logo
06 MART 2026


Sahte hesaplar dijital nefreti körüklüyor

Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, gençlerin yüzde 18'inin son 3 ay içerisinde en az bir kez 'dijital nefret' söylemine maruz kaldığını ve bunun genelde sahte hesaplar üzerinden yapıldığını belirterek, 13 yaşından önce çocukların sosyal medya hesabının olmaması gerektiğini söyledi

13.09.2023 11:58:00
İhlas Haber Ajansı
Sahte hesaplar dijital nefreti körüklüyor
Sahte hesaplar dijital nefreti körüklüyor
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, gençlerin yüzde 18'inin son 3 ay içerisinde en az bir kez dijital nefret söylemine maruz kaldığını söyledi. Dijital mecranın avantajlar sunması kadar birçok risk ve tehlikeyi de barındırdığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, 'Avrupa'da yapılan bir çalışma gençlerin yüzde 18'inin son 3 ay içerisinde en az bir kez dijital nefret söylemine maruz kaldığını gösterdi. Dijital ortam fikirlerimizi, duygularımızı ve ön yargılarımızı yayabileceğimiz hatta bambaşka profillerle gerçek hayatta olmak istediğimiz ama olamadığımız, başarmak isteyip başaramadığımız hemen her şeyi yapmamıza imkan sağlıyor. Gençler kendilerini akran grubuna kabul ettirmek ya da sosyal statü elde etmek için dijital nefret söylemine başvurabilir. Genelde bu davranışları sahte hesaplar üzerinden yapıyorlar. Dijital dünya sonsuzluk ve güç sunuyor' dedi.

'Bir kartopu etkisiyle sanal ortamda yayılıyor'

Nefret söyleminin temelindeki sebepleri anlatan Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, 'Sosyokültürel ve sosyoekonomik nedenler, arkadaş ilişkileri, aile içi problemler ve gelişimsel dönemin beraberinde getirdiği duygusal değişimler bir kişiye ya da gruba yönlendirebiliyor. Saniyeler içerisinde hakaret, aşağılama ve ayrımcılıkla özdeşleşen söylemler bir kartopu etkisiyle sanal ortamda yayılıyor. Kendisiyle benzer görüşlere sahip olan bireylerin varlığı, kişiyi yalnızlık hissinden kurtarıyor. Ne yazık ki dijital ortamın kontrolsüz olması, gençlerin bu söylemlere devam etmesini destekliyor' diye konuştu.

Çocukların erişkinliğe geçerken rol model alacağı bir kahramana ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Dinçer, 'Yapılan bir çalışma, dijital nefret söylemine maruz kalan kişilerin yüzde 62'sinin bu olayla tesadüfen karşılaştığını gösteriyor. Kahraman rolünü ebeveyn üstlenmediğinde, dijital dünyanın popüler ve zorba kişileri gençlerin rol modeli olmakta' şeklinde konuştu.

'13 yaşından önce çocukların sosyal medya hesabı olmasını önermiyoruz'

13 yaşından önce çocukların sosyal medya hesabı olmaması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, şöyle devam etti:
'Çocuklar, karşılaştıkları bu sonsuzluk ve güç dünyasında ebeveynlerinin rehberliğine ihtiyaç duyacaktır. Yaşımız, işimiz ve eğitimimiz ne olursa olsun dijital okuryazarlığımızı arttırmamız gerekiyor. Sosyal medya ve dijital ortamın kullanımıyla ilgili olarak küçük yaşlarda ekran süresini belirlemek gerekiyor. Kurallarımızı koyalım ve bizler de ebeveynleri olarak o kurallara uyalım. Çocuğunuza güvenli internet kullanımını öğretin. 'Bu siteye girme, şunu yazma' gibi emir cümleleri kurmak yerine, çocuklarımıza bunları yapmaları sonucunda karşılaşabilecekleri riskleri anlatın. Öncesinde yapılan planlama çocuğunuzun size olan güvenini artıracaktır. Yargılanmayacağını bildiğinde sizinle daha kolay iletişime geçecektir. Bu şekilde çocuğunuzun mağdur olma olasılığını azaltmış olursunuz. Çocuğunuz böyle bir durumda fail olsa bile iletişiminizi açık tutun. Aşırı tepki verme, aşağılama, hakaret etme ve yargılama yoluna gitmeyin. Davranışını onaylamadığınızı mutlaka uygun bir dille belirtin ve neden böyle bir şeye başvurduğunu anlamaya çalışın. Olayı değerlendirip web sitesine hatta kolluk kuvvetlerinin ilgili birimlerine bildirim yapabilirsiniz.'

Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, çok sık kullanılan sosyal ağların, nefret söylemi içerikli paylaşımlara yönelik yaptırımlarına dair şu bilgiyi paylaştı:
'Ocak ve Mart 2021 arasında YouTube, nefret söylemi politikasını ihlal eden 85 bin 247 videoyu kaldırdı. O yılın aynı çeyreğinde Facebook toplam 25,2 milyon içerik; Instagram ise 6.3 milyon içerik hakkında işlem yapıldığını bildirdi. Twitter'ın son şeffaflık raporuna göre şirket Temmuz ve Aralık 2020 tarihleri arasında nefret söylemi politikasını ihlal ettiği düşünülen 1 milyon 628 bin 281 adet içeriği kaldırdı.'İHA

İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı

06.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yeni nesil suç ağlarının faaliyetlerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Savcılıkça yürütülen soruşturma çerçevesinde, İstanbul'un Bağcılar, Bakırköy ve Kartal ilçelerinde farklı tarihlerde esnafa tehdit ve işyerlerine silahlı saldırı düzenlemekle suçlanan şüpheliler teknik ve fiziki takibe alındı.

Çete üyelerinin kimlikleri ve adresleri tek tek belirlendi. Ardından söz konusu zanlıların yakalanması için bu sabah erken saatte operasyon yapıldı. İstanbul'da tespit edilen adreslere yönelik eş zamanlı operasyonda, başka bir soruşturma nedeniyle firari olarak aranan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü'ne götürüldü. Yakalanan şahıslar hakkında yürütülen işlemler sürerken, çete üyelerinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "İstatistiklerle Kadın, 2025" çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye nüfusunun yüzde 49,98'i kadınlardan oluşuyor

 
 

06.03.2026 10:28:00 / Güncelleme: 06.03.2026 11:18:35
Anadolu Ajansı
Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı
Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "İstatistiklerle Kadın, 2025" çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, ülke nüfusunun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini erkekler oluşturdu. Türkiye'nin kadın nüfusu 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfusu 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu.

Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 olarak belirlendi.

Ulusal Eğitim İstatistikleri sonuçlarına göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yıllarında arttığı görüldü.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6'ya çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024'te kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97 oldu.

Eğitim durumu

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye'de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011'de 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl olurken, bu rakam 2024'te ülke genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu.

Yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008'de yüzde 9,1 iken 2024'te yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008'de yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024'te kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 seviyesine yükseldi.

Ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin de yükseldiği görüldü. 2024'te annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün de yükseköğretim mezunu olduğu tespit edildi.

Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu

2024'te 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun iş gücüne katılım oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72 olarak kayıtlara geçti.

İş gücüne katılım oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görüldü.

Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,5 lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu.

Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. 2024'te 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu kaydedildi. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 olarak kayıtlara geçti.

En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile Antalya, Isparta, Burdur bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve Van, Muş, Bitlis, Hakkari bölgelerinde gerçekleşti.

En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile Antalya, Isparta, Burdur bölgesinde en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile Van, Muş, Bitlis ve Hakkari bölgesinde görüldü. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59 ile Şanlıurfa ve Diyarbakır bölgesinde gözlendi.

Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 olarak belirlendi

Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024'te yüzde 12,1 olduğu belirlendi. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9 olarak kayıtlara geçti.

Hanesinde üç yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı 2014'te yüzde 59,8 iken 2024'te yüzde 60'a çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024'te hanesinde üç yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu tespit edildi.

Kadın büyükelçi oranı yüzde 28,4, kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu

Kadın büyükelçi oranı 2011'de yüzde 11,9 iken 2025'te yüzde 28,4'e yükseldi. Erkek büyükelçi oranı ise 2011'de yüzde 88,1 iken 2025'te yüzde 71,6 oldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verilerine göre 2025 sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007'de yüzde 9,1 iken, 2025'te yüzde 19,9'a yükseldi.

Kadın profesör oranı yüzde 34,9

Yükseköğretim İstatistikleri'ne göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 olarak belirlendi.

Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 olarak kayıtlara geçti.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012'de yüzde 14,4 iken 2024'te yüzde 21,5'e çıktı.

Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BIST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016'da yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025'te yüzde 18,3 oldu.

Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2024'te 106 bin 74 kişi ile toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu.

Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 26 olarak belirlendi

Evlenme İstatistikleri'ne göre, resmi olarak ilk evliliğini 2025'te yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 olarak tespit edildi.

Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.

Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranı yüzde 17, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranı ise yüzde 43,3 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistikleri'ne göre, 2025'te kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu.

Yapay zeka kullanan kadınların oranı yüzde 18,8

Yapay Zeka İstatistikleri'ne göre, internet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu.

Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü.

Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri'ne göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde yüzde 2,4 oldu.

Yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025'te toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü.

Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak hesaplandı.

Kadınların en fazla maruz kaldığı şiddet türünün psikolojik şiddet olduğu görüldü

Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre, yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü.

Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü.

Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu.

Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş, eski eş ve birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56, yüzde 42 ve yüzde 38,3 oranlarıyla en fazla eş, eski eş ve birlikte olduğu kişilerce şiddete uğradığı belirlendi.

Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınlar yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradı. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranlarıyla en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı kayıtlara geçti.

Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 80,7 yıl

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde ülke geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü.

Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl olarak belirlendi.

Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu belirlendi.

26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı

Çankırı'da teröristler tarafından dönemin Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e yönelik bombalı saldırıda şehit olanlar, anıt önünde düzenlenen törenle anıldı

05.03.2026 13:06:00 / Güncelleme: 05.03.2026 13:09:25
İHA
26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı
26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı
Çankırı'da, 1999 yılında teröristler tarafından dönemin Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e yönelik bombalı saldırıda şehit olan polis memuru Nurettin Cinsoy, öğrenci Emrah Ersoy ve Fatma Dönmez ile esnaf Alpay Evirgen için anma programı düzenlendi.



Cumhuriyet Mahallesi'nde olayın yaşandığı sokakta düzenlenen anma programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlandı. Programda şehir düşenler dualarla anıldı.



Programa, Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş, Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.

Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Kamu-akademi iş birliğini güçlendirecek protokol kapsamında; eğitim ve staj programlarından ortak araştırma projelerine, bilimsel etkinliklerden uygulamalı çalışmalara kadar geniş bir alanda ortak adımlar atılacak

05.03.2026 11:20:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:20:36
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Türk basınının desteklenmesine ve gelişimine yönelik faaliyetlerini sürdüren Basın İlan Kurumu, Türkiye'nin köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde imzalanan protokolle iki kurum arasında eğitim, araştırma ve uygulama odaklı çok boyutlu bir iş birliği süreci başlatılmış oldu.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar'ın imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri gibi somut akademik ve mesleki iş birliği çalışmaları gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, Basın İlan Kurumu'nun Üniversite bünyesinde düzenleyeceği etkinlik ve projelerde duyuru, katılım ve mekân desteği İstanbul Üniversitesi tarafından sağlanacak. Kurumun öğrenci ve akademisyenlere açık programlarının ilgili kitlelere ulaştırılması konusunda da Üniversite destek verecek.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Protokol ile iki köklü kurum arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması, öğrencilerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve akademi-kamu iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.



İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık

Dün İran'dan fırlatıldığı iddia edilen balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. İran'dan bugün yapılan açıklamada "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığı" belirtti

05.03.2026 10:59:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:05:04
Haber Merkezi
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran Silahlı Kuvvetleri, bugün yaptığı resmi açıklamada Türkiye'nin egemenliğine saygı duyduklarını vurgulayarak, "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığını" belirtti. Bu açıklama, Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) dün duyurduğu "İran'dan fırlatılan balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği" iddiasının ardından geldi.

İran devlet ajansı Mehr'in yayımladığı açıklamada, Silahlı Kuvvetler şu ifadeleri kullandı: 

"İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, komşu ve dost ülke Türkiye'nin egemenliğine tam saygı duymaktadır. Bölgedeki askeri faaliyetler hiçbir şekilde Türkiye'yi hedef almamaktadır. Türkiye topraklarına veya hava sahasına yönelik hiçbir füze fırlatılmamıştır."

Açıklama, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın komşu ülke liderlerine hitaben yayımladığı mesajla da örtüştü. Pezeşkiyan, "Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyoruz ve bölgesel barışın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz" demişti.

MSB'nin açıklaması

Milli Savunma Bakanlığı, dün yaptığı yazılı açıklamada şu bilgileri paylaşmıştı: 

"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir." 

MSB, füzenin imha edilmesi sırasında çıkan mühimmat parçasının Hatay'ın Dörtyol ilçesine düştüğünü, ancak olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını belirtti. Olayın hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iftar programında "Gereken yerlere uyarı yapıldı" açıklaması yaparak, benzer olayların tekrarlanmaması için diplomatik girişimlerde bulunulduğunu ifade etti.

Türk yetkililer, füzenin rotasının saparak Türk hava sahasına girdiğini, asıl hedefinin muhtemelen Güney Kıbrıs'taki bir üs olabileceğini değerlendirdiklerini belirtti. NATO ise olayı "müttefiklere yönelik kabul edilemez bir tehdit" olarak nitelendirdi ve "Türkiye'nin yanında tam dayanışma içinde" olduklarını vurguladı.

Savaş bölgeye yayılma riski taşıyor

Bu gelişme, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonların beşinci gününde yaşandı. İran, misilleme olarak İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine yüzlerce füze ve insansız hava aracı fırlattı. Ancak İran'ın füzelerinden birinin rotasından saparak veya iddia edildiği üzere Türkiye'ye yönelmesi, çatışmanın coğrafi yayılma riskini artırdı.

Uluslararası toplumdan tepkiler de gecikmedi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), "Türkiye'yi balistik füzeyle hedef alma girişimini kınıyoruz" açıklaması yaparken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la yaptığı görüşmede "Türkiye'ye yönelik saldırıları kabul edilemez" bulduklarını ve tam destek verdiklerini belirtti.

Türkiye savaşa sokulmaya mı çalışılıyor?

İran Silahlı Kuvvetleri'nin bugün yaptığı "füze atmadık" açıklaması, Türkiye ile İran arasındaki tarihi komşuluk ilişkilerini korumaya yönelik bir çaba olarak yorumlanıyor. Tahran, bölgedeki gerilimin daha fazla yayılmasını istemediğini ve komşularının egemenlik haklarına saygı duyduğunu özellikle vurgulamış oldu.

Ancak Ankara, olayı "ciddi bir güvenlik tehdidi" olarak kayıtlara geçirdi. Diplomatik kaynaklar, İran Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak protesto edildiğini ve benzer olaylara karşı önlemlerin artırılacağını belirtti.

Bölge uzmanları, İran'ın füze teknolojisi ve rotadan sapma riskinin, mevcut çatışmanın beklenmedik aktörleri (Türkiye gibi) devreye sokabileceğini ve NATO'yu daha aktif bir rol üstlenmeye itebileceğini değerlendiriyor.

ABD ve İsrail tarafının Türkiye'yi de savaşa dahil etmek istediği yorumları uzmanlar tarafından yapılıyor.

İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti

04.03.2026 15:27:00 / Güncelleme: 04.03.2026 15:30:50
İHA
İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay'ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti.

Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.

Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu.

Duran, açıklamasına şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."

23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Ankara'da 23 yaşındaki gencin bıçaklı kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin 2'si çocuk 8 sanığın yargılandığı davada savcı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu baba ve oğlu ile onun arkadaşı hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep etti. Yaşı küçük 2 çocuk hakkında 41 yıl ve 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep eden savcı, ölen gencin ailesinden 3 kişi hakkında ise 'basit yaralama' suçundan beraat talep etti

04.03.2026 14:20:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:25:00
İHA
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma suça sürüklenen çocukların da yargılanması nedeniyle kapalı olarak yapıldı ve salona izleyici ve basın mensupları alınmadı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. ve T.Y.Z., tutuksuz sanık Umut Kılınç, aynı dosyada sanık olarak yer alan maktul Hakan Çakır'ın (23) babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir ile taraf avukatları katıldı.

Söz alan cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, Ankara'da çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın bıçaklanarak hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin davada sanıklar Cemal Zeynal, Ahmet Emir Zeynal ve Umut Kılınç'ın 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiye yönelik 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. hakkında 41 yıla, T.Y.Z. hakkında ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilmesini istedi. Mütalaada aynı dosyada 'basit yaralama' suçundan haklarında 5'er yıla kadar hapis talebiyle dava açılan Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir hakkında ise isnat edilen suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi talep edildi. Beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 8 Nisan'a erteledi.



"8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak"

Duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan baba Şahin Çakır, "Mahkememiz 8 Nisan'a ertelendi. Karar duruşması olacak. En küçük çocuğa yıkmaya çalıştılar suçu, diğer üç kişiden almak istediler. Yani tek sadece onlar. Biz de tabii ki buna karşılık sayın avukatımız sağ olsun karşılıklarını verdi. Yani öyle bir şey olmayacağını anlattı. Elimizdeki dosyalarla ve eski verdiği ifadelerden kaynaklı. Yani her verdikleri ifade farklı farklı. Üç tane ifade verdiler, üçü de değişik, birbirine tutmayan, anlamsız ifadeler çıktı. Bunda da geldiler farklı bir senaryoyla karşımıza çıktılar. Kızım o yüzden içeride sinirlendi, sinir krizi geçirdi. Yani baktılar işin içinden sıyrılamayacaklar. Üçü de en küçüklerine, yaşı küçük olduğu için sadece ona yıkmaya çalıştılar. Bakıp göreceğiz. 8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak avukatımız sayesinde" dedi.

Maktul Çakır'ın kardeşi Melisa Çakır ise, "Suçu yaşı en küçük, yani en az cezayı alacak kişinin üstüne yıkmaya çalıştılar. 14 yaşındaydı kendisi. En en üst sınırdan 24 yıl alıyor, yarısını yatıyor. Yarısı açık, yarısı kapalı şeklinde. 24 yılın tamamında yatmıyor. Ve suçu kendisi kabul etti. Ağabeyimi nasıl katlettiğini anlatmaya çalıştı. Yani biz inanmadık ama yine de bunu duymak çok ağır geliyor insana. Ama savcının mütaalasını biz beğendik. Emsal bir karar olacağını düşünüyoruz. Umarım buradan devam eder. Babamın dediği gibi de üç kere ifade değiştirdiler. Yani yalan oynuyorlar. Umarım mahkememiz daha uzun sürmez. Çünkü geç gelen adalet tamamen adalet değildir. Çünkü biz hala yas tutamıyoruz" diye konuştu.

"Sonraki celse karar celsesi olacak"

Avukat Umur Yıldırım, dosyadaki bütün delillerin toplandığını ifade ederek, "Savcılık esas hakkında mütaalasını verdi. Bir sonraki celse karar celsesi olacak. Bunun soruşturma aşaması ve ilk celsede karşı taraf hep şunu söylüyordu; 'Biz yapmadık.' Hani nasıl olduğunu bilmiyoruz, görmedik, duymadık dediler. Bugün aslında ilk defa aralarından en küçük olanı seçip, bütün suçu yani yapılan bütün eylemleri en küçük çocuğun yaptığını söylediler" dedi.

Olayın geçmişi

10 Ağustos'ta çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın (23) annesi S.Ö. ve kız kardeşi Melisa Nur Çakır (15), dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. Melisa Nur Çakır'ın haber vermesiyle olay yerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, oğlu Ahmet Emir Zeynal, onun arkadaşı Umut Kılınç hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Cemal Zeynal'ın yaşı küçük çocukları B.S.Z. hakkında 41 yıl, T.Y.Z. hakkında 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Aynı dosyada Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da 'basit yaralama' suçundan 5'er yıl hapis talep edildi.

Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir

ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi

04.03.2026 14:17:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:19:55
İHA
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı.



ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran'ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990'dan itibaren Orta Doğu'daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran'a gelmişti. Bunu da özellikle İran'ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran'ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi.

Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika'nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye'nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye'nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye'de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973'te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi."

Türkiye'nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye'nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye'nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye'nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye'de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."

Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı

Dün tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan geçici bir tedbirle görevden uzaklaştırıldı

03.03.2026 11:35:00 / Güncelleme: 03.03.2026 12:52:54
Haber Merkezi
Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı
Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı
İçişleri Bakanlığı, dün tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın geçici bir tedbirle görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.

İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında 'İcbar Suretiyle İrtikap' suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında Bolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2 Mart 2026 tarih ve 2026/48 sorgu numaralı kararıyla tutuklanması üzerine, Anayasanın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47'nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak çişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi.

ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi


 
 
Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, İran'da işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini, Rusya ve Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyor!
 

03.03.2026 01:10:00
ÖNDER YILMAZ
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi

Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, geçen hafta Trump'ı İran'a karşı bir savaşın Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçleri de sahneye çekecek daha geniş bir çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı. General, Trump'a askeri harekatı mümkün olduğunca kısa tutmasını ve bir haftadan fazla uzatmamasını tavsiye etmişti. Ancak Epstein dosyaları yoluyla Yahudi lobisinin köleleştirdiği Trump, Netanyahu'ya daha geniş ve şiddetli bir harekat sözü vererek bunu reddetmişti. Nitekim Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, 3 Mart'ın ilk saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırmaya ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun etkili olduğunu yazdı.

Sosyal medyada General Caine'in bu anlatımları yankılanırken, Trump da 24 Şubat'ta sosyal medya hesabından cevap vermekte gecikmedi. Generale hayranlığını dile getirdi ve onun dediği gibi yapacağını, ne zaman emrederse Caine'in savaşa önderlik edeceğini söyledi. Trump'ın verdiği cevap, dostane bir iltifattan ziyade bir iddia niteliğindeydi. Tıpkı politikacıların astlarını kibar ve zarif bir şekilde uyardığı gibi!

Caine ne demek istemişti?

General Caine, ABD'nin mühimmatının, özellikle Ukrayna ve İsrail'e büyük ölçüde tedarik ettiği füze önleme ve savunma mühimmatının zaten tükendiğini savunuyordu. Caine ayrıca, İran'ın tüm olumsuzluklara rağmen direnç göstermesinin biraz şaşırtıcı olduğunu düşünüyordu. General, işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini ve Rusya veya Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyordu. Özellikle İran'ın Rusya'dan gemisavar füzeleri veya ABD karşıtı ittifaklardan başka gelişmiş teknolojiler edinme olasılığına değiniyordu.
Ancak Trump, ABD'nin hedeflerine ulaşmasını hiçbir şeyin engelleyemeyeceği yönündeki önceki iddiasını yineledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.