Sandık kapıda, bir ay dediğin nedir ki göz açıp kapayıncaya kadar gelir geçer.İyi güzel, seçime gidiyorsunuz, 1 Kasıma doğru hızlı adımlarla ilerliyorsunuz da, hep havada kalan, cevap bekleyen sorular ne olacak?Yaklaşık iki ay içinde göz göre göre toprağa düşen, adeta teröre yem yapılan yaklaşık yüz elli er kişinin hesabını kim verecek, hesabı kim kimden soracak?Güvenlik güçlerinin operasyon taleplerini geri çeviren valilerden mi sorulacak?"Talimatımız doğrultusunda valiler terör örgütüne operasyon yapmıyorlardı" şeklindeki itirafı ile her şeyi ifşa eden Sayın Erdoğan'dan mı sorulacak bu kısa zamanda verilen bunca şehidin hesabı?1 Kasım seçimlerinde liste dışı kalan ve AKP'nin özgül ağırlıklı ağabeylerinden olan Sayın Arınç'tan mı sorulacak şehitlerin hesabı?Terörist gurupların uzun namlulu silahlarla karakolların önünden el sallayarak geçip gittiklerini ve çözüm süreci zarar görmesin diye hükümetin ses çıkarmadığını da o söylemişti çünkü.AKP'nin ağır toplarından bunlara benzer daha nice nice itiraflar sadır olduğunu biliyoruz.Şimdi seçim gelmeden evvel oturup bu durumun adını doğru koyalım.Bir ay sonra "istikrara, huzura oy verin" diyerek kitleleri kandırmaya çalışacak olan kadro ile "çözüm sürecini onlar silah stoklamada kullanmışlar" diyen kadro aynı kadro, aynı ekip, aynı zihniyet.Valilere operasyon yapmayın diye talimat gönderenler aynı adamlar.Terör örgütü çözüm süreci boyunca dağdan şehirlere inerken, şehirleri cephanelik haline getirirken, sen kulağın üstüne yatmışsın, tehlikeyi haber veren güvenlik güçlerine operasyon izni vermemişsin, "durun bakalım ne olacak" demişsin ve ardından terör azmış ülkenin dört bir yanına şehit tabutları gitmeye başlamış ve sen pişkin pişkin "istikrardan, tek başına iktidar olmaktan" söz ediyorsun.Bu aymazlığın hesabını içinizden kim verecek?Bu pişkinliğin hesabını millet sormayacak mı zannediyorsunuz?Güvenlik güçlerinin ellini-kolunu bağlayanlardan hesap sorulmayacak mı?Terörün azgınlaşmasının, azmanlaşmasının bütün yollarını açanlardan hesap sorulmayacak mı?Sorumluluk makamında olduğunuz halde, sizin derin gafletinizin, derin aymazlığınızın faturasını bu millet neden canıyla, neden evladıyla ödesin?Bu ve benzeri can alıcı sorular, gittiğiniz her yerde karşınıza çıkacaktır, haberiniz olsun.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026


























































