Şeytanın boynunu zikir ile kırınız
Peygamberimiz buyurdu: “Cehalet hali ile ibadet edenin, ifsadı ıslahından çok olur
15.05.2026 00:25:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





'Peygamberimiz buyurdu: "Cehalet hali ile ibadet edenin, ifsadı ıslahından çok olur."
O tam manasıyla fesat içindedir. Baştan sona karanlık içindedir. İlimsiz yapılan ibadet böyle olur. İlim sahibi de amel etmezse onun da hali perişandır. Ayrıca, yapılan amelin ihlası yoksa onun da hayrı yoktur. Hangi iş olursa olsun, ihlas olmayınca ne fayda olur, ne de kabul olur.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: "Cahil bir defa azap çeker, âlim ise yedi."
Cahile niçin öğrenmediği sorulur, âlimse ise neden bildiği ile ibadet etmediği… Öğren, amel et ve öğret."

Allah'ı zikir
Allah'ı hatırlayan her zaman diridir, bir hayattan başka birine geçer. Küçük bir zaman dilimi dışında onun için ölüm yoktur. Zikir kalbe yerleşince, diliyle zikretmese bile kulun Allah'ı zikretmesi süreklilik kazanır. Kul Allah'ı zikretmeye devam ettiği sürece, O'na uyumu ve fiillerinden hoşnutluğu da devam eder…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Şeytanın boynunu 'Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah'ın Resulü'dür' kelamı ile kırınız. Sizden biri nasıl düşmanına seri şekilde vurarak yahut fazla yükü boynuna takarak belini bükerse, şeytan da bu ulvi kelam karşısında öyle susar ve siner" buyurur.
İçinize sinen manevi şeytanın boynunu, kelime-i tevhidi ihlasla söyleyerek kırınız. Tevhid kelimesi şeytanı yakar, fakat onu tam söyleyebilmek mesele…

Her dayandığın ve güvendiğin nesne senin putundur. Kalbin şirkle dolu olduğu halde dilden tevhid getirmen sana fayda vermez.
Peygamberimiz'in (s.a.v.) şu hadisinde: "Mel'undur, mel'undur, kendi gibi bir yaratığa dayanan kimse, mel'undur (Allah'ın rahmetinden uzaktır.)"

Her varlığın sahibi olarak Hakk'ı bilmelisin
Zat-ı ilahiden gayri şeylerin zerresi kalbinde kalsa yine bu yolu ikmal etmen kabil değildir.
Allah Resulü (s.a.v.) ile İmam Ali efendimiz arasında geçen hadisi nakleder:

"Ebu Talip oğlu Ali (r.a.) Allah Elçisi'nden (sallâllahu aleyhi ve sellem) sordu: "Allah'a en yakın, kullara en kolay ve Allah katında en faziletli yol hangisidir?"
"Ya Ali! Halvetlerde Allah'ın zikrine devam etmelisin!" diye açıklama yaptılar:
Hz. Ali: "Demek zikrin fazileti bu kadar yücedir. Herkes Allah'ı zikretmektedir" dediğinde: "Acele etme Ya Ali! Yeryüzünde "Allah, Allah" diyen bulundukça kıyamet kopmaz!" buyurdu.
Hz. Ali (r.a.): "Ey Allah'ın Resulü! Nasıl zikredeyim? (Bana zikri öğretir misiniz?)" dediğinde:
"Ben üç defa söyleyeyim, sen dinle! Sonra sen üç defa söyle, ben dinleyeyim" buyurdu ve üç kere gözlerini yumarak, sesini yükselterek "Lâ ilâhe illâllah" dedi.
Hz. Ali (r.a.) dinledi. Sonra Hz. Ali (r.a.) gözlerini yumarak, sesini yükselterek üç kere "Lâ ilâhe illâllah" dedi, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dinlediler.
İşte zikri (Kelime-i tevhidi) telkin etmenin usulü ve esası budur! Allah hepimizi buna muvaffak kılsın." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
O tam manasıyla fesat içindedir. Baştan sona karanlık içindedir. İlimsiz yapılan ibadet böyle olur. İlim sahibi de amel etmezse onun da hali perişandır. Ayrıca, yapılan amelin ihlası yoksa onun da hayrı yoktur. Hangi iş olursa olsun, ihlas olmayınca ne fayda olur, ne de kabul olur.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: "Cahil bir defa azap çeker, âlim ise yedi."
Cahile niçin öğrenmediği sorulur, âlimse ise neden bildiği ile ibadet etmediği… Öğren, amel et ve öğret."

Allah'ı zikir
Allah'ı hatırlayan her zaman diridir, bir hayattan başka birine geçer. Küçük bir zaman dilimi dışında onun için ölüm yoktur. Zikir kalbe yerleşince, diliyle zikretmese bile kulun Allah'ı zikretmesi süreklilik kazanır. Kul Allah'ı zikretmeye devam ettiği sürece, O'na uyumu ve fiillerinden hoşnutluğu da devam eder…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Şeytanın boynunu 'Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah'ın Resulü'dür' kelamı ile kırınız. Sizden biri nasıl düşmanına seri şekilde vurarak yahut fazla yükü boynuna takarak belini bükerse, şeytan da bu ulvi kelam karşısında öyle susar ve siner" buyurur.
İçinize sinen manevi şeytanın boynunu, kelime-i tevhidi ihlasla söyleyerek kırınız. Tevhid kelimesi şeytanı yakar, fakat onu tam söyleyebilmek mesele…

Her dayandığın ve güvendiğin nesne senin putundur. Kalbin şirkle dolu olduğu halde dilden tevhid getirmen sana fayda vermez.
Peygamberimiz'in (s.a.v.) şu hadisinde: "Mel'undur, mel'undur, kendi gibi bir yaratığa dayanan kimse, mel'undur (Allah'ın rahmetinden uzaktır.)"

Her varlığın sahibi olarak Hakk'ı bilmelisin
Zat-ı ilahiden gayri şeylerin zerresi kalbinde kalsa yine bu yolu ikmal etmen kabil değildir.
Allah Resulü (s.a.v.) ile İmam Ali efendimiz arasında geçen hadisi nakleder:

"Ebu Talip oğlu Ali (r.a.) Allah Elçisi'nden (sallâllahu aleyhi ve sellem) sordu: "Allah'a en yakın, kullara en kolay ve Allah katında en faziletli yol hangisidir?"
"Ya Ali! Halvetlerde Allah'ın zikrine devam etmelisin!" diye açıklama yaptılar:
Hz. Ali: "Demek zikrin fazileti bu kadar yücedir. Herkes Allah'ı zikretmektedir" dediğinde: "Acele etme Ya Ali! Yeryüzünde "Allah, Allah" diyen bulundukça kıyamet kopmaz!" buyurdu.
Hz. Ali (r.a.): "Ey Allah'ın Resulü! Nasıl zikredeyim? (Bana zikri öğretir misiniz?)" dediğinde:
"Ben üç defa söyleyeyim, sen dinle! Sonra sen üç defa söyle, ben dinleyeyim" buyurdu ve üç kere gözlerini yumarak, sesini yükselterek "Lâ ilâhe illâllah" dedi.
Hz. Ali (r.a.) dinledi. Sonra Hz. Ali (r.a.) gözlerini yumarak, sesini yükselterek üç kere "Lâ ilâhe illâllah" dedi, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dinlediler.
İşte zikri (Kelime-i tevhidi) telkin etmenin usulü ve esası budur! Allah hepimizi buna muvaffak kılsın." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)


















































































