logo
08 AĞUSTOS 2026

Prof. Dr. Haydar Baş ve Atatürkçülük

Atatürk, 600 yıllık bir imparatorluktan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuran iradedir.

19.05.2026 00:47:00
Haber Merkezi
 
Prof. Dr. Haydar Baş ve Atatürkçülük
Prof. Dr. Haydar Baş ve Atatürkçülük
Atatürk, 600 yıllık bir imparatorluktan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuran iradedir.

Padişah-saltanat kölesi bir toplumdan, hakimiyetin kendinde toplandığı bir millî iradeyi oluşturabilmiş devlet adamıdır.

Bunu Laz, Çerkez, Türk, Kürt vs. etnik kimlikleri Müslüman Türk şemsiyesinde toplayarak sağlamıştır.

Kurtuluştan sonra 15 yıl gibi kısa bir zaman dilimi içinde -ki ömrü vefa etmemiştir- devrimler ile "çağdaş uygarlık seviyesine" çıkarma hareketini gerçekleştirmiştir.







Esasen O, yepyeni bir anayasa, millet meclisi, kılık kıyafet devrimi, harf devrimi, saat ve takvimde değişim, tarih yazımı, dil çalışmaları vb. gibi devrimlerle ne İslam dininin dışına çıkmayı düşünmüş, ne de Batılıların aynısı bir taklit içine girmiştir.

O, milletin din-i İslam'dan koparılmasının imkansız olduğunu biliyordu ve zaten böyle bir amacı da yoktu.

Ancak medenî milletler seviyesine çıkarılma gayesi içindeydi.

Falih Rıfkı Atay, Çankaya eserinde Tanzimat'tan sonra iki çeşit adam yetiştiğini yazar:

"Biri Garp taklitçisi ve Garp mahkumu… Tepeden tırnağa 'alafranga' cilalı adam. Milletinden ve memleketinden uzaklaşmıştır. Frenk doğmadığına pişmandır. Ancak düvel-i muazzama kontrolü altındaki bir Türkiye'de hayat hakkı olduğuna inanmıştır.







İkinci tip, nasyonalisttir. Osmanlı nasyonalisti veya Türk nasyonalisti… O, kurtuluşun Garplışalmakta, milletin ve memleketin, Garp toplulukları içine katılmasında ve medenileşmesinde olduğuna inanmıştır. Şerefçe, gururca ve milletçe kendini milletinden ayırmaz…

Mustafa Kemal'in ilk benliğine kavuştuğundan beri şuur altını ve üstünü kıvrandıran mesele budur." 

Kısaca, kültürel sahadaki devrimler, Atatürkçülüğü ne dinsiz yapar, ne de Batı kopyası…







Bizce Atatürkçülük:

Tam bağımsızlıktır,

Demokrasidir,

Cumhuriyete sahip çıkmaktır,

Üniter devlet demektir,

Kayıtsız şartsız millî hakimiyettir,

Ulusal egemenlik demektir,

Manda ve himayeyi kabul etmemektir,

Ulusal bir savunma demektir,

Hiçbir sahada yabancı denetiminde olmamaktır,

Emperyalizmi reddetmektir,

Emperyalizme araç olmayı reddetmektir,

Yabancı denetimini reddetmektir,

Bir milletin dinî ve millî hassasiyetine saygılı devletlerle ilişki kurmasıdır,

Azınlık tanımını Lozan'a göre yapmaktır,

Sünni, Şii, Alevi, Bektaşi ayrımı yapmadan bir olmaktır,

Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. etnik ayrıma gitmeden "Türk milleti" diyebilmektir,

Devleti ve milleti ile; sivili ve askeri ile bir bilek bir yürek olabilmektir,

Osmanlıcı olmamaktır,

Milletin manevî değerlerine sahip çıkmaktır,

Mazlum milletlere yardım etmek, Batı'ya karşı işbirliği, güç birliği demektir,

Harama helal, helale haram dememek; Ehl-i Beyt mantığında dindar olmaktır,

Kısaca Atatürkçülük; "Ne mutlu Türküm diyene" diyebilmektir.







Gazi Mustafa Kemal;Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Kurtuluş Savaşı karşısında olan Batılı hiçbir devletle hayatı boyunca ittifak düşünmemiştir.

Vatandaşlarına;

Vatan sevgisini,

Bayrak sevgisini,

Devlet sevgisini, Millî bir eğitimi,

Ve millî bir ekonomi modelini tavsiye etmiştir.

Siz, dinsizlik temeline dayalı bir Atatürk portresi çizmeye çalışacağınıza, bu ilkelerle şekil bulmuş Atatürk'ü hayata geçirmeye bakın." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.