logo
23 HAZİRAN 2026

Sırada Suudi Arabistan var!

 
Ortadoğu'daki en kritik soru şu: Suudi Veliaht PrensMuhammed Bin Selman, İsrail'le normalleşmenin alt yapısını mı hazırlıyor? Gerek Trump gerekse de Netanyahu, iki küçük devletçik olan BAE ve Bahreyn’den ziyade Suudi Arabistan’la yapılacak benzer bir anlaşmayı diplomatik zafer olarak görüyor.
 

02.10.2020 11:38:00
Sırada Suudi Arabistan var!
Sırada Suudi Arabistan var!
Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Umman... Arap ülkeleri tek tek İsrail'in peşine takılıyor. Lübnan da İsrail ile sınırları belirleme anlaşması yapacağını duyurdu. Sırada elbette Fas ve Cezayir var... Türkiye ile yakın ilişkileri olan Katar ve Kuveyt şimdilik o çizgiye gelmedi. Ancak en ciddi değişim Suudi Arabistan'da yaşanıyor. ABD ve israil'in gözünde Suudi Arabistan ile yapılacak bir anlaşma tüm Arap ülkeleri ile yapılacak anlaşmadan daha değerli! 
ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs 2017'deki Suudi Arabistan Kralı Selman ve Mısır'ın darbeci Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'yi etrafında toplayan ve adeta bir korku sinemasını andıran o meşhur kristal küre pozundan İsrail'le normalleşme ve yeni Orta Doğu vizyonu çıktı. Riyad'dan Kral'la yaptığı kılıç dansı ve imzaladığı devasa silah anlaşmalarıyla dönen Trump, bu normalleşme adımlarını Suudi Arabistan'la taçlandırarak seçimlerde elini güçlendirmek istiyor.
Tarih tekerrür ediyor, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın halihazırdaki yöneticileri maalesef geçmişten ders almıyor. Dün "Büyük Arap Krallığı" vaadiyle Osmanlı Devleti'ne karşı İngilizlerle hareket edip "Arabistanlı Lawrence" olarak bilinen Thomas Edward Lawrance isimli bir İngiliz istihbarat subayının peşinden gidiyorlardı, bugün ise Türkiye, İran ve Katar gibi bölge ülkelerine sırt çevirip ABD ve İsrail'le birlikte hareket ediyor, Trump'ın damadı Jared Kushner'le iş tutuyorlar. Bu yöneticiler Osmanlı'nın Hicaz Seferi Kuvvetleri Komutanı Fahreddin Paşa'yı "kutsal emanetleri çalmakla" suçlarken, Lawrence'ın evini onarıp restore etme kararı alıyorlar.
 
Eski ittifakların ve örgütlerin sonu
 
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'ın NATO için kullandığı "beyin ölümü gerçekleşti" ifadesini Birleşmiş Milletler (BM), Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi örgütler, eski paktlar ve ittifaklar için de kullanırsak abartmış olmayız. Güvenlik Konseyi'ndeki 5 daimî üyenin güdümündeki BM dünyadaki kritik sorunlara çözüm bulmakta ne kadar acizse, Suudi Arabistan ve BAE güdümündeki Arap Birliği ve İİT de (başta Filistin olmak üzere) bölgesel sorunların çözümünde o kadar acizler. Bu kurumların ve özellikle de Arap Birliği'nin beyin ölümü zaten gerçekleşmişti. Bölgede yeni ittifaklar kuruluyor. Başta Suudi Arabistan olmak üzere BAE ve Mısır (Türkiye ve İran'ı karşılarına alarak) bölgede İsrail'le yeni ittifaklar kurma peşindeler. Dolayısıyla Filistin ve Keşmir sorununun çözümü için kurulan İİT ya yeniden yapılandırılıp BAE-Suudi Arabistan'ın güdümünden kurtarılmalı ya da geçen yıl Malezya'da Türkiye, Malezya, İran ve Katar arasında ilki yapılan 'mini zirve' gibi etkili yeni alternatif çözümlere gidilmelidir.
 
BAE ve Bahreyn'in kararları malumun ilamı
 
İsrail'le hiçbir zaman savaşmamış ve Filistin davasına yarardan çok zararları dokunmuş olan BAE ve Bahreyn'in Tel Aviv'le masaya oturmaları bir nevi malumun ilamıdır. Bu iki ülke yıllardır kendi iç kamuoylarını bu anlaşmaya hazırladılar, karşı çıkan sesleri susturdular ve kapalı kapılar ardında İsrailli ve Amerikalı yetkililerle sürecin planlamasını yaptılar.
Fakat gerek Trump gerekse de Netanyahu, iki küçük devletçik olan BAE ve Bahreyn'den ziyade, Suudi Arabistan'la yapılacak benzer bir anlaşmayı diplomatik zafer olarak görmekteler. Körfez'in ağırlık merkezi ve 'Sünni dünyanın lideri' Suudi Arabistan içinde olmazsa bu 'zafer' eksik kalır. Trump'ın BAE ve Bahreyn'in ardından Suudi Arabistan'ın da 'doğru zamanda' İsrail'le ilişkilerini normalleştireceği yönündeki açıklamasının ardından gözler Riyad yönetiminden gelecek açıklamalara çevrildi. Hatta İsrail medyası Riyad'ın Amerikan başkanlık seçimleri öncesi İsrail'le normalleşmeyi ilan edeceğini yazdı.
 
Kral Faysal ve Kaşıkçı'nın Kudüs hassasiyeti
 
Peki Suudi Arabistan bu zor kararı vermeye hazır mı? Bu soruyu cevaplamadan önce Suudi Arabistan'ın sıra dışı kralı Faysal bin Abdulaziz'in İsrail'le normalleşmeye karşı çıktığını, tüm adımlarını Kudüs'ü kurtarmak için attığını ve bunun bedelini de bir saray suikastı sonucu hayatıyla ödediğini hatırlatmak uygun düşer. Arapların İsrail'le savaşlarında hep Tel Aviv'in yanında yer alan Batılı ülkelere karşı petrol ambargosu başlatan Faysal'ın tek amacı Kudüs'ü işgalden kurtarmaktı. Yaptığı tarihi Kudüs konuşmasında dünyanın vicdanına seslenen Faysal, Kudüs ve oradaki mukaddesatın işgal altında olduğunu ve aşağılandığını belirterek Kudüs için canını vermeye hazır olduğunu ifade ediyordu.
Yine iki yıl önce bu zamanlar ülkesinin İstanbul'daki Başkonsolosluğunda  hunharca katledilen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı da Kudüs konusunda benzer bir hassasiyet ortaya koyuyordu. Katıldığı bir televizyon programında "Kudüs'ten ödün veren Harameyn'den ödün verir. Çünkü Kudüs Harameyn'in tamamlayıcısıdır. Biz Suudlular demeliyiz ki Kudüs'ten asla ödün vermeyiz. Zira Kudüs bizim indimizde Harameyn gibidir. Prens Muhammed 'Kudüs Harameyn'den daha az önemde değildir ve benim projem ancak Kudüs'le tamamlanabilir' diyebilir" şeklinde konuşuyordu.
 
Veliaht İsrail'le anlaşmanın altyapısını hazırlıyor
 
Maalesef Veliaht Prens Muhammed bin Selman kendi projesinin Kudüs'le değil, İsrail'le normalleşmeyle tamamlayacağı görüşünde. Nasıl ki Kral Faysal Filistin ve Kudüs tutumuyla tarihe geçtiyse, Veliaht Prens Bin Selman da aksi yönde İsrail'le ilişkileri normalleştirerek tarihe geçme arzusunda. Fakat genç veliaht şu süreçte böyle bir kararın çok riskli olacağının farkında ve iktidar dizginlerini eline aldığından bu yana, tıpkı BAE ve Bahreyn'in yaptığı gibi normalleşmenin alt yapısını oluşturmaya çalışıyor.
 
Veliaht başından beri normalleşme adımları atıyor
 
Genç veliaht göreve geldiği ilk günden itibaren, Suud toplumu üzerinde bir toplum mühendisliğine soyundu. İsrail'le normalleşmeye karşı çıkan hukukçu aktivist, alim ve gazetecilere karşı geniş kapsamlı tutuklama operasyonları gerçekleştirdi. Bu tutuklamalardaki temel amaç aykırı sesleri susturarak Arap ve Müslüman kamuoyunu İsrail'le normalleşmeye alıştırmak ve dini yapıyı zayıflatmaktı. Buna karşın, şu süreçte İsrail'le normalleşmenin geçici alternatifi olarak, Yahudilere yakınlaşma seçeneğine yatırım yaptı.
Suudi Arabistan'ın "Rabıta" olarak bilinen teşkilatı Dünya İslam Birliği'nin Genel Sekreteri Muhammed el İsa -ki kendisi veliahda yakın isimlerdendir- geçen Ocak ayında Polonya'daki eski Nazi toplama kampı Auschwitz'i ziyaret ederek İsrail'in övgüsünü aldı. Bu bağlamda, Kabe imamlarından Abdurrahman es-Sudeys, 2-3 hafta önceki Cuma hutbesinde, Hz. Peygamber'in Yahudilerle çok sıcak ilişkiler içinde olduğundan bahsederek, Yahudilere güzellemeler yaptı. Hutbesinde Müslüman olmayan kesimlerle ve özellikle de Yahudilerle uluslararası diyalog ve işbirliğinin önemini vurguladı.
Suudi Arabistan'da normalleşmeyi destekleyen "Ümmü Harun" (Harun'un annesi) ve "Mahreç 7" (Çıkış 7) dizilerine destek verildi. Filistin davası sulandırıldı ve Filistinliler topraklarını satmakla suçlandı. Yine Suudi Arabistan bu yılın başlarında ilk defa film festivalinde Holokostu anlatan bir filmin gösterime gireceğini açıklamıştı; ancak koronavirüs salgını sebebiyle festival iptal edilmişti.
 
Medyanın Arap Yahudileri tarihine ilgisi
 
Yahudilere yakınlaşma adımları içinde medyanın da çok sık kullanıldığını görüyoruz. Arap News gazetesi geçtiğimiz günlerde Twitter ve Facebook hesaplarında, kısa süreliğine de olsa, logosunu ve arka plan resmini İbranice "Şana Tufa" yazısıyla değiştirerek yeni Yahudi yılını kutladı. Yine aynı gazete Lübnan Yahudileriyle ilgili uzun bir yazı dizisi yayımladı. Benzeri bir çalışmayı Suudi Arabistan topraklarında yaşamış eski Yahudi kuşakları için de yapmayı planlayan gazetenin yayın yönetmeni Faysal Abbas, tüm dünyadaki Arap Yahudilere ulaşmayı hedeflediklerini dile getirdi. Yine Suudi Arabistan'ın görece prestijli gazetesi Şarkul Avsat 7 Eylül tarihli nüshasında "Irak'ta Yahudi mirası: Terk edilmiş evler ve anılar" başlığıyla yayımladığı haberiyle benzer bir çalışmaya imza attı.
 
Suud medyası anlaşmayı kutlayarak verdi
 
Veliaht Prens Bin Selman öncelikle BAE ve Bahreyn'in İsrail'le normalleşme anlaşması imzalamasını bekleyerek ilk uluslararası tepkilerin dozunu görmüş oldu. Trump'ın damadı ve danışmanı Kushner'le görüşmesinden bir gün sonra İsrail'e hava sahasını açmak gibi bazı kolaylıklar sağlayarak bu niyetini açık etti. Bu minvalde medyayı devreye soktu. Suud medyası BAE ve Bahreyn'in İsrail'le normalleşme anlaşmasını adeta kutlayarak verdi. İngilizce yayın yapan Arab News barışın üç dildeki karşılığını "Salam, Shalom, Peace" sürmanşet verirken "Arap-İsrail ilişkilerinde yeni sayfa" başlığı altında gelecek döneme işaret ediyordu. Türkiye karşıtı haberlerin yoğun şekilde yer aldığı Ukaz gazetesi "Tarihe not düşüldü" manşetini vererek Trump'ın "Orta Doğu'nun yeni şafağı" açıklamasını ön plana çıkarırken Riyad gazetesi "BAE, Bahreyn ve İsrail arasında tarihi barış anlaşması" manşetini attı, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid'in "Barış Filistinlilere destek olacak" açıklamasını gördü.
 
"Normalleşme" önündeki engeller
 
Yalnız Amerikan medyasında Kral Selman ile oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Selman arasında görüş ayrılıklarına dikkat çeken iddialar dolaşırken Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Arap Birliği'nin "Arap Barış Girişimi" adıyla benimsediği Kral Abdullah'ın 2002'deki Beyrut inisiyatifinde yer aldığı üzere, başkenti Kudüs olan Filistin devleti kurulana kadar İsrail'le normalleşmeye karşı çıktıklarını açıkladı.
Gerçi Kral Faysal'ın oğlu ve istihbaratın başında uzun yıllar görev yapmış olan Prens Türki el Faysal, Kral ile oğlu arasında anlaşmazlık olduğu iddialarını doğrulamadı; fakat Riyad'ın normalleşme yarışında geride kalmasının önemli sebepleri arasında Kral Selman'ın geri adım atmamasının olması kuvvetle muhtemel. Bu da Kral Selman hayattayken bir normalleşme kararının alınamayacağı anlamına geliyor. Zaten Prens Türki de İsrail'le normalleşmenin bedelinin, bu ülkenin Kral Abdullah'ın Beyrut inisiyatifini kabul etmesi olarak açıklıyor. Ayrıca sarayda Kral Selman yalnız değil. Bazı prensler Riyad yönetiminin klasik Filistin politikasının sürmesinden yana.
Kral Selman'ın tavrı ve önceki Kral Abdullah'ın Beyrut inisiyatifi dışında, normalleşmenin önündeki bir diğer engel de Suudi Arabistan'ın dini konumu ve kendisine atfettiği Sünni Müslümanları birleştirici pozisyonu. Modern tarihi boyunca dış politikasında Filistin sorununu önceleyen Riyad, Filistin devletinin kurulmasını resmi politikası olarak belirlemişti. Kutsal topraklar Mekke ve Medine üzerinde vesayet hakkına sahip olan bir ülkenin İsrail'le normalleşme sürecine dahil olması, hem Filistin sorununun çözümünde elini zayıflatacak hem de Sünni dünyanın tepkisini alacağı için dini konumuna zarar verecek. Filistin kozunu İran'a kaptıracak olması da cabası. İslam dünyasının liderliğine soyunan bir ülkenin Filistin davasından vazgeçmesi adeta bir intihar olacak.
 
Suudluların sadece yüzde 9'u anlaşmayı destekliyor
 
Suud toplumu da böyle bir normalleşmeye karşı çıkıyor. Washington Uzak Doğu Politikaları Enstitüsü yaptığı bir ankette Suud toplumunun büyük çoğunluğunun normalleşme anlaşmasını desteklemediğine işaret ediyor. Suud medyasının İsraillilere ve Yahudilere yakınlaşma girişimlerine rağmen Suudluların sadece yüzde 9'u İsraillilerle anlaşmayı, ticari ve sportif faaliyetleri destekliyor.
 
İsrail'le normalleşmenin sebepleri
 
Peki, Veliaht Prens Bin Selman neden İsrail'le ilişkileri normalleştirmek istiyor? Esasında Veliaht Prens Nisan 2018'de The Atlantic dergisine verdiği röportajda, İsrail'in büyük bir ekonomi olduğunu söylüyor, birlikte birçok ekonomik projede beraber çalışma arzusunda olduklarını dile getiriyordu.
Suud ekonomisini ıslah etmenin İsrailsiz olamayacağı kanaati taşıyan Muhammed Bin Selman'ın 2030 vizyonunun en önemli ayağı olan Neom projesi, ilan edildiği tarihten bu yana hep bir İsrail projesi ve Tel Aviv yönetimiyle ilişkileri normalleştirme yolunda atılan bir adım olarak görüldü. Zaten projenin İsrail'in Eilat tatil beldesinin hemen karşısındaki Suudi topraklarında başlatılması da bu amaca işaret ediyor.
İsrail merkezli Globes gazetesi de geçenlerde Tel Aviv yönetiminin Suudi petrolünün İsrail üzerinden Akdeniz'e, oradan da Avrupa ve Güney Amerika'ya ulaştırılması için, İsrail ile Suudi Arabistan arasında petrol boru hattı inşa edilmesini öngören bir projeyi Riyad'a sunacağını yazmıştı. Ayrıca genç veliaht, tıpkı BAE ve Bahreyn gibi, İsrail'in güvenlik ve teknoloji sektörlerindeki tecrübesinden yararlanmak istiyor.
Bir diğer sebep ise İsrail'le birlikte hareket ederek İran'ı frenlemek. BAE İran'la daha dengeli bir ilişki kurarken Suudi Arabistan İsrail'in kendisini İran'dan koruyabileceğini düşünüyor. Ayrıca ABD'nin inişli çıkışlı politikaları bu ülkelere güven vermiyor ve İsrail'e yakınlaştırıyor.
 
Trump'ın havuç-sopa politikası
 
Burada Trump'ın izlediği havuç-sopa politikasının da normalleşme adımlarında etkili olduğu söylenebilir. Trump Körfez ülkelerini sürekli İran'la ve güvenliklerini sağlamamakla tehdit ederek sopa gösterdi. Birçok kez alaycı ifadelerle, ABD'nin koruması olmasa Suudi Arabistan'ın iki haftadan fazla dayanamayacağını dillendirdi. İsrail'le ticari, teknolojik ve güvenlik işbirliği ilişkilerini müjdeleyerek ise havuç uzattı. Beyaz Saray "Yüzyılın Anlaşması" planı üzerinden, ekonomik refah vaadiyle, Filistin sorununu bitirmeyi amaçladı. Tabii ki burada Prens Muhammed'in tahta çıkmasına onay verilmesi karşılığında bu normalleşmeye onay verebileceği tahmini de dile getiriliyor.
Sonuç olarak, tarih bir kez daha tekerrür ediyor. 16 Mayıs 1916'da Britanya İmparatorluğu ile Fransa arasında imzalanan Sykes-Picot anlaşmasının gizli sonuçlarının bedelini ağır şekilde ödeyen bazı Arap rejimleri, umarız ki ABD ile İsrail'in dayattığı "Yüzyılın Anlaşması" planıyla bir kez daha hayal kırıklığına uğramazlar. Tarihî bir kararın eşliğinde bulunan Suudi Arabistan'ın BAE ve Bahreyn'in yaptığı gibi bir normalleşme kararı alması, siyasî ve ahlakî bir intihar ve geçmişin inkârı olur. Aklıselimin ve ferasetin hâkim olması hepimizin dileği. Bekleyip göreceğiz. YENİ MESAJ / AA (HALİL ÇELİK)
 

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.