiler, özellikle tip 2 diyabet söz konusu olduğunda, başlangıçta belirsiz olabilir. Bunlardan birkaçını fark ederseniz, bir sağlık uzmanına danışmanız ve kan şekerinizin ölçülmesini sağlamanız önemlidir.

Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor


 
 
Son yıllarda vize başvurusu yapmak isteyen vatandaşların karşılaştığı randevu krizi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. 'Randevuları önceden kapatan' vize şirketleri, ülkeye göre 300-1000 Euro para talep ediyor.
 

25.04.2026 00:34:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor
Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor

Schengen vize randevuları resmen erişilemez hale geldi. Özellikle Türklerin rağbet gösterdiği İtalya, Almanya, Fransa ve İspanya için vize randevusu almak 'deveye hendek atlatmak'tan daha zor... Vize randevuları karaborsaya düşmüş durumda. Pek çok kişi, haftalar hatta aylar boyunca randevu sistemi üzerinden boşluk yakalayamadığını ifade ederken, aynı tarihler için sosyal medya ve çeşitli aracı kanallar üzerinden ücret karşılığında randevu temin edilebildiği belirtiliyor.


1000 Euro'ya kadar çıkabiliyor

Vize randevuları 300 ila 1000 Euro arasında değişiyor. Bu süreçte Telegram ve WhatsApp grupları, bireysel aracılar ve 'danışmanlık hizmeti' adı altında faaliyet gösteren bazı yapıların öne çıktığı belirtiliyor. Bir diğer dikkat çeken iddia ise, randevu sistemine otomatik yazılımlar (botlar) aracılığıyla erişim sağlanarak açılan kontenjanların saniyeler içinde kapatıldığı yönünde. Kullanıcılar, manuel olarak sisteme giriş yapan bireylerin bu hız karşısında şansının olmadığını savunuyor.

Öğrenci, turist ve iş dünyası mağdur

Yaşanan aksaklıklar özellikle öğrenciler, iş insanları ve turistik seyahat planı yapan vatandaşlar üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Eğitim başlangıç tarihlerinin kaçırılması, iptal edilen uçuş ve konaklama rezervasyonları ile iş görüşmelerinin ertelenmesi en sık karşılaşılan sonuçlar arasında yer alıyor.

Kullanıcılar nelere dikkat etmeli?

• Başvurularınızı mümkün olduğunca konsolosluk ve yetkili resmi platformlar üzerinden yapın.
• Sosyal medya üzerinden gelen yönlendirmelere temkinli yaklaşın.
• 'Garantili vize', 'kesin sonuç' gibi gerçek dışı vaatlere itibar etmeyin.
• Hizmet almayı düşündüğünüz firmaları mutlaka araştırın. Vergi kaydı, fiziksel adresi ve kullanıcı yorumlarını kontrol edin.
• Ödeme yaparken kişisel IBAN'lar yerine kurumsal ve faturalı işlemleri tercih edin.
• Ayrıca iletişim kurduğunuz hesapların doğruluğunu teyit edin ve güvenilirliği kanıtlanmamış kişi ya da kurumlarla işlem yapmaktan kaçının. 

Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!


 
Alzheimer hastalığında mevcut ilaç tedavileri, hastalığın ilerleyişini durdurmaktan ziyade semptomları hafifletmekle sınırlı kaldığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

25.04.2026 00:33:00
MURAT ÇORBACI
Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!
Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!

Alzheimer hastalığında mevcut ilaç tedavileri, hastalığın ilerleyişini durdurmaktan ziyade semptomları hafifletmekle sınırlı kaldığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

Elektrik, manyetik alan, ultrason ve ışık gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinin hedeflendiğini aktaran Dr. Celal Şalçini, "rTMS, tDCS ve TPS gibi non-invaziv yöntemler, bilişsel işlevleri destekleyerek hastalığın seyrini yavaşlatabilir. Özellikle erken dönemde uygulandığında daha etkili sonuçlar alınabileceği belirtiliyor" dedi.

Dr. Celal Şalçini, bu yöntemlerin henüz gelişim aşamasında olmakla birlikte umut vadettiğini vurguladı.

BTP'den madencilere destek

BTP, Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder burada yaptığı açıklamada, "Madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Bu konu partimizin en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi" dedi 

24.04.2026 17:47:00 / Güncelleme: 24.04.2026 17:50:50
Haber Merkezi
BTP'den madencilere destek
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.

Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.

BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi:

"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.

"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"

Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.



"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"

3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.

"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."

Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.

"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"

Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"

Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı

Mersin'de 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar'ın otomobilde tabancayla öldürülmesine ilişkin davada mütalaasını açıklayan savcı tutuklu sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından, 2 sanığın da 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti

24.04.2026 13:06:00 / Güncelleme: 24.04.2026 13:09:35
İhlas Haber Ajansı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Hüseyin Arda Ş. (19), Mustafa Z. (27) ve Nazmi Ç. (20) cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Hiranur'un ailesi ve yakınları ile taraf avukatları hazır bulundu.

Mahkemede bazı tanıklar dinlenirken, cumhuriyet savcısı mütalaasında sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarında, Mustafa Z. ve Nazmi Ç.'nin ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından söz verilen sanıklar, tahliyelerini istedi.



Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Duruşmanın ardından Aygar'ın ailesi ve yakınları ile müşteki avukatları, Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir de katılırken, Özdemir baro olarak davayı yakından takip ettiklerini belirterek, "Hiranur davasında adaletin sağlanması adına Mersin Barosunun üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirecek, çocuklara yönelik istismar olaylarında ve kadına yönelik şiddet olaylarında biz avukatlar yılmadan adaletin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması adına mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi.

Avukat Derya Demir ise dosyayı başından beri takip ettiklerini belirterek, "Başından beri titizlikle takip ettiğimiz Hiranur dosyasının bugün önemli bir aşamasını geride bıraktık. Savcı mütalaasını açıkladı. Biz elbette ki bu mütalaayı kabul etmeyecek ve buna uzun bir dilekçeyle itiraz edeceğiz. Sevindirici diğer haber üç sanığın da tutukluluk halinin devam etmesi. Biz mücadeleyi sürdüreceğiz, sürecin takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.

Merkez Toroslar ilçesi Akbelen Mahallesi'nde 1 Eylül 2025'te meydana gelen olayda, 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar, park halindeki otomobilde tabanca ile vurularak hayatını kaybederken polis, Hiranur'un erkek arkadaşı Hüseyin Arda Ş. (19), M.Z. (27) ile Nazmi Ç.'yi gözaltına almış, 3 şüpheli de sevk edildikleri mahkemece tutuklanmıştı.

Doğum izni ve sosyal medyaya 15 yaş düzenlemesi TBMM'de kabul edildi

Kadınların doğum izni ve 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

23.04.2026 00:10:00 / Güncelleme: 23.04.2026 04:15:38
İHA
Doğum izni ve sosyal medyaya 15 yaş düzenlemesi TBMM'de kabul edildi
Doğum izni ve sosyal medyaya 15 yaş düzenlemesi TBMM'de kabul edildi
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşüldü. Görüşmelerin sonunda teklif kabul edilerek, yasalaştı.

Düzenlemeye göre, kadın memura doğumdan önce 8, doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta süreyle analık izni verilecek. Ancak beklenen doğum tarihinden 8 hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği halinde doğumdan önceki 2 haftaya kadar kurumunda çalışabilecek. Ayrıca düzenlemeyle babalık izni 10 güne çıkartıldı.

Düzenlemeyle, kadın işçilerin doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta çalıştırılmaması esas alınıyor. Analık izni süresi dolmuş ancak doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren 24 haftalık süreyi 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla tamamlamamış olan personele talepleri halinde sekiz hafta ilave analık izni verilmesi öngörülüyor.

Devlet memurlarının koruyucu aile olmaya teşvik edilmesi, koruyucu aile sayısının artmasıyla daha fazla çocuğun aile yanında bakımının sağlanması, koruyucu aileliğin çocuk koruma mekanizmasındaki yerinin güçlendirilmesi ve koruyucu aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amacıyla bir veya daha fazla çocuğa eşiyle birlikte veya münferit olarak koruyucu aile olan memura, çocuğun koruyucu aile yanına teslim edildiği tarihten sonra isteği üzerine 10 gün izin verilecek.

Ayrıca, koruyucu aile sözleşmesi devam eden koruyucu ailelerde eşlerden birinin, sigortalı olarak ay içerisinde otuz günden az çalışması ya da tam gün çalışmaması sebebiyle isteğe bağlı sigortalı olanlar hariç olmak üzere, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak isteğe bağlı sigortalılık veya iştirakçilik kapsamında ödediği primin, prime esas kazanç günlük alt sınırı üzerinden hesaplanacak tutan, ödeme belgesinin ibrazı halinde aylık ödemelere ilave edilerek karşılanacak.

Çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi veya yakım yanında bakımı ve desteklenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılacak, ihtiyaç duyulması halinde sosyal ve ekonomik sorunların çözümlenmesine yönelik bölgesel şartlar dikkate alınarak sosyal ve ekonomik destek sağlanacak. Korunma kararı veya bakım tedbiri kararı, reşit olması nedeniyle sona eren kişiler ile sosyal ve ekonomik destek hizmetinden yararlanırken, reşit olan ve aralık vermeksizin örgün yükseköğrenim programlarına devam eden gençler ise sosyal ve ekonomik destekten 25 yaşın tamamlayana kadar yararlandırılabilecek.

Kanuna göre, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, kimsesiz Türk vatandaşlarının aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığının tespiti halinde ödenen aylıklar, her ay belirlenen kanuni faiz esas alınarak geri alınacak.

Yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmetlerin kalite ve verimliliğin arttırılması, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve acil durumlarda erken müdahalenin sağlanması amacıyla Merkezi İzleme Sistemine bağlı yazılım destekli kamera sistemlerinden yararlanacak.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Hizmetler Kanunu ile diğer kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle Bakanlığa verilmiş olan görevleri kapsamında sunulan hizmetlerden yararlanacak kişi ve hanelerin tespiti, ulusal politika ve stratejilerin oluşturulması ve sosyal yardımlardan yararlanacak kişilerin objektif ölçütlere göre belirlenmesinde kullanılmak üzere başvuru konusuyla ilgili olmak kaydıyla, sosyal yardım veya sosyal hizmet başvurusunda bulunan ya da halihazırda bu yardım ve hizmetlerden yararlanan kişiler ve bu kişilerin hanelerine ait taşınır, taşınmaz, sosyal güvenlik, sosyal yardım, sağlık, gelir, gider, varlık, nüfus ve mali durumlarına ilişkin her türlü veri ve bilgiyi gerçek ve tüzel kişilerden talep edebilecek.

Kadın konukevi hizmetinden yararlanan ve geliri bulunmayan veya meslek elemanının görüşü ve değerlendirme komisyonunun kararma göre yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmemiş olması halinde, belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek.

Çocuk Koruma Kanununa; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçlarından haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar; kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu iş yerleri işletemeyecek, görev alamayacaklar, iş yeri açmaları veya işletilmesi için izin verilmeyecek. Darülacezeye verilen yardımlar Kurumlar Vergisi'nden indirime tabi olacak.

Kanuna göre, sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak. Oyun sağlayıcı oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirmekle yükümlü olacak. Oyun dağıtıcı usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak. Ancak, oyun sağlayıcı tarafından derecelendirilmeyen oyunları en yüksek yaş kriterine göre derecelendirmek kaydıyla sunabilecek.

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'dan bu yana tedavi gördüğü ve geçtiğimiz haftalarda safra kesesi ameliyatının gerçekleştirildiği Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu edildi. Taburcu olan Tatlıses, "Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı" dedi

22.04.2026 14:32:00 / Güncelleme: 22.04.2026 14:35:26
İHA
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'da İstanbul'daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi'ne başvurmasının ardından ünlü sanatçı tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınmış, safra kesesi kaynaklı bakteriyel bir enfeksiyon olan kolesistit (safra kesesi iltihabı) tanısı ile antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Tedavi sürecinin ardından Tatlıses'in 11 Nisan'da safra kesesi ameliyatı olduğu açıklandı.

Tatlıses'in ameliyatının başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sanatçının bir süre daha yoğun bakımda gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edileceğini açıklamıştı.

"Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı"

Ünlü sanatçı bugün Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu oldu. Ailesi ve sevenleri uzun süre hastane önünde beklerken taburcu edilen Tatlıses, hastane çıkışı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Dünyada hastane arıyorsanız yer burası. Hani yazıyorlar ' İbrahim Tatlıses yoğun bakımda'; yoğun bakım değil bebek bakım orası. Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş, kafam kadar taş çıktı. Hocalarıma teşekkür ediyorum."

Hastanede hep haberleri izlediğini belirten Tatlıses, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dünya liderlerini Antalya'ya getirdiği için teşekkür etti. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki silahlı saldırıda ölenlere rahmet dileyen Tatlıses, yaralılara da kendisi gibi taburcu olmalarını diledi.

"Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim"

Sağlığının yerinde olduğunu söyleyen Tatlıses, sözlerine şöyle devam etti:

"Dostlarım hiç yalnız bırakmadılar, İzmir'de ve Ankara'dan geldiler hepsine teşekkür ediyorum. Dost bugünde lazım. Allah çocuklarımdan razı olsun ama hepsinden değil. Tuğçe benim canım, Allah ondan razı olsun. Ama A harfini alfabeden sildim. Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim. Onlar benim kalbim de hakkettikleri yerde değiller. Benim babam bu haldeyken ben babamı yalnız bırakmam, babam için ölürüm. Keşke mezardan kalksa boynumu baltayla kesse. Babaların kıymeti ne zaman anlaşılır bilmiyorum."

Acıbadem Hastanelerinin sahibi Mehmet Ali Aydınlar'dan Şanlıurfa'da hastane açmasını rica ettiğini söyleyen Tatlıses, "Şanlıurfa'da 4 buçuk dönüm arsam var. Şanlıurfa'da da özel hastane yok herkes Gaziantep'e gidiyor. Gelin bu 4 buçuk dönüm yeri görün eğer imkanınız varsa orada da bir Acıbadem Hastanesi istiyoruz" dedi.

Vasiyetinde de her şeyi devlete bıraktığını ifade eden Tatlıses, "Kuruş yok, bazıları yüzünden ailemin de bir kısmı mağdur kaldı. Bana babam para bırakmadı, babam ciğerciydi. Parayı kendim kazandım, saçarım dağıtım kime ne ' Parayı ben kazanmışım. Ben onlara çok büyük miras bıraktım farkında değiller. İbrahim Tatlıses deyince bütün kapılar açılıyor, onu kullanmasını bilemediler" diye konuştu.

Tatlıses, konuşmasının sonunda "Baboş" isimli yeni şarkısının hafta içinde çıkacağını ifade etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.