Saat saat gazeteci yok etme operasyonu
Suudi Arabistan, bazı açık noktaları olsa da iyi planlanmış ve aşamalandırılmış bir operasyonla Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın sırra kadem basmasını sağladı. Her şey 19.5 saat içinde bitti. İşte saat saat o operasyon





Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Washington Post Yazarı Cemal Kaşıkçı'nın akıbetine ilişkin ortada çok sayıda iddia dolaşıyor. Gelişmeye ilişkin onlarca iddianın yanı sıra yalın gerçekler de yer alıyor. Bu gerçeklerin başında da 2 Ekim'de Suudi Arabistan'dan sadece güçlü erkekleri taşıyan iki özel uçağın İstanbul'a gelmesi geliyor. Biz de 1 ve 2 Ekim tarihlerinde yaşanan süreci an be an derledik. Ortaya şöyle bir tablo çıktı:
1 Ekim Pazartesi: Merkezi Riyad'da bulunan Sky Prime Aviation Services'a ait çift motorlu Gulfstream 4 uçağı saat 24.00'a doğru Riyad'dan havalandı. Uçak, sabah 03.15'te Atatürk Havalimanı'na teker koydu. Uçakta bulunan özel infaz timi için Levent'teki Mövenpick Otel'de 4 günlük rezervasyon yapılmıştı ancak doğrudan Başkonsolosluğa giden şahıslar otele uğramadı bile.
2 Ekim Salı: Cemal Kaşıkçı, saat tam 13.14'te Başkonsolosluğa giriş yaptı. Suudi tim, o sırada başkonsolosluk binasındaydı. Başkonsolosluğun Türk çalışanlarına da izin verilmişti. Güvenlik güçleri başkonsolosluğun arkasındaki anaokulunun güvenlik kameraları da inceledi. Çıkan sonuç şu: İçeri giren Kaşıkçı, normal şekilde dışarı çıkmadı. Saat 15.09'da başkonsolosluğun garajından biri Mercedes Vito iki araç dışarı çıktı. Araçlardan biri 200 metre ötedeki Başkonsolos Uteybi'nin rezidansına gitti.
Timin diğer elemanlarını taşıyan Gulfstream uçağı ise 17.15'te Atatürk Havalimanı'na teker koydu. Bu uçakta gelenlerin konsolosluğa ya da rezidansa gittiğine dair bilgi yok. Bu uçak ilginçtir 1 saat 15 dakika sonra havalimanından ayrıldı. Önce Kahire'ye inen uçak, ardından Riyad'a geçti.
İstanbul'a ilk gelen uçak ise aynı gün 22.45'te İstanbul'dan ayrıldı. Bu uçak İstanbul'da 19.5 saat kaldı. Söz konusu uçak 3 Ekim'de 02.30'da Dubai'ye indi, ardından Riyad'a doğru uçtu. İki uçağın farklı rotalar izleyerek Riyad'a dönmesi dikkat çekiyor. Tahminler ilk timin emaneti ikinci time teslim ettiği yönünde. Atatürk Havalimanı'nda 2 Ekim'de 17.15 ile 18.30 arasında cereyan eden olayların da aydınlatılması gerekiyor.
ABD istihbaratı biliyordu
Öte yandan Washington Post gazetesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, Kaşıkçı'nın kaybolmasından önce Suudi yetkililerin muhalif gazeteciyi yakalamak üzere kendi aralarında yaptıkları görüşmeler Amerikan istihbaratının dinlemesine takıldı. Haberde söz konusu görüşmelerde Suudi yetkililerin Kaşıkçı'yı kandırarak Suudi Arabistan'a getirmeyi ve burada ele geçirmeyi planladıkları belirtildi. Suudi yetkililerin Kaşıkçı'yı sorgulamak için mi yoksa öldürmek için mi yakalamak istediği ve Amerikalı yetkililerin Suudi Arabistan vatandaşı Kaşıkçı'yı konu hakkında bilgilendirip bilgilendirmediği bilinmiyor.
ABD yumuşak mı yumuşak
Kaşıkçı'nın ortadan kaldırılması konusunda ABD'nin yumuşak tavrı sürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Cemal Kaşıkçı'nın durumuna ilişkin Suudi Arabistan yönetiminden detaylı ve şeffaf bir soruşturma istediklerini ifade etti. Sözcü Nauert, "Ne olduğunu bilmiyoruz ve (Kaşıkçı'ya) ne olabileceği konusunda herhangi bir yargıya varmak istemiyoruz" dedi. Heather Nauert, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun konuya dair Suudi Arabistan yönetimini aradığını hatırlatarak, "Görüşme özel ve diplomatik olduğu için herhangi bir detay veremem ama Suudi Arabistan'dan duruma ilişkin detaylı ve şeffaf bir soruşturma istendi" diye konuştu. Başkan Trump da Kaşıkçı konusunda Suudi yetkililerle konuşacağını söyledi ancak Trump bu konuda pek de acele etmiyor!
Kaşıkcı'ya önce iyi davrandılar, sonra...
Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na 2 Ekim'de giden ve bir daha kendisinden haber alınamayan Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, "Suud tarafından gelen açıklamaları hem yeterli hem de ikna edici bulmuyorum. Ayrıca Suudi Arabistan genelinde benim hakkımda ciddi düzeyde karalama kampanyası başlatılmış durumda. Bunu hem Suud destekli haber ajansları hem de troller yürütüyor. Bu elbette ki oldukça üzücü... Zaten başlı başına bu refleksler bile olayın içinde birçok şüphenin olduğunu gösteriyor" dedi. AA'ya konuşan Cengiz, "Nişanlınızla konsolosluğa gittiğiniz o son gün tereddütleri nelerdi? Neden 'Gelemezsem Yasin Aktay ve Turan Kışlakçı'yı arayın' dedi, çekincesi neydi?" şeklindeki soruya şu şekilde cevap verdi: "Cemal Bey, Başkonsolosluğa ikinci ziyaretimiz olan 2 Ekim'de, ciddi anlamda tereddütlü değildi. Çünkü 28 Eylül'de gerçekleştirdiğimiz ilk ziyareti olumlu geçmişti. Bu ziyarette kendisini iyi karşılamış evlilik kararından dolayı kendisini tebrik etmişlerdi. İlk ziyaretinden sonra sevinçli ve oldukça rahatlamış olarak konsolosluktan çıkmıştı. İlk ziyaretinde bu kadar olumlu bir hava esmesi onda manevi bir rahatlık oluşturmuş olabilir. Ayrıca istenilen belge ile alakalı olarak da verilmeyeceğine dair olumsuz bir şey söylenmemiş. Kendisine yardımcı olacaklarını belirtmişler. Bu söylenenler ve yaşadıkları Cemal Bey'in ikinci gidişinde endişe duymasını engellemiş olabilir. Ayrıca her iki ziyaretinde de yanında olan biri olarak onun çok endişeli olduğunu görseydim elbette ki gitmesine mani olurdum. Bir defasında genel olarak ülkesi ile siyasi duruşundan kaynaklı bir sorun, olay, beklenmedik bir problem ya da önemli bir mesele olduğunda kiminle ya da hangi arkadaşı ile irtibata geçmem gerektiğini sormuştum kendisine. O'da bana Türkiye'de Yasin Aktay'ın eski dostu olduğunu onu arayabileceğimi söylemişti. Ayrıca Turan Kışlakçı'nın da kendisinin çok yakın arkadaşlarından olduğunu biliyordum. Onu da bu vesile ile aradım. Bana, Turan Kışlakçı'yı ara, diye özel bir tembihte bulunmadı. İkinci ziyaretimizde de ilkinde de ben içeriye girmedim. Zaten konsolosluklarda işi olmayan kişiler refakatçi olarak içeri alınmıyor. Sadece işlemi olan kişi girebiliyor. Nitekim kapıda bize de böyle denildi. Bu yüzden ben her iki ziyarette de dışarıda bekledim."
RECEP BAHAR / İSTANBUL



















































































