Sivas Kongresi günlerinde konuşulanlar
Sivas Kongresi’ne, Erzurum Delegesi Hoca Raif Efendi; Erzincan Delegesi Şeyh Hacı Fevzi Efendi, Kütahya Delegesi Şeyh Seyfi Efendi, Ankara Delegesi Hoca Hatib Ahmet Efendi, Çorum Delegesi, 1924 yılında Çorum Müftüsü olan Mehmet Nazif Efendi katılmıştır
23.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





"Sivas Kongresi'ne, Erzurum Delegesi Hoca Raif Efendi; Erzincan Delegesi Şeyh Hacı Fevzi Efendi, Kütahya Delegesi Şeyh Seyfi Efendi, Ankara Delegesi Hoca Hatib Ahmet Efendi, Çorum Delegesi, 1924 yılında Çorum Müftüsü olan Mehmet Nazif Efendi katılmıştır.
Nutuk'ta, 13 Ağustos 1919 tarihli iki vesika yer almaktadır. Bunlar 3. Ordu eski Müfettişi Mustafa Kemal imzalıdır ve Şeyh Mahmut Efendi ile Nurşinli Şeyh Ziyaettin Efendi'yi Sivas Kongresi'ne davet içindir.
"Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri ne…
Faziletlu efendim,
Yüce hilafet makamına ve Osmanlı saltanatına olan hakiki bağlılıkları ve aziz vatanımız hakkındaki kati alakaları herkesçe bilinmektedir.
(…) Hilafet ve saltanatın yok olmasına ve vatanımızın Ermeni ayakları altında çiğnenmesine ve milletimizin Ermenilere esir olmasına rıza gösterecek hiçbir Müslüman tasavvur edilemez. Düşmanlarımızın her taraftaki teşebbüsleri hep vatanın parçalanması ve milletimizin esir olması gayelerine yöneliktir.
Zatialileri gibi fedakâr, vatanperver dindaşlarımın benimle beraber çalışacağınıza eminim… Yakında Sivas'ta toplanacak olan genel bir kongre ile de daha faydalı ve kati neticeler elde edileceği şüphesizdir."
"Nurşinli büyük şeyhlerden Şeyh Ziyaettin Efendi Hazretleri'ne… Faziletlu efendim,
Bugün hilafet makamının, Osmanlı saltanatının ve mukaddes vatanımızın düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve doğu vilayetlerimizin Ermenilere hediye edilmekte ısrar olunmakta olduğu malum-u ârifaneleridir.
Millete dayanmayan İstanbul'daki merkezî hükûmetin bütün bu düşman tecavüzleri karşısında aciz ve naçiz kalarak millet ve memleketin haklarını müdafaa edememekte olduğu tahakkuk etmiştir.
Elim vakalar tesiriyle her tarafta teşekkül eden millî ve vatanî cemiyetlerin delegelerinden meydana gelmek üzere, Erzurum'da toplanan bir kongre ile Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşekkül etti ve millî birliğimizi dahil ve harice karşı temsil eylemek üzere bir Heyet-i Temsiliye kabul edildi.
(…) Birkaç güne kadar Batı Anadolu ve Rumeli'nin bütün vilayetlerinden gelmekte olan delegelerle de genel bir kongre Sivas'ta toplanacaktır.
Cenab-ı Hakkın yardım ve inayeti ve Peygamber-i Zişan'ımızın feyz ve şefaati ile bütün milletimizin bir noktada birlik olduğunu ve haklarını muhafaza ve müdafaya kadir bulunduğunu cihana göstereceğiz."
Sivas Kongresi'yle başında Hoca Ahmet Hulusi Efendi'nin bulunduğu Denizli'deki teşkilat, Heyet-i Temsiliye'nin emrine girmiştir.
Dinsiz gösterilmek istenen Gazi, din adamlarının gayretlerini ilk andan beri bizzat taltif etmiştir.
Gayretlerinden dolayı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına Mustafa Kemal, 10 Ekim 1919'da Hoca Ahmet Hulusi'ye şu tebrik mesajını göndermiştir:
"…6.10.35 (1919) tarihli telgrafnameleri şükran ve iftiharla okundu. Millet meşru emellerini kurtarmak uğrunda, böyle yekvücut bir halde, vatan düşmanlarına karşı mukaddes mücahedesine devam eyledikçe, elbette Cenab-ı Hakk'ın inayetine mazhar olacaktır. Muhterem mücahitlere selam ve hürmetler eder ve muvaffakiyetinizi dileriz."
Bundan sonra, 16 Nisan 1920'de Mustafa Kemal tarafından, Denizli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne, "İdrak ettiğimiz yüce Mirac gecesinin uğur ve saadet getirmesi duasına tebriklerimi ekleriz"şeklinde bir mesaj da gönderilmiştir.
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi'nden de daha çetin geçmiştir. Kansu, günlüğünde açılışı ve takip eden üç günü şöyle anlatır:
"İstanbul Hükûmeti ve işgal kuvvetleri memleket içinde devamlı sûrette yaptıkları menfi propagandalarla Millî Mücadele ve mukavemetin İttihatçlığı diriltmek hareketinden ve İttihat ve Terakki'nin eseri olmaktan ibaret olduğunu vatandaşın zihninde yer ettirmek istiyorlardı.
Ali Kemal, Peyam gazetesinde bilhassa bu fikri şiddetle telkin etmeğe çalıştığı gibi, Sabah, Alemdar, Serbesti, Aydede vesaire gibi gazetelerde aynı propagandayı körüklüyorlardı.
Bunun içindir ki azadan bir kısmı haklı olarak, 'Sivas Kongresi'nin hiçbir parti fikrine dayanmaksızın sırf vatanseverler birliği olarak toplandığını ve tek gayesinin Türk vatanını kurtarmak olduğunu halka anlatmalıyız' fikrini müdafaa ve yemin teklif ediyorlardı.
Hemen hemen kongrenin ilk üç gününe bu ve Padişah'a arize takdimi meselesi hakim olmuştu. Nitekim kongre için tespit edilen ruznamenin müzakeresine ancak dördüncü gün başlanabilmişti.
Tartışmalı geçen kongrenin sonunda, Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne dönüşmüştür." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
Nutuk'ta, 13 Ağustos 1919 tarihli iki vesika yer almaktadır. Bunlar 3. Ordu eski Müfettişi Mustafa Kemal imzalıdır ve Şeyh Mahmut Efendi ile Nurşinli Şeyh Ziyaettin Efendi'yi Sivas Kongresi'ne davet içindir.
"Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri ne…
Faziletlu efendim,
Yüce hilafet makamına ve Osmanlı saltanatına olan hakiki bağlılıkları ve aziz vatanımız hakkındaki kati alakaları herkesçe bilinmektedir.
(…) Hilafet ve saltanatın yok olmasına ve vatanımızın Ermeni ayakları altında çiğnenmesine ve milletimizin Ermenilere esir olmasına rıza gösterecek hiçbir Müslüman tasavvur edilemez. Düşmanlarımızın her taraftaki teşebbüsleri hep vatanın parçalanması ve milletimizin esir olması gayelerine yöneliktir.
Zatialileri gibi fedakâr, vatanperver dindaşlarımın benimle beraber çalışacağınıza eminim… Yakında Sivas'ta toplanacak olan genel bir kongre ile de daha faydalı ve kati neticeler elde edileceği şüphesizdir."
"Nurşinli büyük şeyhlerden Şeyh Ziyaettin Efendi Hazretleri'ne… Faziletlu efendim,
Bugün hilafet makamının, Osmanlı saltanatının ve mukaddes vatanımızın düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve doğu vilayetlerimizin Ermenilere hediye edilmekte ısrar olunmakta olduğu malum-u ârifaneleridir.
Millete dayanmayan İstanbul'daki merkezî hükûmetin bütün bu düşman tecavüzleri karşısında aciz ve naçiz kalarak millet ve memleketin haklarını müdafaa edememekte olduğu tahakkuk etmiştir.
Elim vakalar tesiriyle her tarafta teşekkül eden millî ve vatanî cemiyetlerin delegelerinden meydana gelmek üzere, Erzurum'da toplanan bir kongre ile Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşekkül etti ve millî birliğimizi dahil ve harice karşı temsil eylemek üzere bir Heyet-i Temsiliye kabul edildi.
(…) Birkaç güne kadar Batı Anadolu ve Rumeli'nin bütün vilayetlerinden gelmekte olan delegelerle de genel bir kongre Sivas'ta toplanacaktır.
Cenab-ı Hakkın yardım ve inayeti ve Peygamber-i Zişan'ımızın feyz ve şefaati ile bütün milletimizin bir noktada birlik olduğunu ve haklarını muhafaza ve müdafaya kadir bulunduğunu cihana göstereceğiz."
Sivas Kongresi'yle başında Hoca Ahmet Hulusi Efendi'nin bulunduğu Denizli'deki teşkilat, Heyet-i Temsiliye'nin emrine girmiştir.
Dinsiz gösterilmek istenen Gazi, din adamlarının gayretlerini ilk andan beri bizzat taltif etmiştir.
Gayretlerinden dolayı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına Mustafa Kemal, 10 Ekim 1919'da Hoca Ahmet Hulusi'ye şu tebrik mesajını göndermiştir:
"…6.10.35 (1919) tarihli telgrafnameleri şükran ve iftiharla okundu. Millet meşru emellerini kurtarmak uğrunda, böyle yekvücut bir halde, vatan düşmanlarına karşı mukaddes mücahedesine devam eyledikçe, elbette Cenab-ı Hakk'ın inayetine mazhar olacaktır. Muhterem mücahitlere selam ve hürmetler eder ve muvaffakiyetinizi dileriz."
Bundan sonra, 16 Nisan 1920'de Mustafa Kemal tarafından, Denizli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne, "İdrak ettiğimiz yüce Mirac gecesinin uğur ve saadet getirmesi duasına tebriklerimi ekleriz"şeklinde bir mesaj da gönderilmiştir.
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi'nden de daha çetin geçmiştir. Kansu, günlüğünde açılışı ve takip eden üç günü şöyle anlatır:
"İstanbul Hükûmeti ve işgal kuvvetleri memleket içinde devamlı sûrette yaptıkları menfi propagandalarla Millî Mücadele ve mukavemetin İttihatçlığı diriltmek hareketinden ve İttihat ve Terakki'nin eseri olmaktan ibaret olduğunu vatandaşın zihninde yer ettirmek istiyorlardı.
Ali Kemal, Peyam gazetesinde bilhassa bu fikri şiddetle telkin etmeğe çalıştığı gibi, Sabah, Alemdar, Serbesti, Aydede vesaire gibi gazetelerde aynı propagandayı körüklüyorlardı.
Bunun içindir ki azadan bir kısmı haklı olarak, 'Sivas Kongresi'nin hiçbir parti fikrine dayanmaksızın sırf vatanseverler birliği olarak toplandığını ve tek gayesinin Türk vatanını kurtarmak olduğunu halka anlatmalıyız' fikrini müdafaa ve yemin teklif ediyorlardı.
Hemen hemen kongrenin ilk üç gününe bu ve Padişah'a arize takdimi meselesi hakim olmuştu. Nitekim kongre için tespit edilen ruznamenin müzakeresine ancak dördüncü gün başlanabilmişti.
Tartışmalı geçen kongrenin sonunda, Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne dönüşmüştür." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

























































































