Siyaset, politika, güncel didişmeler ve günlük çekişmeler, aylardır tüm zamanlarımızı yedi-bitirdi.
O ona onu demiş, bu buna bunu demiş, aslında o buna şunu demek istemiş, bu da onun hiç demediğini demiş gibi göstermiş…
Oysa, her insan gibi, her millet gibi bizlerin de dinlemeye, dinlenmeye, tefekküre ve tezekküre ihtiyacımız var ve tüm zamanlarımızı adeta rehin alan didişmeler bu insani hasletlerden bizleri daima uzak tutuyor.
Şairden, şiirin zarafetinden, şiirin ruhları, duyguları ve lisanları güzelleştiren inceliğinden uzaklaştıkça insan kabalaşıyor, katılaşıyor ve dayanılmaz kasvetlere bürünüyor.
Semalarında, daima kara bulutlar gibi sayısız yalanların, hesapsız iftiraların, katı açılmamış hakaretlerin kol gezdiği bir toplum elbette ruh sağlığını muhafaza edemez.
Siyasetçiler eliyle, politikacılar diliyle ruh sağlığı bozulan toplumlar ise, hem kendileriyle, hem bir birleriyle hem de beraber yaşamak zorunda olduğu diğer canlılarla barışık yaşamayı başaramaz.
Uyanık olduğu saatlerin neredeyse tamamında, televizyonların, sosyal medya mecralarının marifetiyle sürekli atışma, sürekli çatışma, sürekli hakaret örneklerine muhatap olan kitlelerin açıktır ki rüyaları da aynı kargaşa, aynı arbede ve aynı kavgalar içerisinde heder olacaktır.
Başta siyaset yapanlar, toplumun problemlerini çözmek için daima politika üretenler olmak üzere, toplum olarak biraz da şairlerimize kulak versek, şiirle haşir-neşir olsak, cedelleşmeye ve çatışmalara ara verip biraz da şiir dinlesek, en başta kendi kendimize bir iyilik yapmış oluruz, sonra da içinde yaşadığımız topluma bir nebze rikkat, bir nebze dikkat ve biraz da huzur aşılamış oluruz.
Bir örnek olsun diye, Bayburt'lu merhum âşık Hicrani'nin şu güzel şiirini, son elçi son Peygamber aleyhisselam'a methiyesini, şahsen, günümüz âşıklarından İhsan Yavuzer'in sesinden dinlemenizi tavsiye ederim:
Sendeki güzellik ey hüsn-ü şikâr
Ne Âdem, ne Âlem, ne cihanda var
Hüsnün cilâsında açılan buse
Ne Yakup, ne Yusuf, ne Kenan'da var
Kaşların fermandır gözlerin Hakim
Şems ile kameri eylemiş mahkûm
Sendeki adalet sendeki hüküm
Ne Davut, ne oğlu Süleyman'da var
Zulmet geceleri kılarsın ruşen
Cemâlin görenler olur perişan
Sendeki dilberlik sendeki nişan
Ne Huri, ne Melek, ne Gılmanda var
Kirpiklerin oktur tutmuş âlemi
Kaşlarını yazmış kudret kalemi
Ey Hüsn-ü Celâl'im methin tamamı
Hem Tevrat, hem Zebur, hem Kur'an'da var
Sana dost demişti ol gani Hüda
Senin için bu âlem geldi mevcuda
Sendeki muhabbet sendeki sevda
Ne Mecnun, ne Leyla, ne Hicran'da var
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026



























































