Şiddete Uğrayan Çocuklar Her Zaman Konuşmaz Ebeveynler Dikkatli Olmalı
Çocuklarda şiddet ve akran zorbalığı her zaman bağırarak, ağlayarak ya da açıkça yardım isteyerek ortaya çıkmıyor.
04.05.2026 15:59:00
Ahmet Turan Yiğit
Ahmet Turan Yiğit





Çocuklarda şiddet ve akran zorbalığı her zaman bağırarak, ağlayarak ya da açıkça yardım isteyerek ortaya çıkmıyor. Uzmanlara göre bazı çocuklar sessizliği bir hayatta kalma stratejisi olarak seçiyor. O sessizlik, dışarıdan boşluk gibi görünse de aslında korku, utanç ve çaresizlikle dolu bir alan olabilir.

Çocukların yaşadıkları şiddeti anlatmamalarının arkasında güçlü duygular yatıyor. "Söylersem daha kötüsü olur" korkusu, "ben hak ettim" düşüncesi ya da "kimse bana inanmaz" kaygısı çocukları sessizliğe itebiliyor. Daha önce yardım isteyip sonuç alamamış olmak, zorbanın aynı sınıfta olması veya arkadaş grubunun dağılacağı endişesi de bu sessizliği pekiştiriyor.

Sessizlik çoğu zaman ipuçlarıyla konuşur. Okula gitmek istemeyen, ders başarısı düşen, içine kapanan ya da tam tersine öfke patlamaları yaşayan bir çocuk aslında bir şey anlatıyordur. Sık sık karın ağrısı veya baş ağrısı yaşayan, eşyalarını kaybeden, arkadaşlarından uzaklaşan çocukların hikâyesine dikkatle bakmak gerekir. Dijital dünyada da ipuçları olabilir; telefonunu saklayan, mesajlardan kaçınan bir çocuk siber zorbalığın hedefi olabilir.

Uzmanlar, çocukların yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguluyor. Güvenli iletişim ortamı sağlamak, çocuklara sınır koymayı öğretmek ve "hayır" deme becerisini küçük yaşlardan itibaren desteklemek kritik önemde. "Dur", "bunu istemiyorum", "bana dokunma" gibi net ifadeler çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırabilir. Özellikle siber zorbalıkta kanıtları silmeden saklamak da önemli bir adım.

Bir çocuğu korumanın ilk adımı, söyleyemediklerini fark etmektir. Okulların açık kapı politikası benimsemesi, zorbalıkla ilgili net kurallar koyması ve çocukların kendilerini ifade edebileceği güvenli alanlar yaratması gerekir. Ailelerin ise yargılamadan dinleyen, suçlamadan anlayan bir tutum benimsemesi hayati önem taşır. "Sana inanıyorum, bu senin hatan değil ve birlikte çözebiliriz" cümlesi, bir çocuğun dünyasında sandığımızdan çok daha büyük bir yer açar.

Unutmamak gerekir ki, şiddete uğrayan bir çocuğun sessizliği boşluk değildir. O sessizlik, dikkatle dinlendiğinde bize çok şey anlatır.

Çocukların yaşadıkları şiddeti anlatmamalarının arkasında güçlü duygular yatıyor. "Söylersem daha kötüsü olur" korkusu, "ben hak ettim" düşüncesi ya da "kimse bana inanmaz" kaygısı çocukları sessizliğe itebiliyor. Daha önce yardım isteyip sonuç alamamış olmak, zorbanın aynı sınıfta olması veya arkadaş grubunun dağılacağı endişesi de bu sessizliği pekiştiriyor.

Sessizlik çoğu zaman ipuçlarıyla konuşur. Okula gitmek istemeyen, ders başarısı düşen, içine kapanan ya da tam tersine öfke patlamaları yaşayan bir çocuk aslında bir şey anlatıyordur. Sık sık karın ağrısı veya baş ağrısı yaşayan, eşyalarını kaybeden, arkadaşlarından uzaklaşan çocukların hikâyesine dikkatle bakmak gerekir. Dijital dünyada da ipuçları olabilir; telefonunu saklayan, mesajlardan kaçınan bir çocuk siber zorbalığın hedefi olabilir.

Uzmanlar, çocukların yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguluyor. Güvenli iletişim ortamı sağlamak, çocuklara sınır koymayı öğretmek ve "hayır" deme becerisini küçük yaşlardan itibaren desteklemek kritik önemde. "Dur", "bunu istemiyorum", "bana dokunma" gibi net ifadeler çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırabilir. Özellikle siber zorbalıkta kanıtları silmeden saklamak da önemli bir adım.

Bir çocuğu korumanın ilk adımı, söyleyemediklerini fark etmektir. Okulların açık kapı politikası benimsemesi, zorbalıkla ilgili net kurallar koyması ve çocukların kendilerini ifade edebileceği güvenli alanlar yaratması gerekir. Ailelerin ise yargılamadan dinleyen, suçlamadan anlayan bir tutum benimsemesi hayati önem taşır. "Sana inanıyorum, bu senin hatan değil ve birlikte çözebiliriz" cümlesi, bir çocuğun dünyasında sandığımızdan çok daha büyük bir yer açar.

Unutmamak gerekir ki, şiddete uğrayan bir çocuğun sessizliği boşluk değildir. O sessizlik, dikkatle dinlendiğinde bize çok şey anlatır.














































































