Bir mektup geleneğimiz vardı.
Eskiden, öpülüp koklanan ve nice yıllar boyu bir aziz emanet gibi saklanan mektuplarımız vardı. Mektup gönderenlerimiz vardı ve hasretle bekleyenlerimiz vardı.
"Mahsus selam eder her iki mübarek ellerinden doya doya öperim" diye başlayan ve "Baki Hüda'ya emanet olasın" diye biten mektuplarımız vardı. Mektup geleneğimiz vardı. Eskiden mektup yazmaya da, okumaya da vaktimiz vardı.
İzmir'de gurbetçi olarak çalışanrahmetli babamdan gelen her mektubu, gaz lambasının ışığında gözyaşları içinde tekrar tekrar okuyup dinlediğimizi dün gibi hatırlıyorum.
Bu güzel geleneğimiz yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttuğu gibi, mektuba yazacağımız iyi haberler, güzel gelişmeler de günden güne, yıldan yıla azalmakta, tükenmektedir. Sıladan gurbete, vatandan gurbetçilere güzel haber, umut verici gelişmeler yazabilmek için kılı kırk yarmak gerekiyor.
Bundan tam on yıl önce yine aynı başlık altında şiir formatında verdiğimiz haberlerin hiç değişmediğini, yıldan yıla daha da kötü örneklerin arttığını müşahade ediyoruz, üzülüyoruz ve sizleri on yıl önceki "Sıladan Mektup"la başbaşa bırakıyoruz.
Haber sorar isen bizim illerden;
Paralar pul oldu daha ne deyim?
Kentsoylular yazın pikniğe çıktı
Ormanlar kül oldu daha ne deyim?
Meydanda aslanlar bulunmayınca;
Tilkiler koşturdu boyluboyunca.
İnsanlık yalana teslim olunca;
Yeşiller al oldu daha ne diyim?!
Arsızlık hırsızlık çıktı zirveye;
Rüşvetin adı da oldu hediye,
Süt içmedik aman yanarız diye
Öldüren bal oldu daha ne deyim?
Bu cennet vatanı ettiler talan;
Umutları bir bir ettiler yalan
Her taşın altından çıkacak yılan
Tutacak dal oldu daha ne deyim?
Servet aktı durdu belli ellerde
Çılgınlık ve israf destan dillere
Açlıktan kıvranan nice binlere
Geceler yıl oldu daha ne deyim?
Süper prim veriliyor vahşete;
Zulmü duyduk, gördük, düştük dehşete
Şehvete şöhrete ve de şirrete
İnsanlar kul oldu daha ne deyim?
Kucağında hasta yangın yüreği
Yoksul yetim geçemedi dereyi
Zengin şöyle gösterince parayı
Dağlarda yol oldu daha ne deyim?
Hakkı, adaleti az gözet dedik
Sömürüp semirmek, rezalet dedik
Biraz ahlak dedik fazilet dedik
Yakınlar el oldu daha nedeyim?
Dedik artık gerçekleri görelim
Mert ile namerdi ayırt edelim
Söyleyin; neyleyip nasıl edelim
Diller hep lâl oldu daha ne deyim?
Bu ülkenin toprağına taşına
Bu diyarın ekmeğine aşına
Aziz Karaca'nın gözü yaşına
Sanki bir hal oldu daha ne deyim?
Eskiden, öpülüp koklanan ve nice yıllar boyu bir aziz emanet gibi saklanan mektuplarımız vardı. Mektup gönderenlerimiz vardı ve hasretle bekleyenlerimiz vardı.
"Mahsus selam eder her iki mübarek ellerinden doya doya öperim" diye başlayan ve "Baki Hüda'ya emanet olasın" diye biten mektuplarımız vardı. Mektup geleneğimiz vardı. Eskiden mektup yazmaya da, okumaya da vaktimiz vardı.
İzmir'de gurbetçi olarak çalışanrahmetli babamdan gelen her mektubu, gaz lambasının ışığında gözyaşları içinde tekrar tekrar okuyup dinlediğimizi dün gibi hatırlıyorum.
Bu güzel geleneğimiz yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttuğu gibi, mektuba yazacağımız iyi haberler, güzel gelişmeler de günden güne, yıldan yıla azalmakta, tükenmektedir. Sıladan gurbete, vatandan gurbetçilere güzel haber, umut verici gelişmeler yazabilmek için kılı kırk yarmak gerekiyor.
Bundan tam on yıl önce yine aynı başlık altında şiir formatında verdiğimiz haberlerin hiç değişmediğini, yıldan yıla daha da kötü örneklerin arttığını müşahade ediyoruz, üzülüyoruz ve sizleri on yıl önceki "Sıladan Mektup"la başbaşa bırakıyoruz.
Haber sorar isen bizim illerden;
Paralar pul oldu daha ne deyim?
Kentsoylular yazın pikniğe çıktı
Ormanlar kül oldu daha ne deyim?
Meydanda aslanlar bulunmayınca;
Tilkiler koşturdu boyluboyunca.
İnsanlık yalana teslim olunca;
Yeşiller al oldu daha ne diyim?!
Arsızlık hırsızlık çıktı zirveye;
Rüşvetin adı da oldu hediye,
Süt içmedik aman yanarız diye
Öldüren bal oldu daha ne deyim?
Bu cennet vatanı ettiler talan;
Umutları bir bir ettiler yalan
Her taşın altından çıkacak yılan
Tutacak dal oldu daha ne deyim?
Servet aktı durdu belli ellerde
Çılgınlık ve israf destan dillere
Açlıktan kıvranan nice binlere
Geceler yıl oldu daha ne deyim?
Süper prim veriliyor vahşete;
Zulmü duyduk, gördük, düştük dehşete
Şehvete şöhrete ve de şirrete
İnsanlar kul oldu daha ne deyim?
Kucağında hasta yangın yüreği
Yoksul yetim geçemedi dereyi
Zengin şöyle gösterince parayı
Dağlarda yol oldu daha ne deyim?
Hakkı, adaleti az gözet dedik
Sömürüp semirmek, rezalet dedik
Biraz ahlak dedik fazilet dedik
Yakınlar el oldu daha nedeyim?
Dedik artık gerçekleri görelim
Mert ile namerdi ayırt edelim
Söyleyin; neyleyip nasıl edelim
Diller hep lâl oldu daha ne deyim?
Bu ülkenin toprağına taşına
Bu diyarın ekmeğine aşına
Aziz Karaca'nın gözü yaşına
Sanki bir hal oldu daha ne deyim?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026


























































