logo
14 EKİM 2026

Peşmergeler rahat durmuyor

15.04.2003 00:00:00
 
Kerkük'te önceki akşam Peşmergelerin Türkmen Cephesi'ne ait bürolara ateş açması sonucu iki Türkmen hayatını kaybetti. Kentte Türkmenler arasında gerginlik artıyor. Türkmen gençler ise silahlanıyor

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Lideri Mesut Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği Lideri Celal Talabani'nin, Türk ordusunun Irak'ın kuzeyine müdahale etmemesine karşılık Türkiye'ye verdikleri güvenceler boş çıktı! Kerkük ve Musul'dan çıkmayan peşmergeler, sözkonusu şehirlerdeki Türkmenlere yönelik 'tedhiş eylemlerini' arttırdılar. Peşmergeler önceki gece, Türkmen Cephesi'ne ait bürolara kurşun yağdırdılar. İki kişinin öldüğü önceki geceki saldırının ardından Peşmergeler Türkmenler'in Kerkük'teki bürolarını boşaltmaları için dün saat 16:00'ya kadar ultimatom verdi. Ultimatoma uymayan Türkmen gençler ise silahlanma yoluna gidiyorlar.

Görgü tanıklarının ifadesine göre, Kürdistan Yurtseverler Birliği bayrağı taşıyan dört kişi Bağdat yolunda, kentin güney kesimindeki Türkmen siyasi bürosunun önünde, bir grup Türkmen'e ateş açtı. Olayda, büro önünde bulunan bir çocuk ve babası hayatını kaybetti. Saldırıda çok sayıda kişi de yaralandı.

Türkmenler silah istiyor

Peşmergeler, saldırının ardından Türkmen Cephesi'nin Kerkük'te bürolarını boşaltması için yerel saatle dün 16:00'a kadar ültimatom verdi. Bu gelişmenin ardından Kerkük'teki Türkmen gençlerin silahlanmak için, Türkmen Cephesi bürolarına başvurduğu bildiriliyor. Olayın ardından Kerkük'teki Türkmenler arasında gerginliğin arttığı belirtiliyor. Kentteki Irak askerlerinin çekilmesinin ardından, Kuzey Iraklı Kürt gruplara bağlı Peşmergelerin girdiği Kerkük'te, artık ABD askerleri devriye geziyor. Ancak Kerküklü Türkmenler ve Araplar, silahlı Peşmergeler tarafından tehdit edildiklerini söylüyor.

TMSF kayyum atadı, suçlamalar ağır

Türkiye, medya dünyasını sarsan şok bir operasyonla güne uyandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen mali soruşturma kapsamında Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına şafak baskını düzenlendi. Şirket yönetimine TMSF kayyum olarak atanırken, kanalın canlı yayını kesilerek durduruldu. Soruşturma kapsamında aralarında kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’nun da bulunduğu 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 şüpheli yakalandı

14.10.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
TMSF kayyum atadı, suçlamalar ağır
TMSF kayyum atadı, suçlamalar ağır
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri, 14 Ekim 2026 sabahı saat 05.30 sıralarında, Halk TV'nin Zeytinburnu'nda bulunan merkez binasına operasyon başlattı.

Çevik kuvvet ekiplerinin bina çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldığı ve binayı abluka altına aldığı operasyonda, çalışanların içeri girmesine izin verilmedi. Polis aramalarının ardından, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) heyeti yönetimi devraldı ve kanalın canlı yayın akışı kesilerek bant yayınına geçildi.


Suçlamalar ağır: Rüşvet, ihaleye fesat ve kara para aklama


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmanın odağında Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu'nun şirketleri ve finansal hareketleri yer alıyor. Mahiroğlu hakkında "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından işlem yapıldığı bildirildi.

Soruşturma dosyasında, Mahiroğlu'nun belediye ihaleleri üzerinden 14,4 milyon liralık rüşvet ağı kurduğu, şirketlerinin 30 milyar lirayı aşan işlem hacmine sahip olduğu ve gelir-servet uyumsuzluğu bulunduğu iddia edildi. Ayrıca yurt dışı döviz transferleri ve İBB dosyası kapsamında aranma kaydı bulunduğu belirtildi. 17 kişilik listeden 11 şüpheli (Harika Akkaya, Hasan Özdemir, İbrahim Özdemir, Armağan Küçük, Mustafa Özdemir, Halit Akın, Ali Turan, Mediha Burumoğlu, Murat Koçak, Erkan Yağcı, Süleyman Özen) gözaltına alınırken, Mahiroğlu dahil 4 kişinin yurt dışında olduğu kaydedildi.

İngiltere'den tepki gösteren Mahiroğlu, kanalı geri alacaklarını ifade etti. Özgür Özel, DEM Parti, TİP ve TGS gibi siyasi ve mesleki örgütler ise operasyonu ve kayyum kararını kınayarak basın özgürlüğüne vurgu yaptı. Polis incelemelerinin ardından personel binaya kısmen alınmaya başlandı.

İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı

İzmir merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda yurt dışı kaynaklı internet siteleri üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları tespit edilen 32 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin yönettiği hesaplarda yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu belirlendi

14.10.2026 12:19:00 / Güncelleme: 14.10.2026 12:22:18
İHA
 
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, belirlenen bir şebekeye yönelik 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçu kapsamında çalışma başlattı.

Yürütülen teknik takipler, araştırmalar ve alınan ifadeler doğrultusunda şüphelilerin yurt dışı bağlantılı siteler üzerinden yasa dışı bahis oynanmasına aracılık ettikleri belirlendi.

Soruşturmada şebekenin mali boyutunu da inceleyen ekipler, zanlıların üçüncü kişilerden temin ettikleri banka hesaplarını bahis faaliyetlerinde kullandıklarını ve bu hesapları tuttuklarını tespit etti. Yapılan detaylı incelemelerde, söz konusu hesaplar üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiğinin yürütüldüğü ortaya çıkarıldı.



Çok sayıda adrese eş zamanlı baskın

Suç organizasyonu içerisinde birlikte hareket ederek yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılmak üzere banka hesabı ve GSM hattı temin eden, bu hesapların kullanılmasına aracılık eden şüphelilere yönelik İzmir merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı.

Baskınlarda 32 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda incelenmek üzere çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Ekipler, firari 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalarını sürdürürken, soruşturmanın çok yönlü yürütüldüğü bildirildi.

Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı

İstanbul Sultangazi'de etkili olan sağanak nedeniyle İBB sorumluluğundaki alt geçidi su bastı. Araçlar suda mahsur kalırken, suyu tahliye etmek için olay yerine giden itfaiye aracı suda mahsur kaldı

14.10.2026 12:08:00
İHA
 
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
İstanbul'da etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle su baskınları yaşanıyor. Sultangazi Selçuklu Bulvarı üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki ait alt geçidi su bastı.

O esnada alt geçit içerisinde bulunan bazı araçlar mahsur kaldı. Araç sürücüleri ve araçta bulunanlar kendi imkanları ile araçtan çıkarken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Su tahliyesi için olay yerine giden itfaiye aracı da suda mahsur kaldı.

Ekiplerin alt geçitteki su tahliye ve araçları kurtarma çalışmaları sürüyor.

Ateş Serbest-2026 tatbikatı tamamlandı

Milli Savunma Bakanlığı, TSK'nın ateş gücünün sergilendiği "Ateş Serbest-2026" tatbikatının tamamlandığını bildirdi

 

14.10.2026 10:49:00
Anadolu Ajansı
 
Ateş Serbest-2026 tatbikatı tamamlandı
Ateş Serbest-2026 tatbikatı tamamlandı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ateş gücünün sergilendiği "Ateş Serbest-2026" tatbikatının tamamlandığını bildirdi.

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Ankara'nın Polatlı ilçesindeki General Nahit Şenoğlu Atış ve Tatbikat Bölgesi'nde düzenlenen "Ateş Serbest-2026" tatbikatı tamamlandı.

"Çelik irade, sarsılmaz disiplin, tam isabet. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstün ateş gücünü, yüksek koordinasyon kabiliyetini ve harekat etkinliğini ortaya koyduğu Ateş Serbest-2026 faaliyeti başarıyla tamamlandı." ifadelerinin kullanıldığı paylaşımda, tatbikata ilişkin görüntüler de yer aldı. 

ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi

13.10.2026 20:48:00
Haber Merkezi
 
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi.

Cumhuriyet'in ilanından 16 gün önce alınan bu karar, yalnızca bir yönetim merkezinin değiştirilmesi değil, Millî Mücadele'nin merkezinde şekillenen yeni devletin yönünün belirlenmesiydi. Peki, Mustafa Kemal Atatürk neden İstanbul yerine Ankara'yı tercih etti? Bu tarihî karar nasıl alındı?

Ankara'nın başkent oluşunun bugün 103'üncü yıl dönümü. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'nun ortasında bir direniş merkezi olarak öne çıkan kent, 13 Ekim 1923'te resmen Türkiye'nin başkenti oldu. Karar, Cumhuriyet'in ilanına giden sürecin en önemli adımlarından biri olarak tarihe geçti.

MİLLÎ MÜCADELE'NİN MERKEZİ ANKARA OLDU

Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. İstanbul'un işgal altındaki konumu ve Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesinin yönetilmesi ihtiyacı, Ankara'yı öne çıkaran başlıca etkenler arasındaydı.

Anadolu'nun iç kesimlerinde bulunan Ankara, Batı Cephesi'ne ulaşım ve askerî gelişmelerin yönetimi bakımından stratejik bir konuma sahipti. Demir yolu bağlantısı da kentin önemini artırıyordu.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla kent, Millî Mücadele'nin siyasi ve idari merkezi hâline geldi. Kurtuluş Savaşı'nın sevk ve idaresine ilişkin önemli kararlar burada alındı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'la zafere uzanan süreçte Ankara, yeni devletin yönetim merkezi olarak fiilen öne çıktı.

ATATÜRK NEDEN İSTANBUL'U DEĞİL ANKARA'YI SEÇTİ?



Ankara'nın başkent seçilmesinde coğrafi konumu, askerî güvenliği ve Millî Mücadele'de üstlendiği rol belirleyici oldu.

İstanbul, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır yönetim merkeziydi. Ancak işgal yıllarında Boğazlar üzerindeki konumu ve dış müdahalelere açıklığı, yeni devletin yönetim merkezinin Anadolu'da kurulması düşüncesini güçlendirdi.

Ankara ise Anadolu'nun iç kesimlerinde yer alıyor, Batı Cephesi'ndeki gelişmelerin yönetilmesine imkân sağlıyor ve Millî Mücadele'nin siyasi merkezini temsil ediyordu. Böylece başkent tercihi, eski imparatorluğun merkezinden bağımsızlık mücadelesinin yürütüldüğü Anadolu'ya yönelişin simgesi oldu.

Atatürk, Nutuk'ta başkent seçimini anlatırken coğrafi durum ve askerî stratejinin önemini özellikle vurguladı. Başkentin belirlenmesiyle ülke içinde ve dışında süren belirsizliklerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Bütün düşünceler, yeni Türkiye Devleti'nin başkentinin Anadolu'da ve Ankara kenti olması gerektiğinde toplanıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak iç ve dış kararsızlıklara son vermek çok gerekli idi.'

ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI TARTIŞILDI

Ankara'nın başkent olması konusunda herkes aynı görüşte değildi. İstanbul'un tarihî ve ekonomik konumu nedeniyle başkent olarak kalmasını savunanlar vardı. Ankara'nın iklimi, ulaşım imkânları, mevcut tesisleri ve gelişme kapasitesi de tartışma konusu yapılıyordu.

İzmit'te 16-17 Ocak 1923'te gazetecilerle yaptığı görüşmede Atatürk, Ankara'nın başkent olması fikrini gündeme getirdi. Başkentlik tartışmaları 1923 boyunca basında ve siyasi çevrelerde devam etti.

Lozan Barış Antlaşması'nın ardından Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda kabul görmesi ve işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çekilme sürecinin tamamlanmasıyla yeni devletin başkentinin hukuken belirlenmesi gündeme geldi.

9 EKİM'DE TEKLİF EDİLDİ, 13 EKİM'DE KABUL EDİLDİ

Ankara'nın başkent ilan edilmesine ilişkin kanun teklifi, dönemin Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 milletvekili tarafından 9 Ekim 1923'te TBMM'ye sunuldu.

Teklif, 13 Ekim 1923'te Meclis'te kabul edildi. Kanunun tek maddesinde şu hüküm yer aldı:

"Türkiye Devleti'nin makarr-ı idaresi Ankara şehridir."

Bu ifadeyle Ankara, Türkiye devletinin resmî yönetim merkezi oldu. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesine daha 16 gün vardı.

KÜÇÜK BİR ANADOLU KENTİNDEN CUMHURİYET'İN BAŞKENTİNE

Ankara, başkent seçildiği dönemde bugünkü görünümünden oldukça uzaktı. Kentin imkânları sınırlı, yapılaşması yetersizdi. Buna rağmen Millî Mücadele'nin karargâhı olması ve yeni devletin siyasi merkezini temsil etmesi, Ankara'yı diğer şehirlerden ayırdı.

20 Nisan 1924'te kabul edilen Anayasa'da da başkentin Ankara olduğu hükme bağlandı. Cumhuriyet döneminde kent, yeni yönetim kurumlarının kurulması ve şehir planlamasıyla giderek büyüdü.

13 Ekim 1923'te alınan karar, Ankara'nın yalnızca başkent olmasını değil, Millî Mücadele'nin merkezinde doğan yeni devletin yönetim anlayışının da simgeleşmesini sağladı. Ankara, 103 yıldır Türkiye'nin başkenti olmayı sürdürüyor.

7.6 milyar TL'lik servet çökertildi

İçişleri Bakanlığı koordinesinde İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, kriptolu programlarla küresel uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası şebeke çökertildi. 2 bin polisin katıldığı baskınlarda 42 şüpheli yakalanırken; lüks araçlar, şirket payları ve yüzlerce taşınmazdan oluşan tam 7 milyar 657 milyon TL değerindeki devasa suç gelirine el konuldu

13.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
Türkiye, güne son yılların en büyük ve en kapsamlı nakit-finans odaklı narkotik operasyonlarından biriyle uyandı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, ülkeler arası uyuşturucu madde imalatı, sevkiyatı ve dağıtımını organize eden dev bir suç şebekesi deşifre edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, şafak vakti 13 ilde eş zamanlı düğmeye basıldı.


10 tonu aşan uyuşturucu trafiği


İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlüklerinin aylar süren titiz takibi, uluslararası bir suç ağını ortaya çıkardı. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Interpol-Europol Daire Başkanlığı'nın da dahil olduğu çalışmalarda, örgüt yöneticilerinin kimyasal maddelerin temininden uluslararası lojistik ve sevkiyat süreçlerine kadar her adımı bizzat yönettikleri belirlendi.

Zehir tacirlerinin deşifre olmamak amacıyla kendi aralarında özel kriptolu haberleşme programları kullandığı tespit edildi. Siber ve teknik ekiplerin şifreli veri trafiklerini çözmesiyle, şebekenin yurt içi ve yurt dışındaki farklı tarihlerde gerçekleştirdiği 35 ayrı uyuşturucu sevkiyatının haritası çıkarıldı. Eroin, esrar ve kokain ticaretini kapsayan bu devasa ağın, toplamda 10 ton 100 kilogram uyuşturucu madde ile doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlandı.


13 ilde 2 bin personelle şafak baskını


Toplanan delillerin ardından operasyon için harekete geçildi. İstanbul merkezli olmak üzere Antalya, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Hakkari, Hatay, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Sakarya, Samsun ve Van illerinde belirlenen onlarca adrese 2 bin emniyet personelinin katılımıyla eş zamanlı baskınlar düzenlendi.

Helikopterler ve narkotik dedektör köpeklerinin de destek verdiği operasyonlarda, örgüt kadrosunda yer alan 42 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

Soruşturma dosyasında adı geçen ve yurt dışında olduğu belirlenen diğer şebeke üyeleri hakkında ise kırmızı bülten çıkarılması için işlemler başlatıldı.


Zehrin saltanatına 7.6 milyar TL'lik kilit


Operasyonun en dikkat çekici boyutu ise suç gelirleriyle mücadele ayağında yaşandı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) mühendisleri ve uzmanlarının derinlemesine yaptığı incelemeler sonucunda, uyuşturucu ticaretinden elde edilen paraların nasıl aklandığı tek tek haritalandırıldı.

Suçtan elde edildiği kesinleşen ve güncel piyasa değeri tam 7 milyar 657 milyon TL olan devasa bir mal varlığı ağına mahkeme kararıyla el konuldu. El konulan varlıkların dökümü örgütün finansal gücünü gözler önüne serdi:

• 163 gerçek kişiye ait tüm banka hesapları ve kripto varlık cüzdanları

• 556 adet lüks taşınmaz (konut, arsa, villa)

• 155 adet motorlu taşıt (lüks otomobiller ve lojistik araçlar)

• 71 farklı şirketteki ortaklık payları


Bakanlıktan net mesaj: "Suçtan saltanat kurdurmayız"


Operasyonun ardından sosyal medya hesabından kararlılık mesajı yayınlayan İçişleri Bakanı, zehir tacirlerine gözdağı verdi. Kirli paranın arkasına saklananların dokunulmaz olmadığını vurgulayan Bakan, şu ifadeleri kullandı:

Bakan, uyuşturucu ticaretinden elde edilen kirli parayla kendilerini dokunulmaz zannedenlerin hesap vermekten kurtulamayacağını belirterek, suçun ve finansal kaynağın kökünü kurutacaklarını vurguladı. Bakanlığın açıklamasının tam metnine ilgili kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

Gözaltına alınan 42 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü ve mali incelemelerin derinleştirilerek devam ettiği bildirildi.

Tükenmişliği 4 adımla önleyin


 
Sabahları uyanmak istemiyor, kendinizi bitkin, yetersiz ve sürekli duvara çarpıyormuş gibi hissediyorsanız tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Peki bu durumda ne yapılabilir?
 

13.10.2026 08:44:00
Murat Çorbacı
 
Tükenmişliği 4 adımla önleyin
Tükenmişliği 4 adımla önleyin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, özellikle son yıllarda iş ile yaşam sınırlarının silikleşmesi, artan iş yükü, işyerinde kendini güvende hissetmemek ve sürekli ulaşılabilir olma baskısının tükenmişlik sendromuna zemin hazırlayabildiğini belirterek, "Şüphesiz kurumların da bazı düzenlemeleri mutlaka yapmaları gerekir. Ancak bireysel olarak günlük yaşantınızda yapabileceğiniz bazı değişiklikler de, tükenmişliğin fiziksel ve ruhsal açıdan daha ciddi boyutlara ulaşmasını önlemeye katkı sağlayabilir. Gerekli önlemler alınmadığında ise tükenmişlik; hafıza ve uyku sorunlarından mide-bağırsak şikayetlerine, kalp ve damar sağlığından bağışıklık sisteminin zayıflamasına dek çeşitli fiziksel ve ruhsal sorunlarla ilişkili olabilmektedir" dedi. Günümüzde tükenmişliğin sıklıkla depresyonla karıştırıldığını, bu durumun da gereksiz ve artan antidepresan kullanımına yol açabildiğini belirten Dr. Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, tükenmişlik sendromuna karşı kişisel olarak alınabilecek 4 etkili önlemi anlattı.

Size iyi gelen uğraşlar edinin

Bireylerin iş saatleri dışında tamamen farklı bir kimliğe bürünebilmeleri hayati önem taşır. Düzenli yürüyüş, bütçe gerektirmeyen el sanatları veya okuma grupları gibi hobiler zihni yeniler. Özellikle sivil toplum kuruluşlarında gönüllü sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunmak, tükenmişlikte sıklıkla kaybolan 'kişisel başarı ve işe yarama' hissini güçlü bir şekilde onararak kişiye doğal bir psikolojik kalkan sağlar.

Ekran maruziyetini sınırlayın

Modern çağın en sinsi tehlikelerinden biri olan 'dijital yorgunluk', yoğun ekran maruziyetiyle birlikte beynin sürekli alarm halinde kalmasına neden olabilir. Bu durum uyku hijyenini bozarak strese karşı bedeni koruyan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayabilir. Sağlıklı kalmak için ekran maruziyetini özellikle akşam saatlerinde sınırlamak ve biyolojik uyku ritmini tavizsiz bir şekilde korumak, bedenin stres yükünü azaltmak açısından kritik rol oynar.

Stresi yönetmeyi öğrenin

Tükenmişliğe karşı, farkındalık (mindfulness) temelli stres azaltma uygulamaları, beynin korku ve stres tepkilerini azaltarak duygusal tükenmeyi kısa vadede hafifletmeye ve kişinin 'anda kalmasına' yardımcı olabilir. Ancak kalıcı bir iyileşme sağlamak için psikoterapi yöntemlerinden yararlanılmalıdır.

İş stresini eve taşımayın

Tükenmişlik, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi iş yerinden aile yaşamına sıçrama ve eşlerin veya çocukların psikolojisini bozma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, stresini eve taşıyan kişilerin eşlerinde de benzer tükenmişlik ve performans düşüşleri görüldüğünü kanıtlamaktadır. Eve girmeden önce zihinsel bir bariyer oluşturmak, evde iş konuşmamak ve aile içi iletişimde 'işten psikolojik olarak kopabilmeyi' başarmak, hem bireyi hem de ailenin bütünlüğünü korur. 

Şoförlerin ifadeleri ortaya çıktı

Manisa'nın Akhisar ilçesinde 11 kişinin can verdiği, 27 kişinin ise yaralandığı tur otobüsü faciasına ilişkin gözaltına alınan 3 şoförün jandarmadaki ilk ifadeleri ortaya çıktı. Faciaya davetiye çıkaran dehşet anlarını anlatan otobüs sürücüsü, kavşağı kaçırdığı için otoyolda geri manevra yapmaya çalıştığını itiraf etti

12.10.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
Şoförlerin ifadeleri ortaya çıktı
Şoförlerin ifadeleri ortaya çıktı
Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Akhisar Gişeleri mevkisinde meydana gelen ve 11 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci kazanın ardından başlatılan adli soruşturma derinleşerek devam ediyor.

Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 3 cumhuriyet savcısının titizlikle yürüttüğü soruşturma kapsamında, hastanedeki tedavileri tamamlanan otobüs sürücüsü M.A., yedek şoför M.Y. ve tır (çekici) sürücüsü H.K. gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

Güvenlik kameralarına da yansıyan otoyoldaki tehlikeli geri manevra anlarının ardından, şüphelilerin jandarma komutanlığındaki ifadelerinde verdikleri detaylar kan dondurdu.

"Yolcular uyarınca emniyet şeridine girmeye çalıştım"

Bursa'dan Denizli'nin Pamukkale ilçesindeki kaplıcalara gitmek üzere yola çıkan ve direksiyonu Balıkesir'in Susurluk ilçesinde devralan ana şoför M.A., ifadesinde hatasını itiraf etti. Otoyolda sapağı kaçırdığını belirten sürücü, şu sözlerle kendini savundu:

"Seyir halindeyken yolcular dönmemiz gereken kavşağı kaçırdığımızı söyledi. Bunun üzerine panikledim ve yolu uzatmamak adına geri manevra yaparak emniyet şeridine girmeye çalıştım. Tam bu sırada arkadan gelen tır hızla çarptı. Her şey bir anda oldu."

Yedek şoför: "Kavşağın kaçtığını fark edip ayağa kalktım, ön koltuklara savruldum"

Aynı zamanda tur otobüsünün sahibi de olan yedek şoför M.Y., kaza anında direksiyon başında olmadığını, kazanın tamamen bir anlık dikkatsizlik ve hatalı karar sonucu yaşandığını belirtti:

"Kaza anında arka sıralardaki yolcu koltuklarından birinde oturuyordum. Sürücü arkadaşımın kavşağı kaçırdığını fark ettim ve ne olduğunu sormak için ayağa kalkıp ön tarafa doğru ilerlemeye başladım. Tam o esnada çok büyük bir çarpışma hissettim ve şiddetli darbeyle ön koltukların olduğu bölüme doğru savruldum."

Tır sürücüsü: "Sola manevra yapacak alanım kalmadı"

Otoyolda kendi şeridinde normal seyir hızıyla ilerlediğini iddia eden tır sürücüsü H.K. ise kazadan kaçmasının mümkün olmadığını savundu. Önünde aniden geri gelen devasa bir otobüsle karşılaştığını belirten H.K., ifadesinde şunları söyledi:

"Kendi şeridimde nizami bir şekilde ilerliyordum. Önümdeki tur otobüsünün geri geri geldiğini son anda fark edebildim. Çarpmamak için hemen sola manevra yapmaya çalıştım ancak otoyol trafiğinde ve o mesafe içinde sola kaçacak alanım, manevra yapacak vaktim kalmadı. Kurtaramayarak otobüse arkadan çarptım."

Faciadan kurtulan yolcu ihmali gözler önüne serdi

Kazada 75 yaşındaki eşi Mümine Eryılmaz'ı kaybeden ve kendisi de yaralı olarak Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde tedavi gören 76 yaşındaki Süleyman Eryılmaz, şoförün ifadesini doğrular nitelikte açıklamalarda bulundu. Gözyaşları içinde o dehşet anlarını anlatan Eryılmaz, "Akhisar'a geldiğimizde dönmemiz gereken yolu geçtiğimizi anladık. Şoför, yanındaki diğer görevliye 'yanlış yola gittin' diyerek sitem etti ve aracı sağa çekip geri geri gelmeye başladı. Yol uzamasın diye böyle bir risk aldılar. O sırada arkadan gelen tır büyük bir gürültüyle vurdu, sonrasını hatırlamıyorum" diyerek yaşanan büyük ihmali gözler önüne serdi.

Tur şirketinden "bireysel hata" açıklaması

Kazanın ardından kamuoyunda yükselen tepkiler üzerine My World Turizm şirketinden de yazılı bir savunma geldi. Firma yönetimi, söz konusu otobüsün ve sürücüsünün kaza öncesindeki son 5 gün boyunca istirahatte olduğunu ve herhangi bir taşımacılık faaliyetinde kullanılmadığını iddia ederek şunları kaydetti:

"Araç ve şoförümüz kaza öncesinde beş gün boyunca dinlendirilmiştir. Kazanın maalesef tamamen sürücünün o anki bireysel hatasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Konuyla ilgili tüm dijital kayıtlar ve belgeler devletimizin adli birimlerine teslim edilmiştir."

Gözaltındaki 3 şoförün Akhisar Adliyesi'ndeki yargılanma süreçleri devam ederken, hastanede tedavisi süren 13 yaralının durumunun yakından takip edildiği bildirildi.

Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynakları, terör örgütü PKK/KCK'nın Irak'ın kuzeyindeki Metina'nın Baze bölgesinde bulunan 4 barınma alanını 8 Ekim'de boşalttığını bildirdi

 

12.10.2026 16:10:00
Anadolu Ajansı
 
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bölgedeki istikrarın sağlanması ve Türk-Kürt kardeşliğinin güçlendirilmesi amacıyla başlatılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" vizyonu, kararlı ve tavizsiz bir şekilde sürdürülüyor.

Yürütülen bu çok boyutlu süreç, Türkiye'nin geleceği adına tarihi bir dönüm noktası teşkil ediyor.

PKK/KCK, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi'nin parçası olarak, Türkiye'nin güvenliği açısından çatışma riski bulunan barınma alanlarının boşaltılmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında Irak'ın kuzeyinde Metina'nın Baze bölgesinde bulunan Hebat, Yajk, Sabri ve Sason barınma alanlarını 8 Ekim'de boşalttı.

Yaşanan bu gelişme, sürecin kararlılıkla devam ettiğinin bir göstergesi oldu.

PKK/KCK'nın tüm alanlardaki faaliyetlerinin sonlandırılması akabinde sürecin ilerleyen aşamalarında yasadan yararlanarak Türkiye'ye geri dönecek örgüt mensupları ile toplumsal uzlaşı sağlanması bekleniyor.

Eğitim, ekonomi gibi pek çok alanda yürütülecek bütünleşik programlarla PKK/KCK mensuplarının toplumla entegrasyonunun sağlanması hedefleniyor.

Söz konusu gelişmelerle Türkiye'nin iç barışının kalıcı olarak tesis edilmesinin sürdürüleceği belirtiliyor.

Güvenlik kaynakları, sürecin başarıya ulaşmasıyla Türk-Kürt kardeşliği temelinde toplumun tüm kesimlerinin el ele vererek, birlikte barış ve huzur içinde Türkiye'nin her köşesinde yaşamasının amaçlandığını belirtti.

Kaynaklar, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi ve bölgedeki istikrarın güçlendirilmesi misyonu çerçevesinde atılan her adımın milletin hak ettiği huzur dolu yarınların müjdecisi olacağını vurguladı. 

İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç

İktidar blokunun açık destek verdiği adayın İstanbul 2 No’lu Barosu seçimlerini 6 oy farkla kaybetmesi hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı. Tüm dikkatler şimdi 68 binden fazla avukatın sandık başına gideceği, ittifakların ve güçlü grupların yarışacağı tarihi İstanbul Barosu seçimlerine çevrildi

12.10.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç
İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç
Türkiye genelindeki barolarda ekim ayı itibarıyla genel kurul ve seçim hareketliliği en üst seviyeye ulaştı. Kamuoyunun yakından takip ettiği hukuk dünyasındaki ilk kritik yarış, İstanbul 2 No'lu Barosu'nda yaşandı.

AK Parti ve MHP çevrelerinin desteklediği adayın seçimi kaybetmesiyle sonuçlanan bu gelişmenin ardından, gözler savunma mesleğinin amiral gemisi olarak nitelendirilen İstanbul Barosu seçimlerine dikildi.


2 No'lu Baro'da 6 oy farkla sürpriz sonuç


"Çoklu baro" düzenlemesinin ardından kurulan İstanbul 2 No'lu Barosu, 11 Ekim 2026 Pazar günü 4. Olağan Genel Kurulu kapsamında sandık başına gitti. Seçimde, iktidar kanadının açık desteğini arkasına alan Ali Kasım Tuna ile bağımsız İslami çevrelerin ve Milli Görüş kökenli avukatların adayı Rıza Saka yarıştı.

AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in adaylık toplantısına katıldığı, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un destek verdiği ve listesinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in avukatı Abdullah Adır'ın da yer aldığı Ali Kasım Tuna 1016 oyda kaldı. Geçmişte AK Parti bünyesinde de siyaset yapmış olan Rıza Saka ise 1022 oy alarak sadece 6 oy farkla baro başkanlığına seçildi.

Seçimin ardından Rıza Saka'yı destekleyen grubun galibiyeti salonda "tekbirlerle" kutlaması dikkat çekerken, kaybeden aday Ali Kasım Tuna, 31 oyun geçersiz sayıldığını belirterek İlçe Seçim Kurulu'na resmi itirazda bulunduklarını ve yasal sürecin devam ettiğini duyurdu.


Gözler İstanbul Barosu'nda


2 No'lu Baro'daki bu çekişmeli başlangıç, gözleri doğrudan asıl büyük yarışın yaşanacağı İstanbul Barosu seçimlerine çevirdi. 68 bin 220 kayıtlı avukatıyla dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını ve kurullarını belirlemek üzere 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde sandık başına gidecek.

10-11 Ekim tarihlerindeki ilk toplantıda yasal çoğunluk sağlanamadığı için genel kurul ve oy verme işlemleri kesin olarak bu tarihlerde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek.


Adaylar ve kurulan büyük ittifaklar


İstanbul Barosu'nda bu yılki seçimler, geçmiş yıllara kıyasla çok daha stratejik ortaklıklara ve ittifaklara sahne oluyor. Sandığa yansıyacak dengeleri değiştirebilecek güncel adaylık tablosu şu şekilde şekillendi:

• Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar): 2024 yılındaki seçimleri 7 bin 197 oyla kazanan mevcut başkan Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, grubunun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yarışıyor.

• Prof. Dr. Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Seçim sürecinin en büyük ittifaklarından biri Kocasakal ismi etrafında kuruldu. Eski baro başkanlarından Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Önce Avukat Grubu, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ve bazı Çağdaş Avukatlar Grubu bileşenlerinin ortak adayı oldu.

• Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Geçtiğimiz seçimlerde kıl payı kaybeden Hasan Kılıç, bu kez Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi'nin tek bir çatı altında birleşmesiyle çok daha güçlü bir konsolidasyonla yarışa giriyor.

• Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu / Önce İlke Muhalefeti): Cumhuriyetçi cephede aday çatlağı tartışmalarına yol açan bir diğer hamle olarak, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun oğlu Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu da adaylar arasında yer alıyor.

• Dr. Atakan Adem Selanik (Cumhuriyet Avukatları): Seçim pusulasında yer alacak bir diğer kanat olan Cumhuriyet Avukatları grubu, başkan adayı olarak Dr. Atakan Adem Selanik ile yola çıktıklarını ilan etti.

• Arife Gökkaya Dinç (Bağımsız Avukatlar): Muhafazakar ve bağımsız hukukçuları bünyesinde barındıran grup ise bu seçimlerde kadın aday Arife Gökkaya Dinç ile temsil edilecek.

2 No'lu Baro'daki kırılmanın ardından, ana baroda hükümet politikalarına muhalif grupların ve milliyetçi-ulusalcı ittifakların nasıl bir performans sergileyeceği, 25 Ekim akşamı sandıkların açılmasıyla netlik kazanacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.