logo
11 MAYIS 2026

Sivil itaatsizlik

03.08.2023 00:00:00

Anayasa'nın 56.maddesine göre, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip." Ancak bu madde orman katliamının sürdüğü Akbelen'de geçerli değil.

Çevre düşmanı şirketlerle nasıl mücadele edilir?

İşte Akbelen'de kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile halk bu mücadeleyi vermektedir. 

Termik santrala yakıt sağlamak için Muğla Akbelen'de orman yok edilmektedir. Halk orman katliamına karşı direnmektedir.

Oturma eylemi, açlık grevi, kamusal alan işgali gibi birçok farklı eylem biçimiyle ortaya çıkabilen "Sivil itaatsizlik", kanuni olmasa da, demokrasinin doğrudan harekete geçmesini sağlayan meşru bir eylem biçimi,  bir direnme hakkıdır." 

"Gezi" olaylarında, Taksim Meydanı'nın halk tarafından işgal edildiği ve polisin bölgeden çekildiği dönemde parkın içinde kurulan komün sivil itaatsizliklerin doğasını anlamak için önem taşımaktadır. Taksim ve çevresinde halkın meydanın temizliğini örgütlemesi, ücretsiz yiyecek içecek ve sağlık hizmeti, halkın devletin yasaları olmadan kendi vicdanına dayanan kurallar ile kendisini idare edebilmesi bakımından, sivil itaatsizliklerin "kanuni olmayan ama meşru olan" eylemler olduğu görüşünü doğrulayan bir örnektir.

"Sivil itaatsizlik" ve "Direnme hakkı" kavramlarını irdelersek;

Sivil itaatsizlik, hukukun üstünlüğünü zedelediği ve gayr-ı meşru olduğu düşünülen bir pratiğe karşı, toplumun ortak adalet duygusuna çağrı amacı taşıyan, yasadışı ama buna rağmen hukuki yaptırıma katlanma rızasıyla gerçekleştirilen, şiddetsiz eylemleri ifade eder.  

Direnme hakkı da, tıpkı sivil itaatsizlik gibi meşru olmayan pratiklere bir karşı çıkışı ifade etmektedir.

Anayasal düzenin yerleşik olduğu ülkelerde sivil itaatsizlik/direnme hakkının anayasal düzeni ortadan kaldıracak totaliter yönetimlere karşı özellikle temel haklar düzeninin korunması için, son çare olarak gündeme gelebileceğini ifade edebiliriz. Bu bağlamda 1961 Anayasası'nda olduğu gibi açıkça "direnme hakkına" yer vermeyen 1982 Anayasası'nda da zımnen direnme hakkının mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Bu hak, Anayasa'nın başlangıç kısmındaki "onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" ve Anayasa'nın "demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunduğu" hükümleri ile Anayasa'nın "herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" şeklindeki 12.maddesinden türetilebilir. Zira bu hükümler bize iktidarların ortadan kaldıramayacağı bir temel hak alanının bulunduğunu ve buna ek olarak hak öznelerinin bu alanın korunması ödevine sahip olduğunu anlatmaktadır.

Bunların dışında anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleri de bu yorumu destekleyen ilkelerdir.

 
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.