logo
16 NİSAN 2026

Prostat kanseri, erkeklerde sıkça görülen bir kanser türü

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Prostat bezinde başlayan bu kanser türü, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir

18.11.2024 13:12:00 / Güncelleme: 18.11.2024 13:15:45
Ahmet Haydar Tarhanlı
Prostat kanseri, erkeklerde sıkça görülen bir kanser türü
Prostat kanseri, erkeklerde sıkça görülen bir kanser türü
Prostat, erkeklerde üreme sisteminin bir parçası olan, mesanenin altında bulunan küçük bir bezdir. Prostat bezi, meni üretiminde rol oynayan bir sıvı üretir.

Prostat kanseri belirtileri



Prostat kanseri erken evrelerde genellikle belirti göstermez. Ancak, kanser büyüdükçe aşağıdaki belirtiler görülebilir:

Sık idrara çıkma
İdrar yaparken yanma veya batma hissi
İdrar akışında zayıflık
İdrar kesilmesi
Kanlı idrar
İdrar yaparken zorluk çekme
Menide kan
Kemik ağrısı

Prostat kanseri risk faktörleri



Prostat kanseri geliştirme riskini artıran bazı faktörler vardır:

Yaş: Prostat kanseri riski yaşla birlikte artar.
Aile öyküsü: Prostat kanseri öyküsü olan bir aile üyesine sahip olmak riski artırır.
Irk: Afrikalı-Amerikan erkekler, diğer ırklardan daha yüksek risk altındadır.
Beslenme: Yüksek yağlı bir diyet, prostat kanseri riskini artırabilir.
Obezite: Obezite, prostat kanseri riskini artırabilir.

Prostat kanseri teşhisi



Prostat kanseri teşhisi için kullanılan yöntemler şunlardır:

Dijital Rektal Muayene (DRE): Doktor, prostat bezini elle muayene eder.
Prostat Spesifik Antijen (PSA) Testi: Bu kan testi, prostat bezinde üretilen bir protein olan PSA seviyesini ölçer. Yüksek PSA seviyesi, prostat kanseri riskinin arttığını gösterebilir.
Biyopsi: Prostat bezinden alınan bir doku örneği mikroskop altında incelenir.

Prostat kanseri tedavisi



Prostat kanseri tedavisi, kanserin evresine, hastanın yaşına ve genel sağlığına bağlı olarak değişir. Tedavi seçenekleri şunlardır:

Gözlem: Erken evre prostat kanseri için, kanser yavaş büyüyorsa, tedaviye hemen başlamak yerine kanser izlenebilir.
Cerrahi: Prostat bezi cerrahi olarak çıkarılabilir.
Radyoterapi: Radyasyon kullanarak kanser hücreleri öldürülür.
Hormon tedavisi: Kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak için hormonlar kullanılır.
Kimoterapi: Kanser hücrelerini öldürmek için ilaçlar kullanılır.

Prostat kanseri önlenmesi



Prostat kanseri önlenmesi için şu önlemler alınabilir:

Sağlıklı bir diyet: Yüksek yağlı gıdalar yerine meyve, sebze ve tam tahıllar tüketin.
Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta yoğunluklu egzersiz yapın.
Sigara içmeyin: Sigara içmek, prostat kanseri riskini artırabilir.
Düzenli tıbbi muayeneler: Prostat kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.

Prostat kanseri, erkeklerde sık görülen bir kanser türüdür. Ancak, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir. Prostat kanseri riskini azaltmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyin ve düzenli tıbbi muayeneler yaptırın.

MSB: 'Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır'

Milli Savunma Bakanlığı, Rusya-Ukrayna savaşı ile ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından elde edilen tecrübeler doğrultusunda teşkilat yapısının güncellendiğini belirtilerek, "Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır" denildi

16.04.2026 12:25:00 / Güncelleme: 16.04.2026 12:32:06
İHA
MSB: 'Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır'
MSB: 'Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır'
Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörlük Yerleşkesi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tuğamiral Aktürk, Kahramanmaraş'ta yaşanan saldırıya ilişkin başsağlığı dileklerini ileterek, "Dün Kahramanmaraş'ta gerçekleşen ve ülkemizi derin bir acıya boğan menfur saldırıda hayatını kaybeden evlatlarımız ile fedakâr öğretmenimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz" ifadelerini kullandı.

Millî Savunma Üniversitesi'nin Türk Silahlı Kuvvetleri için nitelikli personel yetiştirdiğini vurgulayan Tuğamiral Aktürk, "Millî Savunma Üniversitemiz; yerli ve millî savunma sanayiimizin ileri teknoloji sistemlerini etkin şekilde kullanacak kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin lider personelini yetiştirerek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katmakta, bu onurlu yürüyüşe katılmak isteyen tüm gençlerimizi bünyesine davet etmektedir" dedi.



84 bin aday tercih yaptı

Öğrenci temin faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Tuğamiral Aktürk, "2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri kapsamında üç haftalık süreçte yaklaşık 84 bin aday tercihlerini tamamlamıştır. Millî Savunma Üniversitemize gösterilen yoğun ilgi, milletimizin Türk Silahlı Kuvvetlerimize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir" diye konuştu.

Aktürk, tercih işlemlerinin 24 Nisan'da sona ereceğini hatırlatarak, sözleşmeli bilişim personeli başvurularının ise 17 Nisan'da başlayıp 4 Mayıs'ta tamamlanacağını belirtirken Nisan, Haziran ve Temmuz 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçlarının 17 Nisan'dan itibaren e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenileceğini kaydetti.

Tatbikatlar devam ediyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim ve tatbikat faaliyetlerine aralıksız devam ettiğini belirten Aktürk, EFES-2026 Tatbikatı'nın komuta yeri safhasının tamamlandığını, fiilî safhanın ise 20 Nisan-21 Mayıs tarihlerinde İzmir'de gerçekleşeceğini söyledi.

Somali'de görev sürüyor

TSK'nin Somali'de deniz görevlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş ile Çağrı Bey Sondaj Gemisi ve beraberindeki destek gemileri 9-10 Nisan'da Mogadişu/Somali'ye ulaşmıştır. TCG Gaziantep fırkateynimiz ve TCG Yzb. Güngör Durmuş akaryakıt gemimiz Somali açıklarında Çağrı Bey Sondaj Gemisi'ne refakat ve koruma görevine devam etmektedir" ifadelerini kullandı.



Terörle mücadele sürüyor

Terörle mücadeleye ilişkin son verileri paylaşan Aktürk, "Geçtiğimiz hafta içerisinde 8 PKK'lı terörist teslim olmuş, 1 Ocak'tan bugüne kadar teslim olan terörist sayısı 75'e ulaşmıştır" dedi.

Suriye harekât alanlarında tünel imha faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Aktürk, "Menbic'de imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 772 kilometreye ulaşmıştır" bilgisini paylaştı.

Hudutlarda 270 kişi yakalandı

Hudut güvenliği faaliyetlerinin 7 gün 24 saat esası ile tesis edildiğine dikkati çeken Aktürk, "Son bir haftada 17'si terör örgütü mensubu olmak üzere 270 şahıs yakalanmış, yıl başından itibaren yakalananların sayısı 2 bin 92 olmuş, Engellenen 2 bin 625 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 22 bin 617'ye ulaşmıştır" dedi.

İsrail'e tepki

Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, devam eden geçici ateşkesin daha karmaşık hale gelmeden kalıcı ateşkese dönüşmesi ve ardından kalıcı barışa ulaşılması için Türkiye'nin elinden geleni yapacağını vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:

"Bölgesel etkilerinin yanı sıra küresel etkileri de her geçen gün daha fazla hissedilen bu savaşın bir an önce sonlandırılmasını ve devam eden müzakere sürecinde tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz. Öte yandan, İsrail'in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olan saldırıları da devam etmektedir. Lübnan'daki saldırılar, sadece Lübnan'ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, devam eden müzakere sürecini de sekteye uğratan saldırılardır. İsrail ile Lübnan arasında Washington'da müzakerelerin başlatılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte İsrail'in, müzakere ruhuyla bağdaşmayan saldırılarının olumlu sonuç alınmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyoruz."

Yeni sistemler envantere girdi

Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyon çalışmalarına da değinen Aktürk, "Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Fırtına-2 obüsü ile Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Yine, ASELSAN tarafından muhtelif miktarda ACAR 300-G Kara ve İHA Gözetleme Radarı Kara Kuvvetlerimize teslim edilmiştir. 2023-2027 dönemini kapsayan toplam 1,5 milyar dolarlık yatırım programını hayata geçiren Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz, kapsamlı yatırım programı ile 155 mm obüs mühimmatı, 76 mm Denizhan Millî Deniz Topu, topçu ve 2.75 inç roketi 60, 81 ve 120 mm havan mühimmatları, tank ve obüs silah sistemleri, keskin nişancı fişekleri ve hafif kalibre silah üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak, 2026 yılında üretime başlaması planlanan Kırıkkale'deki Hüseyin Kahya Enerjik Malzemeler Fabrikası'nda nitroselüloz, barut ve roket yakıtları başta olmak üzere birçok stratejik patlayıcının üretimi gerçekleştirilecek, ayrıca Derişik Nitrik Asit ve Katı TNT gibi enerjik malzemelerin üretimi ilk kez hayata geçirilecek, böylece Türkiye'nin patlayıcı ham madde konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirilmiş olacaktır" ifadelerini kullandı.

"Katar'dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirildi"

Toplantının ardından MSB, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in Katar'a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin bilgilendirme de yapıldı. Bakan Güler'in Katarlı mevkidaşı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani'nin daveti üzerine ziyaret gerçekleştirdiğini belirten MSB, "Ziyaret kapsamında Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Bakanımız, Katar'da görevli Mehmetçiklerimizle de bir araya gelmiştir. Bakanımız ayrıca Katar Emiri, Katar Başbakanı ve Katar Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde, İsrail-ABD ile İran arasında yaşanan savaşın bölgeye etkileri değerlendirilmiş; iki ülke arasında başta savunma sanayii olmak üzere iş birliği imkânları ele alınmıştır. Ayrıca, Katar'dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirilmiştir" denildi.

"Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır"

Türk Silahlı Kuvvetlerinin teşkilat yapısına ilişkin planlamalara değinilen açıklamada MSB, komando tugay sayısının artırılmasına yönelik çalışmaların başlatıldığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

"Bakanlığımız, harbin doğasında ve teknolojide meydana gelen değişimleri yakından takip etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında elde edilen tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda teşkilat yapısını sürekli olarak güncellemektedir. Bu çerçevede, komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır."

Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu

Kahramanmaraş'ta ortaokul öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda kendisini öğrencilere siper ederek hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara, memleketi Manisa'nın Turgutlu ilçesini hüzne boğdu

16.04.2026 12:17:00 / Güncelleme: 16.04.2026 12:21:58
İhlas Haber Ajansı
Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu
Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu
Kahramanmaraş Merkez Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda ortaokul öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda kendisini öğrencilerine siper ederek hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara'nın Manisalı olduğu öğrenildi. Öğretmen Ayla Kara'nın 1984 yılında Urganlı Ortaokulu'ndan mezun olduğu, ardından eğitimine Turgutlu Lisesi'nde devam ettiği ve 1987 yılında buradan mezun olduğu, daha sonra devam eden eğitim hayatının ardından Kahramanmaraş'ta öğretmenliğe başladığı belirtildi.

Ayla Kara'nın ortaokuldan sınıf arkadaşı olan Urganlı Mahalle Muhtarı Şaban Duman açıklamalarda bulundu. Olayı öğrendikten sonra tüm mahalle olarak yasa boğulduklarını belirten muhtar Duman, "Arkadaşımız Ayla Kara ile Manisa'nın Turgutlu ilçesi Urganlı Mahallesi'nde beraber okuduk. Ortaokulu birlikte bitirdikten sonra kendisi Turgutlu Lisesi'ni bitirdikten sonra Kahramanmaraş'ta öğretmenliğe başlamıştı. Kendisini öğrencilerine siper ederek hayatını kaybettiğini öğrendiğimizde tüm Turgutlu olarak hüzne boğulduk. Kendisine ve ailesine baş sağlığı diliyoruz. Buraya defalarca da ziyarete gelmiştir" dedi.



Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'a yeniden yargılandığı davada ''Nitelikli kasten öldürme suçuna yardım'' suçundan 17 yıl hapis cezası verildi

16.04.2026 12:10:00
İhlas Haber Ajansı
Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresinde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına geçtiğimiz hafta Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanmıştı. Yapılan savunmaların ardından mahkeme duruşmayı bugüne ertelemişti. Bugün tekrar görülen duruşmaya Nevzat Bahtiyar ile avukatları ve Güran ailesi katıldı.

''İftira atıyorlar''

Duruşmada söz alan sanık Nevzat Bahtiyar, ''Onların anlattıkları hepsi yalan. İftira atıyorlar. O kelimeyi Salim Güran söyledi. Parça parça et, yok et. Salim Güran söyledi götür parça parça et, suya at dedi. Kaybolsun diye. Salim bunları söyledi. Salim arkadaşımdı, samimiydik. O saatte su için aramıştım. O da bana güvenerek söyledi. Salim Güran beni yukarı çağırdı. Salim Güran yalan konuşuyor. Salim Güran tepenin üstünde beni çağırdı. Birlikte gittik. Önümde gitti, arkasında gittim. Nereye gideceğimizi bilmiyordum. Cinayetle hiçbir alakam yok. Benden önce yapılan bir cinayet. Kafana sıkarım dedi. Mecbur kaldım, bu bir tehditti. Kendi rızamla götürmedim. Bende götürüp oraya bıraktım. Baldızımın evine gidip peynir aldım. Baldızımın evine gittim. Ya çay ya da kahve verdiler. Peynirimi alıp eve bıraktım'' dedi.

''Niye keşif yapılmıyor, niye PSA araştırılmıyor''

Narin Güran'ın babası Arif Güran ise ''Başkan, bugün burada Narin'in hakkını mı yoksa bir katilin hakkı mı savunulacak' Yargılamanın genişletilmesi için verilen 10 talepten birini bile neden kabul etmediniz' Bu devletin bir keşif yapmaya parası mı yoktur' Yoksa zamanınız mı yoktur başkan' Benim gözümün içine baka baka ben kızı parçalayabilirdim diyor. Niye keşif yapılmıyor' Niye PSA araştırılmıyor' Burada 8 yaşında bir sabinin hakkı konuşuluyor. Bu vebalde hepiniz sorumlusunuz. Hem heyet hem bu salondakiler bu vebalin ortağısınız. Sizler bir katili savunuyorsunuz. Keşke ben ölseydim bu mahkeme salonunda konuşmasaydım. Kızımın hakkı için konuşuyorum. Beni cezaevine de atabilirsiniz öldürebilirsiniz de hiç umurumda değil. Adam 7 kere ifade değiştiriyor, yine de bir keşif kararı çıkmıyor. En ufak bir olayda keşif yapılması kararı çıkıyor. Türkiye gündemine oturmuş bu olayda neden keşif çıkmıyor. Çok mu zordur bir keşif yapmak' Bu benim kızıma ne yapmış, ben isteseydim paramparça ederdim diyor. Sonra da diyor ki Salim söylemiş. Bu aileden 15-20 çocuk okulu bıraktı. Bunun vebali sizlerdedir. Bu insanlar kendi köylerinden çıkamıyorlar. Bu ailenin, bu gençlerin, bu çocukların vebali bu mahkemenin boynundadır. Dosya şüpheli bir şekilde kapanıyor başkan. Bizim namusumuz, şerefimiz, evladımız, her şeyimiz devlete emanettir. Devlet bizim hakkımızı korumak zorundadır, kızımın hakkını yerde bırakmamak zorundadır. Eğer bir keşif çıkarırsanız bu adamın yalan attığı ortaya çıkacaktır'' diye konuştu.

Savunmaların ardından kararın açıklanması için duruşmaya ara verildi. Aranın ardından mahkeme, Nevzat Bahtiyar'ı, ''Nitelikli kasten öldürme suçuna yardım'' suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Güran ailesi, karara tepki göstererek sinir krizleri geçirdi.

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına devam ediliyor

Diyarbakır'da Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılandığı duruşmanın ikinci celsesi başladı

16.04.2026 10:51:00 / Güncelleme: 16.04.2026 10:54:01
İhlas Haber Ajansı
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına devam ediliyor
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına devam ediliyor
Merkez Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresinde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.



Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu.

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına geçtiğimiz hafta Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanmıştı. Yapılan savunmaların ardından mahkeme duruşmayı bugüne ertelemişti. Bugün tekrar görülen duruşmaya Nevzat Bahtiyar ile avukatları ve Güran ailesi katıldı.

940 sosyal medya hesabına erişim engeli

Emniyet Genel Müdürlüğü okul saldırıları sonrası 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini, 93 Telegram grubunun kapatıldığını bildirdi. 83 şüpheli hakkında da gözaltı kararı verildi 

16.04.2026 10:03:00 / Güncelleme: 16.04.2026 10:11:07
Haber Merkezi
940 sosyal medya hesabına erişim engeli
940 sosyal medya hesabına erişim engeli
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen okul saldırılarının ardından sosyal medya ve dijital platformlarda yapılan provokatif paylaşımlara, şiddeti öven içeriklere, korku ve panik yaratmaya yönelik faaliyetlere ilişkin yürütülen soruşturmada önemli adımlar attığını açıkladı.

Yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

- 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi.

- 93 adet Telegram grubu kapatıldı.

- Saldırılarla ilgili provokatif ve suç unsuru içeren paylaşımlar yaptığı belirlenen 83 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

Yayın yasağını ihlal eden paylaşımlar inceleniyor

Soruşturma, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülüyor. 81 ildeki 171 ağır ceza cumhuriyet başsavcılığı arasında koordinasyon sağlanarak, başta Telegram olmak üzere sosyal medya platformlarında "sanal devriye" faaliyetleri etkin şekilde devam ediyor.

Yetkililer, şiddeti öven, suçu ve suçluyu meşrulaştıran, halkı yanıltıcı bilgi yayan veya korku-panik yaratmayı amaçlayan içeriklerin kısa sürede tespit edildiğini ve gerekli adli işlemlerin ivedilikle başlatıldığını vurguladı. Daha önceki aşamalarda bazı kaynaklarda 591 hesap ve 66 URL için erişim engeli talebi gibi kısmi rakamlar yer alırken, EGM'nin son açıklaması toplam rakamları güncelledi.

Soruşturma kapsamında işlemleri tamamlanan bazı şüphelilerin gözaltına alındığı, çalışmaların çok yönlü olarak sürdürüldüğü belirtildi. Ayrıca yayın yasağını ihlal eden paylaşımlar ve yeni tehdit içeren mesajlar da ayrı ayrı inceleniyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü, milletimizin huzur ve güvenliğinin sağlanması için dijital ortamlardaki suç unsurlarına karşı titizlikle çalışıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini kamuoyuna duyurdu.

İstanbul'da, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki saldırılarla ilgili provokatif paylaşımlara soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen olaylara ilişkin kamuoyunda korku ve panik yaratmaya yönelik yapılan paylaşımlarla ilgili resen soruşturma başlatıldığını bildirdi

16.04.2026 01:28:00 / Güncelleme: 16.04.2026 06:48:31
AA / Haber Merkezi
İstanbul'da, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki saldırılarla ilgili provokatif paylaşımlara soruşturma
İstanbul'da, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki saldırılarla ilgili provokatif paylaşımlara soruşturma

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, bazı basın-yayın organları ile sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yayımlanan haber ve paylaşımlardaki, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa illerinde meydana gelen saldırılara ilişkin kamuoyunda endişe, korku ve panik yaratmaya yönelik içeriklerin yakından takip edildiği belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Söz konusu içerik ve paylaşımlarda elim hadiselerin faillerini övücü ifadeler kullanıldığı, farklı eğitim kurumlarında suç işlemeye tahrik edici yönlendirmelerde bulunulduğu ve kamu düzenini açık ve yakın şekilde tehlikeye düşürebilecek mahiyette paylaşımlar yapıldığı, ayrıca yetkili kurum ve kuruluşlarca yapılan resmi açıklamalar dışında, halk arasında korku ve panik yaratmak saikiyle gerçeğe aykırı ve dezenformasyon içerikli bilgilerin bilinçli şekilde dolaşıma sokulduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, söz konusu içerikleri oluşturan, yayan veya aracılık eden kişi ve hesapların tespiti amacıyla ilgili kolluk birimleriyle koordinasyon içerisinde yürütülen inceleme ve 'sanal devriye' faaliyetleri aralıksız devam etmekte olup, suç teşkil eden paylaşımlar hakkında gözaltı ve arama işlemleri dahil gerekli tüm adli işlemler derhal ve kararlılıkla uygulanacaktır."

Belirtilen eylemler bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 213, 214, 215 ve 217/A ("halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit", "suç işlemeye tahrik", "suçu ve suçluyu övme" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma") maddeleri kapsamında ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca resen soruşturma başlatıldığına işaret edilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin titizlikle ve çok yönlü şekilde sürdürüldüğü vurgulandı.

Şanlıurfa'da okula düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin 16 şüpheli gözaltına alındı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ndeki silahlı saldırıya ilişkin 16 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi.

EGM'nin NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"14 Nisan günü Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde meydana gelen silahlı saldırı olayına ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında 16 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilere yönelik işlemler sürdürülmektedir." 

Provokatif paylaşımlarda bulunan 66 URL adresi için erişimin engellenmesi talebinde bulunuldu

Kahramanmaraş'taki silahlı saldırının ardından, Telegram üzerinden provokatif paylaşımlarda bulunan 66 URL adresi hakkında içerik çıkarılması ve erişimin engellenmesi talebinde bulunuldu.

Alınan bilgiye göre, Kahramanmaraş'ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırı anına ilişkin görüntüleri Telegram üzerinden yaydığı tespit edilen hesaplar hakkında adli süreç başlatıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yapılan incelemelerde, özellikle Telegram üzerinden saldırıya ait görüntülerin paylaşıldığı ve provokatif içeriklerin dolaşıma sokulduğu belirlendi.

Bu kapsamda, kamu düzenini korumak ve söz konusu içeriklerin yayılmasını engellemek amacıyla 66 URL adresi hakkında içerik çıkarılması ve erişimin engellenmesi talebinde bulunuldu.

Ayrıca yaklaşık 100 bin üyesi bulunan ve saldırıya ilişkin görüntülerin paylaşıldığı tespit edilen "C31K" adlı Telegram grubu kapatıldı.

Provokatif paylaşımlar yaptığı tespit edilen kullanıcılar hakkında da adli işlem başlatıldığı, soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğü öğrenildi. 

DMM, Kahramanmaraş'taki silahlı saldırı sonucu kayıp çocukların olduğu iddialarını yalanladı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Kahramanmaraş'ta bir okulda gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu kayıp çocukların olduğu iddialarını yalanladı.

DMM'nin NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Kahramanmaraş'ta meydana gelen üzücü hadiseyi istismar ederek, sosyal medya üzerinden yayılmaya çalışılan 'saldırı sonucu kayıp çocuklar var' iddiaları asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu paylaşımlar, toplumun hassasiyetlerini hedef alarak kaos, korku ve panik iklimi oluşturmayı, kamu kurumlarımızın itibarını zedelemeyi ve devletimize olan güveni sarsmayı amaçlayan planlı birer algı operasyonudur. Vatandaşlarımızın, birliğimizi hedef alan bu tür provokatif psikolojik harp içeriklerine itibar etmemeleri, yalnızca resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları önemle rica olunur." 

İçişleri Bakanlığından Kahramanmaraş'taki silahlı saldırıya ilişkin açıklama

İçişleri Bakanlığı, saat 09.00'da düzenlenecek değerlendirme toplantısında, okulların ve çevresinin güvenliğine yönelik tedbirlerin bütün boyutlarıyla ele alınacağını, gerekli adımların süratle hayata geçirileceğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Kahramanmaraş'ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırının herkesin yüreğini dağladığı ifade edildi.

Olayın ilk anından itibaren devletin tüm kurumlarıyla sahada olduğu belirtilen açıklamada, sürecin, güvenlik, adli, idari ve eğitim boyutlarıyla çok yönlü ve titizlikle yürütüldüğü vurgulandı.

İçişleri Bakanlığı olarak mülkiye ve polis başmüfettişlerinin görevlendirildiği anımsatılan açıklamada, adli sürecin Adalet Bakanlığı koordinasyonunda hassasiyetle sürdürüldüğü, Milli Eğitim Bakanlığınca 4 başmüfettişle idari inceleme sürecinin başlatıldığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca saldırıdan etkilenenlerin ve ailelerinin rehabilitasyon süreçlerinin titizlikle yürütüleceği kaydedildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Sabah saat 09.00'da valilerimiz, il emniyet müdürlerimiz, il jandarma komutanlarımız ve il milli eğitim müdürlerimizle bir araya gelerek geniş kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştireceğiz. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin'in katılımıyla gerçekleştireceğimiz bu toplantıda, okullarımızın ve çevresinin güvenliğine yönelik tedbirleri bütün boyutlarıyla ele alacak, gerekli adımları süratle hayata geçireceğiz. Evlatlarımızın huzur ve güven içinde eğitim alması en temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda ilgili tüm bakanlıklarımız ve kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışmaktayız.

Bu acı hadise üzerinden provokasyon üretmeye, milletimizin acısını istismar etmeye, suçu ve suçluyu övmeye, dezenformasyon yaymaya çalışanlar hakkında da gerekli işlemler kararlılıkla yürütülmektedir. Siber Suçlar, İstihbarat, Güvenlik ve Asayiş Daire Başkanlıklarımız tüm birimleriyle azami gayret göstermektedir. Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri artırılmıştır. Sosyal medyada siber devriye çalışmalarımız kesintisiz bir şekilde büyük bir titizlikle yürütülmektedir. Devletimiz güçlüdür. Kurumlarımız eş güdüm içindedir."

Açıklamada, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine, eğitim camiası ve Türk milletine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar temenni edildi. 


 

BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı, vefatının 6. yılında anmaya devam ediyor. Türkiye genelinde ve yurt dışında yapılan anma programlarının İstanbul ayağı ise Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlendi. Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı. BTP lideri Baş, yaptığı konuşmada, "Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor. Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı" dedi

15.04.2026 13:13:00 / Güncelleme: 15.04.2026 13:17:16
Haber Merkezi
BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'
BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı, vefatının 6. yılında anmaya devam ediyor.

Türkiye genelinde ve yurt dışında yapılan anma programlarının İstanbul ayağı ise Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlendi.

Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı.

Saygı duruşu, istiklal marşı ve Kuran-ı Kerim ile başlayan anma programı şiirlerle devam etti. Prof. Dr. Haydar Baş'ın anlatıldığı sinevizyonun ardından kürsüye Hüseyin Baş geldi.



"Prof. Dr. Haydar Baş bütün bir hayatını vatan mücadelesi, millet mücadelesi, devlet mücadelesi ve iman mücadelesi olarak sürdürmüş bir insan" diyen Hüseyin Baş İran savaşı üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün dünya bir kırılımın, bir değişimin eşiğinde. Nedir o değişim diye baktığınızda o değişimin temelini oluşturan hatta o değişimi hayata geçiren fikri ortaya koyan Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli. Bu değişim yaşanırken durum ABD için öyle bir dayanılmaz noktaya geldi ki fiilen savaşın içinde olmak zorunda oldu. Haydar Hoca hep 'ABD'yi yıktım' derdi, aslında O'nun yıktığı şey sadece ABD değildi. Haydar Hoca'nın yıktığı şey aynen 1915'te Çanakkale'de Atatürk'ün yıktığı şey olan  emperyalizmin ta kendisiydi.



"Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı"

Emperyalizm 80 yıldır dünyada bir yöntem buldu değerli arkadaşlar. Bu yöntem elindeki kağıdı yeşile boyayıp, bütün dünyaya ihraç edip bütün dünyanın emeğini ve üretimini bedavaya satın alma yöntemiydi. Bunu yaparken de kimsenin çıtı çıkmasın diye yanına bir ordu yerleştirdi. Babam, "ABD'nin parasıyla ordusu birbirini ayakta tutan iki ayak. Bunların birisi yıkılırsa diğeri kalmayacak"derdi. İşte Haydar Hoca bir model ortaya koydu ve bu modelde, 'Devletler Amerikan dolarıyla değil kendi para birimleriyle ticaret yapmalı'  dedi. Şimdi İran'ın Hürmüz Boğazı'nda verdiği mücadelenin, Amerika'nın bu kadar vahşi bir şekilde İsrail'le birlikte İran'a saldırmasının sebebinin ne olduğunu anladınız mı? İşin hakikatinde oradan geçen petrolün ticaretinin Amerikan dolarıyla değil ülkelerin kendi para birimleriyle yapılması var. İşte Haydar Hoca'nın yıktığı düzen emperyalizmin bedavadan para kazanma düzeniydi.



"Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için 'Ortak payda Ehl-i Beyt' dedi"

Haydar Baş sadece bunu mu yaptı? Hayır! Az önce de izlediniz. O konuşma 2016 yılında Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli'nin kalbinde yapılan konuşmadır. Orada, 'İslam dünyasını birbirine düşürerek kavga ettirmek gibi korkunç bir niyeti gördük ve arkadaşlarımızla yola düştük' diyor.

Haydar Hoca bunu gördüğü gün ortaya bir şey koydu ve 'Tevhidin yani birliğin merkezi Ehl-i Beyttir' dedi. İran savaşı ilk başladığında Türkiye'de bazı fitneci ve dış mihraklara hizmet eden odaklar hemen harekete geçtiler. Bunlar öyle aşağılık ifadeler kullandılar. İran'daki Müslümanlar için, 'Onlar Şii, onlar öldürülebilir' noktasına varıncaya kadar ileri gittiler. İşte Haydar Hoca insanlığın sömürülmesine karşı Milli Ekonomi Modelini ortaya koyduğu gibi Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için de Ehl-i Beyt'i ortaya koydu. O, Sünni dünyadan çıkmış biri olarak 12 imamın hayatını tek tek inceleyip kaleme almış tek ilim insanı. Başka bir örneği yok.



"Hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister"

Prof. Dr. Haydar Baş, 'Türkiye zifiri bir karanlığa girmiştir. Bu zifiri karanlıktan Türkiye'yi çıkaracak tek parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir, başkası da yoktur'  derdi. O yüzden üzerimizde çok büyük sorumluluk var, çok büyük bir mecburiyetle bildiklerimizi, davamızı, inandıklarımızı yaşamak, anlamak ve anlatmak zorundayız arkadaşlar. Yıl 2015'te Türkiye'de AKP'nin bir telden, MHP'nin bir telden, HDP'nin bir telden çaldığı bir ortamda çıkıp 'AKP, MHP ve DEM Partisi (o günkü adıyla HDP) bir araya gelecek, Türkiye'yi bölünme senaryolarını hayata geçirecek' demek hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister.



"Sanat camiasının ilgisizliğine sitem"

Ben sanatı ve sanatçıyı çok sever ve saygı duyarım. Yakın çevrem, eşim, ailem de bilir sanata olan ilgimi, asla küçümsemek istemem ama bir şiir yazdı diye devlet törenleriyle anılan insanlar, bir şarkı yaptı, bir filmde oynadı diye devletin andığı insanlar bütün bir millete kutup yıldızı olmuş Haydar Hoca'yı unutarak geçiyorlar. Bu vefasızlığın hesabını da gün gelecek Türk milleti soracak.

"BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır"

Türk siyaseti iki yüzlüdür. Bir yüzü sefa, bir yüzü cefa içerir. Bağımsız Türkiye Partisi Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte kurulduğu günden bugüne siyasetin cefasına talip olmuştur. Kurulduğu günden bugüne cefa çeken bir siyaset Türkiye'de görülmemiştir. BTP için maksat vatanın birliği, milletin birliği, devletin bölünmez bütünlüğü, üniter yapısı.  Bizim için bundan başka bir şey yok. BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır."

Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ. üzerinden kentsel dönüşüm projelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un da olduğu 9 şüphelinin ardından eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da tutuklandı

15.04.2026 12:16:00 / Güncelleme: 15.04.2026 12:22:01
İHA
Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha
Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İZBETON AŞ üzerinden Gaziemir Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı projeleri kapsamında yürütülen soruşturmada; S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracılığıyla menfaat sağlandığı iddiasıyla "zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve denetim görevinin ihmali" suçlarından işlem başlatıldı.



Soruşturma çerçevesinde, aralarında Ümit Erkol'un da bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Gerçekleştirilen operasyon sonucunda şüphelilerden 9'u yakalanarak gözaltına alındı. Erkol'un da yer aldığı şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede tutuklandı. Firari olan diğer şüphelinin ise arandığı belirtildi.



Öte yandan dosyada yeni bir gelişme daha yaşandı. Soruşturmada 'şüpheli' konumunda bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, savcılığa verdikleri ifadelerin ardından çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı.



Soyer, Aslanoğlu ve Kaya, daha önce yürütülen zimmet soruşturması kapsamında da tutuklanmıştı.



İBB Davası'nın 22. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 22. duruşması başladı

 

15.04.2026 12:10:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 22. duruşması başladı
İBB Davası'nın 22. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık KİPTAŞ AŞ Genel Müdürü Ali Kurt'un avukatının savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. 

"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa'daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi

14.04.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"
"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa'daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi.
Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 16 yaşındaki okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okullarda şiddet olaylarının son bulmadığını ve giderek artmaya devam ettiğini kaydetti. Okullarda, güven ve huzurun bir an önce sağlanması gerektiğini belirten Geylan, okulların şiddet olaylarıyla anılmasının Türkiye'nin geleceğini doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi.

"Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte"
Geçtiğimiz günlerde öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'in ardından şiddet olaylarının azalmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini belirten Geylan, "Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır. Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize ve öğrencilerimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD'de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu.

"Okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir"
Türkiye'deki okullara kamera sistemlerinin getirilmesini ve her okula kolluk desteği sağlanmasının önem arz ettiğini ifade eden Geylan, "Okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek'te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik" şeklinde konuştu.

"Okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır"
Bu tedbirlerin en başında şiddet konusunda yasal düzenlemelerin getirilmesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM'ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir "Güvenlik Zirvesi" düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Şayet onları şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas'a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir."İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.