logo
07 EKİM 2026

Şiddet kıskacındaki gençliği kurtarmak: Milli eğitim, sosyal devlet ve doğru rol modeller

07.10.2026 00:00:00
 

Türkiye, 2026 yılı içerisinde okullarda yaşanan ve toplumun vicdanını derinden yaralayan trajik şiddet olaylarıyla sarsılmaktadır. 

Şanlıurfa Siverek'te bir eski öğrencinin av tüfeğiyle düzenlediği eylemden Kahramanmaraş Onikişubat'ta 12 kişinin yaşamını yitirdiği cumhuriyet tarihinin en ölümcül okul saldırısına; Manisa Turgutlu'dan son olarak İstanbul Başakşehir'deki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda bir kız öğrencinin gerçekleştirdiği ve 1 evladımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bıçaklı saldırıya kadar yaşananlar, sorunun oldukça derin olduğunu açıkça göstermektedir.

Geleceğimizi emanet ettiğimiz eğitim yuvalarının birer şiddet mahalline dönüşmesi; psikolojik, sosyo-kültürel, teknolojik, güvenlik temelli ve elbette derin ekonomik sorunların bir bileşimidir. 

Bu acı tabloyu ortadan kaldırmak, ancak sorunun kök nedenlerini doğru okumak ve milli/manevi değerleri merkeze alan bütüncül bir vizyon ortaya koymakla mümkündür.

Yalnızlaşma, akran zorbalığı ve sosyo-ekonomik çöküşün şiddete dönüşümü

Gençlerin şiddet eylemlerine yönelmesinin arkasındaki ilk ve en önemli katman, derin bir psikolojik izolasyon ve aidiyetsizlik duygusudur. 

Aile içi iletişim kopuklukları, kontrolsüz ve denetimsiz dijital mecralar ile ABD kaynaklı kitle katliamı faillerini idolleştiren çevrim içi alt kültürler, gençlerin şiddete karşı duyarsızlaşmasına yol açmaktadır. 

Bunun üzerine okul ortamında yaşanan akran zorbalığı, dışlanma, disiplin cezalarıyla sistemin dışına itilme ve intikam güdüsü eklendiğinde; bastırılmış öfke bir patlamaya dönüşmektedir. 

Ateşli veya kesici silahlara erişimin kolaylığı ise bu tehlikeli niyeti anında kitlesel bir trajediye dönüştürmektedir.

Ancak bu psikolojik kırılmaların zeminini hazırlayan en güçlü dip dalga ekonomidir. 

Ekonomik zorluklar doğrudan bir çocuğun eline silah veya bıçak vermez; ancak bireyi suça ve öfkeye açık hale getiren yapısal bir zemin işlevi görür. 

Gelecek kaygısı, yüksek enflasyon ve genç işsizliği riski; gençlerde "Ne kadar çalışırsam çalışayım bir yere gelemeyeceğim" algısını doğurarak radikal bir nihilizme (Bütün değerleri reddeden akım) zemin hazırlar. 

Eğitim, alt ve orta sınıflar için bir sosyo-ekonomik yükselme aracı olmaktan çıktığında, öğrencinin okulla kurduğu bağ kopar. 

Aynı zamanda geçim baskısı nedeniyle tükenmişlik yaşayan ebeveynler, çocuklarıyla nitelikli bağ kuramaz hale gelir; ev içi stres ve ilgisizlik derinleşir. 

Göreli yoksulluk ve dijital tüketim baskısı da gençleri aşağılık kompleksine, çetelerin tuzağına ve şiddeti yücelten yapılara itmektedir.

Sistemik aksaklıklar: Erken uyarı işaretlerinin ihmali ve güvenlik açığı

Bu trajedilerin tamamen önüne geçilememesinin temel nedeni, güvenlik ve rehberlik mekanizmalarının bütüncül bir yaklaşımdan uzak olmasıdır. 

Şiddet eylemleri birdenbire ortaya çıkmaz; öncesinde akademik başarıda sert düşüş, aşırı içe kapanma, şiddet içerikli çizimler ve tehditkar söylemler gibi açık sinyaller verir. 

Ancak Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) ile okullardaki PDR (Psikolojik Danışma ve Rehberlik) uzmanlarının kadro ve bütçe yetersizlikleri, bu uyarı sinyallerinin zamanında tespit edilmesini engellemektedir. 

Bütçe kısıtlılıkları nedeniyle risk grubundaki öğrencilere psikososyal destek sunulamamakta; soruna sebep olan öğrencilerin rehabilitasyon yerine doğrudan okuldan uzaklaştırılması ise onları daha kontrolsüz birer tehdide dönüştürmektedir.

Diğer yandan, okul güvenliğinin sadece girişlere X-ray cihazı koymaktan ibaret görülmesi büyük bir yanılgıdır. 

Saldırganın mevcut veya eski öğrenci olduğu durumlarda yalnızca fiziksel engeller yetersiz kalmaktadır. 

Devletin yasal düzeyde ruhsatsız silah ve kesici alet satışlarına en ağır yaptırımları getirmesi, Emniyet Siber Suçlarla Mücadele birimlerinin şiddeti yücelten çevrim içi grupları proaktif olarak izlemesi, okul çevrelerindeki güvenlik birimlerinin kağıt üzerinde kalmayıp etkin işletilmesi şarttır. 

Ailelerin de evdeki silah ve kesici aletleri kilit altında tutması, çocuklarının dijital dünyasını baskı kurmadan takip etmesi ve okulla sürekli iş birliği yapması hayati sorumluluklar arasındadır.

Kurtuluş reçetesi; Milli Ekonomi Modeli, güçlü sosyal devlet ve doğru rol modeller

Yalnızlaşan, umudunu kaybeden, travmalar ve akran zorbalığıyla baş başa kalan gençlerimizi topluma kazandıracak temel dinamik, ezbere dayalı ve yüzeysel uygulamalar değil; gencin tüm maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayan milli bir eğitim ve sosyal devlet anlayışıdır. 

Nitekim Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) tarafından yapılan açıklamada da vurgulandığı üzere; şiddetin her türlüsünü reddeden, çocuklarımızı sevgi, dayanışma, ahlak ve kardeşlik duygularıyla geleceğe hazırlayacak bütüncül bir yaklaşım şarttır.

Bu noktada çözümün somut yol haritası açıktır:

Ekonomik güvence ve sosyal devlet: Gençlerin yalnızlığını ve gelecek kaygısını giderecek, onlara güven verecek sağlam bir ekonomik temel oluşturulmalıdır. 

Bunun için Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet / Milli Devlet tezi bir doktrin olarak uygulanmalıdır. 

Gençlerin işsiz kalmadığı, adil bir gelir dağılımının sağlandığı ve ailelerin ekonomik olarak desteklendiği bir yapıda, şiddeti besleyen sosyal stres minimuma inecektir.

Milli ve manevi donanım: Gençlerimizi çetelerin, karanlık alt kültürlerin ve dijital yozlaşmanın tuzağından koruyacak milli ve manevi bir eğitim sistemi inşa edilmelidir. Bu sistem, sadece akademik başarıyı değil, ahlaki gelişimi ve toplumsal aidiyeti de merkezine almalıdır.

Doğru rol model: Şiddeti ve kolay yoldan güç kazanmayı özendiren yanlış figürlerin yerine; gençlerimize milli mücadelenin, bağımsızlığın ve aklın sembolü olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir rol model olarak sunulmalı ve bu bilinçle eğitilmelidirler.

Unutulmamalıdır ki, her yönden güçlü, ruhen ve bedenen sağlıklı gençler ancak güçlü ve adil bir devlet ve sağlam bir aile yapısıyla yetişebilir. 

Gençlerimiz bizim geleceğimizdir; geleceğimize sahip çıkmak istiyorsak, onları yalnızlığa ve şiddete terk etmeden bütün imkanlarımızla kuşatmak ve sahip çıkmak zorundayız.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.