logo
07 MAYIS 2026

Selde kaybolanlar aranıyor

05.10.2005 00:00:00
Rize'de meydana gelen sel felaketinde toplam 7 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi de yaralandı. Kayıp 3 kişinin bulunması için de arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor Genelkurmay Başkanlığı, Rize Valiliği ve İl Sivil Savunma Müdürlüğü ile başlatılan koordinasyon çalışmalarına aralıksız devam edildiği belirtilen açıklamada, bölgede mahsur kalan vatandaşların kurtarılması amacıyla bugün sabaha karşı Genelkurmay Başkanlığı'na ait bir helikopterin, arama-kurtarma timiyle birlikte Ankara'dan bölgeye hareket ettiği bildirildi. Helikopterin yakıt ihmali yapmak için Çarşamba'ya inmesinin beklendiği ve hava şartları dikkate alınarak bilahare Rize'ye hareket ettiği kaydedildi. Açıklamada, sel felaketi sonucu toplam 7 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin yaralandığı, kaybolan 3 kişiye de arama çalışmalarının devam ettiği belirtildi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan elde edilen gelirin aklanması" suçları kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik yürütülen soruşturmada, hastanedeki tedavisinin ardından adliyeye sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla dosya kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi

06.05.2026 18:12:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:17:32
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik çalışma başlatılmıştı.

Mülkiye başmüfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporu ve emniyet birimlerince yapılan araştırmalar doğrultusunda ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük yapıldığı tespit edilmişti. Soruşturma kapsamında ihalelerde yetkili olan kişiler ile aralarında suçtan elde edilen geliri aklama amacıyla para geçişleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem başlatılmıştı. Dosyada 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edilmişti.

Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 30 Nisan tarihinde Antalya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Soruşturma kapsamında ilk etapta 34 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, süreç içinde 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısı 35'e yükselmişti.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 27'si, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Savcılık sorgusunun ardından 11 kişi serbest bırakılırken, sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 14'ü tutuklanmış, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.


Cansel Tuncer de tutuklandı



Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, bugün hastanedeki tedavisinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Tuncer, savcılık işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "kamu kurum ve kuruluşları ihalesine fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarından tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi. Dosya kapsamında 3 firari şüpheliyi yakalamak için çalışmaların devam ettiği, 2 kişinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.İHA

Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu

Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana geldi. Trafik kazaları sonucu 6 bin 35 kişi öldü

06.05.2026 14:46:00
AA
Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu
Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı kara yolu trafik kazası istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, geçen yıl meydana gelen trafik kazası sayısı bir önceki yıla göre yüzde 7,3 artarak 1 milyon 549 bin 574 oldu. Bu sayının 1 milyon 261 bin 253'ünü maddi hasarlı, 288 bin 321'i ölümlü yaralanmalı kazalar oluşturdu.

Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 86,5'i yerleşim yeri içinde, yüzde 13,5'i ise yerleşim yeri dışında meydana geldi.

Türkiye'deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 2024'te 31,3 milyon iken 2025'te 33,6 milyona yükseldi. Kara yolu trafik kazalarında ölen kişi sayısı ise 2024 yılında 6 bin 351 iken 2025 yılında 6 bin 35 oldu. Böylece 100 bin taşıt başına trafik kazası ölü sayısı 2024 yılında 20,3 iken 2025 yılında 18'e geriledi. Trafik kazalarında 403 bin 937 kişi yaralandı.

Türkiye'de geçen yıl meydana gelen 288 bin 321 ölümlü, yaralanmalı trafik kazasında 2 bin 541 kişi kaza yerinde, 3 bin 494 kişi ise sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra 30 gün içinde hayatını kaybetti.

Söz konusu dönemde kara yolu trafik kazalarında günde ortalama 789,9 ölümlü yaralanmalı kaza, 16,5 ölüm ve 1106,7 yaralanma meydana geldi.

Türkiye'de 2025'te bir önceki yıla göre trafikteki motorlu kara taşıtı sayısı yüzde 7,4, toplam kaza sayısı yüzde 7,3, ölümlü, yaralanmalı kaza sayısı yüzde 8, hasarlı kaza sayısı yüzde 7,1 ve yaralı sayısı yüzde 4,9 artarken ölü sayısı toplamda yüzde 5 azaldı.

İllere göre ölümlü, yaralanmalı kaza sayıları incelendiğinde, en fazla ölü sayısı 290 ile Ankara'da, en fazla yaralı sayısı 47 bin 717 ile İstanbul'da görüldü. En az ölü sayısı 5 ve en az yaralı sayısı ise 294 ile Ardahan'da gerçekleşti.

Ölenlerin yüzde 50,7'si sürücüler
Kara yolu ağında geçen yıl gerçekleşen trafik kazalarında ölen kişilerin yüzde 50,7'sini sürücü, yüzde 29,3'ünü yolcu, yüzde 20'sini ise yayalar oluşturdu. Trafik kazalarında ölenler ve yaralananlar cinsiyetlerine göre incelendiğinde ise ölenlerin yüzde 77,8'inin erkek, yüzde 22,2'sinin kadın, yaralananların ise yüzde 70'inin erkek, yüzde 30'unu kadın olduğu görüldü.

Türkiye'de ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 345 bin 489 kusura bakıldığında, kusurların yüzde 90,6'sının sürücü, yüzde 7,7'sinin yaya, yüzde 0,8'inin taşıt, yüzde 0,6'sının yolcu ve yüzde 0,3'ünün yol kaynaklı olduğu belirlendi.

Kusurlar alt başlıklara göre incelendiğinde "araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak", toplam 345 bin 489 kusurun 114 bin 636'sını oluşturdu ve en sık görülen kusur oldu. "Kavşak, geçit ve kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymamak" kusuru 52 bin 974 ile en sık görülen ikinci kusur olurken "arkadan çarpmak" 29 bin 735 kusur ile en sık görülen üçüncü kusur olarak kayıtlara geçti.

Ölümler kazanın oluş şekline göre incelendiğinde, ilk üç sırada 1190 ölüm ile yayaya çarpma, 1171 ölümle yoldan çıkma ve 1124 ölümle yandan çarpma yer aldı.

Kara yolu ağında meydana gelen 288 bin 321 ölümlü, yaralanmalı kazanın yüzde 65'i gündüz, yüzde 33,1'i gece ve yüzde 1,9'u alaca karanlıkta gerçekleşti.

Kaza ve sonuçları değerlendirildiğinde, ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 50,1'i tek araçlı, yüzde 43'ü iki araçlı ve yüzde 6,9'u çok araçlı kazalardan oluştu.

Yaralanmaların ise yüzde 55'i iki araçlı, yüzde 37,4'ü tek araçlı ve yüzde 7,6'sı çok araçlı kazalarda meydana geldi. Ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 54,3'ü iki araçlı, yüzde 39,6'sı tek araçlı ve yüzde 6,1'i ise çok araçlı kazalarda yaşandı.

Ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına karışan toplam 484 bin 683 taşıtın yüzde 45,2'si otomobil, yüzde 31,3'ü motosiklet, yüzde 12,5'i kamyonet, yüzde 1,9'u minibüs, yüzde 1,9'u bisiklet, yüzde 8'i çekici, yüzde 1,5'i otobüs, yüzde 1,5'i kamyon, yüzde 0,9'u bilinmeyen, yüzde 0,6'sı elektrikli skuter, yüzde 0,6'sı traktör ve yüzde 0,4'ü ise özel amaçlı, iş makinesi, ambulans, tren, tramvay, at arabası taşıtlarından oluştu.

En çok kaza ağustosta, en az kaza şubatta
Türkiye'de geçen yıl en fazla ölümlü, yaralanmalı kazanın meydana geldiği ay yüzde 10,4 ile ağustos oldu. En az kaza ise yüzde 5,7 ile şubatta gerçekleşti.

Haftanın günlerine göre bakıldığında ise ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 15,1 ile en fazla cuma günü ve yüzde 13,6 ile en az pazar günü meydana geldiği görüldü.

Kurban Bayramı'nda yola çıkacaklar dikkat: Bilet fiyatlarına zam bekleniyor

Kurban Bayramı'nda 9 gün tatil ilan edilmesinin ardından otobüs ve uçak biletleri fiyatlarında da zam sinyalleri geldi

06.05.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Kurban Bayramı'nda yola çıkacaklar dikkat: Bilet fiyatlarına zam bekleniyor
Kurban Bayramı'nda yola çıkacaklar dikkat: Bilet fiyatlarına zam bekleniyor
Türkiye, Kurban Bayramı'na hazırlanırken 9 gün tatil ilan edilmesiyle birlikte çok sayıda kişi de tatile ya da memleketine gitmek için bilet bakmaya başladı. Ama hem otobüs hem de uçak bileti fiyatlarına zam hazırlığı da başladı. Türkiye Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım maliyetlerden dolayı zam yapmak zorunda kalındığını belirtirken "Yaz dönemine girerken yeniden bir yüzde 20'lik zam gelir" ifadelerini kullandı. Sosyal medyada ise bilet fiyatlarındaki artışa tepki gösterildi.

Yaz döneminde yeniden zam gelir uyarısı
Sözcü'nün haberine göre Türkiye Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, son beş yılda seyahat talebinin yüzde 50 düştüğünü belirterek, "Akaryakıt, otoyol gibi maliyetlerimiz arttığı için sektör, iş olmamasına rağmen zam yapmak zorunda kalıyor. Yaz dönemine girerken yeniden bir yüzde 20'lik zam gelir" dedi.

Memlekete gitmek bile lüks
Bir sosyal medya kullanıcısı, İstanbul-Hatay uçak biletlerinin 5 bin liradan başladığını belirterek, "Allah sizi bildiği gibi yapsın ya bayramda memlekete gitmek bile lüks" ifadelerini kullandı.
İstanbul-Ankara uçak bileti 1500-2000 lira, otobüs bileti 1100-1400 lira arasında seyrediyor. İstanbul-İzmir uçak bileti 3000-5000 lira, otobüs bileti 1300-1500 lira. İstanbul-Gaziantep gibi uzun mesafelerde ise uçak bileti 6000-7300 lira, otobüs bileti 1800-2100 lira arasında değişiyor.
Uçak bileti fiyatlarına ise tavan fiyatlara geçen ay yüzde 14 zam gelmiş ve iç hat biletlerde tavan fiyat 6 bin 990 liraya yükselmişti. Ancak sektörde bilet fiyatları şimdiden bu tutarı geçti. Havayolu şirketlerinin yeni bir zam daha yapabileceği konuşulmaya başlandı.

CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının beşinci duruşması 6 Mayıs'ta Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ara kararını veren mahkeme, davayı 1 Temmuz'a erteledi

06.05.2026 11:54:00
Haber Merkezi
CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi
CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının beşinci duruşması 6 Mayıs'ta Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Ara kararını veren mahkeme, davayı 1 Temmuz'a erteledi.

Bir sonraki davada İBB davasında etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Soytekin'in dinlenmesine karar verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 4-5 Kasım 2023'teki 38. Olağan Kurultay sürecinde bazı delegelere "oy karşılığında para" teklif edildiği öne sürülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve İstanbul'da tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra 11 kişi sanık sandalyesinde.

Savcılık, İmamoğlu'nun, "Divan Başkanı" olarak görev yaptığını, diğer şüphelilerin de iştirak halinde hareket ettiğini iddia ediyor.

Sanıklar hakkında "oylamaya hile karıştırma" suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mağdur olarak yer alıyor.
İmamoğlu'nun yanı sıra sanıklar arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Hüseyin Yaşar, Mehmet Kılınçaslan, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya ve Özgen Nama bulunuyor.

Önceki duruşmalarda neler yaşandı?
Davanın dördüncü duruşması 1 Nisan'da görüldü. Üçüncü duruşma ise 23 Şubat'ta yapıldı.

Ara kararını açıklayan mahkeme, dosyanın Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen dava dosyasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 24 Ocak'ta "dosyalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunmadığı" gerekçesiyle birleştirme talebini reddetti.

Bu duruşmada eski CHP delegeleri ve CHP üyeleri tanık olarak dinlendi.

Tanıklar, delegelerin kurultayda oy kullanmaları karşılığında para teklif edildiği, para ve hediye alış verişi olduğu iddialarını dile getirdi.

Avukatlar, tanıkların "şahsen bir şeye şahit olmadığını" ve "duydum" gibi ifadelerle konuştuğunu söyleyerek suçlamaları reddetti.

Kasım 2025'te başlayan mahkemenin ikinci duruşması 13 Ocak'ta yapılmıştı.

Görev tartışması yaşandı
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, 38. Olağan Kurultayı ile Nisan 2025'teki 21. Olağanüstü Kurultayının iptali için bir dava açmıştı.

Bu dava Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 24 Ekim'de reddedilmişti.

Bu dava ise bundan ayrı bir ceza davası.

Dava başlamadan önce, hangi mahkemenin yetkili olduğu konusunda asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasında görev tartışması yaşandı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davayı "görevsizlik" kararı veren 26. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesine hükmetti.

Mahkeme bu karara itiraz ederek Anayasa Mahkemesi'ne götürdü.

Anayasa Mahkemesi ise 10 Eylül'de mahkemenin başvurusunu reddetti ve davanın Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi kesinleşti.

Öte yandan CHP yönetimi 24 Ekim'deki duruşma öncesi kurultay davasını düşürmek için yeni bir hamle yapmış ve 39. Olağan Kurultay kararı almıştı.

Özel'in başkanlığında duruşmadan bir gün önce toplanan Parti Meclisi'nde, kurultayın 28-30 Kasım tarihlerinde yapılması kararlaştırılmıştı.

Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu

06.05.2026 11:07:00
İhlas Haber Ajansı
Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu
Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de bulunduğu 3 kişi, 30 Nisan'da gözaltına alınmıştı. Emniyette işlemleri biten 3 kişi adliyeye sevk edilmiş, savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden Zuhal Böcek, "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanmıştı.

Mal varlıklarına el konuldu
Konuyla ilgili soruşturma sürerken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheliler Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ile Zuhal Böcek'in 'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap' ile 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlarından mal varlıklarına el konuldu.İHA

İBB Davası'nda 32. gün

Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 32. gününde, "Cebeci Maden Sahası'nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından yargılanan Ahmet Güldü savunmasını yaptı

05.05.2026 13:20:00 / Güncelleme: 05.05.2026 14:48:38
Haber Merkezi
İBB Davası'nda 32. gün
İBB Davası'nda 32. gün
Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 32. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

77'si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katılırken, babası Hasan İmamoğlu tutuksuz sanıklar arasında yer aldı.

"Yaptığım iş esasen ofis işidir"

Duruşma, "Cebeci Maden Sahası'nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından tutuklu yargılanan Ahmet Güldü'nün savunmasıyla devam etti. Tutuklu sanık Ahmet Güldü, Kuzey İstanbul şirketinde ofisboy olarak çalıştığını, bankadan para çekme ve yatırma işlerinin görevleri arasında olduğunu belirtti.

Kuzey İstanbul Modern şirketinde 2014 yılında ofis boy olarak işe girdiğini, şirkette 10 yıldır çalıştığını ifade eden Güldü, "Yaptığım iş esasen ofis işidir, yani diğer yerlere evrak götürür; noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik ve su abonelikleri tarzında işler yapardım. Bankadan para çekme ve para yatırma işlemleri de görevlerimin arasında bulunurdu. Ancak bu işlemleri kendi inisiyatifimle değil, bana verilen talimatlar doğrultusunda yapardım. Yaptığım işe göre talimat aldığım kişiler değişir. Örneğin noter, vergi dairesi, trafik şube müdürlüğü işlerinde şirketin idari işler müdürü olan genel sorumlulardan talimat alınırdı. Banka işlemlerinde finans bölümünde çalışan Adem Başer'den, ayrıyeten de Murat Gülibrahimoğlu'ndan talimat almışlığım vardır. Benim görevim, bana söylenen idari ve günlük işleri yerine getirmekten ibarettir" diye konuştu.

"Bir emekçi olarak, çalışan olarak nasıl tutuklanabilirim?"

Cebeci Maden sahası ile alakalı hiçbir görevi bulunmadığını, hafriyat döküm işinden de maden işinden de anlamadığını aktaran Güldü, şu savunmayı yaptı:

"Murat Gülibrahimoğlu ile en son yurt dışına çıkmadan önce görüştüğümü ve sonrasında ise görüşmediğimi kendilerine ilettim. Ayrıca bana, eski patronumun hesabına 5.000.000 TL yatırdığım ve 169.000.000 TL çektiğim yönünde sorular geliyor. Benim yıllar içinde yatırıp çektiğim tutarı hâlâ bilmiyorum, bilmem de mümkün değil. Ben de bunun işimin bir parçası olduğunu, talimatla hareket ettiğimi ve bu nedenle suç işlediğimi düşünmedim. Çektiğim ve yatırdığım paraların toplam tutarını bilmem zaten mümkün değil ki? Başkanım, ben tutuklandığımda gerçekten çok şaşırdım. Bir emekçi olarak, çalışan olarak nasıl tutuklanabilirim? İfadeye çağrılabilirim ama 'nasıl tutuklanabilirim?' diye kafamdan soru işaretleri geçti. Çünkü savcı bana doğrudan hangi suçu işlediğimi açık şekilde söylemedi. Eğer ne ile suçlandığımı açıkça anlatsaydı ben de kendimi ona göre savunmaya çalışırdım. Ama o gün neye karşı ayrıntılı savunma yapmam gerektiğini tam olarak bile anlayamadım. Daha sonra örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığımı öğrendim."

"Belediye yönetiminin değişmesi, çalışma hayatımda bir değişiklik yaratmamıştır"

Sanık Güldü, 2014 yılında işe girdiğini, 2025'e kadar aynı işe devam ettiğini belirterek, "Belediye yönetiminin değişmesi, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun başkan olması; benim çalışma hayatımda, görevimde, gelirimde, günlük iş işleyişimde herhangi bir değişiklik yaratmamıştır. Ben aynı şekilde çalışmaya devam ettim. İddianamede yer verilen suçlamaların kapsamı ile benim görev ve sorumluluğum arasında somut bir bağ kurulması mümkün değildir" şeklinde konuştu.

"Şirkette yasa dışı işlere şahit de olmadım"

Şirkette muhasebe kayıtları tutan, e-fatura, e-arşiv veya defter sistemleri kullanan, sahte fatura düzenleyen ya da piyasadan sahte fatura temin eden bir kişi olmadığını söyleyen Güldü, "Şirkette bu tür yasa dışı işlere şahit de olmadım. Finans işleri benim görev alanımda da değildir. Ben şirkette günlük işlerini yapan, talimatla hareket eden bir çalışan olarak görevimi yaptım. Bu nedenle para transferleri veya banka hareketlerinden yola çıkılarak benim sahte fatura yöntemiyle para aktardığım ya da örgüte bilerek ve isteyerek kazanç sağladığım sonucuna varılması doğru değildir" savunmasını yaptı.

Sanık Güldü, cezaevinde 70 kişiyle aynı koğuşta kaldığını de belirterek, "Hepsi de uyuşturucu mahkumu. Ben nasıl bir suç işledim ki bu devlet beni uyuşturucu mahkumunun içine atıyor? Ben uyuşturucu maddesinin isimlerini bilmezdim ya. Hani yaşam koşullarını geçtim; ben uyuşturucu maddenin isimlerini bilmezdim. Seneye üniversite sınavlarına hazırlanacak evladım; 'Baba istersen okulu bırakırım' diyor bana. Ben bunu duyacak bir ebeveyn olmadım eşimle beraber, bir baba olmadım. Bunun vebali kimdeyse Allah'a havale ediyorum. Benim eşim buraya gelebilmek için -çalışmak ayıp değil- gündelik işe gidiyor" dedi.

Üzerine atılan suçları kabul etmeyen Güldü, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi

Eylem Tok, ABD'deki cezaevinden gönderdiği mektupta Kemerburgaz’daki ölümlü kazanın ardından oğlu Timur Cihantimur’u kaçırmasının sorumluluğunu üstlendi. Eylem Tok, “Eğer bir hata varsa en büyük sorumluluk anne ve babası olarak bize aittir” dedi

05.05.2026 10:58:00
Haber Merkezi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
İstanbul Kemerburgaz'da 1 Mart 2024'te meydana gelen ölümlü trafik kazasının ardından oğlu Timur Cihantimur'u önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçıran yazar Eylem Tok, Boston'daki tutukluluğunun sürdüğü cezaevinden 3 sayfalık bir mektup gönderdi.

Avukatı aracılığıyla kamuoyuna yansıyan mektupta Tok, "Eğer bir hata varsa bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum" ifadelerine yer verdi.

Mektubunda olay gecesi "içgüdüsel" davrandığını savunan Tok, 16 yaşındaki oğlunu korumak dışında bir amacı olmadığını belirterek, "Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum" dedi.

Hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine başsağlığı dileyen Tok, "Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. Ayrıca kaza yerine gitmediğini, telefonları almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini iddia etti.

Kaza ve kaçış süreci

Kaza, Eyüpsultan Kemerburgaz Belgrad Ormanı yolunda saat 23.50 sıralarında meydana geldi. Timur Cihantimur'un ehliyetsiz kullandığı 34 EEG 06 plakalı araç, yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan üç ATV'ye çarptı. Kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti; Süleyman Keçici, İbrahim Gümüş, Hasan Topal ve Tahsin Arslan yaralandı. Tanıklara göre araç aşırı hızlıydı ve kaza sonrası sürücü olay yerinden uzaklaştı.

Eylem Tok, oğlu Timur'u olay yerinden aldıktan sonra eşi Bülent Cihantimur'u bilgilendirdi. Anne-oğul, 2 Mart 2024'te önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçtı. Türkiye'nin iade talebi üzerine 14 Haziran 2024'te Boston'da yakalandılar. Her ikisinin de tutukluluk hali devam ediyor. Timur Cihantimur ayrı bir soruşturmayla "taksirle öldürme ve yaralama" suçlamasıyla yargılanıyor.

Hukuki gelişmeler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şubat 2026'da hazırladığı iddianamede, Eylem Tok ve eski eşi Bülent Cihantimur'un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli için "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 10'ar yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, ailenin kazadan hemen sonra delil kararttığı ve Timur'u yurt dışına çıkardığı vurgulandı.

ABD mahkemesi, Türkiye'nin iade talebini Şubat 2025'te kabul etmişti ancak Eylem Tok'un avukatlarının itirazı üzerine süreç geçici olarak durduruldu. Tutukluluk kararları ise Ekim 2024'teki üçüncü duruşmada da onandı.

Aci ailesinin durumu

Olayın ardından Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci şikayetinden vazgeçti ve yasal varislerle sulh sağlandı. Bu karar, Aci ailesi içinde tartışmalara yol açtı. Özer Aci (ölenin babası), "Benim oğlumun kanını sattı" diyerek tepki gösterdi. Şükriye Aci ise para iddialarını yalanladı ve aile içi baskıdan söz etti. Eylem Tok'un mektubunda bahsettiği "helalleşme", bu sulh anlaşmasına işaret ediyor.

Eylem Tok mektubunda sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak "eksik ve önyargılı yorumlar" nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu da belirtti. "Kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermediklerini" savunan Tok, sürecin hem hukuki hem insani bir sınav olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye'de uzun süre gündemde kalmış, ehliyetsiz araç kullanımı, aile korumacılığı ve adalet tartışmalarına yol açmıştı. Eylem Tok ve Timur Cihantimur'un iade süreci ile Türkiye'deki davalar devam ederken, Tok'un cezaevinden gönderdiği mektup kamuoyunda yeni tartışmalara neden oldu.

Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor


 
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. 

05.05.2026 10:32:00
AA
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. Günde 4-6 bardak çay veya 3-5 fincan kahve tüketiminin hidrasyon açısından suyla benzer etki gösterdiğini aktaran Salabaş, düzenli tüketimde kafeinin 'sıvı attırıcı' etkisinin ortadan kalktığını ve klinik olarak anlamlı sıvı kaybı oluşmadığını aktardı.

Salabaş, "Yarım milyonu aşkın kişinin takip edildiği çalışmalarda düzenli çay içenlerde böbrek taşı riskinin yüzde 27'ye kadar daha düşük bulundu. Yüz binlerce kişiyi kapsayan başka araştırmalarda ise kahve tüketimi taş riskini yüzde 26 ile 31 arasında azalttığı kaydedildi. Türkiye verilerine göre böbrek taşı hastalarının yüzde 46'sı günde 1 litrenin altında su tüketiyor. Taş oluşumunda belirleyici faktör çay tüketimi değil, yetersiz su alımıdır. 'Çay dehidratasyon yapar' veya 'Her çayın yanında su içilmeli' gibi yaygın öneriler, güncel bilimsel verilerle desteklenmemektedir" ifadelerini kullandı.

Salabaş, günlük sıvı tüketiminin 2-2.5 litre olması gerektiğini belirterek, çay ve kahvenin bu miktara dahil edilebileceğini ancak su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yeşil çayın antioksidan içeriği sayesinde böbrek sağlığını destekleyebileceğini de ifade eden Salabaş, yapılan laboratuvar çalışmalarında çayın içindeki doğal bileşenlerin taş kristallerinin böbrek dokusuna tutunmasını azalttığını belirtti.

Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı

Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

05.05.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

Hatay İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Jandarma ekiplerinin çalışmaları neticesinde; 4 Mayıs günü Yayladağı ilçesi Yukarıpulluyazı Mahallesi'nde dron destekli icra edilen faaliyet sonucunda yabancı uyruklu 37 düzensiz göçmen yakalandı.

Yakalanan şahıslar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapıldığı öğrenildi.

Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem


 
Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. 

05.05.2026 08:29:00
MURAT ÇORBACI
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem

Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, "Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı.
1. Cildinizi günde iki kez temizleyin. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemli.
2. Güneşten korunmayı rutin haline getirin. Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor.

3. Mevsime uygun nemlendirici kullanın. Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor.
4. Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Cilt sağlığı için haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret etti.

5. Günde 2-2.5 litre su için. Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor.

6. Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin. Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir. Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten su kaybını azaltmaya yardımcı olur.

7. Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının. Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.