logo
05 EYLÜL 2026

Sıranın bayrağa geleceği belliydi

02.07.2006 00:00:00
 
Terbiyesiz adamlar sıraya girdi, sıra sıra terbiyesizlik yapmaya devam ediyor."Terbiye"nin sadece bir çeşit çorba pişirme şekli olduğunu zanneden ilgililer de seyrediyor. Ankara'ya PKK bayrağı dikiyorlar..Öcalan'ın posterlerini taşıyorlar. Örgüt lehine slogan atıyorlar.. Ölen teröristler için saygı duruşu yapıyorlar..Öcalan'a af istiyorlar.AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hans Jorg Kretschmer; bunu siz AB Türkiye Müstemleke Müfettişi olarak okuyun lütfen, "Bu konuda yorum yapamam, sadece not ederim" diyor.Halbuki Şemdinli konusunda aynı terbiye yoksunu adam; "Kararın bu kadar kısa süre içinde ve sivil bir mahkemede alınmasını elbette çok olumlu buluyorum. Ancak yine de AB'den gelen konunun daha fazla araştırılması gerektiği yönündeki açıklamalara da katılıyorum. Şemdinli olaylarının perde arkası daha fazla araştırılmalıydı" diyor. "Not ederim" demiyor.Terbiyesiz adam "erken seçim" konusunda da "not etmiyor", fikir beyan ediyor: "Aday ülkelerin demokrasi, insan hakları ve adil hukuk sistemini garanti edecek istikrarlı kurumlara sahip olması gerekir. Benim endişem bu kurumlara karşı duyulan saygı ve istikrarın zarar görmesi. Parlamentoda çoğunluğa sahip, işleyen bir hükümet varken erken seçime niye gerek duyulsun ki?"Komiser böylece Akepe'den hayli memnun olduğunu ifade etmiş oluyor.Ankara'da PKK bayrağının çekildiği ihanet kongresinde DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Öcalan'a af çağrısı yapıyor. Toplumun PKK ile arasına koyduğu mesafeyi kaldırmasını isteyen Tuğluk, PKK'nın Türkiye'nin bir realitesi olduğunu öne sürüp Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasını ve siyasi fikirlerinden yararlanılmasını istiyor. Ayrılıkçı örgütler IRA ve ETA'dan da temsilcilerin bulunduğu kongrede konuşan DTP eşbaşkanları, seçim barajının düşürülmesini, Öcalan'ın affedilmesini ve Kürtçe'nin resmi dil ilan edilmesini istiyorlar.PKK'nın meclise girebilmesi için seçim barajının düşürülmesini istiyorlar.Ankara'ya PKK bayrağının çekildiği gün başka "ilgililer" yine bayrak konusunda başka bir genelge hazırlıyorlar..Daha önce yazmıştık.."AB sürecinin toplumun her kesimi tarafından daha iyi benimsenmesi açısından da faydalı olur" düşüncesiyle ve Türk Bayrağı ile birlikte AB bayrağının kullanılabilmesi maksadıyla Dışişleri Bakanlığı veya AB Genel Sekreterliği'nce hazırlanacak bir yönerge ile işlem tamamlanacakmış..Çünkü "AB ortak egemenlik kavramı üzerine kurulu olduğu için, AB bayrağı da bu ortak egemenliği içeriyor"muş..Yani okuyucu, "kayıtsız şartsız milletin olan egemenlik" devredilecekmiş, bunu simgelemek için de 12 yıldızlı AB bayrağı "da" artık kullanılmaya başlanılacakmış..Türk bayrağından vaz geçenlerin?Egemenliği devretmeye hazırlananların?Ankara'ya PKK bayrağı çekilmesine de bir şey demeyeceklerini kabullenmemiz gerek.Sen susarsan ey millet?.Olacak?Ankara'da PKK bayrağını da, Talabani bayrağını da, Ermeni bayrağını da, Rum bayrağını da göreceksin..Sustukça sıra sana gelecek..Ama susmayanlar da var..Okuyucu hatırlayacaktır, bir süre önce "Ordular.. İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!" komutunu verdiği için Atatürk'ün atıyla Kıbrıs'a mutlaka gelmiş olabileceğini düşünen 11 yaşında bir Kıbrıs Türkü'nden bahsetmiştim..Şimdi 76 yaşında olan "o çocuğa", Osman Efe'ye işte tam bu noktada, başka bir yerde daha rastladım..Cumhur Evcil'in Yavru Vatan Kıbrıs'ta Zaferin Hikâyesi" adlı kitabının 143'üncü sayfası. (ATASE Yayınları. Ankara. 1999)"KKTC'nin bayrağının kabul edildiği günlerde Osman Efe'nin evine bu bayrağı asmadığını duydum. Bir gün karşılaştığımızda kendisine bu durumu sordum. Bu asil ve kahraman dostum bana -Komutanım, ben yıllardır evime Türk bayrağı astım, şimdi o güzel bayrağımızın yerine nasıl bu bayrağı asarım?- diye anavatana ve bayrağımıza olan bağlılığını veciz bir şekilde belirtti."Hayrettir?2002 Ağustos-Kasım aylarında başlayan baş döndürücü süreç hükmünü icra eder ve Erbil, Lefkoşa, Mersin, Atina'da Türk bayrağı yırtılır, yakılır, hançerlenir, hakaret edilir ve parçalanırken?..Ankara'nın göbeğine PKK bayrağı asılır, AB bayrağının da asılmasının yolu yapılırken.."Misak-ı Millî sınırları dışında"ki Lefkoşa'da Osman Efe diyor ki "Ben başka bayrak tanımam.."Hani bizim de bir zamanlar "Efe"lerimiz vardı?Neydi o türkü?"İzmirin KavaklarıDökülür yapraklarıBize de derler ÇakıcıYar fidan boylumYıkarız konakları"Konak filan yıkmaya, yakmaya gönlümüz yok?Bayrak dikecek, ay-yıldızlı albayrağı "nereye dikilmek isterse oraya dikecek"..."Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan, ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türklere" ihtiyacımız var?"Yürü" deyince dağları yürüten, "Dur" deyince kalpleri durduran o yiğitler nerede? Hüseyin Mümtaz/ Giresun Işık gazetesi

Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı

05.09.2026 14:26:00
Haber Merkezi
 
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı. Karar, "Devlet neden kendi işlettiği gelir kaynaklarını özel sektöre devrediyor?" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Resmî Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu ve diğer bazı otoyolların yanı sıra Niğde-Pozantı Otoyolu ile Gaziantep ve Bursa çevre yollarının belirli bölümleri de özelleştirme programına dahil edildi.

"Satış değil, işletme hakkı devri"

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyundaki "köprüler satılıyor" tartışmasına karşı çıkarak mülkiyetin devlette kalacağını, işletme hakkının ise devredileceğini açıkladı. Sözleşme süresinin 30 yıl olması ve işlemlerin 2031 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Ancak vatandaş açısından temel soru değişmiyor: Devletin yaptığı yatırımlarla ortaya çıkan ve geçişlerden gelir sağlayan bu altyapılar neden 30 yıllığına özel işletmecilere bırakılıyor?

Tartışmanın merkezinde para var

Karara yönelik eleştirilerde, köprü ve otoyolların gelecekte sağlayacağı gelirlerin kamu yerine özel işletmecilere aktarılabileceği savunuluyor.

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, söz konusu köprü ve otoyolların 2025 yılı gelirleri üzerinden 30 yıllık dönemde yaklaşık 18 milyar dolarlık bir büyüklük hesapladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bu hesabın "kâr" üzerinden yapılmasının doğru olmadığını, bakım, onarım, yatırım, personel ve işletme giderlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Yani ortada henüz herkesin üzerinde uzlaştığı bir "30 yıllık kazanç" hesabı bulunmuyor.

Muhalefetten sert tepki

Karar siyasi tartışmayı da beraberinde getirdi. Yavuzyılmaz, uygulamayı Türkiye'nin gelecekteki gelirlerinin devri olarak nitelendirirken, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de ihaleye girecek şirketlere yönelik, iktidar değişikliğinde otoyolları yeniden devletleştirecekleri mesajını verdi.

Kocaeli ve Adana'dan da karara yönelik "peşkeş" ve "halka ait varlıkların devri" eleştirileri geldi.

Asıl soru: Devlet neden satıyor?

Burada tartışmanın ekonomik boyutundan daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Bir devlet, yıllardır gelir sağlayan stratejik altyapılarını neden 30 yıllığına özel sektöre bırakır?

"Satarak ülke yönetilir mi?"

Türkiye'de özelleştirme tartışmasının geldiği nokta tam da burası.

Devletin ekonomik kaynak yaratması elbette gerekiyor. Ancak kamuya ait varlıkların işletme haklarının uzun sürelerle devredilmesi halinde, kararın yalnızca "Bugün bütçeye ne kadar para girecek?" sorusuyla değil, "30 yıl boyunca vatandaş ne ödeyecek, devlet ne kazanacak?" sorusuyla değerlendirilmesi gerekiyor.

İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?


 
İnsan bedeninde yaşlanma tek bir yaşta başlamıyor. Farklı sistemler farklı oranlarda hasar biriktirip dirençlerini kaybettiği için aşamalar halinde hızlanıyor. İşte önemli dönüm noktaları ve neden önemli oldukları...

05.09.2026 07:59:00 / Güncelleme: 05.09.2026 08:20:10
Murat Çorbacı
 
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?

20'li yaşların sonlarından 30'lu yaşların ortalarına kadar: metabolik ve hücresel onarımda azalma yavaş yavaş başlıyor.
Kas kütlesi (sarkopeni) 20'li yaşların sonlarında zirveye ulaşıyor, ardından direnç antrenmanı yapılmadığı takdirde 30 yaşından sonra yılda yaklaşık yüzde 1-3 oranında azalıyor.
Bazal metabolizma hızı ve bazı anabolik hormon seviyeleri (büyüme hormonu, erkeklerde testosteron) kademeli olarak düşmeye başlıyor.
DNA onarım verimliliği ve mitokondriyal fonksiyon erken azalmalar gösteriyor.


40'lı yaşlar

Klinik olarak anlamlı fonksiyonel değişiklikler belirgin hale geliyor.
VO2max (oksijen kullanma) ve aerobik kapasite daha belirgin bir şekilde azalıyor. Yaklaşık 40 yaşından itibaren on yılda yaklaşık yüzde 5-10 kayıp yaşanıyor. Koşu yaparak düşüş azaltılabiliyor.
Kemik mineral yoğunluğu kaybı, menopoza yaklaşan kadınlarda hızlanıyor, erkeklerde ise daha yavaş bir azalma görülüyor.
Kronik hastalık görülme sıklığı (hipertansiyon, tip 2 diyabet, trigliserid gibi kan yağları) artıyor ve yaşlanmanın fizyolojik etkileri daha görünür hale geliyor.

50'li yaşların ortalarından 65'e kadar

Çok yönlü gerileme ve hastalık yükü artıyor.
Menopoz (ortalama yaş 51), birçok kadın için kemik yapısında, kardiyovasküler riskte, yağ dağılımında ve bilişsel işlevlerde hızlı değişimleri tetikliyor.
Kırılganlık, hareket kısıtlılığı ve eşlik eden hastalıkların birikimi, nüfusun giderek artan bir kesimi için yaygın hale geliyor.
Hücresel yaşlanma, sistemik inflamasyon (yangı) ve bozulmuş bağışıklık fonksiyonu daha belirgin hale geliyor.

65 yaş

İnsan bedeninde değişimin en hızlı olduğu dönem olarak adlandırılıyor. Alzheimer ve kardiyovasküler hastalık riski 65 yaşından sonra hızlanıyor.


75 yaş ve üzeri

Fonksiyonel gerileme ve ölüm oranı birçok kişi için hızla artıyor.
Homeostatik rezerv düşüyor. Küçük stres faktörleri (enfeksiyonlar, küçük yaralanmalar) daha büyük ve daha uzun süreli gerilemelere neden oluyor.
Engellilik, bağımlılık ve çoklu hastalık çok daha sık görülüyorr.

Neden tek bir 'hızlanma' yaşı yok?

Yaşlanma heterojendir: genetik, yaşam tarzı (egzersiz, beslenme, sigara, alkol), sosyoekonomik durum ve maruziyetler (kirlilik, enfeksiyonlar) zamanlamayı değiştirir.
Farklı dokular farklı oranlarda yaşlanır: beyin, kalp, kas, bağışıklık sistemi ve kemikler her biri farklı yörüngeler izler.
Biyolojik yaş ve kronolojik yaş: biyobelirteçler (epigenetik saatler, telomer ölçümleri, proteomik/metabolomik profiller) genellikle takvim yıllarına göre daha hızlı veya daha yavaş yaşlanmayı gösterir.

Pratik çıkarımlar

Önleme ömür boyu sürer:
20-30'lu yaşlarda başlayan çabalar (direnç antrenmanı, yeterli protein, uyku, sigara içmeme, sağlıklı kilo, kan basıncı ve glikoz kontrolü) daha sonraki hızlanmayı geciktirir.
Orta yaş (40-60 yaş), gelecekteki kırılganlığı ve kronik hastalık yükünü azaltmak için en etkili dönemdir. Tarama ve risk faktörü kontrolü orta yaşta yoğunlaştırılmalıdır. Hedefli müdahaleler (menopoz döneminde kemik sağlığı, 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk yönetimi) büyük faydalar sağlar.

Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor


 
 
Baş-boyun kanserlerinin gelişiminde yaşam tarzı alışkanlıklarının yanı sıra ağız ve diş sağlığı da önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler riski artırırken; tütün kullanımı ve HPV (papillom virüsü) enfeksiyonu da öne çıkan etkenler arasında yer alıyor. 
 

05.09.2026 07:32:00
Murat Çorbacı
 
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 900-950 bin kişide baş-boyun kanserlerine rastlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Bu kanserlerden korunmak için tütün ürünlerinden uzak durmak, ağız bakımına özen göstermek ve düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemek şart" dedi.
Baş-boyun kanserlerinin büyük bölümünün ağız, boğaz ve gırtlak gibi bölgelerin iç yüzeyini kaplayan hücrelerden kaynaklandığını açıklayan Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Kullanılan sigara miktarı ve kullanım süresi arttıkça tehlike de artıyor. Özellikle papillom virüsü HPV-16 tipi, bademcik ve dil kökünü kapsayan orofarenks kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle uzun süre sigara kullananların, HPV enfeksiyonu taşıyanların, daha önce baş-boyun kanseri geçirenlerin ve 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor. Hastalık çoğunlukla 50 yaş üzerinde görülse de HPV ile ilişkili kanserlere daha genç yaşlarda da rastlanabiliyor" şeklinde konuştu.

Korunmada tütün kullanımı ve ağız sağlığına dikkat

Baş-boyun kanserlerine karşı alınabilecek en önemli önlemlerden birinin tütün ürünlerinden uzak durmak olduğunun altını çizen Üstündağ, "Sigara, pipo, puro ve dumansız tütün ürünleri özellikle ağız boşluğu, gırtlak ve yutak kanserleriyle güçlü bir ilişkiye sahip. Kullanım süresi ve miktarı arttıkça risk yükselirken, sigaranın bırakılması bu olasılığın zaman içinde belirgin şekilde azalmasını sağlıyor. Ağız hijyeni ve diş sağlığı da korunmada önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler bazı ağız kanserleriyle ilişkilendirildiği için düzenli diş hekimi kontrolleri, iyi ağız bakımı ve uygun protez kullanımı koruyucu önlemler arasında yer alıyor" dedi.

Belirtiler iki–üç haftadan uzun sürüyorsa dikkat

Baş-boyun kanserlerinin farklı bölgelerde çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Üstündağ, "Ağız içinde iyileşmeyen yara, beyaz veya kırmızı plaklar, dilde ya da ağız tabanında sertlik ve kitle, yutma güçlüğü, ağrılı yutkunma, boğazda takılma hissi ve uzun süren ses kısıklığı erken belirtiler arasında yer alabilir. Boyunda ağrısız, giderek büyüyen veya antibiyotik tedavisine rağmen geçmeyen bir kitle, tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzde uyuşma ya da şişlik de göz ardı edilmemeli. Erişkinlerde kulak muayenesinde herhangi bir sorun görülmediği hâlde devam eden, nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı da önemsenmeli. Bu belirtilerden herhangi biri iki–üç haftadan uzun sürüyorsa bir KBB uzmanına başvurulmalı" dedi.

Görüntüleme yöntemleri tedaviye yön veriyor

Baş-boyun kanserlerinde erken ve doğru tanının, en uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Üstündağ, "Bilgisayarlı tomografi tümörün boyutunu, çevre dokulara yayılımını ve kemik tutulumunu; manyetik rezonans ise dil, ağız tabanı, nazofarenks ve kafa tabanı gibi yumuşak dokuları ayrıntılı biçimde gösteriyor. PET-BT gizli lenf nodu ve uzak metastazların araştırılmasında, ultrasonografi ise lenf bezlerinin değerlendirilmesi ve biyopsiye rehberlik edilmesinde kullanılıyor. Kesin tanı için şüpheli dokudan örnek alınması gerekiyor. Lezyonun bulunduğu bölgeye göre endoskopik, ince iğne aspirasyon veya daha büyük doku örneği alınmasını sağlayan 'tru-cut' biyopsi uygulanabiliyor. Henüz her merkezde rutin olarak kullanılmasa da özellikle patoloji ve görüntüleme alanlarında hızla gelişen yapay zekâ sayesinde dijital ortama aktarılan doku örnekleri daha ayrıntılı değerlendirilebiliyor. Bu teknolojinin gelecekte tümörün özelliklerinin ve saldırganlık potansiyelinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor" bilgilerini verdi.

KPSS maratonu yarın başlıyor


 
 
Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.

05.09.2026 07:21:00
AA
 
KPSS maratonu yarın başlıyor
KPSS maratonu yarın başlıyor

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.
Sınav, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ve 81 ilde toplam 145 sınav merkezinde düzenlenecek. Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 120 sorudan oluşacak, adaylara 130 dakika cevaplama süresi verilecek. Saat 10.15'te başlayacak sınav için adaylar, saat 10.00'dan sonra binalara alınmayacak. Sınav saat 12.25'te sona erecek.

Ek süre kullanması uygun görülen engelli adaylar 30 dakikaya kadar ilave sürelerini kullanabilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, Pazar günü açık tutulacak.

KPSS Alan Bilgisi Sınavları ise 12-13 Eylül'de üç oturum şeklinde yapılacak. KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu.

Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında

Kahramanmaraş'ta 1 öğretmen ile 9 öğrencinin hayatını kaybettiği, 15 öğrencinin yaralandığı okul saldırısına ilişkin, ölen saldırganın babası tutuklu sanık Uğur Mersinli ile annesi tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı

05.09.2026 07:03:00
AA
 
Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında
Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında

Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dün görülmeye başlanan ve gece yarısını geçen duruşmada, sanıklar, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Duruşmada taraf avukatları, TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu üyeleri AK Parti milletvekilleri İrfan Karatutlu ve İsa Mesih Şahin ile İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar hazır bulundu.

Duruşmaya aileler, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarının yer aldığı tişörtleri giyerek katıldı.

Dün sanık savunmalarıyla başlayan ve müşteki beyanları ile avukat ifadeleriyle devam eden duruşmada psikologlar tanık olarak dinlendi.

Emniyet Müdürlüğünde görevli psikolog D.Ö, görev tanımının teşkilat mensupları ile eş ve çocuklarına psikolojik destek vermek olduğunu ifade ederek, Uğur Mersinli'nin çocuğunun sınavı için görüşmelere düzenli geldiğini ancak aralık ayından itibaren görüşmeleri sonlandırdığını ekledi.

Olaydan 1 hafta önce Mersinli ile karşılaştıklarını ve Aras'ı sorduğunu ifade eden D.Ö, "Psikiyatra gidiyoruz mutluyuz' dedi ve otizm teşhisi konulduğunu belirtti, ayrıldık." dedi.

Psikolojik danışman H.G. de 7 Mart'ta anne, baba ve çocukla görüştüğünü aktararak, şöyle devam etti:

"Rutin sorular yönelttim, çocukla yaptığım özel görüşmede teknoloji kullanımının fazla olduğunu ve canlı oyun arkadaşı olduğunu söyledi. Aileyi bu konudan bilgilendirdim, ikinci görüşmede ise halkla ilişkilerinin zayıflığı anlatıp okulu sevmediğini söyledi. Üçüncü çalışmaya çok gönüllü gelmedi, ailesiyle görüştüm. Kimlik yönelimiyle ilgili bir sorun olduğunu tespit edip anneyi davet ederek bu durumu da ilettim. Annesi, konuyu bildiğini söyledi. Ben de psikiyatrik değerlendirmenin uygun olacağını söyledim. Daha önce psikiyatra gittiklerini belirttiler, ben de oraya tekrar götürebileceklerini söyledim."

Psikolojik danışman F.B. ise özel klinikte psikolojik danışmanlık yaptığını belirterek, ailenin kendisine çocuğunun sınav sorunlarından bahsettiğini belirterek, "Sonra aile bize 'kayıt alacak mısınız'' diye sorunca biz de bu konuda aileye bilgilendirme yaptık. Hesap öderken 'Fatura kesilecek, onun için kimlik bilgilerinizi almamız gerekiyor' dedim. Sonra aile 'fatura kesmeyin' dedi, biz de böylelikle kayıt oluşmadan işlem yaptık." ifadelerini kullandı.

"Ailesiyle ilgili sorular sorunca çocuk tıkandı"

Psikolog Y.G. de İsa Aras Mersinli'nin arkadaş edinemediği için kendisine başvurduklarını belirterek, "Aras'a arkadaşlarınla neden sorun yaşıyorsun dediğimde arkadaşlarının ve kendi yaşıtlarının cahil olduğunu söyledi. Ben Aras'a ailesiyle ilgili sorular sorunca çocuk tıkandı, konuşamadı. Ben bir kez görüşmüştüm ve bir daha da görüşme olmadı." ifadelerini kullandı.

Kendini boğmaya çalışmış, kalemle kendine zarar vermiş

Olayın yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu'nun rehberlik öğretmeni E.İ. de Aras'ı 5. sınıftan beri tanıdığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"7. sınıfta özellikle arkadaşlık kurma ilişkilerinde sorun yaşıyordu. Bu konuda kendisiyle görüştüm. Sonra aileyle görüştüm, çocuğun psikolog tavsiye almasını istedim. 8. sınıfta da okul çantasıyla boğazını sıkmıştı, kendini boğmaya çalışmıştı. Bu durumu kendisine sordum, bana dersten sıkıldığını söylemişti. Bu durumu aileye bildirdim, sorunlarını anlattım. Teknolojiden uzak durması gerektiğini bildirdim. Aile, bana emniyet ve özel psikoloğa gittiklerini ilettiler. Aras, bana genelde ağlama krizleriyle geliyordu. Arkadaş ilişkilerinde çok yalnız kalıyordu, bu da gün geçtikçe artıyordu."

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli doktor N.E.S. ise tetkik istediğini belirterek, şunları söyledi:

"Hemşire hanım EKG çekilirken kollarında çizikler olduğunu fark ettik, konuştuğumda dün gece yaptığını, bazı zamanlar canı sıkıldığını ve kalem-kalemtraşla böyle zarar verdiğini söyledi. Daha sonra adli vaka açılması yönünde talimat verip çocuk psikiyatra sevk ettim. Ardından çocuk psikiyatristi geldi, onun beyanları ve benim gözlemlerimle adli vaka dosyasını tamamladım. Veli gelmeden taburcu etmeyeceğimi söyledim ve velisi gelince taburcu ettim. Babası geldiğinde başmüfettiş olduğunu söyledi, ben de hekim olduğumu söylediğimde 'canın sağ olsun' dedi."

Duruşma savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti, ara kararında baba Uğur Mersinli'nin tutukluluk halinin devamına, anne Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine karar vererek, duruşmayı 4 Aralık'a erteledi.

Saldırıda ölenlerin yakınları ise tahliye kararına tepki gösterdi.

Karara itiraz edilecek

Saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmenin avukatı Özcan Kara, kararın ardından adliye binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, mahkemenin tarafsızlığını ve adil yargılama hakkını ihlal ettiğini iddia ederek, anne Mersinli'nin tahliyesine tepki gösterdi.

Zaman kaybetmeden karara itiraz edileceğini aktaran Kara, tahliye kararını destekleyen heyet üyeleri hakkında da reddi hakim talebinde bulunacaklarını aktardı.

Kara, anne Mersinli'nin ihmaller zincirine sebep olduğunu iddia ederek, mahkeme kararını "hukuk skandalı" olarak nitelendirdi.

Saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil'in babası Abdullah Cevdet Yeşil de bir daha Türkiye'de böyle bir acının yaşanmaması için mücadele verdiklerini belirterek, gelinen noktada hukukun sarsıldığını savundu.

10-11 yaşındaki çocuklarını toprağa veren aileler olarak konuya el atılmasını isteyen Yeşil, tek isteklerinin hak ve hukukun yerini bulması olduğunu kaydetti.

Bayram Nabi Şişik'in annesi Mine Şişik de yaklaşık 15 saattir davanın sürdüğünü, bu süre zarfında da tüm tanıkların annenin ihmallerini anlattığını dile getirerek, "Bu kadar ihmali olan kadın, 'Benim iki kızım var, onlar evde yalnızlar' sözüyle mi serbest bırakıldı. Evladının birini terörist yetiştirmiş, biz evlatlarımızı toprağa verdik. Cani yetiştirmiş biri, dışarıdaki kızlarına mı destek olacak." diye karara tepki gösterdi.

İddianameden

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 43 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Uğur Mersinli'nin 10 kişiye yönelik "olası kastla öldürme", 15 kişiye yönelik farklı niteliklerde "olası kastla yaralama" ile "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından, tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin ise "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılması isteniyor.

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulunda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı. 

İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu

İstanbul Valiliği, Esenyurt ilçesinde trafik uygulamasında uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralanan polis memuru Mehmet Ali Topatan'ın hayatını kaybettiğini bildirdi

05.09.2026 05:40:00
AA
 
İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu
İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu

Valilikten yapılan açıklamada, dün 22.50 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde trafik uygulaması yapan emniyet ekiplerinin, korsan taksicilik yaptığını tespit ettikleri bir araca işlem yaptığı belirtildi.

İşlemin ardından araç sürücüsü Ekrem A'nın polis ekiplerine ateş açtığının kaydedildiği açıklamada, "Sürücü Ekrem A. isimli şahıs emniyet ekiplerine ateş açmış ve Mehmet Ali Topatan isimli polisimizi ağır yaralamıştır. Saldırıyı düzenleyen şahıs, saldırının hemen ardından yanında taşıdığı silahla intihar etmiştir. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan polis memurumuz Mehmet Ali Topatan, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca saldırıyı gerçekleştiren Ekrem A'nın da ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi. 

Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevinden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı

05.09.2026 03:00:00
AA
 
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 7'si daha İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerin ardından adliyeye getirildi.

Dün savcılığa sevk edilen 8 zanlı ile bugün getirilen 7 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 zanlı tutuklama, 8 zanlı ise adli kontrol talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden 8'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanı tutuklandı.

Bu arada, firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Süreç

Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilenlerden 6'sı savcılık sorgularının ardından dün çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Oya Lale Arslan tutuklandı

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

05.09.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Oya Lale Arslan tutuklandı
Oya Lale Arslan tutuklandı
Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle Oya Lale Arslan hakkında TCK 217/A kapsamında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'terör örgütü propagandası yapma' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı doğrultusunda şüpheli gözaltına alınmış, ikametinde yapılan aramada dijital materyallere el konulmuştur.

Mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilen şüpheli Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiş olup, hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi 

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından soruşturma yürütülen gazeteci Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı.

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle gazeteci Oya Lale Arslan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Arslan savcılık ifaresinde, "Ben daha öncesinde gazetecilik yapmaktaydım. Ancak şu anda basın kartım bulunmamaktadır. Gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerime Youtube üzerinden devam etmekteyim. Lale Özan Arslan isimli Youtube ve X hesapları bana aittir. Bu hesapların içeriklerini kendim hazırlıyorum ve yayınlıyorum. Yayın başlıklarını da kendim hazırlıyorum. Yayın esnasında konukların ileri sürdüğü iddialar spontane gerçekleşiyor. Biz sadece konu başlıklarını daha önceden belirliyoruz. Konularla ilgili herhangi bir yerden bilgi temin etmiyoruz" dedi.

Yayınların kamu düzeni, iç dış güvenlik konusunda tehlike oluşturmayacağını düşündüğü yayınları paylaştıklarını ifade eden Arslan, "Genellikle gündemde olan konuları yorumluyoruz. Bu yorumların çoğu da konuklar tarafından gerçekleştirilmekte ben ise moderatörlük yapmaktayım. 'iktidarın seçim için kaos planı' adlı 3 Nisan 2023 tarihinde yayınlanan yayınla ilgili olarak kastetmiş olduğumuz oyların durumları ile ilgili vatandaşlardan gelen endişeleri paylaşmaktır.

Bilgi kaynakları da vatandaşlardan gelen şikayetlerden oluşmaktadır. Kaos planı iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum kastettiğimiz bu değildir. '15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu' başlıklı yayını aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile şu an hatırlayamamaktayım. 'Büyük tehlike! cemaat tarikat TSK çocukları' başlıklı yayından kastetmiş olduğum çocukların istismarıdır, TSK dan kastım ise FETÖ gibi yapıların askeriye içerisinde yapılandığına ilişkin duyumlardır, Ancak buna ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Bu iddiamı destekleyen somut bilgi ve belgem bulunmamaktadır" ifadelerine yer verdi.

"Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır"

FETÖ/PDY'yi bir terör örgütü olarak bildiğini aktaran Arslan, "Eylemlerini asla kabul etmiyorum. Herhangi bir yayınında FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmedim. Yayınlarımda devlet kurumları ve kamu görevlileri hakkında 'Operasyon, kumpas, kaos, gizli plan' gibi ibareler kullanmamın nedeni daha çok dikkat çekecek yayınlar olmasını istememden kaynaklanmaktadır. Evimden ele geçirilen Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır" dedi.
Herhangi bir suç işleme kastı bulunmadığını ifade eden Arslan, suçlamaları kabul etmedi.

Uykunun sırları çözülüyor


 
 
Çoğumuz uykuyu, yoğun geçen bir günün ardından yalnızca dinlenmek ya da ertesi güne enerji toplamak için ayırdığımız pasif bir zaman dilimi olarak görüyoruz. Oysa uyku, bedenin adeta 'bakıma alındığı', hücrelerin yenilendiği, organların onarıldığı ve biyolojik dengenin yeniden kurulduğu en aktif süreçlerden biri. Uykuda hiç bir şey uyumuyor

05.09.2026 00:06:00
Murat Çorbacı
 
Uykunun sırları çözülüyor
Uykunun sırları çözülüyor

Günün yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz. Ancak uyuduğumuz saatlerde dinlenen aslında biz değiliz. Beynimiz toksinleri temizliyor, bağışıklık sistemimiz adeta yeniden programlanıyor, hormonlarımız dengeleniyor, kalbimiz ve damarlarımız günün yorgunluğunu atıyor, hücrelerimiz ise hasar gören dokuları onarmaya başlıyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, "Kalitesiz veya yetersiz uyku, sadece ertesi günü yorgun geçirmenize neden olmaz. Uzun vadede insan fizyolojisinin temel yapı taşlarını etkileyerek sistemik bir çöküşe zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kaliteli uyku, sağlıklı yaş almak için de vazgeçilmezdir" dedi. Sağlıklı bir yaşamın temelinin kaliteli ve yeterli uykudan geçtiğini belirten Kırışoğlu, "Kalitesiz veya yetersiz uyku sadece ertesi günkü yorgunlukla sınırlı kalmaz; nöronal bağlardan hormonlara, kalbin kasılma dinamiklerinden bağışıklık ve üreme hücrelerine kadar tüm insan fizyolojisini sarsan sistemik bir çöküşe zemin hazırlar" diyerek, uyku sırasında bedenimizde değişen 10 hayati süreci sıraladı.

1. Beyin gün boyu biriken yükü temizliyor

Gün boyunca beynimiz durmadan çalışıyor; düşünüyor, öğreniyor, karar veriyor ve bunun sonucunda metabolik atıklar birikiyor. Kaliteli uyku sırasında beyin adeta gece vardiyasına geçerek bu atıkları temizliyor, gün içinde öğrendiklerimizi hafızaya yerleştiriyor ve ertesi güne hazırlanıyor. Bu temizlik süreci yeterince gerçekleşmez ise beyin zamanla 'toksik yük' altında kalıyor. Uzun süreli uykusuzluk Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların riskini artırabiliyor.

2. Kalbiniz de gece dinlenmeye ihtiyaç duyuyor

Sağlıklı bir uykuda kalp atışları yavaşlıyor, tansiyon düşüyor ve damarlar günün yükünü atıyor. Ancak yetersiz uyku bu doğal dinlenme sürecini bozabiliyor. Kalp sürekli çalışmaya devam ettiği için damarlar daha fazla yıpranıyor; yüksek tansiyon, ritim bozukluğu, kalp krizi ve felç riski artabiliyor. Kalp krizi ve inme vakalarının sabahın erken saatlerinde zirve yapmasının temel nedeni, uykusuzluğun yarattığı bu sistemik stres yükü.

3. Bağışıklık sistemi gece güç kazanıyor

Vücudumuz enfeksiyonlarla mücadele edecek savunma hücrelerinin önemli bir bölümünü uyku sırasında hazırlıyor. Uykusuz kalan bir bireyde, vücudun virüsleri tanıma ve onlara karşı antikor üretme kapasitesi önemli ölçüde düşer. Araştırmalar, uyku süresi kısıtlı kişilerin, yeterli uyuyanlara göre soğuk algınlığına yakalanma ihtimalinin 3-4 kat daha fazla olduğunu göstermekte. Hatta uykusuzluk aşılardan alınan koruyucu etkinliği bile azaltabiliyor.

4. Kanserle mücadelede de uyku etkili

Uyku sırasında vücudumuz yalnızca dinlenmiyor, hasar gören hücreleri de onarıyor. Gece salgılanan melatonin, yalnızca bir uyku hormonu değil; aynı zamanda hücre içi DNA hasarlarını onaran çok güçlü bir antioksidan olmasının yanı sıra tümör baskılayıcı genlerin çalışmasını destekliyor. Özellikle gece vardiyasında çalışanlarda veya sirkadiyen ritmi bozuk bireylerde meme, prostat ve kolon kanseri riskinin artması, uykunun kanserle mücadeledeki rolünün önemine dikkat çekiyor. 

5. Mikrobiyata uykusuzluğu

Bağırsaklarımızdaki yararlı bakteriler de tıpkı bizim gibi bir biyolojik ritme sahip. Gündüz besinlerin sindirilmesine yardımcı olurken, gece bağırsak duvarını onarmaya başlıyorlar. Yetersiz uyku bu düzeni bozarak reflü, şişkinlik, hazımsızlık ve bağırsak problemlerini artırabiliyor.

6. Doğal GLP-1 : uyku

Az uyuduğunuz günün ertesi sabahı neden daha çok tatlı veya hamur işi istediğinizi hiç düşündünüz mü? Bunun nedeni sadece irade değil. Uykusuzluk, tokluk hissini azaltırken açlık hissini artıran hormonları değiştiriyor. Aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesini zorlaştırıyor ve zamanla diyabet riskini yükseltebiliyor.

7. Böbrekler gece mesaisine çıkıyor

Uyku sırasında böbrekler vücudun su ve mineral dengesini yeniden düzenliyor. Bu nedenle kaliteli uyku, böbreklerin daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor. Geceleri 5 saatten az uyuyan bireylerde böbrek fonksiyonlarında hızlı gerileme ve Kronik Böbrek Hastalığı gelişme riskinin, 7-8 saat uyuyanlara kıyasla iki katından fazla olduğu görülmüştür.

8. Doğurganlık da uykudan etkileniyor

Kaliteli uyku, kadın ve erkek üreme hormonlarının düzenli salgılanması için de büyük önem taşıyor. Uzun süreli uykusuzluk erkeklerde sperm kalitesini azaltabilirken, kadınlarda adet düzenini ve yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor.

9. Ruh halimiz gece şekilleniyor

Uyku sırasında beyin yalnızca dinlenmiyor, gün içinde yaşadığımız olayları da işleyerek duygusal yükümüzü hafifletiyor. Bu süreç yeterince gerçekleşmediğinde kişi daha gergin, kaygılı, tahammülsüz ve mutsuz hissedebiliyor. Uzun süreli uykusuzluk depresyon ve anksiyete riskini de artırabiliyor.

10. Güzellik uykusu gerçekten var

Gece boyunca ciltte kan dolaşımı artıyor, kolajen üretimi hızlanıyor ve gün içinde oluşan hasarlar onarılıyor. Bu nedenle kaliteli uyku cildin daha canlı görünmesine katkı sağlarken, kronik uykusuzluk cildin daha mat görünmesine ve kırışıklıkların daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Cep telefonunu bir kenara atın


Öte yandan Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar da sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi. Uçar, "Uzun yıllar hem tıp camiasında hem de kamuoyunda uyku, fizyolojik bir süreç olarak görüldü ve gereken önem verilmedi. Oysa sağlıklı bir uyku gündüz yaşantımızı doğrudan etkiliyor. Gece yeterince dinlenemeyen bir kişi ertesi gün birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor" şeklinde konuştu.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi

04.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
Türkiye'de STK'lara yönelik güven, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin ardından sarsıldı. Aksoy Araştırma'nın gerçekleştirdiği "STK'lara Güven" araştırmasına göre katılımcıların yüzde 85,6'sı bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni azalttığını söyledi. Her iki kişiden birinin bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşündüğü araştırmada belirtildi.

Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen "STK'lara Güven" araştırması, Türkiye'de STK'lara yönelik güvenin hangi dinamikler üzerinden şekillendiğini, bağış davranışının ne ölçüde karşılık bulduğunu ve son dönemdeki tartışmaların bu güven üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmanın saha çalışması, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi ve araştırma sonucunda Ahbap Derneği, 1,7 güven ortalamasıyla son sırada yer aldı.

STK'lara duyulan güven azaldı
Araştırmaya katılanların, yüzde 64,8'i bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni "çok azalttığını", yüzde 20,8'i ise "biraz azalttığını" söylüyor. Yüzde 14,4'lük kesim ise güveninin etkilenmediğini belirtiyor. Böylece araştırma, toplamda yüzde 85,6'lık bir kesimin güveninin azaldığını ortaya koydu.

Bağış davranışını olumsuz etkiledi
Katılımcıların yüzde 26,5'i bundan sonra daha az bağış yapacağını, yüzde 22,5'i ise STK'lara bağış yapmayacağını belirtirken, yüzde 27,8'i henüz karar vermediğini ifade etti. Bu tablo, katılımcıların yüzde 49'unun bağışlarını azaltma ya da tamamen sonlandırma eğiliminde olduğunu gösterirken, yüzde 27,8'lik kararsız kesim de gelecekteki bağış davranışlarının güven ortamına bağlı olarak şekillenebileceğini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.